Vergi

Dijital hizmet vergisi: oran 2026'da düştü, eşikler durdu

7194 sayılı Kanun: %7,5'lik kanuni oran 2026'da %5'e indi, 20 milyon TL ve 750 milyon avro eşikleri, muafiyetin başlangıcı ve iptal edilen erişim engeli.

Rohat Kahraman· 6 Eylül 2026Güncelleme · 6 Eylül 2026
Dijital hizmet vergisi: oran 2026'da düştü, eşikler durdu

Dijital hizmet vergisi, Türkiye'de faaliyet gösteren yabancı dijital şirketler için alışılmadık bir vergidir: kazanç üzerinden değil hasılat üzerinden alınır, matrahından hiçbir gider indirilmez ve mükellefiyet, şirketin Türkiye'de bir iş yeri veya daimî temsilcisi bulunup bulunmamasından tamamen bağımsızdır. 5/12/2019 tarihli ve 7194 sayılı Kanun'la kurulan bu rejimin iki noktası 2023 ve 2025'te değişti; ancak değişiklikler kanun metninin gövdesinde değil, bir Anayasa Mahkemesi kararında ve bir Cumhurbaşkanı Kararında yer aldığı için çoğu özet kaynakta hâlâ eski hâliyle anlatılıyor.

Aşağıdaki çerçeve 6 Eylül 2026 tarihinde mevzuat.gov.tr üzerindeki güncel 7194 sayılı Kanun metninden ve metne düşülmüş resmî dipnotlardan doğrulanmıştır.

Verginin konusu: üç hizmet grubu ve aracılık

7194 m.1/1, Türkiye'de sunulan üç hizmet grubundan elde edilen hasılatı vergiye tabi tutar:

  • a) Dijital ortamda sunulan her türlü reklam hizmetleri — reklam kontrol ve performans ölçüm hizmetleri, kullanıcılarla ilgili veri iletimi ve yönetimi gibi hizmetler ile reklamın sunulmasına ilişkin teknik hizmetler dâhil.
  • b) Sesli, görsel veya dijital herhangi bir içeriğin (bilgisayar programları, uygulamalar, müzik, video, oyunlar, oyun içi uygulamalar ve benzerleri dâhil) dijital ortamda satışı ile bu içeriklerin dinlenmesine, izlenmesine, oynanmasına, elektronik cihazlara kaydedilmesine veya bu cihazlarda kullanılmasına yönelik dijital ortamda sunulan hizmetler.
  • c) Kullanıcıların birbirleriyle etkileşime geçebilecekleri dijital ortamların sağlanması ve işletilmesi hizmetleri — kullanıcılar arasında bir mal veya hizmetin satılmasına veya satılmasının kolaylaştırılmasına yönelik sunulan hizmetler dâhil.

m.1/2 zinciri bir halka uzatır: bu hizmetlere yönelik dijital ortamda dijital hizmet sağlayıcıları tarafından verilen aracılık hizmetlerinden elde edilen hasılat da vergiye tabidir. Pazaryeri modelinde hem satış hem aracılık ayağının değerlendirilmesi gerekmesinin sebebi budur; pazaryerlerinin ayrıca tabi olduğu ticaret rejimi için e-ticarette pazaryeri rejimi: eşikler ve lisans yazımıza bakılabilir.

"Türkiye'de sunulma" dört ayrı yolla gerçekleşir

m.2/1-(ç), bağlantı ölçütünü katmanlı biçimde tanımlar. Hizmetin Türkiye'de sunulması; hizmetin Türkiye'de sunulmasını, hizmetten Türkiye'de faydalanılmasını, hizmetin Türkiye'de bulunan kişilere yönelik gerçekleştirilmesini veya hizmetin Türkiye'de değerlendirilmesini ifade eder.

Parantez içindeki tanım, katma değer vergisindeki karşılığıyla aynı yapıdadır: değerlendirmeden maksat, hizmetin karşılığını teşkil eden ödemenin Türkiye'de yapılması veya ödeme yurt dışında yapılmışsa Türkiye'de ödeyenin ya da nam ve hesabına ödeme yapılanın hesaplarına intikal ettirilmesi veya kârından ayrılmasıdır. Aynı parantezde tek bir daraltma vardır: "Şu kadar ki, dijital ortamda sunulan reklam hizmetinin Türkiye'de bulunmayan kişilere yönelik gerçekleştirilmesi durumunda hizmet Türkiye'de değerlendirilmiş sayılmaz."

Yani Türkiye'deki bir şirketin yurt dışı pazarlara yönelik verdiği dijital reklam, sırf bedeli Türkiye'de gider yazıldığı için vergiye girmez. Aynı ölçütlerin katma değer vergisindeki işleyişi için sınır ötesi hizmette KDV: faydalanma ölçütü ve sorumluluk yazımız ilgilidir.

