Şirketler Hukuku

BES otomatik katılım: kim kapsamda, işveren ne yapar

4632 sayılı Kanun ek m.2: otomatik katılımda 45 yaş ve vatandaşlık şartı, %3 katkı payı, iki aylık cayma ve 2026'da 500 TL'ye inen ilave Devlet katkısı.

Rohat Kahraman· 6 Eylül 2026Güncelleme · 6 Eylül 2026
BES otomatik katılım: kim kapsamda, işveren ne yapar

Türkiye'de işveren sıfatı taşıyan her şirketin bordro tarafında karşılaştığı ama çoğu zaman "muhasebenin işi" sayılıp hukuki içeriği incelenmeyen bir yükümlülük var: çalışanların bireysel emeklilik sistemine otomatik olarak dâhil edilmesi. Yükümlülüğün kaynağı, 28/3/2001 tarihli ve 4632 sayılı Bireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Sistemi Kanunu'nun 10/8/2016 tarihli ve 6740 sayılı Kanun'la eklenen ek 2 nci maddesidir.

Yabancı ortaklı ve yabancı personel çalıştıran yapılarda ise maddenin ilk cümlesi doğrudan bir ayrım yaratır. Aşağıdaki çerçeve 6 Eylül 2026 tarihinde mevzuat.gov.tr üzerindeki güncel 4632 sayılı Kanun metninden doğrulanmıştır.

Kim kapsamda: iki filtre

Ek 2 nci maddenin birinci cümlesi 18/1/2017 tarihli ve 6770 sayılı Kanun'un 18 inci maddesiyle değiştirilmiştir ve kapsamı iki filtreyle çizer.

Birinci filtre — statü. Kapsamda olanlar "Türk vatandaşı veya 29/5/2009 tarihli ve 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanununun 28 inci maddesi kapsamında olup" şartını taşıyanlardır. 5901 sayılı Kanun'un 28 inci maddesi, doğumla Türk vatandaşı olup çıkma izni alarak vatandaşlıktan ayrılanlara tanınan hakları düzenler — uygulamada "mavi kart" olarak bilinen statüdür.

Bunun pratik sonucu açıktır: yabancı uyruklu bir çalışan, mavi kart kapsamında değilse otomatik katılıma dâhil edilmez. Türkiye'de 5510 sayılı Kanun m.4/1-a kapsamında sigortalı olarak çalışıyor olması bu sonucu değiştirmez; sigortalılık ile otomatik katılım kapsamı farklı ölçütlere bağlanmıştır.

İkinci filtre — yaş. Kapsam, "kırk beş yaşını doldurmamış" olanlarla sınırlıdır. Ancak 19/1/2022 tarihli ve 7351 sayılı Kanun'un 7 nci maddesiyle eklenen cümle bir kapı açar: "Kırk beş yaşını doldurmuş çalışanlar, talep etmeleri hâlinde anılan planlara dâhil edilebilir." Yani 45 yaş üstü için sistem otomatik değil, isteğe bağlıdır.

Kapsamdaki çalışma ilişkileri ise şunlardır: 5510 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (c) bentlerine göre çalışmaya başlayanlar ile 506 sayılı Kanun'un geçici 20 nci maddesi kapsamında kurulmuş sandıkların iştirakçisi olarak çalışmaya başlayanlar.

İşverenin şirket seçme serbestisi de sınırlıdır: "İşveren, çalışanını ancak otomatik katılım için emeklilik planı düzenleme konusunda Kurumca uygun görülen şirketlerden birinin sunacağı emeklilik planına dâhil edebilir."

FiltreKuralDayanak
StatüTürk vatandaşı veya 5901 m.28 kapsamında (mavi kart)Ek m.2/1 (6770/18)
Yaş45 yaşını doldurmamış olmakEk m.2/1
45 yaş üstüTalep hâlinde dâhil edilebilirEk m.2/1 (7351/7)
Çalışma ilişkisi5510 m.4/1-(a) ve (c); 506 geçici m.20 sandıklarıEk m.2/1
Şirket seçimiYalnız Kurumca uygun görülen şirketlerEk m.2/1

Katkı payı: %3 ve bir iş günü

İkinci fıkra, tutarı ve takvimi birlikte belirler. Çalışan katkı payı, çalışanın 5510 sayılı Kanun'un 80 inci maddesi çerçevesinde belirlenen prime esas kazancının yüzde üçüne karşılık gelen tutardır. 506 sayılı Kanun'un geçici 20 nci maddesi kapsamındaki sandık iştirakçileri için ölçüt, sandığa ödenen tutarların hesaplanmasına esas kazancın yüzde üçüdür.

