Sınır ötesi bir sözleşmede tarafların en çok tartıştığı madde çoğu zaman uyuşmazlık çözümü maddesidir. Oysa ondan önce gelen bir soru vardır: sözleşmeye hangi devletin hukuku uygulanacak. Bu iki soru birbirinden bağımsızdır — yetkili mahkeme Türk mahkemesi olabilirken uygulanacak hukuk yabancı bir hukuk olabilir.
Cevabı 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun veriyor. Aşağıdaki değerlendirme kanunun mevzuat.gov.tr'deki resmî güncel metnine dayanıyor (5 Eylül 2026'da okundu) ve iş sözleşmelerine ilişkin 2025 değişikliğini de kapsıyor.
Kural: taraflar seçer
24 üncü maddenin birinci fıkrası serbestiyi kuruyor: sözleşmeden doğan borç ilişkileri tarafların açık olarak seçtikleri hukuka tâbidir.
Aynı fıkra zımnî seçimi de kabul ediyor, ama eşiği yüksek tutuyor: sözleşme hükümlerinden veya hâlin şartlarından tereddüde yer vermeyecek biçimde anlaşılabilen hukuk seçimi de geçerlidir. "Tereddüde yer vermeyecek biçimde" ifadesi, bir mahkeme seçimi klozundan veya sözleşmenin dilinden hukuk seçimi çıkarma denemelerini sınırlar.
Kısmî seçim mümkündür. Taraflar, seçilen hukukun sözleşmenin tamamına veya bir kısmına uygulanacağını kararlaştırabilirler.
Seçim zamana bağlı değildir. Hukuk seçimi taraflarca her zaman yapılabilir veya değiştirilebilir. Sözleşmenin kurulmasından sonraki hukuk seçimi, üçüncü kişilerin hakları saklı kalmak kaydıyla, geriye etkili olarak geçerlidir.
Bu son fıkra, uyuşmazlık çıktıktan sonra bile tarafların anlaşarak uygulanacak hukuku belirleyebileceği anlamına gelir — bir müzakere aracı olarak sıkça gözden kaçar.
Seçim yoksa: en sıkı ilişki ve karakteristik edim
Tarafların hukuk seçimi yapmamış olması hâlinde, 24 üncü maddenin dördüncü fıkrası devreye girer: sözleşmeden doğan ilişkiye o sözleşmeyle en sıkı ilişkili olan hukuk uygulanır.
Kanun bu soyut ölçütü bir karineyle somutlaştırıyor. En sıkı ilişkili hukuk:
- karakteristik edim borçlusunun, sözleşmenin kuruluşu sırasındaki mutad meskeni hukuku,
- ticarî veya meslekî faaliyetler gereği kurulan sözleşmelerde karakteristik edim borçlusunun işyeri, bulunmadığı takdirde yerleşim yeri hukuku,
- karakteristik edim borçlusunun birden çok işyeri varsa, söz konusu sözleşmeyle en sıkı ilişki içinde bulunan işyeri hukuku
olarak kabul edilir.
Karineyi kıran bir kaçış kuralı da vardır: hâlin bütün şartlarına göre sözleşmeyle daha sıkı ilişkili bir hukukun bulunması hâlinde sözleşme bu hukuka tâbi olur.
Karakteristik edim, sözleşmeye kimliğini veren edimdir — para ödeme edimi değil, karşılığında ödeme yapılan edim. Satımda satıcının, hizmet ilişkisinde hizmeti sunanın, lisansta hakkı devredenin edimi bu niteliktedir. Karakteristik edim borçlusunun işyerinin nerede olduğu bu nedenle, hukuk seçimi yazılmamış bir sözleşmede uygulanacak hukuku fiilen belirler.
Üçüncü bir devletin doğrudan uygulanan kuralları
31 inci madde, seçilen hukukun dışına taşan bir ihtimali düzenliyor: sözleşmeden doğan ilişkinin tâbi olduğu hukuk uygulanırken, sözleşmeyle sıkı ilişkili olduğu takdirde üçüncü bir devletin hukukunun doğrudan uygulanan kurallarına etki tanınabilir.