Mükellefiyet, iş yeri veya temsilciden bağımsızdır

m.3/1 tek cümlede kurumlar vergisiyle olan bağı koparır: "Dijital hizmet vergisinin mükellefi, dijital hizmet sağlayıcılarıdır. Bunların, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu ile 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu bakımından tam mükellef olup olmaması, dar mükellefiyette söz konusu faaliyetleri Türkiye'de bulunan iş yeri veya daimi temsilcileri vasıtasıyla gerçekleştirip gerçekleştirmemesi dijital hizmet vergisi mükellefiyetine tesir etmez."

Bu, kurumlar vergisindeki eşik tartışmasının burada hiç işlemediği anlamına gelir. Türkiye'de hiçbir fiziksel veya hukukî varlığı bulunmayan bir sağlayıcı, eşikleri aşıyorsa doğrudan mükelleftir. Kurumlar vergisi tarafındaki eşiğin nasıl kurulduğu ayrı bir konudur: dar mükellefte iş yeri ve daimî temsilci.

m.3/2 ayrıca bir güvence mekanizması kurar: mükellefin Türkiye'de ikametgâhı, iş yeri, kanunî ve iş merkezleri bulunmaması hâlleri ile gerekli görülen diğer hâllerde Hazine ve Maliye Bakanlığı, vergiye tabi işlemlere taraf olanlar ile işleme ve ödemeye aracılık edenleri verginin ödenmesinden sorumlu tutabilir.

İki eşik: 20 milyon lira ve 750 milyon avro

Muafiyet m.4/1'dedir: ilgili hesap döneminden önceki hesap döneminde, m.1'de sayılan hizmetlere ilişkin Türkiye'de elde edilen hasılatı 20 milyon Türk lirasından veya dünya genelinde elde edilen hasılatı 750 milyon avrodan (veya muadili yabancı para karşılığı Türk lirasından) az olanlar vergiden muaftır. Mükellef finansal muhasebe açısından konsolide bir grubun üyesiyse, hadlerin uygulanmasında grubun toplam hasılatı dikkate alınır.

İki hadde ilişkin üç ayrıntı belirleyicidir:

Muafiyet ne zaman biter. m.4/2: hadlerin her ikisinin de aşılması hâlinde muafiyet sona erer ve mükellefiyet, "haddin aşıldığı vergilendirme dönemini takip eden dördüncü vergilendirme döneminden itibaren" başlar. Hadlerin aşılıp aşılmadığı, hesap döneminin üçer aylık dönemlerinin sonu itibarıyla kümülatif hasılat üzerinden tespit edilir.

Muafiyet ne zaman geri gelir. m.4/3: arka arkaya iki hesap dönemi boyunca hadlerden herhangi birinin altında kalanların muafiyeti izleyen hesap döneminden itibaren tekrar başlar. Muafiyetin bitmesi için iki hadde birden takılmak gerekirken, geri gelmesi için birinin altında kalmak yeterlidir.

Bildirim yapılmazsa muafiyet düşer. m.4/5, bildirim ve belgelendirme yükümlülüklerini tam, zamanında ve doğru yerine getirmeyenlere otuz gün ek süre verileceğini, bu sürede de yerine getirmeyenlerin "bu maddede yer alan muafiyetten yararlanamaz" olduğunu düzenler. Eşiğin altında kalmak, tek başına korumaz.

m.4/6, hasılatı hem vergiden istisna tutan hem de had hesabının dışında bırakan beş kalem sayar: 406 sayılı Kanun ek m.37 kapsamında Hazine payı ödenen hizmetler; 6802 sayılı Kanun m.39 kapsamında özel iletişim vergisi alınan hizmetler; 5411 sayılı Bankacılık Kanunu m.4 kapsamındaki hizmetler; 5746 sayılı Kanun m.2'de tanımlanan Ar-Ge merkezlerinde Ar-Ge faaliyetleri neticesinde oluşturulan ürünlerin satışı ile münhasıran bu ürünler üzerinden sunulan hizmetler; 6493 sayılı Kanun m.12 kapsamındaki ödeme hizmetleri.

m.4/7 kapıyı kapatır: dijital hizmet vergisine ilişkin istisna ve muafiyetler ancak bu Kanuna hüküm eklenerek veya bu Kanunda değişiklik yapılarak düzenlenir; diğer kanunlardaki istisna veya muafiyet hükümleri bu vergi bakımından geçersizdir.

Oran: kanunda %7,5, bugün %5, 2027'de %2,5

m.5/3 kanunî oranı belirler: "Dijital hizmet vergisi oranı %7,5'tir." m.5/5 ise Cumhurbaşkanına oranı hizmet türleri itibarıyla ayrı ayrı veya birlikte %1'e kadar indirme, iki katına kadar artırma yetkisi verir.

