Yabancı sermayeli şirketlerin Türkiye sözleşmelerinde en sık rastlanan iki varsayım vardır. Birincisi, sözleşmeye "uyuşmazlıklarda Londra mahkemeleri yetkilidir" yazmanın Türk mahkemesini kendiliğinden devre dışı bıraktığı; ikincisi, Türkiye'de dava açmanın yabancı bir şirket için Türk şirketiyle aynı maliyeti taşıdığı. İkisi de yanlıştır ve ikisinin de dayanağı aynı kanunda, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un 47 ve 48'inci maddelerindedir.
Aşağıdaki değerlendirme, 6 Eylül 2026 tarihinde mevzuat.gov.tr üzerindeki güncel 5718 ve 6100 sayılı Kanun metinlerinden doğrulanmıştır.
Milletlerarası yetki nereden gelir
Başlangıç noktası sade bir hükümdür. MÖHUK m.40: "Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisini, iç hukukun yer itibariyle yetki kuralları tayin eder." Yani Türk mahkemesinin yabancılık unsuru taşıyan bir uyuşmazlığa bakıp bakamayacağı, ayrı bir "uluslararası yetki" listesinden değil, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'ndaki yer yetkisi kurallarından okunur. Türkiye'de yer yetkisi doğuran bir bağlantı varsa, Türk mahkemesi milletlerarası bakımdan da yetkilidir.
Kanun bu genel kuralın yanına, belirli dava türleri için özel yetki kuralları koyar: m.41 Türk vatandaşlarının kişi hâllerine ilişkin davalar, m.42 Türkiye'de yerleşim yeri bulunmayan yabancı hakkında vesâyet ve benzeri kararlar, m.43 miras davaları, m.44 iş, m.45 tüketici, m.46 sigorta.
Türk mahkemesini yetkili kılan bağlantılar
MÖHUK m.40 iç hukuka gönderme yaptığı için, yabancı bir şirketin Türkiye'de dava edilip edilemeyeceği Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun yetki kurallarından okunur. Yatırımcı açısından kritik olan birkaç bağlantı şudur:
- Genel yetki (HMK m.6): Davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi.
- Sözleşme davaları (HMK m.10): Sözleşmeden doğan davalar, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabilir. Türkiye'de ifa edilen bir tedarik veya hizmet sözleşmesi, tek başına Türkiye'de yetki doğurur.
- Şube (HMK m.14/1): "Bir şubenin işlemlerinden doğan davalarda, o şubenin bulunduğu yer mahkemesi de yetkilidir." Türkiye'de şube açan yabancı şirket, şube işlemleri bakımından Türk mahkemesinin yetkisini kendi eliyle kurmuş olur.
- Ortaklık ilişkileri (HMK m.14/2): Özel hukuk tüzel kişilerinin ortaklık veya üyelik ilişkileriyle sınırlı davalarda, ilgili tüzel kişinin merkezinin bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir.
- Haksız fiil (HMK m.16): Fiilin işlendiği, zararın meydana geldiği veya gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir.
- Taşınmazın aynı (HMK m.12): Taşınmaz üzerindeki aynî hakka ilişkin veya aynî hak sahipliğinde değişikliğe yol açabilecek davalar ile taşınmazın zilyetliğine yahut alıkoyma hakkına ilişkin davalarda taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir.
Son iki kalem, bir sonraki bölümün sınırını da belirler: kesin yetki bulunan yerde yetki anlaşması yapılamaz.
Yetki anlaşması: dört koşul ve bir mekanizma
MÖHUK m.47/1 şöyledir: "Yer itibariyle yetkinin münhasır yetki esasına göre tayin edilmediği hâllerde, taraflar, aralarındaki yabancılık unsuru taşıyan ve borç ilişkilerinden doğan uyuşmazlığın yabancı bir devletin mahkemesinde görülmesi konusunda anlaşabilirler. Anlaşma, yazılı delille ispat edilmesi hâlinde geçerli olur."
