Türkiye'de bir dağıtım sözleşmesi, münhasırlık kaydı, franchise ilişkisi ya da pay devir sözleşmesindeki rekabet etmeme taahhüdü kurgulanırken sorulan soru genellikle şudur: "Bunu Rekabet Kurumu'na bildirmek gerekir mi?" Cevap, 7/12/1994 tarihli ve 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un 2020'de değişen 5 inci maddesinde saklıdır ve çoğu kişinin beklediğinden farklıdır.
Aşağıdaki çerçeve 6 Eylül 2026 tarihinde mevzuat.gov.tr üzerindeki güncel 4054 sayılı Kanun metninden doğrulanmıştır.
Önce kapsam: 4 üncü madde neyi yasaklıyor
Muafiyet analizine geçmeden önce cevaplanması gereken soru, anlaşmanın yasak kapsamına girip girmediğidir. 4 üncü madde yasağı geniş kurar: belirli bir mal veya hizmet piyasasında doğrudan veya dolaylı olarak rekabeti engelleme, bozma ya da kısıtlama amacını taşıyan veya bu etkiyi doğuran yahut doğurabilecek nitelikte olan teşebbüsler arası anlaşmalar, uyumlu eylemler ve teşebbüs birliği karar ve eylemleri hukuka aykırı ve yasaktır.
Üç alternatif ölçüt vardır: amaç, etki ve etki doğurabilecek nitelik. Bu nedenle "biz bunu uygulamadık" savunması tek başına yeterli değildir; amaç unsuru varsa sonuç doğmamış olması yasağı ortadan kaldırmaz.
Maddenin ikinci fıkrası örnek hâlleri sayar: fiyat ve alım-satım şartlarının tespiti; piyasaların bölüşülmesi ile piyasa kaynak veya unsurlarının paylaşılması ya da kontrolü; arz veya talep miktarının kontrolü veya piyasa dışında belirlenmesi; rakiplerin faaliyetlerinin zorlaştırılması, boykot ya da piyasaya yeni gireceklerin engellenmesi; eşit durumdaki kişilere farklı şartların uygulanması; ve bağlama ile yeniden satış şartlarının ileri sürülmesi.
Bu listede Türk hukukuna özgü bir parantez vardır. (e) bendi ayrımcılığı yasaklarken cümleye "münhasır bayilik hariç olmak üzere" ibaresiyle başlar. Yani münhasır bayilik ilişkisinden doğan farklılaştırma, bu bendin kapsamı dışında tutulmuştur. Dağıtım ağı kurgulanırken bu ibare, münhasırlık ile ayrımcılık iddiaları arasındaki sınırı çizen ilk dayanaktır.
Fıkranın devamı ise ispat rejimini tersine çevirir. Bir anlaşmanın varlığı ispatlanamadığı durumlarda, piyasadaki fiyat değişmelerinin veya arz-talep dengesinin ya da teşebbüslerin faaliyet bölgelerinin, rekabetin engellendiği piyasalardakine benzerlik göstermesi, teşebbüslerin uyumlu eylem içinde olduklarına karine teşkil eder. Karine çürütülebilir: "Ekonomik ve rasyonel gerçeklere dayanmak koşuluyla taraflardan her biri uyumlu eylemde bulunmadığını ispatlayarak sorumluluktan kurtulabilir."
Bu iki cümlenin birlikte anlamı şudur: yazılı bir anlaşma bulunmaması bir savunma değildir. Paralel davranışın ekonomik ve rasyonel bir açıklaması, olay anında değil, sonradan denetlenmek üzere belgelenmiş olmalıdır. Fiyatlandırma kararlarının gerekçelerini kayıt altına almak, bu karine karşısında en somut korumadır.
Muafiyetin dört şartı
Kanun'un 4 üncü maddesi, rekabeti engelleme, bozma ya da kısıtlama amacını taşıyan veya bu etkiyi doğuran anlaşmaları, uyumlu eylemleri ve teşebbüs birliği kararlarını yasaklar. 5 inci madde ise bu yasağın uygulanmasından muafiyeti düzenler. Maddenin birinci fıkrası 16/6/2020 tarihli ve 7246 sayılı Kanun'un 1 inci maddesiyle değiştirilmiştir ve dört şartın tamamının varlığını arar:
- Malların üretim veya dağıtımı ile hizmetlerin sunulmasında yeni gelişme ve iyileşmelerin ya da ekonomik veya teknik gelişmenin sağlanması.
