Türkiye'de yabancı uyruklu bir kişi çalışmaya başladığında çoğu zaman tek bir soru sorulur: "SGK'lı olacak mı?" Oysa 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu bu meseleyi birbirinden bağımsız üç kapıya böler: zorunlu sigortalılık, zorunlu sigortalılığın dışında kalma hâlleri ve genel sağlık sigortası. Bir kişi birinci kapıdan girmiyor olabilir, ama bu onun üçüncü kapıdan da otomatik olarak geçtiği anlamına gelmez.
Aşağıdaki çerçeve 6 Eylül 2026 tarihinde mevzuat.gov.tr üzerindeki güncel 5510 sayılı Kanun metninden doğrulanmıştır.
Kural: hizmet akdiyle çalışan yabancı 4/a'lıdır
Kanun'un 4 üncü maddesinin ikinci fıkrası, birinci fıkranın (a) bendine ilişkin hükümlerin hangi kişi gruplarına da uygulanacağını sayar. Bu listenin (c) bendi şöyledir:
"Mütekabiliyet esasına dayalı olarak uluslararası sosyal güvenlik sözleşmesi yapılmış ülke uyruğunda olanlar hariç olmak üzere, yabancı uyruklu kişilerden hizmet akdi ile çalışanlar"
Hükmün iki katmanı var. Birincisi ana kuraldır: Türkiye'de hizmet akdiyle çalışan bir yabancı, kural olarak 4/1-a kapsamındaki sigortalılarla aynı rejime tabidir. İşverenin Türk veya yabancı sermayeli olması, ücretin nereden ödendiği, sözleşmenin hangi ülkede imzalandığı bu sonucu tek başına değiştirmez.
İkincisi istisnadır ve ölçütü uyruktur: mütekabiliyet esasına dayalı uluslararası sosyal güvenlik sözleşmesi yapılmış bir ülkenin uyruğunda olanlar bu bendin dışındadır. Burada sık yapılan hata, istisnayı "o kişi hiçbir yerde sigortalı olmaz" diye okumaktır. Sözleşmenin işlevi sigortalılığı ortadan kaldırmak değil, hangi ülkenin sisteminin uygulanacağını paylaştırmaktır. Sözleşme kapsamındaki bir çalışan, sözleşmenin öngördüğü belge ile gönderen ülkenin sisteminde kalır; belge yoksa Türkiye tarafındaki genel kurala dönülür.
Bu yüzden pratikte belirleyici olan soru "sözleşme var mı" değil, "sözleşmenin öngördüğü belge düzenlendi mi" sorusudur.
Üç ay kuralı: sigortalı sayılmayanlar
Kanun'un 6 ncı maddesi, kısa ve uzun vadeli sigorta kolları bakımından sigortalı sayılmayanları sayar. (e) bendi (10/9/2014 tarihli ve 6552 sayılı Kanun'un 40 ıncı maddesiyle değişik) iki ayrı grubu kapsar:
"Uluslararası sosyal güvenlik sözleşmeleri hükümleri saklı kalmak kaydıyla; yabancı bir ülkede kurulu herhangi bir kuruluş tarafından ve o kuruluş adına ve hesabına Türkiye'ye üç ayı geçmemek üzere bir iş için gönderilen ve yabancı ülkede sosyal sigortaya tabi olduğunu belgeleyen kişiler ile Türkiye'de kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan, yurt dışında ikamet eden ve o ülke sosyal güvenlik mevzuatına tabi olanlar"
Birinci grup için dört şart birlikte aranır: gönderen yabancı ülkede kurulu bir kuruluş olmalı, görevlendirme o kuruluş adına ve hesabına yapılmalı, süre üç ayı geçmemeli ve kişi yabancı ülkede sosyal sigortaya tabi olduğunu belgelemelidir. Şartlardan biri eksikse muafiyet doğmaz; özellikle belgelendirme unutulduğunda kişi ilk günden itibaren genel kurala, yani 4/a rejimine düşer.
Bendin başındaki "uluslararası sosyal güvenlik sözleşmeleri hükümleri saklı kalmak kaydıyla" ifadesi de gözden kaçırılmamalıdır. Sözleşme varsa görevlendirme süresini üç ay değil, sözleşmenin kendi geçici görevlendirme hükmü belirler; bu süreler tipik olarak Kanun'daki üç aydan uzundur ve uzatmaya elverişlidir. Yani üç ay, sözleşmesiz hâller için konulmuş bir tavandır.
