Strateji

Yabancı Hakem Kararının Tenfizi: Sekiz Ret Sebebi

MÖHUK m.62 ret sebeplerini sayıyor ve ispat yükünü paylaştırıyor. Tenfiz yargılamasında esasa girilmez; temyiz ise yerine getirmeyi durdurur.

Rohat Kahraman· 5 Eylül 2026Güncelleme · 5 Eylül 2026
Yabancı Hakem Kararının Tenfizi: Sekiz Ret Sebebi

Tahkim şartı sözleşmeye yazıldığında iş bitmiş olmaz. Yurt dışında verilen bir hakem kararının Türkiye'de sonuç doğurabilmesi için ayrı bir yargılamadan geçmesi gerekir ve bu yargılamanın kuralları, yabancı mahkeme kararlarının tenfizinden kısmen farklıdır.

Yabancı yatırımcının kanuni güvencelerini düzenleyen 4875 sayılı Kanun, belirli uyuşmazlıklarda millî veya milletlerarası tahkime başvurulabileceğini söylüyor. Kararın Türkiye'de icra edilebilmesi ise 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanunun 60 ilâ 63 üncü maddelerine tabidir.

Aşağıdaki değerlendirme 5718 sayılı Kanunun mevzuat.gov.tr'deki resmî güncel metnine dayanıyor (5 Eylül 2026'da okundu).

Önce çerçeve: sözleşmeler saklı

Kanunun 1 inci maddesi kendi kapsamını çizerken bir kayıt koyuyor: Türkiye Cumhuriyetinin taraf olduğu milletlerarası sözleşme hükümleri saklıdır.

Bu cümle pratikte belirleyicidir: bir yabancı hakem kararının tenfizinde önce Türkiye'nin taraf olduğu ilgili milletlerarası sözleşmenin uygulanıp uygulanmadığı belirlenir; Kanunun 60 ilâ 63 üncü maddeleri bu çerçevenin içinde işler. Dosyanın ilk sorusu bu nedenle "hangi metne göre" sorusudur.

Hangi karar tenfiz edilebilir

60 ıncı maddenin birinci fıkrası ölçütü seçenekli kuruyor: kesinleşmiş ve icra kabiliyeti kazanmış veya taraflar için bağlayıcı olan yabancı hakem kararları tenfiz edilebilir.

"Veya" bağlacı önemlidir. Kanun, kararın verildiği ülkede kesinleşmiş ve icra edilebilir hâle gelmiş olmasını tek yol saymamış; taraflar için bağlayıcı olması da yeterli görülmüştür. Bu ayrım, kararın verildiği ülkede ayrıca bir onay veya tevdi prosedürü öngörülen sistemlerde belirleyici olur.

Yetkili mahkeme: dört basamaklı sıra

60 ıncı maddenin ikinci fıkrası yetkili mahkemeyi bir sıra hâlinde belirliyor:

  1. tarafların yazılı olarak kararlaştırdıkları yer asliye mahkemesi,
  2. böyle bir anlaşma yoksa aleyhine karar verilen tarafın Türkiye'deki yerleşim yeri mahkemesi,
  3. yerleşim yeri yoksa sâkin olduğu yer mahkemesi,
  4. o da yoksa icraya konu teşkil edebilecek malların bulunduğu yer mahkemesi.

Sıralamanın kendisi bir bilgi taşır: malvarlığının bulunduğu yer son basamaktır. Tenfiz talebini doğrudan malların bulunduğu yerde açmak, üst basamaklardan biri mevcutken yetki itirazına açık hâle gelir.

Buna karşılık taraflar sözleşmelerinde tenfiz mahkemesini yazılı olarak kararlaştırabilir; bu, tahkim şartı yazılırken ihmal edilen ama ilk basamağı doğrudan belirleyen bir tercih olur.

Dilekçeye eklenecek belgeler

61 inci madde belgeleri sayıyor ve hepsinin karşı tarafın sayısı kadar örneğiyle birlikte eklenmesini istiyor:

  • tahkim sözleşmesi veya şartının aslı yahut usulüne göre onanmış örneği,
  • hakem kararının usulen kesinleşmiş ve icra kabiliyeti kazanmış veya taraflar için bağlayıcılık kazanmış aslı veya usulüne göre onanmış örneği,
  • bu iki belgenin tercüme edilmiş ve usulen onanmış örnekleri.

