Türkiye'de açılan bir davanın yurt dışındaki bir şirkete ya da kişiye ulaştırılması, çoğu dosyada esasa girilmeden önce kaybedilen zamanın kaynağıdır. Tebligatın hangi kanaldan gideceği, ne zaman yapılmış sayılacağı ve hangi belgenin dosyaya konulacağı 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 25 ila 31 inci maddelerinde yazılıdır. Bu maddeler, Türkiye'den dışarı giden tebligat kadar dışarıdan Türkiye'ye gelen tebligatı da düzenler.
Aşağıdaki çerçeve 6 Eylül 2026 tarihinde mevzuat.gov.tr üzerindeki güncel 7201 sayılı Kanun metninden doğrulanmıştır.
Ana kural: tebliği yapan, o ülkenin makamıdır
25 inci maddenin birinci fıkrası tek cümlede rejimi kurar: "Yabancı memlekette tebliğ o memleketin salahiyetli makamı vasıtasiyle yapılır. Bunun için anlaşma veya o memleket kanunları müsait ise, o yerdeki Türkiye siyasi memuru veya konsolosu tebligat yapılmasını salahiyetli makamdan ister."
Buradaki mantık, adli yardımlaşmanın temel ilkesidir: bir devletin yargı organı, başka bir devletin ülkesinde doğrudan işlem yapamaz. Tebliği fiilen yapan, muhatabın bulunduğu ülkenin yetkili makamıdır; Türkiye'nin siyasi memuru veya konsolosu ise bunu talep eden taraftır. Talebin mümkün olup olmadığı da iki kaynağa bağlanmıştır: ilgili devletle aramızdaki anlaşma veya o devletin kendi kanunları.
Pratikte bu, dosya açılmadan önce cevaplanması gereken bir soru üretir: muhatabın bulunduğu devletle Türkiye arasında adli yardımlaşmaya ilişkin çok taraflı veya iki taraflı bir anlaşma yürürlükte mi, yürürlükteyse hangi kanalı ve hangi dil şartını öngörüyor? Bu cevap Kanun'dan değil, o devletle yürürlükteki anlaşma metninden okunur ve kanal seçimi buna göre yapılır.
Evrak hangi yoldan gider
Aynı maddenin üçüncü fıkrası, iç yolu tarif eder: yabancı memleketlerde bulunan kimselere tebliğ olunacak evrak, "tebligatı çıkaran merciin bağlı bulunduğu vekalet vasıtasiyle Dışişleri Bakanlığına, oradan da memuriyet havzası nazarı itibara alınarak ilgili Türkiye Elçiliğine veya Konsolosluğuna gönderilir."
Yani standart zincir üç halkalıdır: tebligatı çıkaran merci → ilgili bakanlık → Dışişleri Bakanlığı → Türkiye Elçiliği/Konsolosluğu.
Bu zincirde iki kısaltma vardır. Birincisi, 6/6/1985 tarihli ve 3220 sayılı Kanun'un 8 inci maddesiyle eklenen fıkradır: "Dışişleri Bakanlığının aracılığına lüzum görülmeyen hallerde tebligat evrakı, ilgili Bakanlıkça doğrudan doğruya o yerdeki Türkiye Büyükelçiliğine veya Başkonsolosluğuna gönderilebilir."
İkincisi ve daha önemlisi, 11/1/2011 tarihli ve 6099 sayılı Kanun'un 7 nci maddesiyle 25/a maddesine eklenen fıkradır: "Bu maddeye göre kazaî merciler tarafından çıkarılacak tebligatta, tebliğ evrakı doğrudan o yerdeki Türkiye Büyükelçiliği veya Konsolosluğuna gönderilebilir."