Bu tek cümlede dört koşul vardır: yer yetkisinin münhasır olmaması, uyuşmazlığın yabancılık unsuru taşıması, uyuşmazlığın borç ilişkilerinden doğması ve anlaşmanın yazılı delille ispatlanabilmesi. Aynî haklara, taşınmaz uyuşmazlıklarına veya kesin yetki kuralına bağlanmış konulara ilişkin bir yetki anlaşması bu çerçevenin dışındadır.
Asıl gözden kaçan kısım maddenin ikinci cümlesidir: "Dava, ancak yabancı mahkemenin kendisini yetkisiz sayması veya Türk mahkemelerinde yetki itirazında bulunulmaması hâlinde yetkili Türk mahkemesinde görülür."
Bu cümle, yabancı forum şartının nasıl işlediğini tersinden anlatır. Sözleşmede yabancı mahkeme kararlaştırılmış olsa bile, karşı taraf Türkiye'de dava açarsa dosya kendiliğinden düşmez; davalının yetki itirazında bulunması gerekir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.19/2, yetkinin kesin olmadığı davalarda yetki itirazının cevap dilekçesinde ileri sürülmesi gerektiğini söyler. Cevap dilekçesinde itiraz edilmezse, sözleşmedeki yabancı mahkeme şartı pratikte etkisini yitirir ve dava Türkiye'de görülür. Yıllarca özenle müzakere edilen forum şartlarının kaybedildiği yer, çoğunlukla sözleşme masası değil, cevap dilekçesinin hazırlandığı iki haftadır.
Anlaşmayla bertaraf edilemeyen üç yetki
MÖHUK m.47/2 mutlak bir sınır koyar: "44, 45 ve 46 ncı maddelerde belirlenen mahkemelerin yetkisi tarafların anlaşmasıyla bertaraf edilemez." Bu üç madde, tipik standart sözleşmelerin en çok çarptığı alanlardır:
- m.44 (iş): Bireysel iş sözleşmesinden veya iş ilişkisinden doğan uyuşmazlıklarda işçinin işini mutaden yaptığı işyerinin Türkiye'de bulunduğu yer mahkemesi yetkilidir. İşçinin işverene karşı açtığı davalarda ayrıca işverenin yerleşim yeri, işçinin yerleşim yeri veya mutad meskeninin bulunduğu Türk mahkemeleri de yetkilidir.
- m.45 (tüketici): Tüketicinin seçimine göre, tüketicinin yerleşim yeri veya mutad meskeni ya da karşı tarafın işyeri, yerleşim yeri veya mutad meskeninin bulunduğu Türk mahkemeleri yetkilidir. Tüketiciye karşı açılacak davalarda ise yetkili mahkeme tüketicinin Türkiye'deki mutad meskeni mahkemesidir.
- m.46 (sigorta): Sigortacının esas işyeri veya sigorta sözleşmesini yapan şubesinin ya da acentasının Türkiye'de bulunduğu yer mahkemesi yetkilidir; sigorta ettirene, sigortalıya veya lehdara karşı açılacak davalarda yetkili mahkeme onların Türkiye'deki yerleşim yeri veya mutad meskeni mahkemesidir.
Türkiye'de çalışan personeliyle yabancı hukuka ve yabancı mahkemeye bağlı iş sözleşmesi imzalayan, ya da Türkiye'deki tüketicilere yönelik satış koşullarına yabancı forum şartı koyan yapılar, bu fıkra karşısında yetki bakımından koruma elde etmez.
İç hukuktaki yetki sözleşmesiyle farkı
Karşılaştırma, sözleşme hazırlarken kritik bir ayrımı görünür kılar. HMK m.17'ye göre iç hukukta yetki sözleşmesi yapabilecek olanlar sınırlıdır: "Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler." HMK m.18 ise geçerlilik şartlarını sayar: tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyecekleri konular ile kesin yetki hâllerinde yetki sözleşmesi yapılamaz; sözleşmenin yazılı olması, uyuşmazlığın kaynaklandığı hukuki ilişkinin belirli veya belirlenebilir olması ve yetkili kılınan mahkeme veya mahkemelerin gösterilmesi şarttır.
