Ceza hukuku ve soruşturma avukatlık hizmeti – RoNa Legal

Hizmetler

Ceza Hukuku ve Soruşturma

Türkiye ve Karadağ'da ceza soruşturmasından kovuşturmaya, iadeden Interpol Kırmızı Bülten itirazına kadar savunma ve müşteki vekilliği.

Bir ceza dosyasının seyri çoğu zaman ilk 24 saatte, hatta ilk saatte belirlenir. RoNa Legal olarak Türkiye ve Karadağ'da ceza soruşturmasından kovuşturmaya, iade taleplerinden Interpol Kırmızı Bülten itirazına kadar müvekkillerimizin özgürlüğü ve hakları için çalışıyoruz. Budva merkezli büromuzda Türkiye Barosu'na kayıtlı avukatlar ve Karadağ Barosu'na kayıtlı müdafi meslektaşlarımızdan oluşan bir acil müdahale ağı var — iki hukuk sisteminin kesiştiği dosyalarda bu iki ayaklı yapı, farkı yaratan şeydir. Gözaltı anından ilk savcılık ifadesine, tutuklama (pritvor) itirazından Yargıtay temyizine kadar her aşama için hazırlıklıyız.

Türkiye'de ceza soruşturması ve kovuşturma savunması

Türkiye'de bir ceza dosyası üç kritik eşikten geçer: gözaltı, savcılık ifadesi ve sulh ceza hâkiminin tutuklama değerlendirmesi. Ekibimiz bu üç eşikte de aynı masadadır. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 91. maddesi uyarınca gözaltı süresi, yakalama anından itibaren 24 saati geçemez; yol süresi ise en fazla 12 saat eklenebilir. Toplu olarak işlenen suçlarda Cumhuriyet savcısı, her defasında bir günü geçmemek üzere bu süreyi üç gün daha uzatabilir — yani en fazla dört gün. Belirli katalog suçlarda (toplumsal olaylar sırasında işlenen cebir ve şiddet içeren suçlar, CMK 91/4'teki sayılı suçlar) kolluk amirinin 24–48 saate kadar gözaltı yetkisi de söz konusu olabilir. Bu sürelerin dolduktan sonraki bir dakikası bile hukuka aykırıdır; tazminat hakkı doğurur.

Gözaltı anından itibaren müvekkilin CMK 149 ve 154 uyarınca müdafi ile görüşme hakkı mutlaktır ve kısıtlanamaz. Şunu net söyleyeyim: Savcılık ifadesi öncesi avukatla görüşülmeden, hele de müdafi hazır bulunmadan ifadenin zorlanması 2026 itibarıyla güncel mevzuatta kabul edilebilir değildir ve bu şekilde alınan ifadenin hükme esas alınması CMK 148/4 karşısında mümkün olmaz. Dosyayı inceledikten sonra ilk yaptığımız iş, gözaltı tutanağının ve ifade koşullarının usulüne uygun olup olmadığını saptamaktır; hukuka aykırı delil, kovuşturmaya yer olmadığı kararının ya da beraatın kapısını aralayan önemli bir kaldıraçtır. Dosyanın hareketini UYAP üzerinden anlık takip eder, iddianame, ek ifade çağrısı ve duruşma tebligatlarını gecikmesiz yakalarız; bilirkişi raporu veya yeni delil eklendiğinde saat farkına bakılmaksızın görürüz — bu sessiz ama sürekli takip, savunmanın hazırlık süresi demektir.

Tutuklama bakımından yasa bellidir. CMK 100 uyarınca tutuklamaya karar verebilmek için kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delil bulunması ve bir tutuklama nedeninin — kaçma şüphesi veya delilleri karartma şüphesi — gerçekleşmiş olması gerekir. Katalog suçlarda (CMK 100/3) bu nedenlerin varlığı karine olarak kabul edilse de karine kırılabilir; somut olayın özellikleri, müvekkilin sabit ikameti, ailevi bağları, pasaport teslimi gibi adli kontrol önlemleriyle tutuklama yerine daha hafif tedbir alınması her zaman mümkündür. Sulh ceza hâkimliğinin verdiği tutuklama kararına CMK 101/5 uyarınca itiraz hakkı bulunmaktadır; itirazda geç kalmamak, özellikle ilk yedi günde haftanın her günü çalışan bir ekiple takip edilmesi gereken bir iştir.

Dolandırıcılık suçunun üç yüzü: TCK 157, 158 ve 159

Büromuzun son yıllarda en yoğun çalıştığı alan, 5237 sayılı TCK'nın 157, 158 ve 159. maddelerinde düzenlenen dolandırıcılık suçunun basit, nitelikli ve daha az cezayı gerektiren halleridir. Basit dolandırıcılık suçunun (TCK 157) temel cezası bir yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adli para cezasıdır; hile–aldatma–zarar–haksız yarar zincirinin her halkası tek tek tartışılabilir ve çoğu dosyada savunma tam da bu halkalardan birindeki kırılmaya dayanır.

TCK 159, çoğu kez gözden kaçan ama ticari uyuşmazlık-ceza sınırında kritik bir düzenlemedir. Fiilin, bir hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsili maksadıyla işlenmesi halinde — örneğin ödenmeyen bir borcun tahsili amacıyla yapılan bir hile iddiası — ceza altı aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezasına düşer ve suç şikayete tabi hâle gelir. Bir ticari alacak ihtilafının şikayet üzerine dolandırıcılık iddiasına dönüştüğü dosyalarda ilk sorumuz hep aynıdır: Olay gerçekten TCK 157 mi, yoksa TCK 159 mu? Bu ayrım, dosyanın ağır ceza seviyesinden asliye cezaya, hatta uzlaşma ya da şikayetten vazgeçmeyle düşmeye inmesi anlamına gelebilir.