- Tüketicinin bundan yarar sağlaması.
- İlgili piyasanın önemli bir bölümünde rekabetin ortadan kalkmaması.
- Rekabetin, ilk iki bentteki amaçların elde edilmesi için zorunlu olandan fazla sınırlanmaması.
Dört şart kümülatiftir; biri sağlanmıyorsa muafiyet doğmaz. Uygulamada en çok tökezlenen bent dördüncüsüdür: sözleşmeye konulan kısıtın amaçla orantılı olduğu gösterilemiyorsa, ilk üç şartın sağlanması sonucu değiştirmez.
Bildirim değil, kendi kendine değerlendirme
Asıl yapısal nokta ikinci fıkradadır. 7246 sayılı Kanun'la eklenen bu fıkra şöyledir: ilgili teşebbüs veya teşebbüs birlikleri, 4 üncü madde kapsamındaki anlaşma, uyumlu eylem veya kararın muafiyet şartlarını taşıdığının Kurul tarafından tespit edilmesi amacıyla Kuruma başvuruda bulunabilir.
Fiil kipine dikkat etmek gerekir: "bulunabilir" denmiştir, "bulunur" değil. Yani muafiyet, önceden alınması zorunlu bir izin değildir. Teşebbüs, anlaşmasının dört şartı taşıyıp taşımadığını kendisi değerlendirir; Kurula başvuru, bu değerlendirmenin teyit ettirilmesi için açık tutulmuş isteğe bağlı bir yoldur.
Bunun pratik sonucu şudur: bildirim yapılmadığı için değil, şartlar taşınmadığı için ihlal doğar. Muafiyet analizinin sözleşme müzakeresi sırasında yapılması ve dosyalanması, bu nedenle bir formalite değil, savunmanın kendisidir.
Üçüncü fıkra (2/7/2005 tarihli ve 5388 sayılı Kanun'la değişik) muafiyetin çerçevesini çizer: muafiyet belirli bir süre için verilebileceği gibi, belirli şartların ve/veya yükümlülüklerin yerine getirilmesine de bağlanabilir. Zamansal etkisi ise geriye dönüktür: "Muafiyet kararları anlaşmanın ya da uyumlu eylemin yapıldığı veya teşebbüs birliği kararının alındığı yahut bir koşula bağlanmışsa koşulun yerine getirildiği tarihten itibaren geçerlidir."
Grup muafiyeti tebliğleri
Dördüncü fıkra, tek tek değerlendirme yükünü hafifleten mekanizmayı kurar: Kurul, birinci fıkradaki şartların gerçekleşmesi hâlinde, belirli konulardaki anlaşma türlerine bir grup olarak muafiyet tanınmasını sağlayan ve şartlarını gösteren tebliğler çıkarabilir.
Bu, uygulamada en çok kullanılan yoldur. Bir dağıtım veya tek elden satın alma sözleşmesi ilgili grup muafiyeti tebliğinin kapsamına ve eşiklerine uyuyorsa, ayrıca bireysel muafiyet analizi yapmaya gerek kalmaz. Kapsam dışına çıkıldığında ise otomatik olarak ihlal doğmaz; anlaşma bu kez 5 inci maddenin birinci fıkrasındaki dört şart bakımından bireysel olarak değerlendirilir.
Grup muafiyeti tebliğlerinin eşikleri ve yasak hükümleri Kanun'da değil tebliğ metninde yer aldığından, sözleşme kurgulanırken yürürlükteki tebliğin güncel metni esas alınmalıdır.