25 inci maddenin ikinci fıkrası ise 19/3/2003 tarihli ve 4829 sayılı Kanun'un 18 inci maddesiyle mülga edilmiştir; metinde yer almadığı hâlde eski kaynaklarda hâlâ alıntılandığı görülür.
| Kanal | Kime uygulanır | Dayanak |
|---|---|---|
| Yabancı devletin yetkili makamı | Genel kural, herkes | m.25/1 |
| Bakanlık → Dışişleri → Elçilik/Konsolosluk | Standart evrak zinciri | m.25/3 |
| İlgili bakanlıkça doğrudan temsilciliğe | Dışişleri aracılığına gerek görülmeyen hâller | m.25 (3220/8) |
| Kazaî merciden doğrudan temsilciliğe | Mahkeme ve icra tebligatı | m.25/a (6099/7) |
| Konsolosluk aracılığıyla bildirim | Muhatap Türk vatandaşı ise | m.25/a |
Türk vatandaşına konsolosluk yolu: otuz gün kuralı
19/3/2003 tarihli ve 4829 sayılı Kanun'un 8 inci maddesiyle eklenen 25/a maddesi, muhatabın Türk vatandaşı olduğu hâl için ayrı ve çok daha hızlı bir yol açar: "Yabancı ülkede kendisine tebliğ yapılacak kimse Türk vatandaşı olduğu takdirde tebliğ o yerdeki Türkiye Büyükelçiliği veya Konsolosluğu aracılığıyla da yapılabilir."
Bu yolun mekaniği bir bildirim ve bir süre üzerine kuruludur. Muhataba, tebliğin konusu ile hangi merci tarafından çıkarıldığı bilgilerini ve "otuz gün içinde başvurulmadığı takdirde tebliğin yapılmış sayılacağı" ihtarını içeren bir bildirim, o ülkenin mevzuatının izin verdiği yöntemle gönderilir.
Sonuç üç ihtimale bağlanmıştır:
- Bildirimin o ülkenin mevzuatına göre muhataba tebliğ edildiği belgelendirildiğinde ve otuz gün içinde Büyükelçilik veya Konsolosluğa başvurulmadığında, tebligat otuzuncu günün bitiminde yapılmış sayılır.
- Muhatap başvurur ancak evrakı almaktan kaçınırsa, bu hususta düzenlenecek tutanak tarihinde tebliğ yapılmış sayılır ve evrak bekletilmeksizin merciine iade edilir.
- Bildirimin muhataba tebliğ edildiği belgelendirilemezse, otuz günlük sürenin işlemesi için gereken şart gerçekleşmemiş olur.
Üçüncü ihtimal, uygulamada en çok gözden kaçan noktadır: otuz günlük sürenin başlangıcı, bildirimin gönderilmesi değil, o ülkenin mevzuatına göre tebliğ edildiğinin belgelenmesidir. Dosyaya konulacak belge, gönderim kaydı değil, tebliğ kaydıdır.
Ters yön: Türkiye'ye gelen tebligat
26 ncı madde, aynı ilişkiyi ters yönde düzenler ve yabancı bir davanın Türkiye'deki muhataba ulaşmasını konu alır: "Anlaşmalar hükümleri ve mütekabiliyet esasları mahfuz kalmak şartiyle, Türkiye'de mukim yerli ve yabancı şahıslara tebliğ edilmek üzere ecnebi bir memleketin elçiliğinden veya havzasında bulunduğu valilik kanalı ile konsolosluğundan Dışişleri Bakanlığına tevdi olunan evrak, ilgili vekalet kanalı ile salahiyetli mercie gönderilir ve tebliğ muamelesinin ifasını mütaakıp tasdikli olarak aynı yollardan iade edilir."
Üç unsur önemlidir. Birincisi, hüküm Türkiye'de mukim yerli ve yabancı şahısların tamamını kapsar; muhatabın uyruğu değil, Türkiye'de mukim olması esastır. İkincisi, kanal devlet eliyle işler ve aynı yoldan geri döner; tebliğ tamamlandıktan sonra evrak tasdikli olarak iade edilir. Üçüncüsü, hükmün başındaki "anlaşmalar hükümleri ve mütekabiliyet esasları mahfuz" kaydı, ilgili devletle anlaşma varsa anlaşmanın, yoksa karşılıklılığın belirleyici olduğunu söyler.
Türkiye'de faaliyet gösteren yabancı sermayeli bir şirket bakımından bunun sonucu şudur: yurt dışındaki ana şirkete karşı yürütülen bir davada Türkiye'deki iştirake yapılan bir bildirim, bu maddedeki resmî kanaldan geçmedikçe usulüne uygun bir tebligat değildir.
