Vergi

Yabancı yatırımcıda kâr transferi ve stopaj: 4875 ve KVK 30

Türkiye'den kâr, temettü, tasfiye ve lisans bedeli transferi: 4875 sayılı Kanun m.3(c) serbestliği, KVK m.30 stopajı, şube–ortaklık farkı ve ÇVÖA katmanı.

Rohat Kahraman· 6 Eylül 2026Güncelleme · 6 Eylül 2026
Yabancı yatırımcıda kâr transferi ve stopaj: 4875 ve KVK 30

Türkiye'ye yatırım yapan yabancı bir şirketin en sık sorduğu iki soru birbirine karıştırılır: "Kazancımı yurt dışına çıkarabilir miyim?" ve "Çıkarırken ne kadar vergi öderim?" Birinci sorunun cevabı bir yatırım kanunundadır ve serbestidir; ikinci sorunun cevabı vergi kanunlarındadır ve serbest değildir. Bu iki katmanı ayırmadan kurulan yapılarda, yatırımcı çoğu zaman ödeyeceği maliyeti şirket kurulduktan sonra öğrenir — hâlbuki maliyeti belirleyen tercih, kuruluş biçiminin seçildiği gün yapılmıştır.

Aşağıdaki çerçeve, 6 Eylül 2026 tarihinde mevzuat.gov.tr üzerindeki güncel kanun metinlerinden doğrulanmıştır. Vergi kesintisi oranlarının kanunda yazan seviyeleri ile fiilen uygulanan seviyeleri farklı olabilir; bu ayrım yazı içinde ayrıca ele alınmaktadır.

Transfer serbestisi: 4875 sayılı Kanun m.3(c)

4875 sayılı Doğrudan Yabancı Yatırımlar Kanunu m.3, yatırım serbestisi ve millî muamele ilkesiyle başlar: uluslararası anlaşmalar ve özel kanun hükümleri aksini öngörmedikçe yabancı yatırımcılar tarafından Türkiye'de doğrudan yabancı yatırım yapılması serbesttir ve yabancı yatırımcılar yerli yatırımcılarla eşit muameleye tabidir.

Transferler bakımından maddenin (c) bendi kapalı bir liste kurar:

"Yabancı yatırımcıların Türkiye'deki faaliyet ve işlemlerinden doğan net kâr, temettü, satış, tasfiye ve tazminat bedelleri, lisans, yönetim ve benzeri anlaşmalar karşılığında ödenecek meblağlar ile dış kredi ana para ve faiz ödemeleri, bankalar veya özel finans kurumları aracılığıyla yurt dışına serbestçe transfer edilebilir."

Bu cümlenin iki ayrı sınırı vardır. Birincisi kalem sınırıdır: liste yalnızca sayılan ödeme türlerini kapsar. İkincisi kanal sınırıdır: transfer "bankalar veya özel finans kurumları aracılığıyla" yapılır. Yani serbestlik, bankacılık sistemi dışında elden veya gayriresmî kanallarla para çıkarma serbestisi değildir; bankanın işlem öncesinde talep ettiği belgeler (kâr dağıtım kararı, vergi ödeme belgeleri, sözleşme) bu serbestliğin uygulanma biçimidir.

Aynı maddenin (b) bendi kamulaştırma ve devletleştirmeyi kamu yararı ve karşılığının ödenmesi şartına bağlar; (e) bendi ise özel hukuka tabi yatırım sözleşmelerinden ve kamu hizmeti imtiyaz sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklarda, koşulların oluşması ve tarafların anlaşması kaydıyla millî veya milletlerarası tahkime başvurulabileceğini söyler. Maddenin (d) bendi ise bugün metinde yoktur: Anayasa Mahkemesi'nin 11/3/2008 tarihli ve E.2003/71, K.2008/79 sayılı kararıyla iptal edilmiştir. Bu güvence katmanının bütününü ayrıca ele almıştık: yabancı yatırımcının Türkiye'deki kanuni güvenceleri.

