Türkiye'de bir enerji, altyapı veya sanayi projesi yürüten yabancı sermayeli bir şirket, kendi mühendisini veya mimarını Türkiye'ye getirdiğinde iki ayrı izinle karşılaşır. Birincisi herkesin bildiği çalışma iznidir. İkincisi çoğu zaman gözden kaçar ve çalışma izninden bağımsızdır: unvanı kullanma ve imza atma yetkisi. Bu ikincisinin kaynağı 17/6/1938 tarihli ve 3458 sayılı Mühendislik ve Mimarlık Hakkında Kanun'dur ve aykırılığın yaptırımı idarî değil, cezaîdir.
Aşağıdaki çerçeve 7 Eylül 2026 tarihinde mevzuat.gov.tr üzerindeki güncel 3458 sayılı Kanun metninden doğrulanmıştır.
Dört belge, iki kapı
1 inci madde, "Türkiye Cumhuriyeti hududları dahilinde mühendislik ve mimarlık unvan ve salahiyeti ile sanat icra etmek isteyenlerin" taşıması gereken belgeleri dört bent hâlinde sayar:
- (a) Mühendislik veya mimarlık tahsilini gösteren Türk yüksek mekteplerinden verilen diplomalar.
- (b) Programlarının yüksek mühendis veya mimar mektepleri programlarına muadil olduğu kabul edilen bir yabancı yüksek mühendis veya yüksek mimar mektebinden diploma almış olanlara usulüne uygun verilecek ruhsatnameler.
- (c) Türk Teknik Okulu mühendis kısmı ile programlarının buna muadil kabul edildiği yurt içindeki diğer mühendis veya mimar mekteplerinden verilen diplomalar.
- (d) Programlarının Türk Teknik Okulu mühendis kısmı programlarına muadil kabul olunan bir yabancı mühendis veya mimar mektebinden diploma almış olanlara usulüne uygun verilecek ruhsatnameler.
Yapının mantığı burada görünür: yurt içi eğitimde diploma yeterlidir; yurt dışı eğitimde ise diploma tek başına yetmez, ayrıca bir ruhsatname alınması gerekir. Ruhsatname, denklik incelemesinin sonucudur ve unvanı kullanma yetkisini o doğurur.
Ruhsatnamenin şartı: fiilen okumuş olmak
2 nci madde, yabancı okuldan mezun olanlara ruhsatname verilebilmesi için üç şartı birlikte arar. Kişinin, çıktığı mektebin "aslî talebesi olarak tahsil derecelerini geçirmiş", "mektebin bütün tedrisatını muntazaman ve fiilen takib etmiş" ve "mektepte cari usullere göre geçirilmesi lazım gelen bütün imtihanları bitirmiş" olması gerekir.
1938 tarihli metin, bugünün diliyle şunu söyler: eğitim, kurumun asıl öğrencisi sıfatıyla ve fiilen sürdürülmüş olmalıdır. Dışarıdan, misafir öğrenci statüsünde veya devamsız bir programla alınmış bir diploma, bu maddedeki ruhsatname için öngörülen çerçeveye oturmaz.
3 üncü madde ise unvanı belgeye bağlar: (a) ve (b) bentlerindeki belgeleri taşıyanlara "Yüksek mühendis" veya "Yüksek mimar", (c) ve (d) bentlerindekilere ise "Mühendis" veya "Mimar" unvanı verilir ve bu unvanlar diploma veya ruhsatnamelere derç olunur. Yani unvan bir tercih değil, belgenin kendisinden doğan bir sonuçtur.
4 üncü maddeye göre, Türk veya yabancı yüksek mekteplerde cari usullere göre doktora imtihanı vererek buna mahsus diplomayı alanlar "doktor mühendis" unvanını taşır.