Nitelikli hâller yaptırım rejimini kökten değiştirir. TCK 158/1 uyarınca nitelikli dolandırıcılık, üç yıldan on yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adli para cezasıyla cezalandırılır. (e), (f), (j), (k) ve (l) bentlerinde — yani bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması; kamu görevlisi veya banka çalışanı gibi tanıtılma; sigorta bedelini alma amacıyla işlenme gibi hallerde — hapis cezasının alt sınırı dört yıldan, adli para cezasının miktarı suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamaz. Buna ek olarak TCK 158/3, suçun üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi halinde cezayı yarı oranında, örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde ise bir kat artırır.

Phishing, sahte e-ticaret, forex–kripto vaatleri, sosyal medya üzerinden yatırım tuzakları, kurye dolandırıcılığı — bunların tamamı TCK 158/1-f (bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması) kapsamında değerlendirilmekte, dolayısıyla Ağır Ceza Mahkemesi'nin görevine giren dört yıldan on yıla kadar hapis cezası tehdidiyle yargılanmaktadır. Bilişim sistemi aracılığıyla işlenen dolandırıcılığı, salt bir bilişim sistemine yetkisiz erişim (TCK 243) veya banka/kredi kartı kötüye kullanma (TCK 245) eyleminden ayıran çizgi ise uygulamada belirleyicidir; müvekkilin eyleminin hangi çerçevede değerlendirildiği, cezanın üç yıl mı, dört yıl mı, yoksa on yıl mı olacağını doğrudan belirler. Müvekkilimin bir ATM dolandırıcılığı dosyasında ilk fark ettiğim şey, kolluğun isnat ettiği TCK 158/1-f vasıflandırmasının yerleşik Yargıtay uygulaması karşısında TCK 245'e evriltilebilecek bir olay örgüsü olmasıydı — kovuşturma evresinde bu nitelendirme farkı, cezanın yarıdan azına inmesini sağladı.

Karadağ'da iş yapan Türk yatırımcıların karşılaştığı ceza riskleri, çoğu zaman şirketin kuruluş yapısıyla başlar; bu nedenle Karadağ şirket kuruluşu hizmetlerimiz ile ceza hukuku ayağı birlikte değerlendirilmelidir.

Bilişim suçları ve elektronik delil

TCK 243 bilişim sistemine girme, 244 sistemin işleyişini engelleme, bozma, verileri yok etme veya değiştirme, 245 banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması ve 245/A yasak cihaz veya program başlıklı maddeler, çağımızın ceza dosyalarının teknik çekirdeğini oluşturuyor. Bu dosyalarda savunma, geleneksel ceza hukukunun dışında dijital adli bilişim (digital forensics) alanına da uzanır: IP logları, hash değerleri, imaj alma prosedürleri, VPN izleri, blok zinciri üzerindeki cüzdan hareketleri. Bir delilin mahkemeye sunulurken CMK 134 kapsamındaki bilgisayarlarda arama, kopyalama ve el koyma prosedürüne uygun alınıp alınmadığı; kopyanın hash değerinin tutanakla sabit olup olmadığı; şüphelinin dijital veriye erişim yetkisinin müzekkere kapsamıyla ne derece örtüştüğü — bunların her biri savunma kaldıracıdır.

Kripto para dolandırıcılığı ve borsa manipülasyonu dosyalarında bir de MASAK ayağı devreye girer. 5549 sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun ile MASAK şüpheli işlem bildirim rejimi ve TCK 282 (suç gelirlerinin aklanması) üç yıldan yedi yıla kadar hapis cezası, ciddi biçimde ele alınması gereken paralel bir risktir. Bir dosyada yalnızca dolandırıcılık savunması kurup MASAK tarafını ihmal etmek, müvekkili ikinci bir soruşturmayla karşı karşıya bırakabilir.

Ekonomik suçlar: güveni kötüye kullanma, sahtecilik, vergi kaçakçılığı

TCK 155 güveni kötüye kullanma — başkasına ait olup muhafaza veya belirli bir şekilde kullanmak üzere kendisine tevdi olunan mal üzerinden kendisinin veya başkasının yararına tasarrufta bulunmak — özellikle şirket yöneticileri, kasa sorumluları, emanet ilişkisi içindeki iş ortakları için ciddi bir risk alanıdır. Temel hâli altı aydan iki yıla kadar hapis ve adli para cezasını gerektirirken, hizmet nedeniyle işlenen nitelikli hâlde ceza bir yıldan yedi yıla kadar hapse çıkar. Şirket bünyesinde "zimmet" olarak düşünülen fakat hukuken güveni kötüye kullanma olan vakalarda, ticari ilişkinin özel hukuk boyutu ile ceza boyutunun ayrıştırılması savunmanın belkemiğini oluşturur.

TCK 204-207 sahtecilik hükümleri — resmi belgede sahtecilik (TCK 204: iki yıldan beş yıla kadar hapis; kamu görevlisinin işlediği halde üç yıldan sekiz yıla kadar), özel belgede sahtecilik (TCK 207: bir yıldan üç yıla kadar hapis) — Karadağ gibi çifte hukuki işlem merkezlerinde faaliyet gösteren Türk iş insanlarının özellikle çeviri, noter, apostil süreçlerinde karşı karşıya kaldığı suç tipleridir. Yabancı ülke makamına sunulan bir belgenin Türkiye'de sahte olduğu iddiasıyla soruşturma başlatılması sıkça karşılaştığımız bir senaryodur; dosya iki ayaklı yürütülmek zorundadır.