Maliyet katmanı: KVK m.30 ve dar mükellefiyette kesinti

Transferin serbest olması, transferden önce vergi kesilmeyeceği anlamına gelmez. 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu m.30, dar mükellefiyete tabi kurumların belirli kazanç ve iratları üzerinden, bu tutarları avanslar dahil nakden veya hesaben ödeyen ya da tahakkuk ettirenlerce yüzde 15 oranında kurumlar vergisi kesintisi yapılacağını düzenler. Maddenin birinci fıkrasında sayılanlar arasında birden fazla takvim yılına yaygın inşaat ve onarım işlerine ilişkin hakediş ödemeleri, serbest meslek kazançları, gayrimenkul sermaye iratları ve — Gelir Vergisi Kanunu m.75/2'nin (1), (2), (3) ve (4) numaralı bentlerindekiler hariç olmak üzere — menkul sermaye iratları yer alır.

Kâr payı için özel hüküm m.30/3'tedir: tam mükellef kurumlarca, Türkiye'de bir iş yeri veya daimî temsilci aracılığıyla kâr payı elde edenler hariç olmak üzere dar mükellef kurumlara veya kurumlar vergisinden muaf dar mükelleflere dağıtılan kâr payları üzerinden kesinti yapılır. Maddenin parantez içi cümlesi pratikte belirleyicidir: "Kârın sermayeye eklenmesi kâr dağıtımı sayılmaz." Kazancı Türkiye'de yeniden yatırıma dönüştüren yapılarda kesinti doğuran olay gerçekleşmez.

Gayrimaddi hak tarafı m.30/2'de ayrıca düzenlenmiştir: ticarî veya ziraî kazanca dahil olup olmadığına bakılmaksızın telif, imtiyaz, ihtira, işletme, ticaret unvanı, marka ve benzeri gayrimaddî hakların satışı, devri ve temliki karşılığında ödenen bedeller üzerinden aynı oranda kesinti yapılır. Grup içi lisans ve marka kullanım bedelleri bu fıkranın alanındadır ve ayrıca transfer fiyatlandırması incelemesine açıktır; bu boyut için örtülü sermaye ve transfer fiyatlandırması yazımıza bakılabilir.

Şube mi, bağlı ortaklık mı: m.30/6 ile m.30/3 arasındaki fark

Yabancı yatırımcının Türkiye'ye giriş biçimi, çıkış vergisini de belirler. 4875 sayılı Kanun m.2'nin tanımı doğrudan yabancı yatırımı "yeni şirket kurmayı veya şube açmayı" kapsayacak şekilde yazar; iki yolun vergi sonucu ise aynı değildir.

Bağlı ortaklık (Türkiye'de kurulmuş tam mükellef anonim veya limited şirket) kurulduğunda, kazanç önce kurumlar vergisine tabi olur; dağıtım anında m.30/3 devreye girer. Şube açıldığında ise ilgili kazanç Türkiye'de dar mükellef olarak vergilendirilir ve m.30/6 ayrı bir kesinti kurar: "Yıllık veya özel beyanname veren dar mükellef kurumların, indirim ve istisnalar düşülmeden önceki kurum kazancından, hesaplanan kurumlar vergisi düşüldükten sonra kalan kısımdan ana merkeze aktardıkları tutar üzerinden, kurum bünyesinde % 15 oranında kurumlar vergisi kesintisi yapılır."

Aradaki fark, kesintinin tetiklendiği andadır. Şubede kesintiyi doğuran olay ana merkeze aktarımdır; bağlı ortaklıkta kâr dağıtım kararıdır ve sermayeye ekleme dağıtım sayılmaz. Bu nedenle kazancı Türkiye'de tutmayı planlayan yapılarda iki modelin nakit akışı farklı çalışır.