26/A maddesi ise 12/6/2024 tarihli ve 7517 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesiyle eklenmiş yeni bir hükümdür ve dar bir alanı düzenler: Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde konuşlu askeri birlik, karargâh ve kurumlardan Türkiye Cumhuriyeti'nde bulunan kişi veya kurumlara yapılacak tebligatlar, bu Kanun hükümlerine göre Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketinin istihdam ettiği ya da hizmet alımı suretiyle çalıştırdığı personel veya memur vasıtasıyla yapılır.
27 nci madde ise iki özel muhatap grubunu ayırır: yabancı bir memlekette resmî bir vazife ile bulunan Türk memurlarına tebligat Dışişleri Bakanlığı vasıtasıyla; yabancı memleketlerde bulunan askerî şahıslara tebligat ise bağlı bulundukları Kara, Deniz, Hava Kuvvetleri Komutanlıkları ile Jandarma Genel Komutanlığı vasıtasıyla yapılır.
Adres bulunamazsa: ilanen tebligat ve iki ayrı süre
Adresi meçhul olanlara tebligat ilanen yapılır (m.28/1). Yurt dışında oturanlar bakımından ise 28 inci maddenin son fıkrası ek bir yükümlülük getirir: "Yabancı memleketlerde oturanlara ilanen tebligat yapılmasını icabettiren ahvalde tebliği çıkaran merci, tebliğ olunacak evrak ile ilan suretlerini yabancı memlekette bulunan kimsenin malüm adresine ayrıca iadeli taahhütlü mektupla gönderir ve posta makbuzunu dosyasına koyar."
Bu, ilanen tebligatın geçerliliğini destekleyen ikinci bir kayıttır; makbuzun dosyaya konulmaması, ileride tebligatın usulsüzlüğü iddiasının dayanağı hâline gelir.
İlanın şekli 29 uncu maddede düzenlenmiştir: ilan, ilgilinin bilgisine en emin şekilde ulaşacağı umulan ve varsa tebliği çıkaran merciin bulunduğu yerde yayımlanan bir gazete, bir internet haber sitesi ve ayrıca Basın İlân Kurumu İlan Portalında yapılır; tebliğ olunacak evrak ve ilan sureti merciin herkesin kolayca görebileceği bir yerine de asılır. Merci, gerekirse ikinci defa ilana karar verebilir; iki ilan arasındaki müddet bir haftadan aşağı olamaz ve gerekiyorsa ikinci ilan yabancı memleket gazeteleriyle de yaptırılabilir.
Tebliğ tarihi ise 31 inci maddede sabitlenmiştir: "İlanen tebliğ, son ilan tarihinden itibaren yedi gün sonra yapılmış sayılır." Merci daha uzun bir müddet tayin edebilir, "ancak, bu süre 15 günü geçemez."
| Süre | Neye ilişkin | Dayanak |
|---|---|---|
| 30 gün | Konsolosluk bildiriminden sonra başvurulmazsa tebliğ sayılma | m.25/a |
| Tutanak tarihi | Başvurup evrakı almaktan kaçınma | m.25/a |
| 7 gün | Son ilandan sonra ilanen tebliğ sayılma | m.31 |
| En çok 15 gün | Merciin tayin edebileceği daha uzun süre tavanı | m.31 |
| En az 1 hafta | İki ilan arasındaki asgari süre | m.29 |
Usulsüz tebligat: öğrenme tarihi esas alınır
32 nci madde iki cümlelik ama sonucu ağır bir hükümdür: "Tebliğ usulüne aykırı yapılmış olsa bile, muhatabı tebliğe muttali olmuş ise muteber sayılır. Muhatabın beyan ettiği tarih, tebliğ tarihi addolunur."
Sınır ötesi dosyalarda bu hüküm iki yönlü çalışır. Usulsüz bir tebligata rağmen dosyayı öğrendiğini beyan eden taraf bakımından süreler beyan edilen tarihten işlemeye başlar; buna karşılık öğrenmediğini savunan taraf bakımından, karşı tarafın ispat yükü doğar. Bu nedenle yurt dışındaki muhatapla yapılan yazışmaların ve elektronik iletişimin kaydı, tebligatın geçerliliği tartışmasında belirleyici olabilir.