Kanun bunu bir zorunluluk değil bir imkân olarak yazmış ve ölçütünü de vermiş: bu kurallara etki tanımak ve uygulayıp uygulamamak konusunda kuralların amacı, niteliği, muhtevası ve sonuçları dikkate alınır.
İhracat kontrolleri, döviz mevzuatı veya belirli sektör düzenlemeleri gibi başlıklarda bu madde, "biz İsviçre hukukunu seçtik, başka bir ülkenin kuralı bizi bağlamaz" varsayımını sınırlar.
Sözleşmenin varlığı hangi hukuka göre belirlenir
Bir kısır döngü sorusu vardır: sözleşme geçerli değilse, seçtiği hukuk da geçerli midir? 32 nci madde bunu çözüyor: sözleşmeden doğan ilişkinin veya bir hükmünün varlığı ve maddî geçerliliği, sözleşmenin geçerli olması hâlinde hangi hukuk uygulanacaksa o hukuka tâbidir.
Bir istisna da var: taraflardan birinin davranışına hüküm tanımanın uygulanacak hukuka tâbi kılınmasının hakkaniyete uygun olmayacağı hâlin şartlarından anlaşılırsa, irade beyanının varlığına rızası olmadığını iddia eden tarafın mutad meskeninin bulunduğu ülke hukuku uygulanır. Sessizliğin kabul sayıldığı sistemlerle sayılmadığı sistemler arasındaki fark bu hükümle karşılanır.
Seçimin iki dış sınırı: kamu düzeni ve doğrudan uygulanan kurallar
Hukuk seçimi geçerli olsa bile, seçilen hukukun her hükmü Türkiye'de sonuç doğurmaz. Kanunun genel hükümleri iki filtre koyuyor.
Kamu düzeni (m.5). Yetkili yabancı hukukun belirli bir olaya uygulanan hükmünün Türk kamu düzenine açıkça aykırı olması hâlinde bu hüküm uygulanmaz; gerekli görülen hâllerde Türk hukuku uygulanır.
Maddenin lafzı dikkatle okunmalıdır: filtre yabancı hukukun tamamına değil, o olaya uygulanan hükmüne yöneliktir ve eşik "aykırılık" değil "açıkça aykırılık" olarak konmuştur. Yabancı hukukun Türk hukukundan farklı olması tek başına yeterli değildir.
Doğrudan uygulanan Türk kuralları (m.6). Yetkili yabancı hukukun uygulandığı durumlarda, düzenleme amacı ve uygulama alanı bakımından Türk hukukunun doğrudan uygulanan kurallarının kapsamına giren hâllerde o kural uygulanır.
Bu iki madde birlikte, 31 inci maddedeki üçüncü devlet kuralları hükmüyle bir bütün oluşturur: seçilen hukuk çerçeveyi kurar, bu üç madde çerçevenin dışına taşan alanları belirler.
Şekil ve zamanaşımı. İki genel hüküm daha sözleşme kurgusunu doğrudan etkiler. 7 nci maddeye göre hukukî işlemler, yapıldıkları ülke hukukunun veya işlemin esası hakkında yetkili olan hukukun maddî hukuk hükümlerinin öngördüğü şekle uygun olarak yapılabilir — iki seçenekli bir geçerlilik kuralıdır. 8 inci madde ise sık atlanan bir bağ kurar: zamanaşımı, hukukî işlem ve ilişkinin esasına uygulanan hukuka tâbidir. Yani hukuk seçimi, aynı zamanda hangi zamanaşımı süresinin işleyeceğini de belirler.
Ehliyet. 9 uncu maddeye göre hak ve fiil ehliyeti ilgilinin millî hukukuna tâbidir; millî hukukuna göre ehliyetsiz olan kişi işlemin yapıldığı ülke hukukuna göre ehilse yaptığı işlemle bağlıdır — aile ve miras hukuku ile başka bir ülkedeki taşınmazlar üzerindeki aynî haklara ilişkin işlemler bu hükmün dışındadır. Tüzel kişilerde ehliyet statülerindeki idare merkezi hukukuna tâbidir; ancak fiilî idare merkezinin Türkiye'de olması hâlinde Türk hukuku uygulanabilir.