MÖHUK m.47 ise kişi bakımından böyle bir sınır getirmez; ölçüt taraf sıfatı değil, uyuşmazlığın borç ilişkisinden doğması ve yabancılık unsuru taşımasıdır. Buna karşılık şekil bakımından MÖHUK daha esnektir: geçerlilik "yazılı delille ispat edilmesi" koşuluna bağlanmıştır.
| Konu | İç hukuk yetki sözleşmesi (HMK m.17-18) | Milletlerarası yetki anlaşması (MÖHUK m.47) |
|---|---|---|
| Kimler yapabilir | Tacirler veya kamu tüzel kişileri | Kişi sınırı yok; ölçüt borç ilişkisi + yabancılık unsuru |
| Kapsam sınırı | Serbestçe tasarruf edilemeyen konular ve kesin yetki hâlleri hariç | Münhasır yetki hâlleri hariç |
| Şekil | Yazılı; ilişki belirli/belirlenebilir; mahkeme gösterilmiş | Yazılı delille ispat |
| Bertaraf edilemeyen alanlar | Kesin yetki hâlleri | İş (m.44), tüketici (m.45), sigorta (m.46) |
| Uygulanma mekanizması | Yetki itirazı cevap dilekçesinde (HMK m.19/2) | Yabancı mahkeme yetkisiz saymadıkça veya yetki itirazı yapılmadıkça Türk mahkemesi bakar |
Teminat: MÖHUK m.48
Yetki sorunu aşıldığında ikinci maliyet kalemi devreye girer. MÖHUK m.48/1: "Türk mahkemesinde dava açan, davaya katılan veya icra takibinde bulunan yabancı gerçek ve tüzel kişiler, yargılama ve takip giderleriyle karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermek zorundadır."
Hükmün kapsamı üç noktada geniştir. Birincisi, yalnız davacıyı değil, davaya katılanı ve icra takibi yapanı da kapsar. İkincisi, gerçek kişiler kadar tüzel kişileri de kapsar; yabancı bir şirketin Türkiye'de alacak takibi başlatması bu maddenin alanındadır. Üçüncüsü, teminatın konusu yalnızca yargılama giderleri değildir; "karşı tarafın zarar ve ziyanı" da teminatın kapsamındadır.
Muafiyet ise ikinci fıkradadır: "Mahkeme, dava açanı, davaya katılanı veya icra takibi yapanı karşılıklılık esasına göre teminattan muaf tutar." Fıkra, mahkemeye takdir yetkisi tanıyan bir "muaf tutabilir" değil, bağlayıcı bir "muaf tutar" ifadesi kullanır. Karşılıklılık; ikili veya çok taraflı bir anlaşmadan, ilgili ülkenin kendi mevzuatından ya da fiilî uygulamadan doğabilir. Pratikte belirleyici olan, karşılıklılığın dosyaya başvuru aşamasında belgelenmesidir; teminat kararı verildikten sonra yapılan itirazlar takvimi geriye çevirmez.
HMK'nın teminat rejimiyle nasıl birleşir
Türk hukukunda teminat yalnızca yabancılara özgü değildir. HMK m.84/1, iki hâlde davalı tarafın muhtemel yargılama giderlerini karşılayacak teminat gösterileceğini söyler: (a) Türkiye'de mutad meskeni olmayan Türk vatandaşının dava açması, davacı yanında müdahil olarak katılması veya takip yapması; (b) davacının daha önce iflasına karar verilmiş olması, hakkında konkordato veya uzlaşma suretiyle yeniden yapılandırma işlemlerinin başlatılmış bulunması ya da borç ödemeden aciz belgesinin varlığı gibi sebeplerle ödeme güçlüğü içinde bulunduğunun belgelenmesi. Aynı maddenin ikinci fıkrası, teminatı gerektiren durumun yargılama sırasında ortaya çıkması hâlinde de teminata karar verileceğini düzenler.