Vergi kaçakçılığı, Türk ceza hukukunun en karmaşık ve en az affeden alanlarından biridir. 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 359. maddesi uyarınca defter, kayıt ve belgelerin tahrifi, gizlenmesi veya sahte belge düzenleme/kullanma gibi fiiller on sekiz aydan beş yıla kadar hapis cezasını gerektirir; sahte fatura düzenleme veya kullanma eylemi (VUK 359/b) üç yıldan sekiz yıla kadar hapse çıkar. Bu dosyalarda uzlaşma mekanizması (VUK 359'da 2023 sonrası etkin pişmanlık düzenlemesi — vergi aslının, gecikme faizi ve zammıyla birlikte ödenmesi halinde ceza yarıya kadar indirilebilir, belirli koşullarda davadan düşme sağlanabilir) kritik bir savunma aracıdır. Burada dikkatli olmak lazım: Vergi idaresi tarafındaki uzlaşma ile ceza davası tarafındaki etkin pişmanlık iki farklı süreçtir, zamanlama kaçırıldığında telafisi yoktur.

Yaralama, tehdit ve malvarlığına karşı suçlar

TCK 86 kasten yaralama, basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek yaralamada dört aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezası öngörürken; yaralamanın kemik kırığına, organ kaybına ya da TCK 87 neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralamaya dönüşmesi halinde ceza birkaç kata çıkar. TCK 106 tehdit suçunda basit hâl altı aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası, silahla veya örgüt adına işlenmesi halinde iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasıdır. Hırsızlık (TCK 141 — bir yıldan üç yıla kadar), nitelikli hırsızlık (TCK 142 — beş yıldan on yıla kadar hapse çıkabilen ağırlaştırılmış haller), yağma (TCK 148 — altı yıldan on yıla kadar), mala zarar verme (TCK 151) de sıklıkla savunma verdiğimiz suç tipleri arasındadır.

Bu suç gruplarının önemli bir kısmında CMK 253 kapsamında uzlaştırma hükümleri devreye girer. Basit kasten yaralama (TCK 86/1 ve 86/2), tehdit temel hâli (TCK 106/1), basit hırsızlık (TCK 141), güveni kötüye kullanma (TCK 155), basit dolandırıcılık (TCK 157), mala zarar verme (TCK 151) — bu suçların neredeyse tamamı uzlaştırmaya tabidir ve uzlaşma sağlandığında kovuşturmaya yer olmadığı veya düşme kararı verilir. Şunu önemsiyoruz: Uzlaştırma, bir zayıflık pazarlığı değildir; doğru zamanda ve doğru çerçevede kullanıldığında müvekkili yıllarca sürecek bir ağır ceza yargılamasından kurtarır. Ortağım Av. Nazlıcan Hilaloğulları ile Türkiye tarafında pek çok dosyayı uzlaştırma evresinde sonuçlandırmışızdır; özellikle mağdur vekilliği üstlendiğimiz dosyalarda zararın makul bir edimle giderilmesi ve sürecin sonlandırılması çoğu zaman hem mağdurun hem müvekkilin menfaatine uygun düşer.

Etkin pişmanlık — sessiz ama çok güçlü bir kaldıraç

Türk ceza hukukunun en az konuşulan ama en sert sonuç doğuran araçlarından biri TCK 168 etkin pişmanlık düzenlemesidir. Dolandırıcılık, hırsızlık, güveni kötüye kullanma dahil malvarlığına karşı suçlarda, fail suçun tamamlanmasından sonra ama kovuşturma başlamadan önce zararın tamamını öderse verilecek cezanın üçte ikisine kadar indirim; kovuşturma başladıktan sonra ama hüküm verilmeden önce öderse yarısına kadar indirim uygulanır. Bu oran, somut bir nitelikli dolandırıcılık dosyasında on yıl hapis cezasının etkin pişmanlıkla yaklaşık üç yılın altına çekilebilmesi, hatta hükmün açıklanmasının geri bırakılması sınırına girmesi anlamına gelir. Etkin pişmanlık, pek çok dosyada nasıl ve ne zaman devreye alınacağı savunmanın stratejik çekirdeğidir.

Müşteki ve mağdur vekilliği

Dolandırıcılığa, güveni kötüye kullanmaya veya bilişim suçlarına maruz kalmış müvekkillerimiz için dosyayı sadece suç duyurusuyla bırakmak yeterli değildir. Delilin toplanması, banka hesapları arasındaki para akışının tespiti, ihtiyati tedbirle malvarlığının dondurulması, uluslararası para transferlerinde MASAK ve yurt dışı adli yardım mekanizmalarının işletilmesi müşteki vekilinin asli görevidir. Mağdurun haklarının kullanılması için CMK'nın ilgili bölümlerinde tanınan dosya inceleme, duruşmada hazır bulunma, soru sorma ve istinaf yoluna başvurma hakları titizlikle takip edilir. UYAP üzerinden iddianame kabul tarihi, duruşma günleri ve mağdurun katılma dilekçesinin işlenip işlenmediği gün gün izlenir.

