Sözleşmeye tahkim şartı yazan taraflar genellikle kurum ve hakem sayısını tartışır; tahkim yeri ise çoğu zaman son dakikada doldurulan bir alan olarak kalır. Oysa yer seçimi, uyuşmazlığın hangi kanuna tabi olacağını, hangi mahkemenin devreye gireceğini ve kararın hangi sebeplerle iptal edilebileceğini belirler.
Tahkim yeri Türkiye ise devreye 21/6/2001 tarihli ve 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu girer. Aşağıdaki çerçeve 6 Eylül 2026 tarihinde mevzuat.gov.tr üzerindeki güncel 4686 sayılı Kanun metninden doğrulanmıştır.
Kanun ne zaman uygulanır
m.1/2 kapsamı iki alternatifle çizer: Kanun, "yabancılık unsuru taşıyan ve tahkim yerinin Türkiye olarak belirlendiği" veya "bu Kanun hükümlerinin taraflar ya da hakem veya hakem kurulunca seçildiği" uyuşmazlıklar hakkında uygulanır.
m.1/3 bir istisna daha getirir: Kanun'un 5 ve 6'ncı madde hükümleri — mahkemede tahkim itirazı ile ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz — "tahkim yerinin Türkiye dışında belirlendiği durumlarda da uygulanır." Yani yurt dışında görülen bir tahkimde Türk mahkemesinden tedbir istenmesi de bu Kanun'a tabidir.
m.1/4 iki alanı kapsam dışında bırakır ve bu sınır emredicidir: "Türkiye'de bulunan taşınmaz mallar üzerindeki aynî haklara ilişkin uyuşmazlıklar" ile "iki tarafın iradelerine tâbi olmayan uyuşmazlıklar". Türkiye'deki bir taşınmazın mülkiyetine ilişkin bir uyuşmazlık, sözleşmede tahkim şartı bulunsa dahi tahkime elverişli değildir.
Yabancılık unsuru: dört ayrı yol
m.2, yabancılık unsurunu alternatifli olarak tanımlar; "aşağıdaki hâllerden herhangi birinin varlığı" yeterlidir:
- Tahkim anlaşması taraflarının yerleşim yeri, olağan oturma yeri veya işyerlerinin ayrı devletlerde bulunması,
- Tarafların yerleşim yeri, olağan oturma yeri veya işyerlerinin; tahkim yerinden ya da asıl sözleşmeden doğan yükümlülüklerin önemli bir bölümünün ifa edileceği yerden veya uyuşmazlığın en çok bağlantılı olduğu yerden başka bir devlette bulunması,
- Asıl sözleşmeye taraf olan şirket ortaklarından en az birinin yabancı sermayeyi teşvik mevzuatına göre yabancı sermaye getirmiş olması veya sözleşmenin uygulanabilmesi için yurt dışından sermaye sağlanması amacıyla kredi ve/veya güvence sözleşmeleri yapılmasının gerekli olması,
- Asıl sözleşme veya hukukî ilişkinin, bir ülkeden diğerine sermaye veya mal geçişini gerçekleştirmesi.
Üçüncü bent yabancı sermayeli şirketler için doğrudan sonuç doğurur: iki Türk şirketi arasındaki bir sözleşme dahi, ortaklardan biri yabancı sermaye getirmişse yabancılık unsuru taşıyabilir ve tahkim milletlerarası nitelik kazanır.
Tahkim anlaşmasının şekli ve ayrılabilirliği
m.4, tahkim anlaşmasının yazılı yapılmasını arar; ancak yazılı şeklin sağlanma yolları geniştir. Şart, anlaşmanın "taraflarca imzalanmış yazılı bir belgeye veya taraflar arasında teati edilen mektup, telgraf, teleks, faks gibi bir iletişim aracına veya elektronik ortama geçirilmiş olması ya da dava dilekçesinde yazılı bir tahkim anlaşmasının varlığının iddia edilmesine davalının verdiği cevap dilekçesinde itiraz edilmemiş olması" hâlinde yerine getirilmiş sayılır.