KalemBağlı ortaklık (tam mükellef şirket)Şube (dar mükellef)
Kazancın vergilendirilmesiKurumlar vergisi (tam mükellef)Kurumlar vergisi (dar mükellef, Türkiye kazancı)
Çıkışta kesinti hükmüKVK m.30/3 (kâr payı dağıtımı)KVK m.30/6 (ana merkeze aktarım)
Kesintiyi doğuran anKâr dağıtım kararıAna merkeze aktarım
Kârın sermayeye eklenmesiDağıtım sayılmaz (m.30/3 parantez hükmü)Aktarım yoksa m.30/6 kesintisi doğmaz
Uluslararası holding indirimiKVK m.30/4 kapsamına girebilirKapsam dışı

Uluslararası holding istisnası: oranın yarıya inmesi

KVK m.30/4, sınırlı ama yüksek etkili bir hüküm kurar: Kanunun 5'inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde belirtilen kurumlar vergisinden istisna edilen kazançlar ile (c) bendindeki şirketlerin (b) bendindeki şartları taşıyan iştirak kazançlarından anonim veya limited şirket niteliğindeki dar mükellef kurumlara dağıtılan kâr paylarından yapılacak kesinti oranı, m.30/3 uyarınca uygulanan oranın yarısını aşamaz.

Buradaki (c) bendi, uluslararası holding şirketi rejimidir: kazancın elde edildiği tarih itibarıyla aralıksız en az bir yıl süreyle nakit varlıklar dışında kalan aktif toplamının %75 veya daha fazlası, kanunî veya iş merkezi Türkiye'de bulunmayan anonim ya da limited şirket niteliğindeki şirketlerin her birinin sermayesine en az %10 oranında iştirakten oluşan tam mükellef anonim şirketlerin, en az iki tam yıl süreyle aktiflerinde yer alan yurt dışı iştirak hisselerinin elden çıkarılmasından doğan kazançlar. Türkiye'yi bölgesel bir tutma şirketi (holding) merkezi olarak kullanmayı düşünen yatırımcılar için bu bent, %75 aktif testi ve %10 iştirak eşiğiyle birlikte ayrıca planlanması gereken bir yapıdır.

Oranlar kanunda değil, Cumhurbaşkanı Kararında

Bu yazıda geçen "%15" ifadelerinin tamamı kanunî orandır. Kurumlar Vergisi Kanunu'nun resmî metninde m.30'a düşülen dipnot, bu maddede yer alan vergi kesintisi oranlarıyla ilgili olarak 30/3/2025 tarihli ve 32857 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 9707 sayılı Cumhurbaşkanı Kararına bakılması gerektiğini söyler. Yani her ödeme türü için fiilen uygulanacak oran, kanun metninden değil yürürlükteki Cumhurbaşkanı Kararından okunur ve bu oranlar zaman içinde değişir.

Pratikteki sonuç şudur: bir kâr transferi planlanırken kanunun %15'i başlangıç noktasıdır, sonuç değildir. Ödeme yapılacağı tarihte geçerli Cumhurbaşkanı Kararının ilgili kaleme ilişkin oranının teyit edilmesi gerekir. Bu teyit yapılmadan hazırlanan nakit akışı tabloları, uygulamada en sık düzeltilen belgelerden biridir.

Bir de üst sınır tarafı vardır. KVK m.30/7, kazancın elde edildiği ülke vergi sisteminin Türk vergi sisteminin yarattığı vergilendirme kapasitesiyle aynı düzeyde bir vergilendirme imkânı sağlayıp sağlamadığı ve bilgi değişimi hususu göz önünde bulundurularak Cumhurbaşkanınca ilan edilen ülkelerde yerleşik olan veya faaliyette bulunan kurumlara yapılan her türlü ödeme üzerinden, ödemenin verginin konusuna girip girmediğine veya ödeme yapılan kurumun mükellef olup olmadığına bakılmaksızın %30 oranında kesinti yapılacağını düzenler. Aynı fıkranın (b) bendi, yurt dışındaki finans kuruluşlarından temin edilen borçlanmalara ilişkin ana para, faiz ve kâr payı ödemeleri ile sigorta ve reasürans ödemelerini bu kesintinin dışında bırakır.

