Şirketler Hukuku

Gıda işletmesinde onay ve kayıt: 5996'nın eşikleri

5996 sayılı Kanun: onay ve kayıt ayrımı, bir yıllık askı, üç aylık bildirim, ithalatçının geri toplama borcu ve 2020'de gelen hapis cezası.

Rohat Kahraman· 6 Eylül 2026Güncelleme · 6 Eylül 2026
Gıda işletmesinde onay ve kayıt: 5996'nın eşikleri

Türkiye'ye gıda ithal eden, burada üretim yaptıran ya da kendi markası altında ürün piyasaya süren bir şirket için 13/6/2010 tarihli ve 5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu tek bir izin listesinden ibaret değildir. Kanun, işletmeyi ikiye böler, ürünü ayrıca onaya bağlar ve 2020'den bu yana en ağır ihlalde idari yaptırımın ötesine geçerek hapis cezası öngörür.

Aşağıdaki çerçeve 6 Eylül 2026 tarihinde mevzuat.gov.tr üzerindeki güncel 5996 sayılı Kanun metninden doğrulanmıştır.

Onay mı, kayıt mı

Kanun'un 30 uncu maddesi işletmeleri iki rejime ayırır ve hangisinin hangi rejime gireceğini Bakanlığa bırakır: "Bu Kanun kapsamındaki gıda ve yem işletmelerinden onaya veya kayıt işlemine tâbi olanlar ile onay ve kayıt işlemlerine ilişkin hususlar Bakanlıkça belirlenir."

Ayrım, zamanlamada somutlaşır. Onaya tâbi işletmeler için "faaliyete geçmeden önce Bakanlıktan onay alınması zorunludur." Kayıt işlemine tâbi işletmeler ise faaliyetleriyle ilgili işletme kayıtlarını Bakanlığa yaptırmak zorundadır. Yani onay bir ön izin, kayıt ise bir tescil yükümlülüğüdür.

İkinci fıkra, onaylı işletmeler için kademeli bir yaptırım zinciri kurar. Onaya tâbi bir işletmenin ilgili mevzuatta belirlenen şartlara uygun faaliyette bulunmadığı belirlenirse Bakanlık faaliyeti durdurur ve onayı geçici olarak askıya alır. Askı süresi, belirlenen eksikliklerin tamamının giderilmesine kadar sürer. Eksiklikler askıya alma tarihinden itibaren bir yıl içerisinde karşılanmazsa onay Bakanlıkça iptal edilir.

Üçüncü fıkra ise uygulamada en kolay atlanan yükümlülüktür ve doğrudan iptalle sonuçlanır: gıda veya yem işletmecisi faaliyetlerinin tamamını ya da bir kısmını durdurursa, bu durumun üç ay içerisinde Bakanlığa bildirilmesi zorunludur. Bildirim yapılmadığı tespit edilirse, faaliyetle ilgili onay veya kayıt Bakanlıkça iptal edilir.

Bu üçüncü fıkra, üretimi geçici olarak durduran, hattı taşıyan veya sezonluk çalışan işletmeler bakımından bir takvim riski üretir. Faaliyetin durdurulması ticari bir karardır; bildirimin yapılmaması ise idari statünün kaybı demektir.

KonuOnaya tâbi işletmeKayda tâbi işletme
ZamanlamaFaaliyete geçmeden önce onayFaaliyetle ilgili kaydın yaptırılması
UygunsuzlukFaaliyet durdurulur, onay askıya alınır
Askı süresiEksiklikler giderilene kadar
İptal eşiğiEksiklik bir yıl içinde giderilmezse
Faaliyet durdurma bildirimiÜç ay; yapılmazsa iptalÜç ay; yapılmazsa iptal

İşletme onayı ürün onayı değildir

İkinci bir kapı 22 nci maddenin dördüncü fıkrasındadır: "Piyasaya arz edilecek gıda ve yemlerden onay alınması zorunlu olanlar Bakanlıkça belirlenir. Ürün sahibi, onay için Bakanlıkça talep edilen bilgi ve belgeleri sunmak zorundadır. Bu ürünlerin, onay alınmadan üretimi, ithalatı ve piyasaya arzı yasaktır."

Yasak üç fiili birden kapsar: üretim, ithalat ve piyasaya arz. Dolayısıyla işletme tarafında onay veya kayıt tamamlanmış olsa bile, ürün onaya tâbi bir kategoriye giriyorsa ithalat başlatılamaz. Proje takviminde bu iki sürecin paralel yürütülmesi gerekir.