İstinaf ve temyiz

İlk derece mahkemesinin kararı dosyanın sonu değildir. CMK 272 ve devamı uyarınca hüküm tarihinden itibaren yedi gün içinde Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf başvurusu yapılır. Onbeş yıl ve daha fazla hapis cezası gerektiren davalarda BAM kararlarına karşı Yargıtay'a temyiz yolu açıktır. İstinaf dilekçesi, yalnızca bir şekil belgesi değildir; dosyanın hukuki ve maddi olarak yeniden canlandırılması, bozma gerekçelerinin yerleşik Yargıtay uygulamasıyla eşleştirilmesi, HAGB, ertelenme, etkin pişmanlık gibi mekanizmaların usulüne uygun değerlendirilmediğinin ortaya konulması gerekir. Burada dikkatli olmak lazım: Temyiz aşamasında yeni delil sunulamaz, bu nedenle ilk derece ve istinaf evrelerinde dosyanın delil yönünden tam kurulması zorunludur.

Karadağ'da gözaltına alınan Türk vatandaşlarının hakları

Karadağ'da bir Türk vatandaşının gözaltına alınması — Budva'daki bir trafik olayından Podgorica'daki bir ekonomik suç soruşturmasına kadar — iki hukuk sistemini aynı anda işletmeyi gerektirir. Karadağ Ceza Muhakemesi Kanunu (Zakonik o krivičnom postupku / ZKP, son değişiklikler "Službeni list CG" 054/24 ile yürürlükte) ve Karadağ Ceza Kanunu (Krivični zakonik Crne Gore / KZCG, son değişiklik Sl. list CG 123/2024) çerçevesinde hareket eder, bir yandan da müvekkilin Türkiye'deki hak ve süreçlerini koordine ederiz.

Zadržavanje, pritvor ve savunma hakkı

Karadağ hukukunda polis ve savcılık evresindeki kısa süreli tutmaya zadržavanje denir. 2026 itibarıyla güncel mevzuata göre, savcının kararıyla uygulanan zadržavanje en fazla 72 saatlik bir çerçevede yürümekte; şüphelinin, savcının zadržavanje kararından itibaren bir müdafie (branilac) sahip olması zorunludur (ZKP md. 69/6 ve md. 267). Pritvor ise mahkeme kararıyla uygulanan tutuklamadır; ilk tutuklama kararı kural olarak 30 güne kadar soruşturma hâkiminin kararıyla verilir ve yasal üst sınırlar çerçevesinde uzatılabilir. Pritvor kararına karşı itiraz, vanraspravno krivično vijeće (duruşma dışı ceza heyeti) tarafından değerlendirilir.

Obavezna odbrana (zorunlu müdafilik) Karadağ hukukunda geniş uygulanır: pritvorda olan şüpheli, gıyabında yargılanan kişi, polis veya savcı tarafından ifadesi alınan kişi, uzlaşma müzakerelerine başlayan sanık ve ağır suçlarla suçlananlar müdafisiz bırakılamaz. Yabancı bir şüpheli için bu hüküm pratikte mutlak bir güvencedir; Karadağ Barosu'na kayıtlı bir müdafi (branilac) olmaksızın soruşturma işlemleri sürdürülemez. Büromuz, Advokatska komora Crne Gore'a kayıtlı müdafi meslektaşlarımızla 7/24 acil müdahale ağı üzerinden ilk saatlerden itibaren müvekkilin yanında olur.

Tercüman ve konsolosluk bildirimi

Anlamadığı bir dilde savunma, savunma değildir. ZKP'nin ilgili hükümleri, dili anlamayan şüpheliye ücretsiz bir tumač (tercüman) hakkı tanır. Türkçe bilen yetkin tercüman bulunamaması halinde İngilizce üzerinden çapraz çeviri uygulanabilir; pratikte bu, ifadede anlam kayıplarının önüne geçmek için müdafi eşliğinde titizlikle takip edilmesi gereken aşamadır.

Viyana Konsolosluk İlişkileri Sözleşmesi'nin (1963) 36. maddesi, gözaltındaki veya tutuklu yabancının konsolosluk bildirimi hakkını güvence altına alır. Türkiye ve Karadağ'ın her ikisi de sözleşmenin tarafıdır. Karadağ'da ayrı bir Türk konsolosluğu bulunmamakta; konsolosluk hizmetleri Podgorica'daki Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçiliği (Radosava Burica b.b., Zabjelo, 81000 Podgorica) tarafından yürütülmektedir. Bildirimin usulüne uygun ve gecikmeksizin yapılması, müvekkilin yalnız kalmaması ve aile ile iletişim kurabilmesi bakımından hayati öneme sahiptir.

Budva ve Podgorica'da trafik kazaları

Yaz aylarında Budva, Kotor, Tivat ve Sveti Stefan hattında Türk sürücülerin karıştığı trafik olayları, büromuzun en sık karşılaştığı dosya tipleri arasında yer alır. Karadağ Yol Trafik Güvenliği Kanunu (Zakon o bezbjednosti saobraćaja na putevima, 33/12 sayılı kanun, 66/2019 değişikliği) genel sürücüler için alkol eşiğini 0,30 promile çekmiş; profesyonel sürücüler, sürücü adayları ve belirli araç kategorileri için sıfır tolerans getirmiştir. 0,30 ile 0,50 promile arasında 200 EUR'a kadar para cezası; 0,50 üzerinde ehliyete el koyma, 2.000 EUR'a kadar para cezası veya 60 güne kadar hapis; 2,00 promile ve üzerinde ise 15 ila 60 gün zorunlu hapis cezası uygulanır.