Seçim serbestisinin sınırlandığı üç alan
Taşınmaz sözleşmeleri: seçim yok
25 inci madde tek cümledir ve hukuk seçimine yer vermez: taşınmazlara veya onların kullanımına ilişkin sözleşmeler taşınmazın bulunduğu ülke hukukuna tâbidir.
21 inci madde aynî hak tarafını da aynı yöne bağlar: taşınırlar ve taşınmazlar üzerindeki mülkiyet hakkı ve diğer aynî haklar işlem anında malların bulunduğu ülke hukukuna tâbidir; taşınmazlar üzerindeki aynî haklara ilişkin hukukî işlemlere şekil yönünden de bu malların bulunduğu ülke hukuku uygulanır.
Türkiye'deki bir taşınmaza ilişkin sözleşmede yabancı hukuk seçmek, bu iki madde karşısında beklenen sonucu vermez. Yabancı sermayeli şirketin taşınmaz edinimine ilişkin rejim de bu çerçevenin içinde işler.
Tüketici sözleşmeleri: asgarî koruma saklı
26 ncı maddeye göre meslekî veya ticarî olmayan amaçla mal, hizmet ya da kredi sağlanmasına yönelik tüketici sözleşmeleri tarafların seçtikleri hukuka tâbidir — ancak tüketicinin mutad meskeni hukukunun emredici hükümleri uyarınca sahip olacağı asgarî koruma saklı kalmak kaydıyla.
Seçim yoksa tüketicinin mutad meskeni hukuku uygulanır; bunun için maddede sayılan üç bağlanma hâlinden birinin gerçekleşmesi gerekir: sözleşmenin tüketicinin ülkesinde özel bir davet veya ilân sonucunda kurulmuş ve gerekli hukukî fiillerin orada yapılmış olması, karşı tarafın veya temsilcisinin siparişi o ülkede almış olması ya da satıcının satın almaya ikna amacıyla bir gezi düzenlemiş ve tüketicinin siparişini başka ülkede vermiş olması.
Bu şartlar altında yapılan tüketici sözleşmelerinin şekline de tüketicinin mutad meskeni hukuku uygulanır. Madde, paket turlar hariç taşıma sözleşmelerine ve hizmetin tüketicinin ülkesinden başka bir ülkede sağlanmasının zorunlu olduğu sözleşmelere uygulanmaz.
İş sözleşmeleri: kural 2025'te değişti
27 nci maddenin birinci ve dördüncü fıkraları 4/6/2025 tarihli ve 7550 sayılı Kanunun 18 inci maddesiyle değiştirilmiştir.
Bugünkü hâliyle birinci fıkra şöyledir: iş sözleşmeleri, işçinin mutad işyeri hukukunun emredici hükümleri uyarınca sahip olacağı asgarî koruma saklı kalmak üzere, tarafların sözleşmeyle belirledikleri hukuka tâbidir.
Seçim yoksa işçinin işini mutad olarak yaptığı işyeri hukuku uygulanır ve kanun bir kayıt koyar: işçinin işini geçici olarak başka bir ülkede yapması hâlinde, bu işyeri mutad işyeri sayılmaz. İşini belirli bir ülkede mutad olarak yapmayıp devamlı olarak birden fazla ülkede yapan işçinin sözleşmesi ise işverenin esas işyerinin bulunduğu ülke hukukuna tâbidir.
Değişen dördüncü fıkra ise kaçış kuralını sınırlıyor: hâlin bütün şartlarına göre iş sözleşmesiyle daha sıkı ilişkili bir hukuk bulunması hâlinde ilk üç fıkra yerine bu hukuk uygulanabilir — ancak işin yapıldığı yer hukukunun işin yapıldığı sırada uygulanmak zorunda olan hükümleri hariç olmak üzere.