Bu yetki kullanılmıştır. Kanunun resmî metnine düşülen dipnot şunu söyler: 25/12/2025 tarihli ve 33118 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 10767 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının 1'inci maddesiyle bu fıkradaki oran 1/1/2026 tarihinden itibaren %5 ve 1/1/2027 tarihinden itibaren %2,5 olarak uygulanır.

Dolayısıyla bugün uygulanacak oran kanun metnindeki %7,5 değil %5'tir ve 2027 başında %2,5'e inecektir. Kanundaki rakamı esas alan bir hesaplama, bugünkü yükü yaklaşık yarısı kadar fazla gösterir.

Matrah tarafında m.5/1-2 katıdır: matrah, vergilendirme döneminde verginin konusuna giren hizmetler nedeniyle elde edilen hasılattır; hasılat döviz ile hesaplanmışsa hasılatın elde edildiği tarihte geçerli TCMB döviz alış kuru üzerinden Türk parasına çevrilir; matrahtan gider, maliyet ve vergi adı altında indirim yapılmaz ve vergi fatura ve fatura yerine geçen belgelerde ayrıca gösterilmez. m.5/4'e göre hesaplanan vergiden de herhangi bir indirim yapılmaz.

Buna karşılık m.6/7 bir hafifletme sağlar: ödenen dijital hizmet vergisi, mükellefler tarafından gelir ve kurumlar vergisine esas safi kazancın tespitinde gider olarak indirilebilir.

KonuKuralDayanak
Türkiye'de elde edilen hasılat eşiği20 milyon TL (önceki hesap dönemi)m.4/1
Dünya geneli hasılat eşiği750 milyon avrom.4/1
Muafiyetin sona ermesiİki hadden her ikisi aşılırsam.4/2
Mükellefiyetin başlangıcıHaddin aşıldığı dönemi takip eden dördüncü dönemm.4/2
Muafiyetin geri gelmesiİki hesap dönemi hadlerden birinin altında kalmakm.4/3
Kanunî oran%7,5m.5/3
1/1/2026'dan itibaren uygulanan oran%510767 s. CB Kararı (RG 25/12/2025)
1/1/2027'den itibaren uygulanacak oran%2,510767 s. CB Kararı
Vergilendirme dönemiBirer aylık (Bakanlık üçer aya çevirebilir)m.6/1
Beyan ve ödemeDönemi takip eden ayın sonuna kadarm.6/3, m.6/6
Kurum kazancındaGider olarak indirilebilirm.6/7

Aynı hasılat üzerinde üç ayrı yükümlülük

Dijital hizmet vergisi, diğer vergilerin yerine geçmez; onlarla birlikte işler. Türkiye'ye dijital hizmet sunan bir sağlayıcı, aynı hasılat üzerinde birbirinden bağımsız üç ayrı soruyla karşılaşabilir ve her birinin eşiği farklıdır.

Birincisi kurumlar vergisidir: burada belirleyici olan, Türkiye'de iş yeri veya daimî temsilci bulunup bulunmadığıdır. İkincisi katma değer vergisidir: burada ölçüt hizmetten Türkiye'de faydalanılması ve alıcının niteliğidir. Üçüncüsü dijital hizmet vergisidir: burada ne iş yeri ne alıcının niteliği rol oynar; yalnızca hizmet türü ve iki hasılat eşiği sorulur.

YükümlülükBağlantı ölçütüMatrahGider indirimi
Kurumlar vergisi (dar mükellef)Türkiye'de iş yeri veya daimî temsilciSafi kurum kazancıVar
Katma değer vergisiHizmetten Türkiye'de faydalanılması; alıcının niteliğiİşlem bedeliİndirim mekanizması var
Dijital hizmet vergisiHizmet türü + iki hasılat eşiği; iş yerinden bağımsızHasılatYok (m.5/2, m.5/4)

Tablonun son sütunu, rejimin neden ayrı planlanması gerektiğini gösterir. Dijital hizmet vergisinde matrahtan gider, maliyet ve vergi adı altında indirim yapılmadığı için, düşük marjlı bir dijital iş modelinde hasılat üzerinden alınan bu vergi, kâr üzerinden hesaplanan yüke oranla belirgin biçimde ağır olabilir. Bunun tek karşı ağırlığı m.6/7'deki gider yazma imkânıdır: ödenen dijital hizmet vergisi, gelir ve kurumlar vergisine esas safi kazancın tespitinde indirilebilir.