Liste kısa görünse de üç ayrı işlem içerir: aslın veya onanmış örneğin temini, çevirinin yapılması ve çevirinin usulen onanması. Bu üçünün takvimi, tenfiz talebinin açılış tarihini fiilen belirler.

Yargılama usulü ve itirazın sınırı

61 inci maddenin ikinci fıkrası, hakem kararlarının tenfizinde 55 inci, 56 ncı ve 57 nci madde hükümlerinin kıyas yoluyla uygulanacağını söylüyor. Bunun üç somut sonucu vardır.

Usul basittir. Tenfiz istemine ilişkin dilekçe, duruşma günü ile birlikte karşı tarafa tebliğ edilir ve istem basit yargılama usulü hükümlerine göre incelenerek karara bağlanır.

İtirazın konusu sınırlıdır. Karşı taraf ancak bu bölüm hükümlerine göre tenfiz şartlarının bulunmadığını, ya da kararın kısmen veya tamamen yerine getirilmiş yahut yerine getirilmesine engel bir sebep ortaya çıkmış olduğunu öne sürerek itiraz edebilir.

Bu, tenfiz yargılamasının niteliğini belirler: uyuşmazlığın esası yeniden görülmez. Hakemlerin maddi hukuku doğru uygulayıp uygulamadığı tartışması, kanunun saydığı sebeplerden birine bağlanamadığı sürece bu dosyanın konusu değildir.

Karar ve sonrası. Mahkemece kararın kısmen veya tamamen tenfizine ya da istemin reddine karar verilebilir. Tenfizine karar verilen kararlar Türk mahkemelerinden verilmiş ilâmlar gibi icra olunur. Kabul veya ret kararlarının temyizi genel hükümlere tabidir ve kanunun açık ifadesiyle temyiz, yerine getirmeyi durdurur.

Son cümle alacaklı açısından planlamanın merkezindedir: tenfiz kararı alınmış olması, temyiz süreci boyunca icraya geçilebileceği anlamına gelmez.

Sekiz ret sebebi

62 nci madde, mahkemenin tenfiz istemini hangi hâllerde reddedeceğini sayıyor:

  • a) Tahkim sözleşmesi yapılmamış veya esas sözleşmeye tahkim şartı konulmamışsa,
  • b) Hakem kararı genel ahlâka veya kamu düzenine aykırıysa,
  • c) Karara konu uyuşmazlığın Türk kanunlarına göre tahkim yoluyla çözümü mümkün değilse,
  • ç) Taraflardan biri hakemler önünde usulüne göre temsil edilmemiş ve yapılan işlemleri sonradan açıkça kabul etmemişse,
  • d) Hakkında tenfiz istenen taraf, hakem seçiminden usulen haberdar edilmemiş yahut iddia ve savunma imkânından yoksun bırakılmışsa,
  • e) Tahkim sözleşmesi veya şartı, taraflarca tabi kılındığı kanuna — bu konuda anlaşma yoksa hakem hükmünün verildiği ülke hukukuna — göre hükümsüzse,
  • f) Hakemlerin seçimi veya uyguladıkları usul, tarafların anlaşmasına, böyle bir anlaşma yoksa hükmün verildiği ülke hukukuna aykırıysa,
  • g) Hakem kararı, sözleşmede veya şartta yer almayan bir hususa ilişkinse veya sözleşmenin sınırlarını aşıyorsa bu kısım hakkında,
  • h) Hakem kararı tabi olduğu veya verildiği ülke hukuku hükümlerine ya da tabi olduğu usule göre kesinleşmemiş yahut icra kabiliyeti veya bağlayıcılık kazanmamış veya verildiği yerin yetkili mercii tarafından iptal edilmişse.

(g) bendindeki "bu kısım hakkında" ifadesi ayrıca not edilmelidir: sözleşmenin sınırlarını aşan bir karar bütünüyle reddedilmez, aşan kısım bakımından reddedilir. Bu, kısmi tenfiz imkânını doğuran hükümdür ve 56 ncı maddedeki "kısmen veya tamamen tenfiz" ifadesiyle birlikte okunur.