İkinci grup daha az bilinir ama yatırımcı ve danışman profilleri için önemlidir: Türkiye'de kendi adına ve hesabına bağımsız çalışan, ancak yurt dışında ikamet eden ve o ülkenin sosyal güvenlik mevzuatına tabi olan kişiler de sigortalı sayılmaz. Bu grupta üç aylık bir süre sınırı yoktur; belirleyici olan ikametin yurt dışında olması ve yabancı mevzuata tabiliktir.
| Senaryo | Dayanak | Sonuç |
|---|---|---|
| Türk işverenle hizmet akdi, sözleşmesiz ülke uyruğu | m.4/2-c | 4/a kapsamında zorunlu sigortalı |
| Sözleşmeli ülke uyruğu, sözleşme belgesi düzenlenmiş | m.4/2-c istisnası | Gönderen ülke sisteminde kalır |
| Sözleşmeli ülke uyruğu, belge düzenlenmemiş | m.4/2-c ana kural | 4/a kapsamına dönülür |
| Yabancı kuruluşça ≤3 ay için gönderilen, belgeli | m.6/1-e | Sigortalı sayılmaz |
| Yabancı kuruluşça gönderilen, süre 3 ayı aşıyor | m.6/1-e dışı | Muafiyet sona erer |
| Yurt dışında ikamet eden bağımsız çalışan | m.6/1-e | Sigortalı sayılmaz (süre sınırı yok) |
Sağlık tarafı ayrı bir kapıdır
Zorunlu sigortalılığın dışında kalmak, sağlık güvencesinin kendiliğinden doğduğu anlamına gelmez. Genel sağlık sigortası (GSS) bakımından yabancılara özgü ölçüt, Kanun'un 60 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (d) bendindedir:
"Mütekabiliyet esası da dikkate alınmak şartıyla, oturma izni almış yabancı ülke vatandaşlarından yabancı bir ülke mevzuatı kapsamında sigortalı olmayan kişiler"
Buradaki üç unsur da birlikte aranır: mütekabiliyet, geçerli bir oturma izni ve yabancı bir ülke mevzuatı kapsamında sigortalı olmamak. Kendi ülkesinde sigortalı olmaya devam eden bir yabancı bu bende girmez.
Asıl kritik ayrıntı ise başlangıç anındadır. Kanun'un 61 inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi (21/5/2013 tarihli ve 6486 sayılı Kanun'la değişik) şöyle der:
"(d) bendinde sayılanlar Türkiye'deki yerleşim süresinin bir yılı geçtiği tarihten sonra talepte bulunmaları hâlinde talep tarihini takip eden günden itibaren genel sağlık sigortalısı sayılır."
Yani iki koşul vardır: yerleşim süresinin bir yılı geçmiş olması ve talepte bulunulması. Tescil kendiliğinden yapılmaz; bir yılı doldurmuş olmak tek başına yetmez, başvuru gerekir ve sigortalılık ancak talebi takip eden günden itibaren başlar. Bu, ilk yılı Türkiye'de geçiren yabancı için fiilen bir boşluk demektir.
Aynı bir yıl eşiği isteğe bağlı sigorta tarafında da karşımıza çıkar. Kanun'un 52 nci maddesi, isteğe bağlı sigortalıların 60/1-b kapsamında genel sağlık sigortalısı sayılacağını söyledikten sonra şu cümleyi ekler: "Yabancı ülke vatandaşlarından Türkiye'de yerleşik olma hali bir yılı doldurmadıkça genel sağlık sigortası primi alınmaz ve bu kişiler genel sağlık sigortalısı sayılmaz." Prim alınmaması burada bir avantaj değil, kapsam dışılığın sonucudur.
Öğrenciler için ayrı bir kanal vardır: 60 ıncı maddeye 6111 sayılı Kanun'la eklenip 6486 sayılı Kanun'la değiştirilen fıkraya göre, ülkemizde öğrenim gören yabancı uyruklu öğrenciler (d) bendindeki ve 52 nci maddedeki şartlar aranmaksızın, eğitim öğretim yılı başlangıç tarihinden itibaren üç ay içinde talepte bulunmaları hâlinde genel sağlık sigortalısı sayılır. Bu fıkradaki prim cümlesi 9/1/2025 tarihli ve 7538 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesiyle mülga edilmiştir; dolayısıyla öğrenci primine ilişkin güncel tutar Kanun metninden değil, yürürlükteki idari düzenlemeden okunmalıdır.
En sık gözden kaçan hüküm: önceden var olan kronik hastalık
Kanun'un 64 üncü maddesi, Kurumca finansmanı sağlanmayacak sağlık hizmetlerini sayar. Bu maddenin (c) bendi (17/4/2008 tarihli ve 5754 sayılı Kanun'la eklenmiştir) yalnız yabancılara ilişkindir:
"Yabancı ülke vatandaşlarının; genel sağlık sigortalısı veya genel sağlık sigortalısının bakmakla yükümlü olduğu kişi sayıldığı tarihten önce mevcut olan kronik hastalıkları"
Hüküm, kapsama girme tarihinden önce mevcut olan kronik hastalıkları finansman dışında bırakır. Kanun'un aynı maddesindeki diğer bentler herkese uygulanırken, bu bent yalnız yabancı uyruklular için özel bir sınır çizer. Türkiye'ye yerleşmeyi planlayan ve mevcut bir kronik tanısı bulunan kişiler için bu, GSS'nin tek başına yeterli bir çözüm olmayabileceği anlamına gelir; özel sağlık sigortası kararı bu bent bilinerek verilmelidir.