Ayrıca atıf yeterlidir: "Asıl sözleşmenin bir parçası hâline getirilmek amacıyla tahkim şartı içeren bir belgeye yollama yapılması hâlinde de geçerli bir tahkim anlaşması yapılmış sayılır."
Geçerlilik hukuku m.4'ün devamındadır: tahkim anlaşması, "tarafların tahkim anlaşmasına uygulanmak üzere seçtiği hukuka veya böyle bir hukuk seçimi yoksa Türk hukukuna uygun olduğu takdirde geçerlidir." Son fıkra ayrılabilirlik ilkesini kurar: "Tahkim anlaşmasına karşı, asıl sözleşmenin geçerli olmadığı veya tahkim anlaşmasının henüz doğmamış olan bir uyuşmazlığa ilişkin olduğu itirazında bulunulamaz."
Mahkemenin rolü: itiraz, tedbir ve otuz gün
m.5, tahkim anlaşmasına rağmen mahkemede dava açılması hâlini çözer: karşı taraf tahkim itirazında bulunabilir; itirazın ileri sürülmesi ve anlaşmanın geçerliliğine ilişkin uyuşmazlıkların çözülmesi ilk itirazlara ilişkin hükümlere tabidir. İtirazın kabulü hâlinde "mahkeme davayı usulden reddeder". Yargılama sırasında taraflar tahkim yoluna başvurmakta anlaşırsa dosya ilgili hakem kuruluna gönderilir.
m.6, geçici korumayı düzenler ve üç kural koyar. Birincisi: mahkemeden ihtiyati tedbir veya ihtiyati haciz istenmesi ve mahkemenin karar vermesi "tahkim anlaşmasına aykırılık teşkil etmez". İkincisi: aksi kararlaştırılmadıkça hakem kurulu da tedbir veya hacze karar verebilir ve bunu güvence verilmesine bağlayabilir. Üçüncüsü ve en önemlisi bir sınırdır: hakem kurulu, "cebrî icra organları tarafından icrası ya da diğer resmî makamlar tarafından yerine getirilmesi gereken" tedbir veya haciz kararı veremez; "üçüncü kişileri bağlayan" karar da veremez. Taraf hakem kararına uymazsa karşı taraf mahkemenin yardımını isteyebilir.
Mahkemece verilen tedbir sonsuza kadar sürmez. m.6'nın son fıkrası: mahkemece verilen tedbir ya da haciz kararı, "hakem kararının icra edilebilir hâle gelmesiyle ya da davanın hakem kurulu tarafından reddedilmesi hâlinde kendiliğinden ortadan kalkar."
Buna bir de başlatma yükümlülüğü eklenir. m.10/A: "Taraflardan biri, mahkemeden ihtiyatî tedbir veya ihtiyatî haciz kararı almış ise otuz gün içinde tahkim davasını açmak zorundadır. Aksi hâlde ihtiyatî tedbir veya ihtiyatî haciz kendiliğinden ortadan kalkar."
Tahkim süresi: bir yıl
m.10/B, çoğu dosyada gözden kaçan bir takvim kurar: "Taraflar aksini kararlaştırmadıkça, tek hakemli davalarda hakemin seçildiği, birden çok hakemli davalarda ise hakem kurulunun ilk toplantı tutanağının düzenlendiği tarihten itibaren bir yıl içinde hakem veya hakem kurulunca esas hakkında karar verilir."
Süre uzatılabilir ama yolu sınırlıdır: tarafların anlaşmasıyla; anlaşamamaları hâlinde taraflardan birinin başvurusu üzerine asliye hukuk mahkemesince. Başvurunun reddi hâlinde "tahkim süresi sonunda yargılama sona erer" ve mahkemenin kararı kesindir.