İspat yükü herkeste değil

62 nci maddenin ikinci fıkrası, uygulamada dosyanın seyrini belirleyen dağıtımı yapıyor: (ç), (d), (e), (f), (g) ve (h) bentlerinde yazılı hususların ispat yükü, hakkında tenfiz istenen tarafa aittir.

Fıkranın dışında bıraktıkları da en az saydıkları kadar anlamlıdır: (a) tahkim sözleşmesinin bulunmaması, (b) genel ahlâka veya kamu düzenine aykırılık ve (c) uyuşmazlığın Türk hukukuna göre tahkime elverişli olmaması bentleri bu ispat yükü kuralının kapsamına alınmamıştır.

Pratik sonuç şudur: temsil, tebligat, savunma hakkı, tahkim anlaşmasının geçerliliği, hakem seçimi ve usulü, sözleşme sınırlarının aşılması ve kararın bağlayıcılık kazanmamış olması iddialarını ileri süren tarafın ispatlaması gerekir. Tenfiz isteyen alacaklının bu iddiaların yokluğunu baştan ispatlama yükü yoktur. Şirketler hukuku ve kurumsal danışmanlık tarafında bu dağılım, tahkim şartının ve tahkim yargılamasındaki tebligat kayıtlarının neden titizlikle saklanması gerektiğini açıklar.

Mahkeme kararı ile hakem kararı arasındaki usul farkları

İki tenfiz rejimi aynı bölümde düzenlense de bazı noktalarda ayrışır ve bu ayrım dosyanın nasıl açılacağını değiştirir.

Yetki sırası farklıdır. Yabancı mahkeme kararlarında tenfiz, kendisine karşı tenfiz istenen kişinin Türkiye'deki yerleşim yeri, yoksa sâkin olduğu yer mahkemesinden; Türkiye'de yerleşim yeri veya sâkin olduğu bir yer yoksa Ankara, İstanbul veya İzmir mahkemelerinden birinden istenir (m.51/2). Yabancı hakem kararlarında ise sıra tarafların yazılı anlaşmasıyla başlar ve son basamak malların bulunduğu yerdir (m.60/2); üç büyük ilden birine gitme seçeneği bu maddede yer almaz.

Belge listesi farklıdır. Mahkeme kararlarında 53 üncü madde, ilâmın usulen onanmış aslı veya örneği ile ilâmın kesinleştiğini gösteren onanmış yazı veya belgeyi ve bunların onanmış tercümelerini arar. Hakem kararlarında ise 61 inci madde, kesinleşme belgesi yerine kararın kesinleşmiş, icra kabiliyeti kazanmış veya bağlayıcılık kazanmış olduğunu gösteren nüshayı ve ayrıca tahkim sözleşmesi veya şartını ister.

Talep sahibi bakımından ise ortak bir ölçü vardır: 52 nci madde, kararın tenfiz edilmesinde hukukî yararı bulunan herkesin tenfiz isteminde bulunabileceğini söyler ve dilekçede bulunması gereken unsurları sayar — bu arada tenfizin hükmün bir kısmı hakkında isteniyorsa hangi kısım olduğunun belirtilmesini de arar.

Tahkim yerine yabancı mahkeme seçilseydi

Sözleşme kurgulanırken tahkim tek seçenek değildir; taraflar yabancı bir devlet mahkemesini de yetkili kılabilir. 47 nci madde bunun şartlarını ve sınırlarını koyuyor.

Şart. Yer itibarıyla yetkinin münhasır yetki esasına göre tayin edilmediği hâllerde taraflar, aralarındaki yabancılık unsuru taşıyan ve borç ilişkilerinden doğan uyuşmazlığın yabancı bir devlet mahkemesinde görülmesi konusunda anlaşabilirler. Anlaşma, yazılı delille ispat edilmesi hâlinde geçerli olur.

Sonuç. Böyle bir anlaşmaya rağmen dava, ancak yabancı mahkemenin kendisini yetkisiz sayması veya Türk mahkemelerinde yetki itirazında bulunulmaması hâlinde yetkili Türk mahkemesinde görülür. Yani yetki itirazının ileri sürülmemesi, anlaşmayı fiilen etkisiz kılar.