Trafik kazasının ölüm veya yaralamayla sonuçlanması halinde olay artık idari ihlal değil, Krivični zakonik Crne Gore md. 339 (ugrožavanje javnog saobraćaja) ve md. 348 (teška djela protiv bezbjednosti javnog saobraćaja) kapsamında ceza soruşturmasıdır. Bu dosyalarda sürücünün polis raporu öncesi ifade stratejisi, bilirkişi raporu itirazı ve mağdur tarafıyla uzlaşma zemini eş zamanlı yürütülmesi gereken üç koldur. Türk sürücünün Türkiye'deki trafik sigortası ile Karadağ'daki zorunlu malî sorumluluk sigortasının birlikte devreye alınması, tazminat boyutunun cezai boyutla örtüşmesini sağlar.

Ekonomik ve mülkiyet suçları Karadağ bağlamında

Karadağ'da iş yapan Türk yatırımcı ve yöneticilerinin karşılaştığı başlıca ceza riskleri, Krivični zakonik'in mülkiyet suçları bölümünde yer alır: krađa (md. 239), teška krađa (md. 240), prevara (md. 244 — dolandırıcılık), utaja (md. 243 — güveni kötüye kullanma). Vergi boyutunda utaja poreza i doprinosa (md. 264), temel olarak altı aydan beş yıla kadar hapis ve birikimli para cezası öngörürken, meclis gündemindeki değişiklik taslağı 100.000 EUR üzerindeki kaçakçılık için 1 ile 8 yıl aralığını hedeflemektedir (2026 itibarıyla taslak aşamasında olan bu hükme güncel durum doğrulanarak atıf yapılmalıdır).

Sahte belge ayağı Karadağ hukukunda ayrı bir başlık olarak işler. Falsifikovanje isprave (KZCG md. 412) kapsamında sahte resmi belge düzenleme, kullanma veya tahrif, üç aydan üç yıla kadar hapis cezası; memur tarafından işlendiğinde ya da ağır sonuçlar doğurduğunda üst sınır beş yıla kadar çıkabilir. Türk yatırımcıların Karadağ'da gayrimenkul, şirket kuruluşu veya oturum işlemlerinde sundukları belgelerin apostil ve çeviri zincirinde tartışmalı hâle gelmesi, bu maddenin devreye girdiği tipik senaryodur. Rad na crno (kayıt dışı çalıştırma), idari ve cezai boyutlarıyla ayrıca izlenmesi gereken bir risk alanıdır; özellikle Budva ve Kotor'daki mevsimlik işletmeler için somut bir tehdittir.

Sınır ötesi ceza hukuku: iade, Interpol, adli yardım

Türkiye ile Karadağ arasında bir ceza dosyasının sınır ötesine taşması, dört farklı hukuki katmanı aynı anda yönetmeyi gerektirir: iki ülkenin iç hukuku, Avrupa Konseyi sözleşmeleri, Karadağ'ın SFRJ halefiyetiyle devraldığı ikili anlaşmalar ve Interpol çerçevesi.

Avrupa Konseyi sözleşmeleri ve Türkiye-Yugoslavya çerçevesi

Türkiye ile eski Yugoslavya arasında 3 Temmuz 1934 tarihinde Ankara'da imzalanan "Türkiye ile Yugoslavya arasında Cezai Konularda Adli Yardımlaşma ve Suçluların İadesi Sözleşmesi" (10 Aralık 1937'de yürürlüğe giren), Karadağ'ın 2006 bağımsızlığı sonrasında halefiyet yoluyla iki ülke arasında hâlâ geçerli ikili çerçeve olarak kabul edilmektedir. 2014 yılında Podgoritsa'da imzalanan "Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Karadağ Hükümeti Arasında İkili Anlaşmaların Halefiyeti Protokolü" bu halefiyeti teyit etmiştir.

Çok taraflı çerçevede ise hem Türkiye hem Karadağ, 1957 tarihli Avrupa Suçluların İadesi Sözleşmesi (CETS 024) ile 1959 tarihli Cezai Konularda Karşılıklı Adli Yardım Sözleşmesi (CETS 030) ve 1983 tarihli Hükümlülerin Nakline Dair Sözleşme'ye (CETS 112) taraftır. Karadağ bu sözleşmelere 6 Haziran 2006'da bağımsızlığıyla birlikte halef devlet olarak katılmış; Türkiye ise CETS 024'e 1960, CETS 030'a 1969, CETS 112'ye 1988 yılından itibaren taraftır. Pratikte Avrupa Konseyi sözleşmeleri 1934 ikili sözleşmesinin üzerinde öncelikli olarak uygulanmakta, ikili sözleşme ise çok taraflı çerçevenin kapsamadığı alanlarda yardımcı norm işlevi görmektedir.

Türkiye'den Karadağ'a veya Karadağ'dan Türkiye'ye iade

Türkiye iç hukukunda iade prosedürünün çatısı 6706 sayılı Cezai Konularda Uluslararası Adli İş Birliği Kanunu'dur. Talep, Dışişleri Bakanlığı aracılığıyla Merkezi Makam olan Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü'ne ulaşır; kişinin bulunduğu yer Ağır Ceza Mahkemesi (belli değilse Ankara Ağır Ceza Mahkemesi) 6706 md. 15 uyarınca yetkilidir. Mahkeme kabul kararı verirse Yargıtay'a temyiz yolu açıktır; kesinleşme sonrası iade, Adalet Bakanı'nın teklifi ve Cumhurbaşkanı'nın onayı ile uygulanır (md. 19). Türk vatandaşlarının iadesi, Anayasa md. 38 ve 6706 md. 11/1 uyarınca — Uluslararası Ceza Divanı yükümlülükleri saklı kalmak kaydıyla — yasaktır. Geçici tutuklama en fazla 40 gündür; evrak gelmezse tedbir kalkar. Kabul kararının kesinleşmesinden sonra bir yıl içinde teslim gerçekleşmezse yine tedbirler kaldırılır.