Bu, sürenin aşılmasının yalnız bir gecikme değil, kararın iptal sebebi olması sonucunu doğurur: m.15/A/1-(c), "kararın tahkim süresi içinde verilmediği"ni ayrı bir iptal sebebi olarak sayar.
Dil tarafında m.10/C esnektir: tahkim yargılaması "Türkçe veya Türkiye Cumhuriyeti tarafından tanınan devletlerden birinin resmî dilinde" yapılabilir; taraflar belirlememişse dili hakem kurulu belirler.
| Konu | Kural | Dayanak |
|---|---|---|
| Kapsam | Yabancılık unsuru + tahkim yeri Türkiye, ya da MTK'nın seçilmesi | m.1/2 |
| Yurt dışı yerde de uygulanan hükümler | m.5 (tahkim itirazı) ve m.6 (tedbir/haciz) | m.1/3 |
| Kapsam dışı | Türkiye'deki taşınmazlar üzerindeki aynî haklar; iradeye tabi olmayan uyuşmazlıklar | m.1/4 |
| Yabancılık unsuru | Dört alternatif hâlden herhangi biri | m.2 |
| Şekil | Yazılı; faks, e-posta, elektronik ortam veya cevap dilekçesinde itiraz etmeme | m.4 |
| Atıf | Tahkim şartı içeren belgeye yollama yeterli | m.4 |
| Görevli mahkeme | Davalının yerleşim yeri asliye hukuk; Türkiye'de yoksa İstanbul | m.3 |
| Tedbir sonrası dava açma | Otuz gün, yoksa tedbir kendiliğinden kalkar | m.10/A |
| Tahkim süresi | Bir yıl; uzatma tarafların anlaşmasıyla veya mahkemece | m.10/B |
| Yargılama dili | Türkçe veya tanınan bir devletin resmî dili | m.10/C |
İptal davası: tek yol, otuz gün, icrayı durdurur
m.15/A ilk cümlede kapıyı daraltır: "Hakem kararına karşı yalnızca iptal davası açılabilir." 28/2/2018 tarihli ve 7101 sayılı Kanun'un 53'üncü maddesiyle değiştirilen ikinci cümleye göre iptal davası, m.3 uyarınca yetkili asliye hukuk mahkemesinin bulunduğu yer yönünden yetkili bölge adliye mahkemesinde açılır ve öncelikle ve ivedilikle görülür.
Sebepler ikiye ayrılır. Başvuran tarafın ispat etmesi gerekenler: tarafın ehliyetsizliği veya tahkim anlaşmasının geçersizliği; hakem seçiminde usule uyulmaması; kararın tahkim süresi içinde verilmemesi; hakem kurulunun hukuka aykırı olarak yetkili veya yetkisiz olduğuna karar vermesi; tahkim anlaşması dışında bir konuda karar verilmesi, istemin tamamı hakkında karar verilmemesi veya yetkinin aşılması; yargılamanın usul açısından tarafların anlaşmasına ya da Kanun'a uygun yürütülmemesi ve bu durumun kararın esasına etkili olması; tarafların eşitliği ilkesinin gözetilmemesi.
Bölge adliye mahkemesince re'sen tespit edilecekler: uyuşmazlığın Türk hukukuna göre tahkime elverişli olmaması ve kararın kamu düzenine aykırı olması.
Kısmi iptal mümkündür: tahkim anlaşması kapsamındaki konular kapsam dışındakilerden ayrılabiliyorsa, kararın yalnız kapsam dışı bölümü iptal edilir.
Süre ve etki: "İptal davası, otuz gün içinde açılabilir. Bu süre, hakem kararının veya düzeltme, yorum ya da tamamlama kararının taraflara bildirildiği tarihten itibaren işlemeye başlar." Ve önemli bir sonuç: "İptal davasının açılması, kendiliğinden hakem kararının icrasını durdurur."