| Sağlık kapısı | Şartlar | Başlangıç |
|---|---|---|
| GSS – m.60/1-d | Mütekabiliyet + oturma izni + yabancı mevzuatta sigortalı olmamak | Yerleşim bir yılı geçtikten sonra talep, talebi takip eden gün (m.61/1-c) |
| İsteğe bağlı sigortalıda GSS | Yerleşiklik bir yılı doldurmalı | Bir yıl dolmadan kapsam yok (m.52) |
| Yabancı öğrenci | (d) bendi ve m.52 şartları aranmaz | Öğretim yılı başından itibaren üç ay içinde talep (m.60) |
| Zorunlu sigortalılıktan gelen GSS | 4/a kapsamında çalışmak | Sigortalılıkla birlikte |
Sözleşmenin ikinci işlevi: kısmi aylık ve orantı
Sosyal güvenlik sözleşmelerinin ilk işlevi, yukarıda anlatıldığı gibi, aynı çalışma için iki ülkede birden prim ödenmesini önlemektir. İkinci işlevi ise emeklilik aşamasında ortaya çıkar: farklı ülkelerde geçen süreler birleştirilir ve her ülke, kendi payına düşen kısmi gelir veya aylığı bağlar.
Bu mantığın Kanun metnindeki en somut ifadesi, ek 18 inci maddededir (11/5/2018 tarihli ve 7143 sayılı Kanun'un 23 üncü maddesiyle eklenmiştir). Madde, bayram ödemesinin hesabında esas alınacak oranları sayarken şunu söyler:
"Yabancı ülkelerle akdedilen sosyal güvenlik sözleşmeleri uyarınca kısmi gelir veya aylık alanlara, ülkemiz mevzuatına tabi olarak geçen prim ödeme gün sayılarının, sosyal güvenlik sözleşmesine göre nazara alınan toplam prim ödeme gün sayısına olan oranı"
Formül açıktır: pay, Türkiye mevzuatına tabi olarak geçen prim ödeme gün sayısı; payda, sözleşmeye göre dikkate alınan toplam prim ödeme gün sayısıdır. Türkiye'nin yükümlülüğü, toplam sigortalılık süresi içindeki Türkiye payı kadardır.
Bunun yatırımcı ve uzun süreli görevlendirmeler bakımından iki sonucu vardır. Birincisi, Türkiye'de geçen kısa süreler kaybolmaz; sözleşme kapsamında toplam süreye eklenir ve orantılı bir hak doğurur. İkincisi, Türkiye'de geçirilen birkaç yıl tek başına tam aylık üretmez; beklentinin oranla sınırlı olduğu baştan bilinmelidir.
Aynı maddede yer alan bir başka cümle de birden fazla ülkeden hak sahibi olanlar bakımından önemlidir: "Birden fazla dosyadan gelir ve aylık alanlara en fazla ödemeye imkân veren bir dosya üzerinden ödeme yapılır." Yani dosyalar toplanmaz; en yüksek ödemeyi sağlayan dosya esas alınır.
Sözleşmenin hangi sigorta kollarını kapsadığı ülkeden ülkeye değişir. Bazı sözleşmeler yalnız uzun vadeli sigorta kollarını ve sağlık yardımlarını kapsarken, bazıları işsizlik sigortasını dışarıda bırakır. Bu nedenle "sözleşme var" bilgisi tek başına yeterli değildir; somut olayda hangi sigorta kolunun kapsandığı ilgili sözleşme metninden okunmalıdır.
Çalışma izni ile sigortalılık aynı şey değildir
Yabancının çalışma izni 6735 sayılı Uluslararası İşgücü Kanunu rejimine, sigortalılığı ise 5510 sayılı Kanun'a tabidir. İki rejim birbirini otomatik olarak doğurmaz: çalışma izni tek başına sigortalılık kurmaz, sigortalılık da izinsiz çalışmayı hukuka uygun hâle getirmez. İzin tarafındaki ret gerekçeleri ve itiraz yolu için çalışma izni reddi yazımıza, prim tarafındaki üst sınır ve asgari işçilik hesabı için SGK asgari işçilik ve prim üst sınırı yazımıza bakılabilir.
Yabancı ortaklı yapılarda sıkça birlikte sorulan diğer başlık, ücret ve kâr aktarımının vergi tarafıdır; bu konu için kâr transferinde stopaj yazımız ayrı bir çerçeve sunar.
Sonuç
Yabancı uyruklu bir çalışanın Türkiye'deki konumu tek bir cümleyle özetlenemez. Hizmet akdiyle çalışıyorsa kural 4/a sigortalılığıdır; uyruğu sözleşmeli bir ülkeye aitse belirleyici olan sözleşme belgesidir; yabancı bir kuruluş tarafından üç ayı geçmeyecek şekilde gönderilmiş ve yabancı sigortalılığını belgelemişse sigortalı sayılmaz. Sağlık tarafında ise oturma izni ve mütekabiliyet yetmez: bir yıllık yerleşim eşiği aşılmalı ve talepte bulunulmalıdır. Kapsama girmeden önce mevcut olan kronik hastalıkların finansman dışında olduğu kuralı da, planlamanın en başında hesaba katılmalıdır.
Bu çerçeve genel bilgilendirme amaçlıdır; somut olayın uyruk, sözleşme, izin ve ikamet bileşenleri birlikte değerlendirilmelidir.