Aynı maddenin yedinci fıkrası ise personel şartı getirir: Kanun'un Ek-1'inde belirlenen gıda ve yem işletmeleri, işin nevine göre, konu ile ilgili lisans eğitimi almış en az bir personel çalıştırmak zorundadır. Ek-1'de Bakanlıkça değişiklik yapılabilir ve değişiklikler tebliğle ilan edilir; bu nedenle personel şartı, Kanun metninden değil güncel Ek-1'den okunmalıdır.

22 nci maddenin birinci fıkrası ise tüm bu yükümlülüklerin üzerine bir doğrulama borcu ekler: işletmeciler "kendi faaliyet alanının her aşamasında bu Kanunda belirtilen şartları sağlamak ve bunu doğrulamakla" yükümlüdür. Şartların fiilen sağlanması yetmez; sağlandığının gösterilebilir olması gerekir. Aynı maddenin üçüncü fıkrası bunu kayıt düzenine bağlar: işletmeci faaliyetiyle ilgili istenen kayıtları güncel tutmak ve istendiğinde Bakanlığa sunmak zorundadır.

Altıncı fıkra ise denetim sırasındaki davranışı düzenler. İşletmeci, ürünle ilgili riskin önlenmesi, azaltılması veya ortadan kaldırılmasından sorumludur ve bu tedbirlerin alınmasında Bakanlıkla işbirliği yapar. Fıkranın son cümlesi kategoriktir: "İlgililer, Bakanlıkça alınan önlemlerin uygulanması sırasında hiçbir şekilde engelleme yapamaz."

Güvenilirlik: parti bir bütün sayılır

21 inci madde, gıda güvenilirliğinin ölçütlerini sıralar. İki fıkrası, ispat düzenini doğrudan etkiler.

Birincisi parti kuralıdır: "Bir seri, parti veya sevkiyattaki aynı sınıf veya çeşit gıdanın bir bölümünün güvenilir olmadığının tespiti durumunda, geri kalanı ile ilgili daha kapsamlı yapılan değerlendirme sonucunda güvenilir olduğu ispat edilemez ise, o seri, parti veya sevkiyattaki aynı sınıf veya çeşidin tamamının güvenilir olmadığı kabul edilir." Yani bir numunede çıkan uygunsuzluk, aksi ispatlanmadıkça partinin bütününe yayılır. Numune ve şahit numune düzeni ile parti büyüklüğü kararı, bu hüküm bilinerek verilmelidir.

İkincisi şüphe kuralıdır: gıda Bakanlıkça belirlenen şartlara uygun olsa bile, güvenilir olmadığına dair yeterli şüphe veya sebep oluşursa Bakanlık piyasaya arzı kısıtlayabilir ya da piyasaya arz edilmiş gıdayı toplatabilir. Mevzuata uygunluk, tek başına bir bağışıklık üretmez.

Dengeleyici hüküm ise yedinci fıkradadır: mevzuattaki güvenilirlik hükümlerine uygun ürün, "bu mevzuat hükümlerinin kapsadığı ölçüde" güvenilir kabul edilir. Karine, mevzuatın düzenlediği alanla sınırlıdır.

İthalatçının kendi geri toplama yükümlülüğü

22 nci maddenin ikinci fıkrası, işletmeciye kendiliğinden harekete geçme borcu yükler ve bu borç, ithalatçıyı açıkça kapsar:

"Gıda ve yem işletmecisi ürettiği, işlediği, ithal ettiği, satışını veya dağıtımını yaptığı bir ürününün, gıda ve yem güvenilirliği şartlarına uymadığını değerlendirmesi veya buna ilişkin makul gerekçelerinin olması durumunda, söz konusu ürünü kendi kontrolünden çıktığı aşamadan başlamak üzere, toplanması için gerekli işlemleri derhal başlatmak ve konu ile ilgili Bakanlığı bilgilendirmek zorundadır."

Yükümlülüğün tetikleyicisi bir resmî tespit değildir; işletmecinin kendi değerlendirmesi ya da "makul gerekçelerinin olması" yeterlidir. Devamında iki ek borç gelir: toplanma nedeni hakkında tüketiciyi veya kullanıcıyı doğru ve etkin biçimde bilgilendirmek ve alınacak tedbirlerin yeterli olmadığı hâllerde ürünün iadesi için çağrıda bulunmak.