Yabancı tarafın feragat hakkı
m.15/A, tahkim yeri olarak Türkiye'yi seçen yabancı taraflara özel bir imkân tanır:
"Taraflar, iptal davası açma hakkından kısmen veya tamamen feragat edebilirler. Yerleşim yerleri veya olağan oturma yerleri Türkiye dışında bulunan taraflar, tahkim anlaşmasına koyacakları açık bir beyanla veya sonradan yazılı şekilde anlaşmak suretiyle iptal davası açma hakkından tamamen feragat edebilecekleri gibi; yukarıda sayılan bir veya birkaç sebepten dolayı iptal davası açmak hakkından da feragat edebilirler."
Bu hüküm, Türkiye'yi tahkim yeri olarak seçen sınır ötesi sözleşmelerde kararın kesinliğini artırmak için kullanılabilir. Ancak feragatin sınırı vardır: iptal davası süresi geçmiş veya feragat edilmişse, icra edilebilirlik belgesi verilirken tahkime elverişlilik ve kamu düzeni sebepleri mahkemece re'sen dikkate alınır. Yani feragat, bu iki denetimi ortadan kaldırmaz.
İptal davasının reddine ilişkin karar kesinleştikten sonra asliye hukuk mahkemesi, hakem kararının icra edilebilir olduğuna ilişkin belgeyi istemde bulunan tarafa verir ve bu belgenin verilmesi harca tabi değildir. İptal davası hakkında verilen kararlara karşı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine göre temyiz yoluna başvurulabilir; temyiz incelemesi iptal sebepleriyle sınırlı olarak, öncelikle ve ivedilikle karara bağlanır.
| Konu | Kural | Dayanak |
|---|---|---|
| Tek başvuru yolu | Yalnızca iptal davası | m.15/A |
| Görevli mahkeme | Bölge adliye mahkemesi (7101, 2018) | m.15/A |
| Süre | Otuz gün; düzeltme/yorum/tamamlama kararından da işler | m.15/A |
| İcraya etkisi | Dava açılması icrayı kendiliğinden durdurur | m.15/A |
| Re'sen sebepler | Tahkime elverişsizlik ve kamu düzeni | m.15/A/2 |
| Feragat | Türkiye dışında yerleşik taraflar tamamen feragat edebilir | m.15/A |
| Feragatin sınırı | Elverişlilik ve kamu düzeni icra belgesinde re'sen incelenir | m.15/B |
| İcra edilebilirlik belgesi | Asliye hukuk mahkemesinden; harca tabi değil | m.15/B |
| Temyiz | HMK'ya göre; iptal sebepleriyle sınırlı | m.15/A |
Sonuç
Tahkim yeri Türkiye olarak seçildiğinde sözleşmeye üç tarih birden girmiş olur. Birincisi bir yıllık tahkim süresidir: tek hakemde seçim, kurulda ilk toplantı tutanağı tarihinden işler ve aşılması ayrı bir iptal sebebidir. İkincisi otuz gündür ve iki ayrı yerde karşımıza çıkar — mahkemeden tedbir alan taraf otuz gün içinde tahkim davasını açmalı, hakem kararına karşı iptal davası da otuz gün içinde açılmalıdır. Üçüncüsü, iptal davasının açılmasının kararın icrasını kendiliğinden durdurmasıdır; bu, Türkiye'yi tahkim yeri olarak seçen tarafın hesaba katması gereken bir gecikme riskidir. Buna karşılık Kanun bir de denge sunar: yerleşim yeri Türkiye dışında olan taraflar iptal davası açma hakkından tamamen feragat edebilir — yalnız tahkime elverişlilik ve kamu düzeni denetimi saklı kalmak üzere. Kararın yurt dışında verilmesi hâlinde Türkiye'de icrası ise ayrı bir rejime tabidir: yabancı hakem kararının tenfizi. Sözleşmedeki forum ve teminat boyutu için yabancı davacı: yetki anlaşması ve teminat, uygulanacak hukuk için sınır ötesi sözleşmede hangi hukuk uygulanır yazılarımıza bakılabilir.