Beyan, ödeme ve iptal edilen yaptırım

m.6/1'e göre vergilendirme dönemi takvim yılının birer aylık dönemleridir; Hazine ve Maliye Bakanlığı hizmet türlerine ve faaliyet hacimlerine göre üçer aylık dönem tespit etmeye yetkilidir. Beyannameler, vergilendirme dönemini takip eden ayın sonuna kadar ilgili vergi dairesine verilir (m.6/3) ve vergi beyanname verme süresi içinde ödenir (m.6/6). Katma değer vergisi mükellefiyeti bulunanlar için tarh yeri bağlı bulundukları vergi dairesi, bulunmayanlar için Bakanlıkça belirlenecek vergi dairesidir (m.6/4).

Vergi güvenliği başlıklı m.7'nin bugünkü hâli, 2019'daki hâlinden farklıdır. Birinci fıkra durmaktadır: beyanname verme ve ödeme yükümlülüklerini süresinde yerine getirmeyen dijital hizmet sağlayıcılarına veya Türkiye'deki yetkili temsilcisine, internet sayfalarındaki iletişim araçları, alan adı, IP adresi ve benzeri kaynaklarla elde edilen bilgiler kullanılarak Vergi Usul Kanunu'nda sayılan tebligat yöntemleri, elektronik posta veya diğer tüm iletişim araçlarıyla ihtarda bulunulabilir ve bu durum Gelir İdaresi Başkanlığının internet sitesinde ilan edilir.

İkinci fıkra ise artık yürürlükte değildir. Kanunun resmî metninde bu fıkra için şu kayıt yer alır: "(İptal birinci ve ikinci cümle: Anayasa Mahkemesinin 18/5/2023 tarihli ve E.:2020/11; K.:2023/98 sayılı Kararı ile)". İptal edilen cümleler, ihtara rağmen yükümlülüklerini yerine getirmeyen sağlayıcıların hizmetlerine erişimin engellenmesi yaptırımını düzenliyordu. Bugün geçerli olan yaptırım rejimi, dijital hizmet vergisine özgü bir erişim engeli değil, Vergi Usul Kanunu'nun genel hükümleridir. Bu ayrım, konuya ilişkin 2020-2022 arasında yazılmış özetlerin çoğunda hâlâ güncellenmemiş durumdadır.

Sonuç

Dijital hizmet vergisinde bugün doğru cevabı vermek için kanun metnini okumak yetmez; metne düşülen iki kayıt okunmalıdır. Birincisi, m.5/3'teki %7,5 kanunî orandır ve 10767 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile 1/1/2026'dan itibaren %5, 1/1/2027'den itibaren %2,5 olarak uygulanmaktadır. İkincisi, m.7/2'deki erişim engelleme yaptırımı Anayasa Mahkemesi'nin 18/5/2023 tarihli kararıyla iptal edilmiştir. Rejimin geri kalanı ise sert kalmaya devam eder: matrah hasılattır, gider indirilmez, mükellefiyet Türkiye'deki iş yeri veya temsilciden bağımsızdır ve eşiğin altında kalmak bildirim yükümlülüğü ihmal edildiğinde muafiyeti korumaz. Yapıyı kuran şirketler için asıl planlama noktası oran değil, m.4/2'nin üçer aylık kümülatif hasılat ölçümü ve mükellefiyeti dördüncü döneme öteleyen takvimidir.

Sıkça Sorulan Sorular

Türkiye'de şirketimiz veya temsilcimiz yok; yine de mükellef olur muyuz?

Evet. 7194 m.3/1, gelir ve kurumlar vergisi bakımından tam mükellef olup olmamanın ve dar mükellefiyette faaliyetin Türkiye'deki iş yeri veya daimî temsilci vasıtasıyla gerçekleştirilip gerçekleştirilmemesinin dijital hizmet vergisi mükellefiyetine tesir etmeyeceğini açıkça düzenler.

Bugün uygulanacak oran nedir?

Kanunî oran m.5/3'te %7,5 olarak yazılıdır. Ancak resmî metne düşülen dipnota göre 25/12/2025 tarihli ve 33118 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 10767 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile oran 1/1/2026'dan itibaren %5, 1/1/2027'den itibaren %2,5 olarak uygulanır.

Eşiklerden yalnız birini aşarsak mükellef olur muyuz?

Hayır. m.4/2, muafiyetin sona ermesini hadlerin her ikisinin de aşılmasına bağlar. Buna karşılık m.4/3 uyarınca muafiyetin geri gelmesi için arka arkaya iki hesap dönemi boyunca hadlerden herhangi birinin altında kalmak yeterlidir.

Ödenmezse siteye erişim engellenir mi?

Bu yaptırımı düzenleyen m.7/2'nin birinci ve ikinci cümleleri, Anayasa Mahkemesi'nin 18/5/2023 tarihli ve E.2020/11, K.2023/98 sayılı kararıyla iptal edilmiştir. Yürürlükte kalan m.7/1, yalnızca ihtarda bulunulmasını ve bu durumun Gelir İdaresi Başkanlığının internet sitesinde ilan edilmesini öngörür.