Sınır. Maddenin ikinci fıkrası üç dava türünü tamamen dışarıda bırakıyor: 44, 45 ve 46 ncı maddelerde belirlenen mahkemelerin yetkisi tarafların anlaşmasıyla bertaraf edilemez. Bunlar sırasıyla bireysel iş sözleşmesi ve iş ilişkisi, tüketici ve sigorta sözleşmelerine ilişkin yetki kurallarıdır. Bir dağıtım, acentelik veya istihdam yapısı kurgulanırken bu sınır önceden görülmelidir.

Kanunun genel kuralı ise 40 ıncı maddededir: Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisini, iç hukukun yer itibarıyla yetki kuralları tayin eder.

Yabancı davacıdan teminat ve karşılıklılık

Türkiye'de dava açan veya takip yapan yabancı taraf için 48 inci madde ayrı bir yük getiriyor: Türk mahkemesinde dava açan, davaya katılan veya icra takibinde bulunan yabancı gerçek ve tüzel kişiler, yargılama ve takip giderleriyle karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermek zorundadır.

İkinci fıkra çıkışı da gösteriyor: mahkeme, dava açanı, davaya katılanı veya icra takibi yapanı karşılıklılık esasına göre teminattan muaf tutar. Yani muafiyet bir takdir değil, karşılıklılığın varlığına bağlı bir sonuçtur.

Bu hüküm, yabancı hakem kararının tenfizi talebiyle Türk mahkemesine başvuran yabancı alacaklı bakımından da hesaba katılmalıdır: dosya açılırken teminat konusunun karşılıklılık üzerinden nasıl karşılanacağı önceden belirlenmelidir.

Aynı bölümdeki 49 uncu madde de not edilmelidir: yabancı devlete, özel hukuk ilişkilerinden doğan hukukî uyuşmazlıklarda yargı muafiyeti tanınmaz ve bu uyuşmazlıklarda yabancı devletin diplomatik temsilcilerine tebligat yapılabilir.

Tanıma da aynı hükümlere tabi

63 üncü madde tek cümledir: yabancı hakem kararlarının tanınması da tenfizine ilişkin hükümlere tâbidir.

Yani kararın Türkiye'de icra edilmesi değil de yalnızca bir başka davada kesin delil veya kesin hüküm olarak kullanılması isteniyorsa da aynı şartlar ve aynı ret sebepleri işler. Yabancı mahkeme kararlarında tanıma için getirilen kolaylık — 58 inci maddede 54 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendinin uygulanmaması — hakem kararları bakımından ayrıca düzenlenmemiştir.

Tek tabloda

KonuKuralDayanak
Sözleşme önceliğiTürkiye'nin taraf olduğu milletlerarası sözleşmeler saklıMÖHUK m.1/2
Tenfiz edilebilirlikKesinleşmiş ve icra kabiliyeti kazanmış veya bağlayıcı olan kararm.60/1
Yetkili mahkemeYazılı anlaşma → yerleşim yeri → sâkin olunan yer → malların bulunduğu yerm.60/2
BelgelerTahkim sözleşmesi/şartı · hakem kararı · onaylı tercümelerim.61/1
UsulBasit yargılama usulü, duruşma günüyle tebliğm.55 (kıyasen)
İtirazın kapsamıYalnız tenfiz şartlarının yokluğu, ifa veya ifaya engel sebepm.55/2 (kıyasen)
Kısmi tenfizKısmen veya tamamen tenfiz mümkünm.56 · m.62/1-g
İcraTürk mahkemesi ilâmı gibim.57/1 (kıyasen)
TemyizYerine getirmeyi durdururm.57/2 (kıyasen)
Ret sebepleriSekiz bentm.62/1
İspat yükü(ç), (d), (e), (f), (g), (h) → karşı taraftam.62/2
TanımaTenfiz hükümlerine tabim.63
Yabancı mahkeme seçimiMünhasır yetki yoksa mümkün; yazılı delille ispatm.47/1
Seçimin etkisizleşmesiYetki itirazı yapılmazsa Türk mahkemesi görürm.47/1
Bertaraf edilemeyen yetkiİş · tüketici · sigortam.47/2
Yabancı davacı teminatıZorunlu; karşılıklılık varsa muafiyetm.48
Yabancı devletÖzel hukuk uyuşmazlığında yargı muafiyeti yokm.49

Ne yapılmalı

Tahkim şartına tenfiz mahkemesini de yazın. 60 ıncı maddenin sırası, tarafların yazılı anlaşmasını ilk basamağa koyuyor.