Oran sabit değildir: Cumhurbaşkanı bu oranı iki katına kadar artırmaya, yüzde bire kadar azaltmaya veya katkı payına maktu limit getirmeye yetkilidir. Dolayısıyla bordro parametresi Kanun metninden değil, yürürlükteki Cumhurbaşkanı kararından okunmalıdır.

Aktarım takvimi ise işveren için en somut yükümlülüktür: tutar, "en geç çalışanın ücretinin ödeme gününü takip eden iş günü" işveren tarafından şirkete aktarılır. Gecikmenin sonucu doğrudan bir tazmin borcudur: "İşveren bu madde uyarınca katkı payını zamanında şirkete aktarmaz veya geç aktarırsa çalışanın 5 inci maddedeki hesaplama yöntemi uyarınca varsa birikiminde oluşan parasal kaybından sorumludur."

Çalışan tarafında ise bir esneklik vardır: çalışan, otomatik katılıma ilişkin sözleşmede belirlenen tutardan daha yüksek bir kesinti yapılmasını işverenden talep edebilir.

Cayma: iki ay ve on iş günü

Üçüncü fıkra, sistemin gönüllülük tarafını kurar. Çalışan, emeklilik planına dâhil olduğunun kendisine bildirildiği tarihi müteakip iki ay içinde sözleşmeden cayabilir. 21/3/2018 tarihli ve 7103 sayılı Kanun'un 45 inci maddesiyle eklenen cümle, Cumhurbaşkanına bu süreyi üç katına kadar artırma yetkisi vermiştir.

Cayma hâlinde ödenen katkı payları, varsa hesabında bulunan yatırım gelirleriyle birlikte on iş günü içinde çalışana iade edilir. Bu süre boyunca değer kaybını önleme sorumluluğu şirkete aittir: "Şirket, cayma süresince ödenen katkı paylarının değer kaybetmemesini sağlayacak şekilde fon yönetiminden sorumludur."

Cayma hakkını kullanmayan çalışan ise sistemden tamamen çıkmak zorunda değildir; Kurumca belirlenen hâllerde katkı payı ödemesine ara verilmesini talep edebilir.

Buradaki hukuki yapı dikkat çekicidir: dâhil etme otomatiktir, çıkma iradidir ve çıkma iradesinin süresi bildirimle başlar. Bu nedenle işveren tarafındaki bildirim kaydı, sonradan doğacak uyuşmazlıkta cayma süresinin başlangıcını belirleyen tek belgedir.

2026'da yarıya inen ilave Devlet katkısı

Beşinci fıkra, sistemi teşvik eden üç ayrı ödemeyi düzenler.

Birincisi genel Devlet katkısıdır: çalışan adına bireysel emeklilik hesabına ödenen katkı payları üzerinden ek 1 inci maddedeki usul ve esaslara göre Devlet katkısı sağlanır.

İkincisi ilave Devlet katkısıdır ve cayma hakkının kullanılmamasına bağlanmıştır: çalışan cayma hakkını kullanmazsa, sisteme girişte bir defaya mahsus olmak üzere, ek 1 inci maddedeki hak etme ve ödeme koşuluna tabi olarak "bin Türk lirası tutarında ilave Devlet katkısı sağlanır." Kanun, Cumhurbaşkanına bu tutarı yarısına kadar artırma veya yarısına kadar azaltma yetkisi tanır.

Bu yetki kullanılmıştır. 7/1/2026 tarihli ve 33130 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 10811 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı'nın 2 nci maddesinin ikinci fıkrasıyla, bu madde uyarınca sağlanan ilave Devlet katkısı tutarı beşyüz Türk Lirası olarak belirlenmiştir. Yani Kanun metninde yazan bin lira, 2026 itibarıyla uygulanan tutar değildir.

Bu, bu sitede sık işaret ettiğimiz bir kalıbın bir örneğidir: kanunda yazan rakam bir tabandır; uygulanan tutar ikincil düzenlemeden okunur. Çalışanlara yapılacak bilgilendirmede Kanun metnindeki rakamın tekrarlanması, yanlış beklenti üretir.