5 inci madde bir ara kategori tanır: programı Türk yüksek mühendis/mimar mektebi programlarından düşük, teknik okulu programlarından yüksek olan ve bulunduğu memlekette yüksek mekteplerden sayılan bir okulu 2 nci maddedeki şartlarla bitirenlere "mühendis" veya "mimar" şehadetnamesi verilir. Bu kişiler yüksek unvanlı ruhsatname isterlerse, "yüksek mühendis veya yüksek mimar mektebinin alakalı ihtısas şubeleri ders programları mucibince okumadıkları derslerin imtihanlarını muvaffakiyetle geçirmiş olmaları şarttır."
| Belge kaynağı | Belge türü | Doğan unvan |
|---|---|---|
| Türk yüksek mektebi | Diploma | Yüksek mühendis / Yüksek mimar |
| Yabancı yüksek mektep (muadil) | Ruhsatname | Yüksek mühendis / Yüksek mimar |
| Türk teknik okulu / muadili | Diploma | Mühendis / Mimar |
| Yabancı mühendis-mimar mektebi (muadil) | Ruhsatname | Mühendis / Mimar |
| Ara düzey yabancı okul | Şehadetname | Mühendis / Mimar (eksik derslerle yükseltilebilir) |
| Doktora | Doktora diploması | Doktor mühendis |
Belge yoksa: istihdam da imza da yasak
7 nci madde, 29/6/2001 tarihli ve 4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanun'un 13 üncü maddesiyle değiştirilmiştir ve yasağı dört fiile yayar:
"1 inci maddede belirtilen diploma veya ruhsatnamelerden birine haiz olmayanlar Türkiye'de mühendis veya mimar unvanı ile istihdam olunamazlar, imzalarla sanat icra edemezler, bu unvanları kullanarak rey veremezler ve imza da koyamazlar."
Dört yasak birbirinden bağımsızdır. Kişi fiilen çalışabilir; ancak bu unvanla istihdam edilemez, projeye imza atamaz, teknik görüş (rey) veremez. Proje, hesap ve raporların imza zinciri bu nedenle belge durumuna göre kurgulanmalıdır.
Yaptırım 8 inci maddededir ve 23/1/2008 tarihli ve 5728 sayılı Kanun'un 94 üncü maddesiyle değiştirilmiştir: "Yukarıdaki madde hükümlerine aykırı harekette bulunanlar, altı aydan iki yıla kadar hapis ve adlî para cezası ile cezalandırılır."
Maddenin ikinci fıkrası ise sorumluluğu işverene taşır:
"Birinci maddede yazılı diploma ve ruhsatnameyi haiz olmayanları bu vesikaları haiz olanlara mahsus unvan ve salahiyetle işlerinde kullanan kimselerle hükmi şahsiyetlerin mümessilleri de aynı suretle cezaya mahkûm edilirler."
Yani belgesiz kişiyi mühendis veya mimar unvanıyla çalıştıran şirketin temsilcisi de aynı cezanın muhatabıdır. Bu, yabancı personel istihdamında belge kontrolünü bir insan kaynakları formalitesi olmaktan çıkarıp, yönetici sorumluluğu meselesi hâline getirir.
Kamu görevlisi mühendis ve mimarın serbest icra yasağı
9 uncu madde, kamu tarafındaki çatışmayı düzenler: Devlet daire ve müesseseleri ile belediye hizmetlerinde bulunan yüksek mühendis, yüksek mimar, mühendis, mimar ve fen memurları, "çalışma saatleri dışında bile olsa ücretli veya ücretsiz hususi surette sanatlarını icra edemezler."
İstisna dar ve şartlıdır: serbest meslek erbabı bulunmayan yerlerde, mahallin belediye veya bayındırlık idarelerinin müracaatı ve en büyük mülkiye amirinin muvafakatiyle zaruret tespit edilirse; tasdik ve murakabesi kendilerine veya bağlı oldukları mahallî idarelere ait olmayan işler, devamlı olmamak, hariçte bir yazıhane açmamak ve asıl vazifelerinin çalışma saatleri dışında yapmak şartıyla kabul edilebilir.
Profesörlük, öğretmenlik ve doçentlik ise bu yasaktan müstesnadır.