Yetki tarafında da benzer bir koruma vardır: yabancı mahkeme veya tahkim seçimini ele aldığımız yazıda görüldüğü gibi, iş, tüketici ve sigorta sözleşmelerine ilişkin yetki kuralları tarafların anlaşmasıyla bertaraf edilemez.
Fikrî mülkiyet ve haksız fiil
Fikrî mülkiyet sözleşmeleri (m.28) tarafların seçtiği hukuka tâbidir. Seçim yoksa, fikrî mülkiyet hakkını veya onun kullanımını devreden tarafın sözleşmenin kuruluşu sırasındaki işyeri, bulunmadığı takdirde mutad meskeni hukuku uygulanır; daha sıkı ilişkili bir hukuk varsa o uygulanır. Maddenin üçüncü fıkrası ayrı bir bağ kurar: işçinin, işi kapsamında ve işinin ifası sırasında meydana getirdiği fikrî ürünler üzerindeki haklarla ilgili işçi–işveren sözleşmelerine iş sözleşmesinin tâbi olduğu hukuk uygulanır.
Haksız fiil (m.34) sözleşme dışıdır ve kendi sırasını izler: kural olarak haksız fiilin işlendiği ülke hukuku; fiilin işlendiği yer ile zararın meydana geldiği yer farklı ülkelerdeyse zararın meydana geldiği ülke hukuku; ilişki başka bir ülkeyle daha sıkı ilişkiliyse o ülke hukuku. Ayrıca haksız fiile veya sigorta sözleşmesine uygulanan hukuk imkân veriyorsa zarar gören, talebini doğrudan doğruya sorumlunun sigortacısına karşı ileri sürebilir. Taraflar, haksız fiilin meydana gelmesinden sonra uygulanacak hukuku açık olarak seçebilirler.
Taşıma sözleşmeleri ve temsil yetkisi
Eşya taşıma (m.29). Eşyanın taşınmasına ilişkin sözleşmeler tarafların seçtiği hukuka tâbidir. Seçim yoksa kanun bir kesişim arar: sözleşmenin kuruluşu sırasında taşıyıcının esas işyerinin bulunduğu ülke, aynı zamanda yüklemenin veya boşaltmanın yapıldığı ülke ya da gönderenin esas işyerinin bulunduğu ülke ise, bu ülkenin sözleşmeyle en sıkı ilişkili olduğu kabul edilir ve o ülke hukuku uygulanır. Madde, tek seferlik çarter sözleşmelerini ve esas konusu eşya taşıma olan diğer sözleşmeleri de kapsar. Hâlin bütün şartlarına göre daha sıkı ilişkili bir hukuk varsa o uygulanır.
Kesişim gerçekleşmediğinde madde bir karine vermez; bu, taşıma sözleşmelerinde hukuk seçimini yazmanın neden özellikle önemli olduğunu gösterir.
İfa tedbirleri (m.33). İfa sırasında gerçekleştirilen fiil ve işlemler ile malların korunmasına ilişkin tedbirler konusunda, bu işlem veya fiillerin yapıldığı yahut tedbirin alındığı ülke hukuku dikkate alınır. Seçilen hukuk ne olursa olsun, malın fiilen bulunduğu ülkedeki muhafaza ve tespit uygulamaları bu madde üzerinden devreye girer.
Temsil yetkisi (m.30). Temsilci ile temsil olunan arasındaki hukukî ilişkiden doğan temsil yetkisi, aralarındaki sözleşmeden doğan ilişkiye uygulanan hukuka tâbidir. Vekâletname ve imza yetkisi tartışmalarında, önce hangi iç ilişkinin hangi hukuka tabi olduğu belirlenir.