2024'te genişleyen kesinti alanı

KVK m.30/1'e 28/7/2024 tarihli ve 7524 sayılı Kanun'un 34'üncü maddesiyle iki yeni bent eklendi ve kesintinin alanı klasik dar mükellef kalemlerinin ötesine taşındı:

  • (e) bendi: 6563 sayılı Kanun hükümlerine göre aracı hizmet sağlayıcılarının ve elektronik ticaret aracı hizmet sağlayıcılarının, o Kanun kapsamındaki faaliyetleri dolayısıyla Türkiye'de iş yeri veya daimi temsilcisi bulunan hizmet sağlayıcılarına ve elektronik ticaret hizmet sağlayıcılarına yaptıkları ödemelerden.
  • (f) bendi: Cumhurbaşkanınca belirlenen sektörler veya faaliyet konularına ilişkin, Türkiye'de iş yeri veya daimi temsilcisi bulunanlardan mal ve hizmet alımlarına yönelik yapılan ödemelerden.

Bu iki bent, pazaryeri üzerinden satış yapan yapıları ve Cumhurbaşkanınca belirlenecek sektörleri stopaj zincirinin içine alır. Yabancı sermayeli e-ticaret yapılarında ödeme akışının hangi halkasında kesinti doğduğunun sözleşme aşamasında belirlenmesi gerekir.

Çifte vergilendirmeyi önleme anlaşması katmanı

Türkiye'nin taraf olduğu çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmaları, temettü, faiz ve gayrimaddi hak bedeli gibi kalemlerde kaynak devletin vergileme yetkisini sınırlayan azami oranlar öngörür. İç mevzuattaki oran bu tavanın üzerindeyse, anlaşma hükmü uygulanır. Uygulamada anlaşma oranından yararlanabilmek için ödemeyi alan kurumun ilgili ülke yetkili makamından aldığı mukimlik belgesinin, ödemeyi yapan tarafından hazırda bulundurulması beklenir; belge yoksa kesinti iç mevzuat oranı üzerinden yapılır ve düzeltme sonradan iade süreciyle aranır.

İki noktanın karıştırılmaması gerekir. Anlaşma, kesintiyi ortadan kaldırmaz; üst sınır koyar. Ve anlaşma, yalnızca gerçek anlamda o ülkede mukim olan alıcı için işler — araya yalnızca oran avantajı için yerleştirilmiş bir yapı, hem anlaşmaların kötüye kullanımına karşı hükümlerle hem de transfer fiyatlandırması incelemesiyle karşılaşır.

KatmanNeyi belirlerKaynak
Transfer serbestisiParanın yurt dışına çıkarılabilmesi ve kanalı4875 s.K. m.3(c)
İç mevzuat kesintisiKanunî oran ve kapsamKVK m.30/1-2-3-6-7
Fiilî oranÖdeme tarihinde uygulanacak oranCumhurbaşkanı Kararı (dipnot: 9707, RG 30/3/2025)
Anlaşma tavanıKaynak devletin azami oranıİlgili ÇVÖA + mukimlik belgesi
Yapısal indirimOranın yarıya inmesiKVK m.30/4 ile m.5/1-(c)

Bildirim ve irtibat bürosu

4875 sayılı Kanun m.4'ün son fıkrası çoğu yatırımcının gözünden kaçar: yabancı yatırımcılar, yatırımları ile ilgili istatistikî bilgileri yönetmelikle belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde ilgili idareye bildirirler. Aynı fıkra bir koruma da içerir: "Söz konusu bilgiler istatistik amaçları dışında ispat aracı olarak kullanılamaz."

İrtibat bürosu ise transfer tartışmasının dışında kalır. Kanun m.3(h), yabancı ülke kanunlarına göre kurulmuş şirketlere Türkiye'de ticarî faaliyette bulunmamak kaydıyla irtibat bürosu açma izni verilebileceğini söyler. Ticarî faaliyet yasağı, bu yapının kâr üretmemesi anlamına gelir; dolayısıyla transfer edilecek bir kâr da doğmaz. İrtibat bürosunun gelir yaratan bir yapıya dönüşmesi, hem izin rejimi hem de vergi bakımından ayrı bir sorun üretir. Türkiye'ye yapı kurarken personel ve izin boyutu için yabancıların Türkiye'de şirket kurması ve çalışma izni kriterleri yazımıza bakabilirsiniz.