Karadağ'dan Türkiye'ye iade taleplerinde iki sistem paralel işler: Türk makamları CETS 024 çerçevesinde talebi Karadağ Adalet Bakanlığı'na iletir; Karadağ mahkemeleri kendi iç hukukuna göre kabul edilebilirliği değerlendirir. Şunu net söyleyeyim: Bu süreçte zamanlama, delil ve savunma sunumu; iç hukuk ile uluslararası katmanın eş zamanlı işletilmesi ile mümkündür. Tek ülkede kurulan savunma, genellikle ikinci ülkede çöker.

Interpol Kırmızı Bülten ve CCF itirazı

Interpol Kırmızı Bülten (Red Notice) bir uluslararası tutuklama kararı değildir; üye ülkelerden kişinin iade amaçlı tespit/geçici tutuklanması için yapılmış bir taleptir. Her üye ülke, kendi iç hukukuna göre tepki verir. 2024 yılında Interpol tarafından 15.548 Kırmızı Bülten yayınlandı — rekor bir rakam — ve aynı yıl Notices and Diffusions Task Force uygunsuzluk nedeniyle 2.462 bülten/diffusion'u reddetti veya iptal etti.

Haksız yayınlanmış bir Kırmızı Bülten'e karşı başvuru yolu CCF — Commission for the Control of INTERPOL's Files'dir. Kişi veya vekili, İngilizce-Fransızca-İspanyolca-Arapça dillerinden birinde Lyon'daki komisyona başvurur; itiraz gerekçeleri Interpol Anayasası md. 2 (insan hakları) ve md. 3 (siyasi, askeri, dini, ırki karakterli talep yasağı) çerçevesinde kurulur. Kabul edilebilir erişim başvuruları dört ay, silme başvuruları dokuz ay içinde karara bağlanır. 2024'te CCF'nin verdiği 314 karardan 111'i (%35) uyumsuz bulunmuş ve ilgili kayıtlar silinmiştir. Başarılı bir CCF itirazı için başvuru dilekçesinin yalnızca usulî değil, içerik olarak da — siyasi motivasyon delili, mülteci statüsü belgesi, zamanaşımı, ne bis in idem gerekçesi veya ciddiyet eşiği tartışması — sağlam biçimde kurulması gerekir.

Türkiye tarafında Milli Merkez Bürosu, İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü Interpol-Europol Daire Başkanlığı'dır. Türk iç hukuk uygulamasında Kırmızı Bülten tek başına tutuklama kararı niteliğinde değildir; ancak 6706 md. 14 çerçevesinde kuvvetli şüphe unsuru olarak sulh ceza hâkimliği nezdinde geçici tutuklama sebebi olabilir. Yakalanan yabancı 24 saat içinde hâkim önüne çıkarılır; evrak azami 40 gün içinde gelmelidir.

Adli yardım, istinabe ve hükümlü nakli

Delil toplama, ifade alma, banka kaydı isteme gibi işlemler için CETS 030 ve 6706 çerçevesinde istinabe (talimatname) yoluyla sınır ötesi iş birliği yürütülür. Karadağ'da mahkûm olmuş bir Türk vatandaşı, CETS 112 ve 3002 sayılı Kanun çerçevesinde cezasının bakiyesini Türkiye'de çekmek üzere nakil talebinde bulunabilir. Talep Adalet Bakanlığı (UHDİGM) aracılığıyla merkezî makam yoluyla işler; hükümlünün rızası, kararın kesinleşmiş olması ve bakiye cezanın genellikle en az altı ay olması aranan temel koşullardır. Türkiye CETS 070 (Ceza Yargılarının Uluslararası Geçerliliği) sözleşmesine taraf olmadığından, yabancı ceza kararının Türkiye'de doğrudan infazı mümkün değildir; Ankara Ağır Ceza Mahkemesi, 6706 md. 25 vd. uyarınca uyarlama kararı vererek cezayı Türk kanunlarına göre belirler.

Acil durum protokolü

Gözaltı, tutuklama veya iade şüphesi anında +90 530 277 0845 numaralı 7/24 WhatsApp hattımız tek bir amaç için açıktır: ilk saatleri kaybetmemek. Türkiye'de gözaltına alındığınızda veya yakınınız gözaltına alındığında yapılacak dört şey vardır ve bunların sırası önemlidir. Önce susma hakkı kullanılır; avukat gelmeden hiçbir ifade verilmez. İkincisi, müdafi ile görüşme hakkı anında talep edilir. Üçüncüsü, CMK 95 uyarınca bir yakına haber verilmesi sağlanır. Dördüncüsü, sağlık raporu eksiksiz tutulur; bu, ileride hukuka aykırı muamele iddialarının delili olur.

Karadağ'da benzer bir protokol işler. Zadržavanje kararından itibaren branilac (müdafi) ve tumač (tercüman) talep edilir; Türkiye Cumhuriyeti Podgorica Büyükelçiliği üzerinden konsolosluk bildirimi yapılır. Korkmak için bir neden yok — korkuyla değil, bilgiyle hareket edilir. Haklarınızı bilmek ve zamanında profesyonel müdafaa, süreç seyrini belirler. RoNa Legal olarak bu ilk saatlerdeki doğru tercihleri birlikte almak için varız.

Neden RoNa Legal?

