Şirketler Hukuku

Tescilli taşınmaz alırken: 2863'ün getirdiği yükler

2863 sayılı Kanun: tescil ve tapu şerhi, izinsiz müdahale yasağı, zilyetlikle iktisap yasağı, vergi muafiyeti ile emlak vergisinin %10'u katkı payı.

Rohat Kahraman· 6 Eylül 2026Güncelleme · 6 Eylül 2026
Tescilli taşınmaz alırken: 2863'ün getirdiği yükler

Bir taşınmazın tapu kaydında "korunması gerekli taşınmaz kültür varlığıdır" şerhi varsa, o taşınmaz hukuken hâlâ özel mülkiyettedir; ancak malikin yetkileri, sıradan bir mülkiyetten belirgin biçimde daralmıştır. Çerçeveyi 21/7/1983 tarihli ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu çizer ve bu Kanun, yatırımcı tarafında hem yasak hem de muafiyet üretir.

Aşağıdaki çerçeve 6 Eylül 2026 tarihinde mevzuat.gov.tr üzerindeki güncel 2863 sayılı Kanun metninden doğrulanmıştır.

Tescil nasıl doğar, malik nasıl öğrenir

7 nci maddeye göre korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile doğal sit alanlarının tespiti, Kültür ve Turizm Bakanlığının koordinatörlüğünde ilgili kurumların görüşü alınarak yapılır ve "yapılan tespitler koruma bölge kurulu kararı ile tescil olunur."

Tescilin tapuya yansıması ve maliğe duyurulması, 8/10/2013 tarihli ve 6498 sayılı Kanun'un 1 inci maddesiyle eklenen üç fıkrada düzenlenmiştir:

  • Tescil kararları, tescil olunan taşınmazın kadastral bilgileri ile birlikte tapu siciline şerh düşülmek üzere ilgili tapu müdürlüğüne bildirilir.
  • Tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarına ilişkin tescil kararları, 7201 sayılı Tebligat Kanunu uyarınca maliklere tebliğ edilir.
  • Sit alanlarının, tabiat varlıklarının ve malikleri idarece tespit edilemeyen taşınmazların tescil kararları Resmî Gazete'de yayımlanır ve Bakanlığın internet sayfasında bir ay süreyle duyurulur.

Ayrım pratikte önemlidir: tek yapı tescilinde malike kişisel tebligat yapılırken, sit alanı ilanında duyuru ilan yoluyla yapılır. Sit alanı içinde kalan bir parselin maliki, kendisine ayrıca tebligat gelmeden de tescilin sonuçlarına tabi olur. Bu nedenle satın alma öncesi incelemede tapu şerhi kadar, parselin bir sit alanı ilanı kapsamına girip girmediği de araştırılmalıdır.

Korunma alanları ise 8 inci maddededir: tescil edilen varlıkların korunma alanlarının tespiti ve bu alanlar içinde inşaat ve tesisat yapılıp yapılamayacağı konusunda karar alma yetkisi Koruma Kurullarına aittir; bu kararlar da 7201 sayılı Kanun uyarınca maliklere tebliğ edilir ve 61 inci maddenin ikinci fıkrasına göre itiraz edilebilir.

İzinsiz müdahale yasağının kapsamı geniştir

9 uncu madde (14/7/2004 tarihli ve 5226 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesiyle değişik) yasağı ve tanımını birlikte verir:

"Koruma Yüksek Kurulunun ilke kararları çerçevesinde koruma bölge kurullarınca alınan kararlara aykırı olarak, korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ve koruma alanları ile sit alanlarında inşaî ve fizikî müdahalede bulunulamaz, bunlar yeniden kullanıma açılamaz veya kullanımları değiştirilemez. Esaslı onarım, inşaat, tesisat, sondaj, kısmen veya tamamen yıkma, yakma, kazı veya benzeri işler inşaî ve fizikî müdahale sayılır."

Üç yasak ayrı ayrı sayılmıştır: müdahale, yeniden kullanıma açma ve kullanım değişikliği. Bir binanın fiziken hiç değiştirilmeden konuttan otele dönüştürülmesi, üçüncü yasağın kapsamındadır. Tanım listesi de geniştir; "tesisat" ve "sondaj" gibi kalemlerin sayılması, görünürde küçük işlerin de kurul kararı gerektirdiğini gösterir.