Kararın "bağlayıcı" hâle geldiği anı belgeleyin. Kanun kesinleşmeyi tek yol saymamıştır; bağlayıcılık da yeterlidir ve bu, dosyanın hangi belgelerle kurulacağını değiştirir.

Belgelerin onaylı tercümesini önceden hazırlatın. Asıl veya onanmış örnek, tercüme ve tercümenin usulen onanması ayrı işlemlerdir ve takvimi belirler.

Tahkim yargılamasındaki tebligat ve temsil kayıtlarını saklayın. 62 nci maddenin (ç) ve (d) bentleri bu kayıtlar üzerinden tartışılır ve ispat yükü karşı tarafta olsa da dosyanın karşılığı sizde bulunmalıdır.

Temyizin icrayı durdurduğunu planlamaya dahil edin. Tenfiz kararı, temyiz süreci boyunca tek başına tahsil imkânı vermez.

Yabancı mahkeme seçtiyseniz yetki itirazını süresinde yapın. 47 nci maddeye göre Türk mahkemelerinde yetki itirazında bulunulmaması hâlinde dava Türkiye'de görülür.

Teminat konusunu karşılıklılık üzerinden önceden çözün. Türk mahkemesinde dava açan veya takip yapan yabancı taraf için teminat kuraldır; muafiyet karşılıklılığa bağlıdır.

Uyuşmazlığın tahkime elverişli olup olmadığını baştan kontrol edin. Türk hukukuna göre tahkim yoluyla çözülemeyecek bir uyuşmazlıkta alınan karar, 62 nci maddenin (c) bendi kapsamındadır.

Tahkim şartının yazıldığı an ile kararın Türkiye'de icra edildiği an arasındaki mesafeyi belirleyen şey, çoğunlukla sözleşmedeki birkaç cümledir. İcra ve iflas hukuku alanındaki çalışmalarımız bu mesafenin baştan kısaltılmasını kapsar.

Sıkça Sorulan Sorular

Yabancı hakem kararının Türkiye'de icra edilmesi için ne gerekir?

5718 sayılı Kanunun 60 ıncı maddesi uyarınca kesinleşmiş ve icra kabiliyeti kazanmış veya taraflar için bağlayıcı olan yabancı hakem kararları tenfiz edilebilir. Tenfizine karar verilen kararlar, 57 nci maddenin kıyasen uygulanması yoluyla Türk mahkemelerinden verilmiş ilâmlar gibi icra olunur. Ayrıca Türkiye Cumhuriyetinin taraf olduğu milletlerarası sözleşme hükümleri saklıdır.

Tenfiz davasında uyuşmazlığın esası yeniden görülür mü?

Görülmez. 55 inci maddenin kıyasen uygulanması sonucunda karşı taraf ancak tenfiz şartlarının bulunmadığını veya kararın kısmen ya da tamamen yerine getirilmiş yahut yerine getirilmesine engel bir sebep ortaya çıkmış olduğunu ileri sürerek itiraz edebilir. İnceleme, 62 nci maddede sayılan ret sebepleriyle sınırlıdır.

Ret sebeplerini kim ispatlar?

62 nci maddenin ikinci fıkrasına göre (ç), (d), (e), (f), (g) ve (h) bentlerindeki hususların ispat yükü hakkında tenfiz istenen tarafa aittir. Tahkim sözleşmesinin bulunmaması, genel ahlâka veya kamu düzenine aykırılık ve uyuşmazlığın Türk kanunlarına göre tahkime elverişli olmaması bentleri bu fıkranın kapsamında sayılmamıştır.

Tenfiz kararı verilince hemen icraya geçebilir miyim?

Kanun bu noktada açıktır: tenfiz isteminin kabul veya reddi hakkındaki kararların temyizi genel hükümlere tabidir ve temyiz, yerine getirmeyi durdurur (m.57/2, hakem kararlarında m.61/2 yoluyla kıyasen). Bu nedenle tahsil planlaması, temyiz aşaması dikkate alınarak kurulmalıdır.