İki hukuk sisteminde çalışıyoruz, bunu sadece pazarlama cümlesi olarak değil, gündelik pratik olarak. Ortağım Av. Nazlıcan Hilaloğulları ile büromuzun Türkiye ayağını birlikte koordine ediyoruz; Çukurova Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu olarak Türkiye Barosu'na kayıtlı bir ceza avukatı olarak Türk soruşturma ve kovuşturma süreçlerinin doğrudan içindeyim. Karadağ tarafında ise Advokatska komora Crne Gore'a kayıtlı müdafi meslektaşlarımızla 7/24 acil müdahale ağımız var — Budva, Podgorica, Kotor ve Bar hatlarında Türk vatandaşının gözaltına alındığı ilk saatlerde fiziken orada olabilecek bir yapı. Türkçe, Karadağca ve İngilizce olmak üzere üç dilde hizmet veriyoruz; bir müvekkilin kendi dilinde savunma kurabilmesi, bizim için temel ilke.

Müvekkil gizliliği üzerine pazarlık edilebilecek bir mesele değil. Ceza hukukunda verilen her bilgi, yalnızca dosyanın değil, bir insanın hayatının bir parçasıdır; büromuzda dosyalar sınırlı bir ekiple, fiziksel ve dijital güvenlik önlemleriyle yönetilir. Dosya hazırlığında TCK ve CMK'ya hâkimiyetimizi yerleşik Yargıtay uygulaması ve yerel yargı pratiğiyle birleştiriyoruz; Karadağ tarafında ZKP ve KZCG hükümlerini yerel müdafi meslektaşlarımızla koordinasyon içinde işletiyoruz. Sadece savunmada değil, müşteki ve mağdur vekilliği tarafında da — özellikle dolandırıcılık mağduru olmuş müvekkiller için — iki ülkede paralel yürütülmesi gereken hak arama süreçlerinde aktifiz.

İlgili bağlantılar

Bu sayfa genel bilgilendirme amaçlıdır; somut dosyanız için mutlaka bireysel hukuki değerlendirme alınmalıdır. Karadağ'da oturum statüsü ve vergi mukimliği planı için dijital göçebe rehberimize ve vergi rehberimize bakabilirsiniz.

Türkiye-Karadağ sınır ötesi ceza hukuku ve iade
7/24 acil gözaltı müdahalesi – RoNa Legal