HMK m.85 teminat istenemeyecek hâlleri sayar: davacının adli yardımdan yararlanması; davacının yurt içinde istenen teminatı karşılamaya yeterli taşınmaz malının veya aynî teminatla güvence altına alınmış bir alacağının bulunması; davanın sırf küçüğün menfaatlerini korumaya yönelik açılmış olması; ilama bağlı alacak için ilamlı icra takibi yapılmış olması. İkinci bent, Türkiye'de taşınmazı bulunan yabancı sermayeli yapılar için pratik bir çıkış yoludur.
Usul tarafında HMK m.86, teminata mahkemece kendiliğinden karar verileceğini; m.87, tutarı ve şekli hâkimin serbestçe tayin edeceğini, ancak tarafların teminatın şeklini sözleşmeyle kararlaştırmaları hâlinde teminatın ona göre belirleneceğini söyler. Yaptırım m.88'dedir ve serttir: "Hâkim tarafından belirlenen kesin süre içinde teminat gösterilmezse, dava usulden reddedilir." Müdahale talebinde bulunan kişi teminatı vermezse talebinden vazgeçmiş sayılır. Teminatı gerektiren sebep ortadan kalktığında ise m.89 uyarınca, ilgilinin talebi üzerine iadeye karar verilir.
| Soru | MÖHUK m.48 | HMK m.84 |
|---|---|---|
| Kimi kapsar | Yabancı gerçek ve tüzel kişiler | Türkiye'de mutad meskeni olmayan Türk vatandaşı; ödeme güçlüğündeki davacı |
| Hangi işlemler | Dava açma, davaya katılma, icra takibi | Dava açma, davacı yanında müdahale, takip |
| Kapsanan tutar | Yargılama ve takip giderleri + karşı tarafın zarar ve ziyanı | Davalının muhtemel yargılama giderleri |
| Muafiyet | Karşılıklılık esasına göre (m.48/2) | m.85'teki dört hâl |
| Gösterilmezse | HMK m.88: dava usulden reddedilir | HMK m.88: dava usulden reddedilir |
Karşı tarafın yabancı bir devlet olması
Son bir hüküm, kamu ihalesi veya kamu kurumlarıyla iş yapan yatırımcılar için önemlidir. MÖHUK m.49: "Yabancı devlete, özel hukuk ilişkilerinden doğan hukukî uyuşmazlıklarda yargı muafiyeti tanınmaz." İkinci fıkra, bu tür uyuşmazlıklarda yabancı devletin diplomatik temsilcilerine tebligat yapılabileceğini söyler. Yani devletin taraf olması tek başına dokunulmazlık üretmez; ayrım, ilişkinin egemenlik tasarrufu mu yoksa özel hukuk ilişkisi mi olduğundadır.
Sonuç
Yabancı tarafın Türkiye'deki dava maliyetini belirleyen iki hüküm, sözleşme müzakerelerinde neredeyse hiç konuşulmaz. MÖHUK m.47, yabancı forum şartını mutlak bir kalkan değil, zamanında ileri sürülmesi gereken bir savunma hâline getirir ve iş, tüketici ile sigorta alanlarında bu şartı tümüyle etkisiz bırakır. MÖHUK m.48 ise davanın veya takibin en başında nakit bağlar; karşılıklılık muafiyetinin belgelenmesi ya da HMK m.85'teki teminat istenemeyecek hâllerden birine dayanılması, bu bağlanmayı önleyen tek yoldur. Sözleşmenin uygulanacak hukuk boyutu için sınır ötesi sözleşmede hangi hukuk uygulanır, kararın Türkiye'de icra edilebilirliği için yabancı hakem kararının tenfizi, yatırımın nakit çıkış tarafı için kâr transferi ve stopaj yazılarımıza bakılabilir.