Bir künye ayrıntısı da vardır: Kanun'un dipnotuna göre, bu Kanun'la Nafıa Vekilliğine verilmiş görev ve yetkiler 22/9/1941 tarihli ve 4121 sayılı Kanun'un 1 inci maddesiyle Maarif Vekilliğine devredilmiştir; ayrıca Kanun'un harçlara ilişkin hükümleri 1952'de yürürlükten kaldırılmıştır. Metindeki kurum adları bu nedenle tarihseldir ve bugünkü teşkilat yapısına göre okunmalıdır.
İkinci katman: çalışma izni ve ön izin
3458 sayılı Kanun unvan ve imza yetkisini düzenler; çalışma hakkı ise 28/7/2016 tarihli ve 6735 sayılı Uluslararası İşgücü Kanunu'na tabidir. İki rejim birbirinin yerine geçmez.
6735 sayılı Kanun'un 7 nci maddesine göre, usulüne uygun yapılan başvuruların değerlendirilmesi "bilgi ve belgelerin tam olması kaydıyla otuz gün içinde" tamamlanır; belge eksikliğinde verilen erteleme süresi ise mücbir sebep belgelenmedikçe otuz günü aşamaz ve süre sonunda tamamlanmayan başvurular reddedilir.
8 inci madde bir ön aşama getirir ama kapsamı sınırlıdır: "Mesleki yeterlilik gerektiren sağlık ve eğitim hizmetlerinde çalışacak yabancıların çalışma izni başvurularının değerlendirilmesinde ön izin alınması zorunludur." Ön izin yetkisi sağlıkta Sağlık Bakanlığında, eğitimde Millî Eğitim Bakanlığındadır. Mühendislik ve mimarlık bu fıkrada sayılmamıştır; dolayısıyla bu meslekler bakımından belirleyici olan, 3458 sayılı Kanun'daki ruhsatname rejimidir.
16 ncı madde ise istisnaî çalışma izni kapılarını sayar ve bunlar arasında yatırım projeleri bakımından öne çıkanlar şunlardır: eğitim düzeyi, ücreti, mesleki deneyimi ve bilim-teknolojiye katkısı itibarıyla nitelikli işgücü sayılan; yatırım veya ihracat düzeyi ile sağlayacağı istihdamın büyüklüğü itibarıyla nitelikli yatırımcı sayılan; "belirli bir süre için işvereni tarafından Türkiye'de gerçekleştirilen bir projede istihdam edilen"; ve "sınırötesi hizmet sunucusu" yabancılar. Bu kişilere Kanun'un 7, 9 ve 10 uncu maddelerinin uygulanmasına ilişkin istisnalar tanınabilir.
Proje bazlı görevlendirmelerde (c) bendi doğrudan dayanak oluşturur; ancak istisnaî izin, 3458 sayılı Kanun'daki unvan ve imza şartını ortadan kaldırmaz.
| Konu | 3458 (unvan ve imza) | 6735 (çalışma hakkı) |
|---|---|---|
| Konusu | Unvanı kullanma ve imza atma yetkisi | Türkiye'de çalışma izni |
| Yabancı diplomalıda | Ruhsatname zorunlu (m.1/b, d) | Başvuru ve değerlendirme rejimi |
| Ön izin | — | Yalnız sağlık ve eğitim hizmetlerinde (m.8) |
| Proje bazlı görevlendirme | Muafiyet yok | İstisnaî izin mümkün (m.16/1-c) |
| Aykırılığın yaptırımı | 6 ay - 2 yıl hapis + adlî para; çalıştıran da (m.8) | İdarî yaptırımlar |
Muafiyet kapısı: doksan gün ve yönetim kurulu üyesi
6735 sayılı Kanun, çalışma izninin yanında ayrı bir belge tanır. 3 üncü maddeye göre çalışma izni muafiyeti, "Bakanlıkça resmî bir belge şeklinde düzenlenen ve geçerlilik süresi içinde yabancıya Türkiye'de çalışma izni almaksızın çalışma ve ikamet hakkı veren muafiyet"tir. Yani muafiyet, iznin yokluğu değil, iznin yerine geçen ayrı bir belgedir.