10 uncu madde ise denetim yetkisini konumlandırır: "Her kimin mülkiyetinde veya idaresinde olursa olsun", taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının korunmasını sağlamak için gerekli tedbirleri almak, aldırmak ve her türlü denetimini yapmak Kültür ve Turizm Bakanlığına aittir. Aynı maddenin ikinci fıkrası 29/5/2025 tarihli ve 7549 sayılı Kanun'un 16 ncı maddesiyle değiştirilmiş ve Cumhurbaşkanlığı ile Türkiye Büyük Millet Meclisinin idare ve kontrolündeki varlıkların korunmasının kendileri tarafından yerine getirileceği düzenlenmiştir.

Malikin sorumluluğu ve zilyetlikle iktisap yasağı

11 inci madde, hak ile yükümlülüğü birbirine bağlar: malikler, bu varlıkların bakım ve onarımlarını Bakanlığın emir ve talimatına uygun olarak yerine getirdikleri sürece "bu Kanunun bu konuda maliklere tanıdığı hak ve muafiyetlerden yararlanırlar." Muafiyet, edilgen bir statü değil, bakım yükümlülüğünün karşılığıdır.

22/5/2007 tarihli ve 5663 sayılı Kanun'un 1 inci maddesiyle değiştirilen cümle ise mülkiyet hukuku bakımından sert bir kural getirir:

"Ancak, kültür ve tabiat varlıklarını koruma bölge kurullarınca birinci grup olarak tescil ve ilan edilen kültür varlıklarının bulunduğu taşınmazlar ile birinci ve ikinci derece arkeolojik sit alanlarındaki taşınmazlar zilyetlik yoluyla iktisap edilemez."

Olağanüstü zamanaşımıyla mülkiyet kazanma yolu bu taşınmazlar bakımından kapalıdır. Uzun süreli fiilî kullanıma dayanan hak iddiaları, bu kapsamdaki parsellerde sonuç doğurmaz.

Malikin yetkileri ise açıkça korunmuştur: "Malikler bu varlıkların üzerindeki mülkiyet haklarının tabii icabı olan ve bu Kanunun hükümlerine aykırı bulunmayan bütün yetkilerini kullanabilirler." Buna karşılık bakım-onarım sorumluluğunu yerine getirmekte aczi olanların mülkleri usulüne göre kamulaştırılır; mazbut veya mülhak vakıf varlıkları bu hükme tabi değildir.

KonuKuralDayanak
TescilKoruma bölge kurulu kararıyla; tapuya şerhm.7
TebligatTek yapıda malike tebliğ; sit alanında RG + bir ay duyurum.7
İzinsiz müdahaleMüdahale, yeniden kullanıma açma, kullanım değişikliği yasakm.9
Zilyetlikle iktisapBirinci grup yapı ve 1-2. derece arkeolojik sitte yasakm.11
Bakım sorumluluğunda aczMülk kamulaştırılırm.11
Kamu taşınmazının satışıBakanlık izni olmadan satılamaz, hibe edilemezm.13

Kamu elindeki tescilli taşınmaz ve kullanım izni

13 üncü madde, kamu mülkiyetindeki tescilli taşınmazlar bakımından bir kapı kapatır: "Hazineye ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarına ait olup, usulüne göre tescil ve ilan olunan, her çeşit korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlığı ile bunlara ait korunma sınırları dahilindeki taşınmazlar, Kültür ve Turizm Bakanlığının izni olmadan, gerçek ve tüzelkişilere satılamaz, hibe edilemez."

14 üncü madde kullanım tarafını düzenler: bu varlıkların intifa haklarının belirli sürelerle kamu kurumlarına veya kamu menfaatine yararlı milli derneklere bırakılması ya da gerçek ve tüzelkişilere kiraya verilmesi Bakanlığın iznine tabidir. Vakıflar Genel Müdürlüğünün yönetim ve denetimindeki mazbut ve mülhak vakıf mallarında ise yetki Vakıflar Genel Müdürlüğündedir ve kiralamada "karakterine uygun kullanılmak şartı" aranır.