Üçüncüsü ise çıkış aşamasındadır: emeklilik hakkının kullanılması hâlinde, hesabındaki birikimi en az on yıllık, yıllık gelir sigortası sözleşmesi kapsamında almayı tercih eden çalışana, birikiminin yüzde beşi karşılığı ek Devlet katkısı ödemesi yapılır.

ÖdemeŞartTutar
Devlet katkısıEk m.1 usul ve esaslarıEk m.1'e göre
İlave Devlet katkısıCayma hakkının kullanılmaması; bir defaya mahsusKanun'da 1.000 TL; CB Kararı 10811 (7/1/2026) ile 500 TL
Ek Devlet katkısıEn az on yıllık yıllık gelir sigortası tercihiBirikimin %5'i

Takip, tahsil ve kişisel veri: kanunla açılmış bir kapı

Beşinci fıkranın devamı, sistemin işleyişini kurumlar arası bir veri akışına bağlar ve bu akış için Kanun düzeyinde özel bir hüküm getirir.

Önce sorumluluk dağılımı belirlenir: "Bu madde hükmüne göre çalışan katkı payının takip ve tahsil sorumluluğu şirkete aittir." Yani katkı payının izlenmesi ve tahsili, işverenin değil emeklilik şirketinin yükümlülüğüdür; işverenin borcu, kesip zamanında aktarmakla sınırlıdır. Bakanlığın uygun görüşüyle Kurum, bu takip ve tahsil sorumluluğunun yetkilendirilecek ayrı bir kuruluşça yerine getirilmesine karar verebilir.

Ardından veri akışı düzenlenir. Bankalar, Sosyal Güvenlik Kurumu, 506 sayılı Kanun'un geçici 20 nci maddesi kapsamındaki sandıklar ile bunların ilgili bulunduğu kuruluşlar ve ilgili diğer kamu kurumları; çalışan katkı payının takip ve tahsili ile Devlet katkısının hesaplanması için ihtiyaç duyulan verileri, Kurumca belirlenen usul ve esaslara göre emeklilik gözetim merkezine ve yetkilendirilecek kuruluşa aktarır. Bu kuruluşlar söz konusu verileri şirketlerle paylaşabilir.

Fıkranın son cümlesi ise kişisel verilerin korunması bakımından açık bir istisna kurar:

"Bu verilerden kişisel nitelikte olanlar, veri sahibinin açık rızasının alınmasına gerek olmaksızın ilgili kuruluşlar arasında paylaşılabilir ve veri paylaşımı, kişisel verilerin korunmasına ilişkin mevzuat hükümlerine aykırılık teşkil etmez."

Bu hüküm, 6698 sayılı Kanun'un işleme şartları bakımından "kanunlarda açıkça öngörülme" dayanağına karşılık gelen tipik bir örnektir: rıza aranmaması bir muafiyet değil, işlemenin başka bir hukuki sebebe dayandırılmış olmasıdır. İşverenin kendi aydınlatma metinlerinde bu akışın kaynağını doğru göstermesi gerekir; kapsamı ise Kanun'da sayılan amaçla — takip, tahsil ve Devlet katkısının hesaplanması — sınırlıdır. Veri aktarımının sınır ötesi boyutu için ayrı bir çerçeve gerekir; bu konuda KVKK'da yurt dışına veri aktarımı yazımıza bakılabilir.

Son fıkra ise uygulamanın ayrıntısını ikincil düzenlemeye bırakır ve bu listede işveren için önemli iki başlık vardır: çalışanın işyerinin değişmesi hâlinde işverenin çalışanı bir emeklilik planına dâhil etmesi ve işyeri değişikliğinde birikimin aktarılması. Ayrıca çalışma ilişkisi sona eren çalışanın talebi üzerine ilgili emeklilik planına ödeme yapması, ara verme ve sistemden ayrılma da aynı fıkrada sayılmıştır. Personel devri ve şirket birleşmelerinde bu başlıkların devir protokolünde açıkça ele alınması, sonradan doğacak birikim aktarımı tartışmalarını önler.

İmtiyazlı alacak ve işverenin denetimi

Altıncı fıkra, işveren riskini iki noktada somutlaştırır.