Aynı maddede tanımlanan sınırötesi hizmet sunucusu ise "Türkiye'de geçici nitelikte olmak üzere ve herhangi bir hizmet sunumu amacıyla bulunan ve ücretini Türkiye'deki ya da Türkiye dışındaki bir kaynaktan alan yabancı"dır. Ücretin nereden ödendiği bu tanımda belirleyici değildir.
13 üncü maddenin yedinci fıkrası, iki grubu doğrudan muafiyet kapsamına alır:
"6102 sayılı Kanuna göre kurulmuş anonim şirketlerin Türkiye'de ikamet etmeyen yönetim kurulu üyesi ve diğer şirketlerin yönetici sıfatı olmayan ortağı ile Türkiye'de gerçekleştirdiği faaliyetleri yüz seksen gün içinde doksan günü geçmeyen sınırötesi hizmet sunucusu, çalışma izni muafiyeti kapsamında değerlendirilir."
Yatırımcı yapıları bakımından bu fıkra üç şeyi söyler. Türkiye'de ikamet etmeyen bir anonim şirket yönetim kurulu üyesi için çalışma izni aranmaz. Limited şirket gibi diğer şirketlerde yönetici sıfatı olmayan ortak da aynı kapsamdadır — yönetici sıfatı taşıyan ortak ise değildir. Ve proje bazlı kısa görevlendirmelerde ölçüt bir 180 gün içinde 90 gün penceresidir.
Muafiyetin bir maliyeti de vardır: aynı maddenin altıncı fıkrasına göre "çalışma izni muafiyetiyle geçirilen süreler, kanuni çalışma izni veya ikamet izni sürelerinin hesabında dikkate alınmaz." Süresiz çalışma izni veya uzun dönem ikamet izni hedefleyen bir kariyer planında bu süreler birikmez.
12 nci madde ise iki ek kural taşır. Yurt dışından yapılan başvuruya istinaden izin verilen yabancı, iznin geçerliliğinin başladığı tarihten itibaren altı ay içinde Türkiye'ye gelmek zorundadır; gelmezse çalışma izni iptal edilir. Ayrıca çalışma izinleri, iş piyasasındaki durum ve sektörel-ekonomik konjonktürün gerektirdiği hâllerde "belirli bir süre için tarım, sanayi veya hizmet sektörleri, belirli bir meslek, işkolu veya mülki ve coğrafi alan itibarıyla sınırlandırılabilir." Türkiye'nin taraf olduğu ikili veya çok taraflı sözleşmelerle sağlanan haklar ve karşılıklılık ilkesi saklıdır.
Sonuç
Yabancı bir mühendis veya mimarın Türkiye'deki bir projede görev alması, üç ayrı sorunun sırayla cevaplanmasını gerektirir. Birincisi çalışma hakkıdır: 6735 sayılı Kanun kapsamında izin veya istisnaî izin. İkincisi unvandır: yabancı okuldan mezun olan kişi için 3458 sayılı Kanun'un 1 inci maddesindeki ruhsatname alınmış mıdır. Üçüncüsü imzadır: proje, hesap ve raporlara kimin imza atacağı, 7 nci maddedeki yasak gözetilerek belirlenmelidir.
En sık atlanan nokta ise 8 inci maddenin ikinci fıkrasıdır: belgesiz bir kişiyi mühendis veya mimar unvanıyla çalıştıran tüzel kişinin mümessili de aynı cezanın muhatabıdır. Bu nedenle belge kontrolü, sözleşme imzalanmadan önce yapılması gereken bir yönetim kararıdır.
Çalışma izni başvurusunun reddedilmesi hâlindeki yol için çalışma izni reddi yazımıza, yabancı personelin sigortalılık tarafı için yabancı uyruklu çalışan ve SGK yazımıza, şirket kurma ile çalışma izni arasındaki ilişki için yabancıların Türkiye'de şirket kurması ve çalışma izni yazımıza bakılabilir.
Bu çerçeve genel bilgilendirme amaçlıdır; ruhsatname başvurusunda istenecek belgeler ve denklik incelemesinin usulü ayrıca doğrulanmalıdır.