| Yol | Dayanak | Nasıl işler | Zamansal etki |
|---|---|---|---|
| Bireysel muafiyet | m.5/1 | Dört şart birlikte; kendi kendine değerlendirme | Anlaşmanın yapıldığı tarihten (m.5/3) |
| Kurula tespit başvurusu | m.5/2 | İsteğe bağlı; Kurul şartların varlığını tespit eder | Aynı |
| Grup muafiyeti | m.5/4 | Tebliğ kapsamına ve eşiklerine uyum | Tebliğ rejimine göre |
| Menfi tespit belgesi | m.8 | Başvuru üzerine m.4, 6 ve 7'ye aykırılık bulunmadığının belgelenmesi | Belgeye göre |
Menfi tespit: farklı bir belge
Muafiyet ile menfi tespit sık karıştırılır. 8 inci maddeye göre Kurul, ilgili teşebbüs veya teşebbüs birliklerinin başvurusu üzerine, elinde bulunan bilgiler çerçevesinde bir anlaşmanın, kararın, eylemin veya birleşme ve devralmanın Kanun'un 4, 6 ve 7 nci maddelerine aykırı olmadığını gösteren bir menfi tespit belgesi verebilir.
Fark şudur: muafiyet, yasak kapsamına giren ama şartları sağlayan bir anlaşmayı yasağın uygulanmasından çıkarır; menfi tespit ise anlaşmanın zaten yasak kapsamına girmediğini belgeler. Menfi tespit ayrıca 6 ncı madde (hâkim durumun kötüye kullanılması) ve 7 nci madde (birleşme ve devralma) bakımından da kullanılabilir; muafiyet ise yalnız 4 üncü madde yasağına ilişkindir.
Maddenin ikinci fıkrası bir esneklik tanır ama aynı zamanda bir güvence verir: Kurul, belgenin düzenlenmesinden sonra 13 üncü maddedeki şartlar çerçevesinde görüşünden her zaman dönebilir; ancak bu durumda taraflara, Kurulun görüş değiştirmesine kadar geçen süre için cezai müeyyide uygulanmaz.
Geri alma: hile varsa karar hiç alınmamış sayılır
13 üncü madde, muafiyet ve menfi tespit kararlarının geri alınabileceği ya da tarafların belirli davranışlarının yasaklanabileceği üç hâli sayar: kararın alınmasına esas teşkil eden herhangi bir olayda değişiklik olması, karara bağlanan şart veya yükümlülüklerin yerine getirilmemesi ve kararın yanlış ya da eksik bilgiye dayanarak verilmiş olması.
Zamansal etki bende göre değişir. Değişiklik hâlinde geri alma kararı değişikliğin olduğu tarihten, diğer iki hâlde ise kararın verildiği tarihten itibaren geçerlidir.
Maddenin son cümlesi ise en ağır sonucu taşır: yanlış veya eksik bilginin ilgili teşebbüsün hilesi veya kastı ile gerçekleşmesi hâlinde "karar hiç alınmamış sayılır." Bu, geri almadan farklıdır; kararın hiç doğmamış sayılması, arada geçen süre için de koruma sağlamaz. Başvuru dosyasındaki beyanların doğruluğu, bu nedenle muafiyet analizinin kendisi kadar önemlidir.
De minimis: kayda değer ölçüde kısıtlamayan anlaşmalar
7246 sayılı Kanun'un 8 inci maddesiyle 41 inci maddeye eklenen fıkra, Türk rekabet hukukuna bir eşik mekanizması getirmiştir:
"Kurul; pazar payı ve ciro gibi ölçütleri esas alarak rakipler arasında fiyat tespiti, bölge veya müşteri paylaşımı ve arz miktarının kısıtlanması gibi açık ve ağır ihlaller hariç olmak üzere, piyasada rekabeti kayda değer ölçüde kısıtlamayan anlaşma, uyumlu eylem ve teşebbüs birliği karar ve eylemlerini soruşturma konusu yapmayabilir."
Hükmü doğru okumak için üç noktayı ayırmak gerekir.
Birincisi, bu bir muafiyet değildir. Anlaşma hukuka uygun hâle gelmez; Kurul yalnız soruşturma açmama takdirine sahip olur. İhlalin özel hukuk sonuçları — geçersizlik ve tazminat — bu fıkrayla ortadan kalkmaz.
İkincisi, kapı açık ve ağır ihlallere kapalıdır. Rakipler arasında fiyat tespiti, bölge veya müşteri paylaşımı ve arz miktarının kısıtlanması sayılarak dışarıda bırakılmıştır. Bu tür bir kısıt varsa pazar payının küçüklüğü sonucu değiştirmez.