24 üncü madde ise altyapıyı kurar: işletmeciler üretim, işleme ve dağıtımın tüm aşamalarında izlenebilirliği sağlayacak bir sistem oluşturmak ve talep hâlinde bilgileri Bakanlığa sunmak zorundadır. Aynı maddenin dördüncü fıkrası taklit ve tağşişi yasaklar; 28/10/2020 tarihli ve 7255 sayılı Kanun'un 29 uncu maddesiyle eklenen cümle bunu keskinleştirir: "Taklit ve tağşiş yapılmış ürün işleme tabi tutulamaz, piyasaya arz edilemez."

Resmî kontroller tarafında ise 31 inci madde şu ilkeyi koyar: kontroller risk esasına göre, "ön bildirim gereken hâller dışında, önceden haber verilmeksizin" gerçekleştirilir.

Sınırda: ön bildirim, alıkoyma ve masraf

34 üncü madde, ithalat zincirini kontrol altına alır. İthalatçı veya maldan sorumlu yetkili temsilci, ülkeye giriş yapacak canlı hayvan ve hayvansal ürünler için Bakanlığa ön bildirimde bulunmak zorundadır; Bakanlık diğer ürünler için de risk esasına göre ön bildirim zorunluluğu getirebilir.

Serbest bölgeler ayrıca kapsanmıştır: gümrük ve serbest bölge müdürlüklerince, Bakanlığın izni olmaksızın canlı hayvan ve hayvansal ürünler ile bitki ve bitkisel ürünlerin ülkeye veya serbest bölgelere girişine ya da buralarda herhangi bir işleme tâbi tutulmasına izin verilmez.

Uygunsuzluk hâlinde Bakanlık malı alıkoyar ve sahibinin bilgisi dâhilinde karantina, geri gönderme, özel işleme tâbi tutma, esas amaç dışında kullanıma izin verme ya da itlaf ve imha önlemlerinden birini veya birkaçını uygular. İki mali sonuç açıkça yazılmıştır: "Bu iş ve işlemler için yapılacak tüm masraflar sahibi tarafından karşılanır" ve "İmha ve itlaf hâlinde Bakanlıkça herhangi bir tazminat ödenmez."

İhracat tarafında ise kural esnetilmiştir: alıcı ülkenin farklı bir talebi yoksa Kanun hükümleri dikkate alınır; sağlık için tehlike oluşturanlar hariç, Kanun'a uygun olmayan ürünler alıcı ülkenin mevzuatına göre değerlendirilebilir.

2020'de gelen hapis cezası

40 ıncı madde yaptırımları sayar ve birinci fıkrasının (a) bendi, 28/10/2020 tarihli ve 7255 sayılı Kanun'un 30 uncu maddesiyle değiştirilerek idari yaptırımın ötesine geçmiştir:

"Kişilerin hayatını ve sağlığını tehlikeye sokacak gıdalar, masrafları sorumlusuna ait olmak üzere piyasadan toplatılır ve mülkiyeti kamuya geçirilerek imha edilir. Bu gıdaları üreten, ithal eden, kendi adı veya ticari unvanı altında piyasaya arz eden gıda işletmecilerine bir yıldan beş yıla kadar hapis ve bin günden beş bin güne kadar adli para cezası verilir."

Bendin son cümlesi bir de meslekten men öngörür: fiilin üç yıl içinde tekrarlanması durumunda, gıdayı üreten, ithal eden veya kendi adı ya da ticari unvanı altında piyasaya arz eden işletmeci beş yıldan on yıla kadar gıda sektörü faaliyetinden men edilir.

Muhatap tanımı burada belirleyicidir: yalnız üretici değil, ithal eden ve kendi adı veya ticari unvanı altında piyasaya arz eden de sayılmıştır. Fason ürettiren ve kendi markasıyla satan bir şirket, üretimi kendisi yapmasa da bu bendin kapsamındadır.

Maddenin diğer bentlerinde idari para cezaları yer alır: 22 nci maddenin ikinci fıkrasındaki geri toplama yükümlülüğünün ihlali, kayıt tutmama ve bildirim yapmama, ürün onayı olmadan hareket etme, personel şartını sağlamama ve etiket ihlalleri ayrı ayrı bentlerde düzenlenmiştir. Bu tutarlar Kanun'un 2010 tarihli metninden gelen nominal rakamlardır; idari para cezaları 30/3/2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 17 nci maddesi uyarınca her yıl yeniden değerleme oranında artırıldığından, uygulanacak tutar ilgili yıl için ilan edilen güncel tutardır.