Sık sorulan sorular

Karadağ'da gözaltına alındım, ilk ne yapmalıyım?
Sakin kalın ve ifade vermeyin. Karadağ hukukunda savcının zadržavanje kararından itibaren müdafi (branilac) hakkınız vardır ve bu hak vazgeçilemezdir. Hemen Advokatska komora Crne Gore'a kayıtlı bir müdafi talep edin ve Viyana Konsolosluk İlişkileri Sözleşmesi md. 36 uyarınca Türkiye Cumhuriyeti Podgorica Büyükelçiliği'ne bildirim yapılmasını isteyin. Karadağcayı anlamıyorsanız ücretsiz tercüman (tumač) hakkınızı kullanın; anlamadığınız hiçbir tutanağı imzalamayın. RoNa Legal'in 7/24 acil hattı (+90 530 277 0845) üzerinden bize ulaştığınızda Karadağ Barosu'na kayıtlı müdafi meslektaşlarımızla birlikte ilk saatlerden itibaren yanınızda olmak için ağımızı devreye alırız.
Türkiye'de hakkımda iade talebi var, ne yapabilirim?
İade prosedürü 6706 sayılı Cezai Konularda Uluslararası Adli İş Birliği Kanunu çerçevesinde yürür. Yetkili mahkeme, kişinin bulunduğu yer Ağır Ceza Mahkemesi'dir — belirli değilse Ankara Ağır Ceza Mahkemesi. Türk vatandaşlarının iadesi kural olarak yasaktır; yabancı uyruklu iseniz talebin Avrupa Suçluların İadesi Sözleşmesi (CETS 024) ve 6706 md. 11'deki red sebepleri (siyasi karakter, zamanaşımı, ne bis in idem, insan hakları riski) bakımından incelenmesi gerekir. Mahkeme kabul ederse Yargıtay'a temyiz, sonrasında Cumhurbaşkanı onayı aşaması vardır. Paralel olarak Interpol Kırmızı Bülten yayınlandıysa CCF itirazı yolu da açılmalıdır — iki süreç eş zamanlı yönetilir.
Nitelikli dolandırıcılık suçunun cezası nedir?
TCK 158/1 uyarınca nitelikli dolandırıcılık üç yıldan on yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adli para cezasını gerektirir. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması (158/1-f), kamu görevlisi gibi tanıtılma (158/1-l) gibi (e), (f), (j), (k) ve (l) bentlerinde hapsin alt sınırı dört yıldan, adli para cezası ise suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamaz. Suç üç veya daha fazla kişiyle işlenirse ceza yarı oranında, örgüt faaliyeti kapsamındaysa bir kat artırılır. Görev ağır ceza mahkemesindedir. TCK 168 etkin pişmanlık hükümleri, zararın karşılanmasıyla kovuşturma öncesi cezanın üçte ikisine kadar, kovuşturma sonrası hüküm öncesi yarısına kadar indirim sağlayabilir.
TCK 157, 158 ve 159 arasındaki fark nedir?
TCK 157 dolandırıcılığın temel hâlidir (1-5 yıl hapis + adli para cezası), TCK 158 nitelikli hâllerini düzenler (3-10 yıl; bazı bentlerde alt sınır 4 yıl), TCK 159 daha az cezayı gerektiren hâldir. Fiil, bir hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsili maksadıyla işlendiyse TCK 159 devreye girer ve ceza altı aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezasına düşer; ayrıca suç şikayete tabi olur. Bu nitelendirme farkı dosyayı ağır ceza mahkemesinden asliye cezaya taşıyabilir, şikayetten vazgeçmeyle düşmeye açar. Ticari uyuşmazlıkların şikayet üzerine dolandırıcılık iddiasına dönüştüğü dosyalarda bu ayrımın doğru kurulması savunmanın belkemiğidir.
Bilişim suçlarında etkin pişmanlık mümkün mü?
Bilişim sistemleri aracılığıyla işlenen dolandırıcılık (TCK 158/1-f) bir dolandırıcılık suçudur ve malvarlığına karşı suçlar bölümünde yer aldığından TCK 168 etkin pişmanlık hükümleri uygulanabilir. Zararın tamamen giderilmesi ya da eski hâle iade, soruşturma aşamasında üçte ikiye kadar, kovuşturma başladıktan sonra hüküm verilmeden önce yarıya kadar ceza indirimi sağlar. Ancak TCK 243, 244 ve 245'te düzenlenen saf bilişim suçlarında (bilişim sistemine girme, sistemi bozma, banka/kredi kartı kötüye kullanımı) etkin pişmanlık uygulaması farklı bir çerçevede değerlendirilir ve TCK 168 doğrudan geçerli olmayabilir; her dosyada niteliğe göre değerlendirme yapılır.
Vergi kaçakçılığı davasında ne yapılabilir?
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 359. maddesi uyarınca defter, kayıt ve belgelerin tahrifi, gizlenmesi veya sahte belge düzenleme/kullanma fiilleri on sekiz aydan beş yıla kadar hapis cezası; sahte fatura düzenleme veya kullanma eylemi (VUK 359/b) üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezasını gerektirir. 2023 sonrası yapılan düzenlemelerle vergi aslının gecikme faizi ve zammıyla birlikte ödenmesi halinde ceza yarıya kadar indirilebilir, belirli koşullarda davadan düşme sağlanabilir. Vergi idaresi tarafındaki uzlaşma ile ceza davası tarafındaki etkin pişmanlık iki farklı süreçtir ve zamanlaması kritiktir; dosya paralel yürütülmelidir.
Karadağ'da trafik kazası yaptım, cezai sorumluluğum var mı?
Duruma göre değişir. Karadağ'da alkol limiti genel sürücüler için 0,30 promiledir, profesyonel sürücüler için sıfır tolerans uygulanır; 0,50 promile üzerinde 2.000 EUR'a kadar para cezası veya 60 güne kadar hapis, 2,00 promile ve üzerinde ise 15 ila 60 gün zorunlu hapis söz konusudur. Trafik kazasında yaralanma veya ölüm varsa olay artık idari bir ihlal değil, Krivični zakonik md. 339 ve 348 kapsamında ceza soruşturmasıdır. İlk kaza tutanağının doğru tutulması, kan alkol örneğinin usulüne uygun alınması ve bilirkişi raporunun sağlıklı şekilde hazırlanması savunmanın belkemiğidir. Türk sigortasının Karadağ'daki geçerliliği ve mağdurla uzlaşma zemini paralel olarak yönetilir.
Uzlaştırma hangi suçlarda uygulanır?
CMK 253 uyarınca uzlaştırma, kural olarak soruşturulması ve kovuşturulması şikayete tabi tüm suçlarda uygulanır. Ayrıca şikayete tabi olup olmadığına bakılmaksızın, kanunda sayılan bazı suçlarda zorunlu uzlaştırma söz konusudur: basit kasten yaralama (TCK 86/1-2), tehdit temel hâli (TCK 106/1), hırsızlık (TCK 141), güveni kötüye kullanma (TCK 155), basit dolandırıcılık (TCK 157), mala zarar verme (TCK 151) gibi. Cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar, nitelikli dolandırıcılık (TCK 158), örgüt faaliyeti çerçevesindeki suçlar ve kamu tüzel kişileri aleyhine işlenen suçlar uzlaştırmaya tabi değildir. Uzlaşma sağlanırsa soruşturma aşamasında kovuşturmaya yer olmadığı, kovuşturma aşamasında düşme kararı verilir.
Interpol Kırmızı Bülten'e nasıl itiraz edilir?
Kırmızı Bülten itirazı, Lyon'daki Commission for the Control of INTERPOL's Files (CCF) nezdinde yapılır. Başvuru kişi tarafından ya da vekâletnameli avukat aracılığıyla İngilizce, Fransızca, İspanyolca veya Arapça dillerinden birinde sunulur; ücret alınmaz. Gerekçeler Interpol Anayasası md. 2 (insan hakları) ve md. 3 (siyasi, askeri, dini, ırki karakterli talep yasağı) çerçevesinde kurulur; mülteci statüsü, beraat, zamanaşımı, ne bis in idem veya siyasi motivasyon delilleri sunulur. Erişim talepleri dört ay, silme talepleri dokuz ay içinde karara bağlanır. 2024 verilerine göre CCF'nin verdiği kararların yaklaşık %35'i uyumsuzluk yönünde çıkmış ve kayıtlar silinmiştir. Paralel olarak Türkiye iç hukukunda da hakları koruyucu adımlar atılması gerekir.

Gözaltı veya tutuklama durumunda 7/24 WhatsApp: +90 530 277 0845

Tüm görüşmeler avukat–müvekkil gizliliği kapsamındadır.

WhatsApp — +90 530 277 08 45