Üçüncüsü, ölçütler Kanun'da sayısallaştırılmamıştır. Fıkra, "pazar payı ve ciro gibi ölçütleri esas alarak" der ve usul ile esasların Kurul tarafından çıkarılan tebliğ ile belirleneceğini söyler. Dolayısıyla geçerli eşikler Kanun metninden değil, yürürlükteki tebliğden okunur.
| Konu | De minimis (m.41/2) | Muafiyet (m.5) |
|---|---|---|
| Hukuki sonuç | Soruşturma açılmayabilir | Yasağın uygulanmasından muaf |
| Anlaşmanın geçerliliği | Değişmez | Yasak kapsamı dışına çıkar |
| Açık ve ağır ihlaller | Kapsam dışı | Şartlar zaten sağlanamaz |
| Ölçüt kaynağı | Kurul tebliği | Kanun m.5/1 (dört şart) |
| Kimin kararı | Kurul takdiri | Kendi kendine değerlendirme |
Sözleşme kurgusunda sıralama
Yukarıdaki hükümler, müzakere masasında belirli bir sırayla işletildiğinde en az sürtünmeyi üretir.
Birinci adım — kapsam. Kısıtlayıcı kayıt 4 üncü maddenin amaç, etki veya etki doğurabilecek nitelik ölçütlerinden birine giriyor mu? Girmiyorsa muafiyet tartışmasına hiç geçilmez; gerekirse 8 inci madde kapsamında menfi tespit yolu düşünülebilir.
İkinci adım — açık ve ağır ihlal filtresi. Rakipler arasında fiyat tespiti, bölge veya müşteri paylaşımı, arz miktarının kısıtlanması gibi kayıtlar varsa hem grup muafiyeti hem de 41 inci maddenin ikinci fıkrasındaki de minimis kapısı kapanır. Bu kayıtlar sözleşmeden çıkarılmadan ileriye gidilemez.
Üçüncü adım — grup muafiyeti. Anlaşma türü, ilgili grup muafiyeti tebliğinin kapsamına ve eşiklerine uyuyor mu? Uyuyorsa analiz burada biter; uymuyorsa bireysel değerlendirmeye geçilir.
Dördüncü adım — dört şart dosyası. 5 inci maddenin birinci fıkrasındaki dört şart, sözleşmenin imzalandığı tarih itibarıyla belgelenir. Özellikle dördüncü şart — kısıtın amaçla orantılı olduğu — için alternatiflerin neden yetersiz kaldığı yazılı olarak kaydedilmelidir.
Beşinci adım — süre ve gözden geçirme. Muafiyet, koşulların sabit kalmasına bağlıdır; 13 üncü madde olayda değişikliği geri alma sebebi sayar. Pazar payı ve piyasa yapısı değiştikçe analizin tekrarlanacağı, sözleşmenin kendisinde bir gözden geçirme kaydıyla güvence altına alınabilir.
Sonuç
4054 sayılı Kanun'un muafiyet rejimi, ön izin mantığıyla değil, kendi kendine değerlendirme mantığıyla kurulmuştur. Sözleşme müzakeresi sırasında yapılması gereken üç iş vardır: anlaşmanın ilgili grup muafiyeti tebliğinin kapsamına girip girmediğini kontrol etmek, girmiyorsa 5 inci maddedeki dört şartı belgelemek ve açık ve ağır ihlal sayılan kısıtlardan uzak durmak. De minimis fıkrası bu üçünün yerini tutmaz; yalnız Kurul'un soruşturma takdirini etkiler.
Birleşme ve devralma tarafındaki izin eşikleri için rekabet hukukunda devralma izni yazımıza, ihlalin özel hukuk sonuçları için rekabet ihlalinde tazminat yazımıza, grup içi anlaşmaların şirketler topluluğu boyutu için şirketler topluluğunda hâkimiyet ve bildirim yazımıza bakılabilir.
Bu çerçeve genel bilgilendirme amaçlıdır; somut sözleşmede ilgili tebliğ eşikleri ve pazar tanımı ayrıca incelenmelidir.