Aynı fıkranın (k) bendinde bir künye ayrıntısı da vardır: ihlalin ticari reklâm, ilân veya etiket yoluyla gerçekleşmesi hâlinde "4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun hükümleri uygulanır" denmektedir. 4077 sayılı Kanun, 7/11/2013 tarihli ve 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun ile yürürlükten kaldırılmıştır; gönderme güncellenmemiştir ve bugün yürürlükteki Kanun'a yapılmış sayılır.

YükümlülükDayanakİhlalin sonucu
Faaliyet öncesi onaym.30/1Faaliyet durdurma, askı, bir yılda iptal
Faaliyet durdurma bildirimim.30/3Üç ay içinde bildirilmezse onay/kayıt iptali
Ürün onayım.22/4Üretim, ithalat ve piyasaya arz yasağı
Geri toplama ve bildirimm.22/2İdari para cezası (m.40/1-f)
İzlenebilirlik ve etiketm.24İdari para cezası, satış izni verilmemesi
Hayatı tehlikeye sokan gıdam.40/1-a1-5 yıl hapis + adli para; tekrarda 5-10 yıl men

Sonuç

5996 sayılı Kanun'un yapısı, gıda tarafında üç ayrı dosyanın eşzamanlı yürütülmesini gerektirir: işletmenin onay veya kayıt statüsü, ürünün onay durumu ve izlenebilirlik ile geri toplama sisteminin fiilen kurulmuş olması. Sınır tarafında ön bildirim ve serbest bölge kısıtları ayrı bir katman ekler; masraf ve tazminat riski tamamen mal sahibindedir.

En büyük kırılma ise 2020'de yaşanmıştır. Hayatı ve sağlığı tehlikeye sokan gıdada sorumluluk, üreticiden ithalatçıya ve kendi markasıyla piyasaya sürene doğru genişletilmiş ve yaptırım hapis cezasına bağlanmıştır. Tedarikçi denetimi ve sözleşmesel rücu düzeni, bu bent bilinerek kurulmalıdır.

İthalat tarafındaki paralel yükümlülükler için ürün güvenliğinde ithalatçının sorumluluğu yazımıza, gümrük sınıflandırma ve menşe tarafı için bağlayıcı tarife ve menşe bilgisi yazımıza, ithalatta ek mali yükler için damping ve telafi edici vergi yazımıza bakılabilir.

Bu çerçeve genel bilgilendirme amaçlıdır; işletmenin onay mı kayıt mı kapsamında olduğu ve ürünün onaya tâbi olup olmadığı somut olarak incelenmelidir.

Sıkça Sorulan Sorular

Gıda işletmesi için onay mı kayıt mı gerekir?

5996 sayılı Kanun m.30/1'e göre hangi işletmelerin onaya, hangilerinin kayda tâbi olduğunu Bakanlık belirler. Onaya tâbi işletmelerde faaliyete geçmeden önce onay alınması zorunludur; kayda tâbi işletmeler ise faaliyetleriyle ilgili işletme kayıtlarını Bakanlığa yaptırmak zorundadır.

Üretimi geçici olarak durdurursam ne yapmam gerekir?

Kanun m.30/3 uyarınca faaliyetlerin tamamının veya bir kısmının durdurulması hâlinde bu durumun üç ay içerisinde Bakanlığa bildirilmesi zorunludur. Bildirimde bulunulmadığı tespit edilirse faaliyetle ilgili onay veya kayıt Bakanlıkça iptal edilir.

Ürünümde sorun olduğunu kendim fark edersem beklemeli miyim?

Hayır. Kanun m.22/2, işletmecinin ürünün güvenilirlik şartlarına uymadığını değerlendirmesi veya buna ilişkin makul gerekçelerinin olması hâlinde toplama işlemlerini derhal başlatmasını ve Bakanlığı bilgilendirmesini emreder. Yükümlülük ithal edilen ürünleri de açıkça kapsar; gerektiğinde tüketiciye iade çağrısı yapılması da zorunludur.

Gıda ihlalinde hapis cezası var mı?

Vardır. Kanun m.40/1-a, 7255 sayılı Kanun'la 2020'de değiştirilmiştir: kişilerin hayatını ve sağlığını tehlikeye sokacak gıdaları üreten, ithal eden veya kendi adı ya da ticari unvanı altında piyasaya arz eden işletmecilere bir yıldan beş yıla kadar hapis ve bin günden beş bin güne kadar adli para cezası verilir. Fiil üç yıl içinde tekrarlanırsa ayrıca beş yıldan on yıla kadar gıda sektörü faaliyetinden men edilir.