Birincisi alacağın sırasıdır: "Çalışan katkı payı, işverenin taraf olduğu 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu kapsamındaki haciz ve iflas yoluyla takip bakımından işçi alacağı niteliğinde imtiyazlı bir alacaktır." Kesilip aktarılmamış katkı payı, işverenin iflası hâlinde sıradan bir borç değildir.

İkincisi denetim ve yaptırımdır: işverenler bu madde kapsamındaki yükümlülükleri bakımından Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından denetlenir ve yükümlülüklere uyulmaması hâlinde "her bir ihlal için" idari para cezası uygulanır. Kanun metnindeki tutar yüz Türk lirasıdır; ancak idari para cezaları 30/3/2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 17 nci maddesi uyarınca her yıl yeniden değerleme oranında artırıldığından, uygulanacak tutar ilgili yıl için ilan edilen güncel tutardır. Cezanın "her bir ihlal" başına uygulanması, çalışan sayısı yüksek işyerlerinde toplamı hızla büyütür.

Aynı fıkra bir kesinti yasağı da içerir: bu madde kapsamında sunulan emeklilik planlarında, şirketlerce 7 nci madde uyarınca fon işletim gideri kesintisi dışında başka bir kesinti yapılamaz.

Sonuç

Otomatik katılım, işveren açısından üç ayrı kontrol noktası üretir: kapsamın doğru belirlenmesi (vatandaşlık veya mavi kart statüsü ile 45 yaş sınırı), katkı payının prime esas kazancın yüzde üçü üzerinden hesaplanıp ücret ödeme gününü takip eden iş günü aktarılması ve dâhil etme bildiriminin kayda geçirilmesi.

Yabancı personel çalıştıran yapılarda ise ayrım net tutulmalıdır: 5510 sayılı Kanun kapsamında sigortalı olmak otomatik katılımı doğurmaz; ek 2 nci maddenin statü filtresi ayrıca aranır.

Yabancı çalışanın sigortalılık tarafı için yabancı uyruklu çalışan ve SGK yazımıza, prime esas kazanç ve üst sınır hesabı için SGK asgari işçilik ve prim üst sınırı yazımıza, bireysel emekliliğin yatırım tarafındaki farklı kullanımı için Türk vatandaşlığında fon ve mevduat yolları yazımıza bakılabilir.

Bu çerçeve genel bilgilendirme amaçlıdır ve yatırım tavsiyesi içermez; oran, süre ve tutarlar yürürlükteki Cumhurbaşkanı kararı ile ikincil düzenlemelerden doğrulanmalıdır.

Sıkça Sorulan Sorular

Yabancı uyruklu çalışan otomatik katılıma dâhil edilir mi?

Kural olarak edilmez. 4632 sayılı Kanun ek m.2/1, kapsamı "Türk vatandaşı veya 5901 sayılı Kanun'un 28 inci maddesi kapsamında olup kırk beş yaşını doldurmamış olanlar" ile sınırlar. 5901 m.28 kapsamı, çıkma izniyle Türk vatandaşlığından ayrılanlara tanınan mavi kart statüsüdür. Türkiye'de 5510 kapsamında sigortalı olmak tek başına otomatik katılım doğurmaz.

45 yaşını doldurmuş çalışan sisteme giremez mi?

Girebilir, ancak otomatik olarak değil. 19/1/2022 tarihli ve 7351 sayılı Kanun'la eklenen cümle uyarınca kırk beş yaşını doldurmuş çalışanlar, talep etmeleri hâlinde anılan planlara dâhil edilebilir.

Katkı payı ne kadar ve ne zaman aktarılır?

Çalışan katkı payı, 5510 sayılı Kanun m.80 çerçevesinde belirlenen prime esas kazancın yüzde üçüdür ve en geç çalışanın ücretinin ödeme gününü takip eden iş günü şirkete aktarılır. Geç aktarım hâlinde işveren, çalışanın birikiminde oluşan parasal kayıptan sorumludur. Cumhurbaşkanı oranı iki katına kadar artırmaya veya yüzde bire kadar azaltmaya yetkilidir.

İlave Devlet katkısı hâlâ bin lira mı?

Değildir. Kanun metninde bin Türk lirası yazmakla birlikte, 7/1/2026 tarihli ve 33130 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 10811 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı'nın 2 nci maddesinin ikinci fıkrasıyla bu tutar beşyüz Türk Lirası olarak belirlenmiştir. İlave katkı, cayma hakkının kullanılmaması hâlinde bir defaya mahsus sağlanır.