Sonuç

Türkiye'den kâr transferinde hukuki risk, paranın çıkıp çıkamayacağı sorusunda değildir; 4875 sayılı Kanun m.3(c) bu soruyu kapatmıştır. Risk, çıkışın hangi hükme göre vergilendirileceği sorusundadır ve bu soru üç ayrı yerde cevaplanır: iç mevzuat kesintisi KVK m.30'da, fiilî oran yürürlükteki Cumhurbaşkanı Kararında, azami oran ise ilgili çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmasında. Bu üç kaynağın hangisinin okunacağı ise yapının kuruluş biçimine — şube mi, bağlı ortaklık mı, hangi ülkedeki hangi şirkete dağıtım — bağlıdır. Yapı kurulduktan sonra bu tercihi değiştirmek, kurulmadan önce doğru seçmekten belirgin biçimde daha maliyetlidir.

Sıkça Sorulan Sorular

Kârımı yurt dışına çıkarmak için ayrıca izin almam gerekir mi?

4875 sayılı Kanun m.3(c), sayılan kalemlerin bankalar veya özel finans kurumları aracılığıyla yurt dışına serbestçe transfer edilebileceğini düzenler; ayrı bir transfer izni öngörülmemiştir. Ancak transfer bankacılık sistemi üzerinden yapılır ve banka, işlemin dayanağını gösteren belgeleri (kâr dağıtım kararı, vergi ödemelerine ilişkin belgeler, sözleşme) talep eder.

Kârı dağıtmayıp sermayeye eklersem stopaj doğar mı?

KVK m.30/3 parantez içi hükmü açıktır: "Kârın sermayeye eklenmesi kâr dağıtımı sayılmaz." Sermayeye ekleme, bu fıkra bakımından kesintiyi doğuran olayı oluşturmaz. Kazanç sonradan dağıtıldığında ise ilgili dönemdeki kurallar uygulanır.

Şube ile bağlı ortaklık arasındaki vergi farkı nereden doğuyor?

Bağlı ortaklıkta çıkış kesintisi KVK m.30/3 uyarınca kâr payı dağıtımına bağlıdır; şubede ise m.30/6 uyarınca, hesaplanan kurumlar vergisi düşüldükten sonra kalan kısımdan ana merkeze aktarılan tutar üzerinden yapılır. Kesintiyi tetikleyen olay farklı olduğu için, kazancı Türkiye'de tutan yapılarda iki modelin sonucu ayrışır.

Kanunda yazan %15 benim ödeyeceğim oran mı?

Hayır, %15 kanunî orandır. Kurumlar Vergisi Kanunu'nun resmî metni, m.30'daki kesinti oranları için 30/3/2025 tarihli ve 32857 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 9707 sayılı Cumhurbaşkanı Kararına atıf yapar. Fiilen uygulanacak oran, ödemenin türüne göre bu Karardan; varsa anlaşma tavanı da ilgili çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmasından okunur. ## Sonuç Türkiye'den kâr transferinde hukuki risk, paranın çıkıp çıkamayacağı sorusunda değildir; 4875 sayılı Kanun m.3(c) bu soruyu kapatmıştır. Risk, çıkışın hangi hükme göre vergilendirileceği sorusundadır ve bu soru üç ayrı yerde cevaplanır: iç mevzuat kesintisi KVK m.30'da, fiilî oran yürürlükteki Cumhurbaşkanı Kararında, azami oran ise ilgili çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmasında. Bu üç kaynağın hangisinin okunacağı ise yapının kuruluş biçimine — şube mi, bağlı ortaklık mı, hangi ülkedeki hangi şirkete dağıtım — bağlıdır. Yapı kurulduktan sonra bu tercihi değiştirmek, kurulmadan önce doğru seçmekten belirgin biçimde daha maliyetlidir.