Türkiye'de kurulu tüzel kişiler bakımından ise ayrı bir rejim vardır: 28/2/2018 tarihli ve 7101 sayılı Kanun'la değiştirilen 7/a maddesi, "kanunla kurulanlar da dahil olmak üzere tüm özel hukuk tüzel kişileri" bakımından elektronik tebligatı zorunlu kılar. Yabancı sermayeli bir Türk şirketi bu kapsamdadır; yurt dışındaki ana şirket ise değildir. Elektronik tebligatın işleyişi için elektronik tebligat: UETS, vergi sistemi ve KEP yazımıza bakılabilir.
Adres değişikliği: yurt dışında da bildirim yükü muhataptadır
35 inci madde, ilk tebligattan sonraki aşamayı düzenler ve sınır ötesi dosyalarda çoğu zaman esas sonucu doğuran hüküm budur.
Kural, muhataba yüklenmiştir: kendisine veya adresine kanunun gösterdiği usullere göre tebliğ yapılmış olan kimse, adresini değiştirirse yenisini hemen tebliği yaptırmış olan kaza merciine bildirmeye mecburdur.
Bildirilmezse sonuç ağırdır. 11/1/2011 tarihli ve 6099 sayılı Kanun'un 9 uncu maddesiyle değiştirilen fıkraya göre, adresini değiştiren kimse yenisini bildirmediği ve adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresi de tespit edilemediği takdirde, tebliğ olunacak evrakın bir nüshası eski adrese ait binanın kapısına asılır ve asılma tarihi tebliğ tarihi sayılır. Bundan sonra eski adrese çıkarılan tebliğler muhataba yapılmış sayılır.
Tüzel kişiler için ayrı bir kolaylık vardır: "Daha önce tebligat yapılmamış olsa bile, tüzel kişiler bakımından resmî kayıtlardaki adresleri esas alınır ve bu madde hükümleri uygulanır." Yani ticaret sicilindeki adresin güncel tutulmaması, doğrudan tebligat riskine dönüşür.
Yurt dışı için ise aynı maddeye 6099 sayılı Kanun'la eklenen fıkra özel bir kural getirir: daha önce yurt dışındaki adresine tebligat yapılmış bir Türk vatandaşı, yurt dışı adresini değiştirir ve bunu tebliğ çıkaran mercie bildirmezse ve adres kayıt sisteminden de yerleşim yeri adresi tespit edilemezse, yurt dışında daha önce tebligat yapılan adrese Büyükelçilik veya Konsolosluk tarafından 25/a maddesine göre gönderilen bildirimin adrese ulaştığının belgelendiği tarihten itibaren otuz gün sonra tebligat yapılmış sayılır.
Bu fıkra, 25/a maddesindeki otuz günlük mekanizmayı adres değişikliği hâline taşır: taşınmış olmak, tebligattan kurtulmaz.
Sonuç
Yurt dışına tebligatta üç karar birbirinden ayrı verilir: kanal (anlaşma mı, o devletin kanunu mu, konsolosluk yolu mu), muhatabın statüsü (Türk vatandaşı mı, yabancı mı, Türkiye'de mukim mi) ve sürenin başlangıcını gösteren belge (gönderim değil, tebliğ kaydı).
Dava stratejisi bakımından en somut çıkarım şudur: muhatap yurt dışında bir Türk vatandaşıysa 25/a maddesinin otuz günlük yolu, genel kanaldan belirgin biçimde hızlıdır; muhatap yabancı bir şirketse ana kural olan yabancı makam kanalı işler ve süre öngörülemez. Bu fark, sözleşme aşamasında Türkiye'de tebligata yetkili bir temsilci belirlenmesini ve yetki ile tahkim kayıtlarının buna göre kurulmasını değerli kılar.
Yabancı tarafın davadaki usulî konumu için yabancı davacı: yetki anlaşması ve teminat yazımıza, uyuşmazlığın tahkime taşınması hâlinde milletlerarası tahkim yazımıza, kararın icrası aşaması için yabancı hakem kararının tenfizi yazımıza bakılabilir.
Bu çerçeve genel bilgilendirme amaçlıdır; muhatabın bulunduğu devletle yürürlükteki anlaşmanın öngördüğü kanal ve dil şartı ayrıca doğrulanmalıdır.