Tek tabloda
| Sözleşme türü | Hukuk seçimi | Seçim yoksa |
|---|---|---|
| Genel borç sözleşmeleri | Serbest; açık veya tereddütsüz zımnî | En sıkı ilişki · karakteristik edim borçlusunun işyeri/mutad meskeni (m.24) |
| Taşınmaza ilişkin sözleşme | Maddede öngörülmemiş | Taşınmazın bulunduğu ülke hukuku (m.25) |
| Aynî haklar | — | İşlem anında malın bulunduğu ülke; taşınmazda şekil de (m.21) |
| Tüketici sözleşmesi | Serbest, asgarî koruma saklı | Tüketicinin mutad meskeni hukuku (m.26) |
| İş sözleşmesi | Serbest, asgarî koruma saklı (2025 değişikliği) | Mutad işyeri; geçici çalışma sayılmaz; çok ülkede ise işverenin esas işyeri (m.27) |
| Fikrî mülkiyet sözleşmesi | Serbest | Devreden tarafın işyeri, yoksa mutad meskeni (m.28) |
| İşçinin fikrî ürünleri | — | İş sözleşmesinin tâbi olduğu hukuk (m.28/3) |
| Haksız fiil | Fiilden sonra açık seçim mümkün | Fiil yeri → zarar yeri → daha sıkı ilişkili ülke (m.34) |
| Üçüncü devlet kuralları | Seçim bunları dışlamaz | Sıkı ilişki varsa etki tanınabilir (m.31) |
| Sözleşmenin geçerliliği | — | Geçerli olsaydı uygulanacak hukuk (m.32) |
| Eşya taşıma | Serbest | Taşıyıcının esas işyeri + yükleme/boşaltma veya gönderen kesişimi (m.29) |
| İfa tedbirleri | — | İşlemin yapıldığı veya tedbirin alındığı ülke hukuku (m.33) |
| Temsil yetkisi | — | İç ilişkiye uygulanan hukuk (m.30) |
| Şekil | — | Yapıldığı ülke veya esasa uygulanan hukuk (m.7) |
| Zamanaşımı | — | Esasa uygulanan hukuk (m.8) |
| Tüzel kişi ehliyeti | — | Statüdeki idare merkezi; fiilî merkez Türkiye'deyse Türk hukuku (m.9/4) |
| Kamu düzeni | — | Açıkça aykırı hüküm uygulanmaz (m.5) |
| Türk doğrudan uygulanan kuralları | Seçim bunları dışlamaz | Kapsama giren hâlde o kural uygulanır (m.6) |
Ne yapılmalı
Hukuk seçimini açık yazın. Zımnî seçim için kanunun aradığı eşik "tereddüde yer vermeyecek biçimde"dir; mahkeme seçimi klozu tek başına hukuk seçimi sayılmaz.
Karakteristik edimin kimde olduğunu belirleyin. Hukuk seçimi yazılmamışsa uygulanacak hukuk, çoğu zaman karşı tarafın işyerinin bulunduğu ülke hukuku olur.
Taşınmaza ilişkin sözleşmelerde yabancı hukuk seçmeyin. 25 inci madde bu sözleşmeleri taşınmazın bulunduğu ülke hukukuna bağlamıştır.
Tüketici ve iş sözleşmelerinde seçimin sınırlı olduğunu kabul edin. Seçim geçerlidir ama karşı tarafın mutad mesken ya da mutad işyeri hukukundan doğan asgarî koruması saklıdır.
Sınır ötesi istihdamda "geçici görevlendirme" kaydını sözleşmeye yazın. Kanun geçici çalışmayı mutad işyeri saymaz; bunun belgelenmesi uygulanacak hukuku değiştirir.
Zamanaşımının da seçilen hukuka bağlandığını hesaba katın. 8 inci madde zamanaşımını esasa uygulanan hukuka bağlamıştır; hukuk seçimi bir usul tercihi değil, alacağın ömrünü belirleyen bir tercihtir.
Uyuşmazlık doğduktan sonra hukuk seçimi imkânını unutmayın. Seçim her zaman yapılabilir ve değiştirilebilir; sonradan yapılan seçim üçüncü kişi hakları saklı kalmak üzere geriye etkilidir.
Uygulanacak hukuk ile yetkili mahkeme ayrı sorulardır ve ayrı maddelerde düzenlenmiştir. Sözleşme kurgusunda ikisinin birlikte planlanmaması, kazanılan bir davanın icra edilememesiyle sonuçlanabilir.