Aynı maddenin son fıkrası, kullanıcıya doğrudan bir mali yük bindirir: bu varlıkları kullananlar, "bunların bakım, onarım ve restorasyon işlerini bu Kanunda belirlenen esaslara göre yapmak ve bunun için gerekli masrafları karşılamakla yükümlüdürler." Tarihî bir yapının restorasyon karşılığı kiralanmasına dayanan yatırım modellerinin hukukî temeli budur; masraf riski kiracıdadır.

Kamulaştırma ise 15 inci maddededir ve kaynağa göre bölünmüştür: özel mülkiyete geçmiş varlıklar Bakanlıkça hazırlanacak programlara uygun olarak; menşei vakıf olanlar Vakıflar Genel Müdürlüğünce; korunma alanları imar planında yola, otoparka veya yeşil sahaya rastlıyorsa belediyelerce kamulaştırılır. 14/7/2004 tarihli ve 5226 sayılı Kanun'la değiştirilen fıkra uyarınca kamu kurumları, belediyeler ve il özel idareleri tescilli taşınmaz kültür varlıklarını "koruma bölge kurullarının belirlediği fonksiyonda kullanılmak kaydıyla" kamulaştırabilir.

Vergi: muafiyet ve karşı yükümlülük aynı Kanunda

21 inci madde, 10/9/2014 tarihli ve 6552 sayılı Kanun'un 98 inci maddesiyle değiştirilmiştir ve muafiyeti üç şarta bağlar. Tapu kütüğüne "korunması gerekli taşınmaz kültür varlığıdır" kaydı konulmuş taşınmazlar ile arkeolojik sit alanı ve doğal sit alanı olmaları nedeniyle üzerlerinde kesin yapılanma yasağı getirilmiş parseller, "her türlü vergi, resim ve harçtan muaftır."

İstisnalar dardır ama önemlidir:

  • Büyükşehir belediyesi sınırları içinde yer alan bu taşınmazlardan, basit usulde vergilendirilenler dışında ticari faaliyetlerde kullanılanlar hakkında emlak vergisinin yarısı ve çevre temizlik vergisinin tamamı bakımından muafiyet uygulanmaz.
  • Kesin yapılanma yasağına aykırı olarak tesis edilen yapılar, bunların yapıldığı parseller ve kanunlara aykırı eklentileri bulunan taşınmaz kültür varlıkları hakkında, bu yapılar yıkılıncaya veya aykırılıklar giderilinceye kadar muafiyet uygulanmaz.
  • 2960 sayılı Boğaziçi Kanunu'na göre Boğaziçi Sahil Şeridi veya Öngörünüm Bölgesinde konut veya işyeri olarak kullanılan taşınmaz kültür varlıkları muafiyetten yararlanamaz.

Maddede iki kolaylık daha vardır: koruma bölge kurulu kararına uygun olarak yapılan onarım ve inşaat işleri, Belediye Gelirleri Kanunu gereğince alınacak vergi, harç ve harcamalara katılma paylarından müstesnadır; ve 14/7/2004 tarihli ve 5226 sayılı Kanun'la eklenen fıkra uyarınca tescil edilen taşınmaz kültür varlıkları için 4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanun hükümleri uygulanmaz.

Buna karşılık aynı Kanun, muafiyetin karşısına bir yük koyar. 12 nci maddenin 4/2/2009 tarihli ve 5835 sayılı Kanun'la değiştirilen altıncı fıkrasına göre, belediyelerin ve il özel idarelerinin görev alanlarındaki kültür varlıklarının korunması amacıyla kullanılmak üzere, 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu'nun 8 inci ve 18 inci maddeleri uyarınca mükellef hakkında tahakkuk eden emlak vergisinin yüzde onu nispetinde Taşınmaz Kültür Varlıklarının Korunmasına Katkı Payı tahakkuk ettirilir ve emlak vergisi ile birlikte tahsil edilir.

Yani tescilli taşınmazın maliki muafiyetten yararlanırken, tescilli olmayan taşınmazların malikleri bu koruma sistemini emlak vergileri üzerinden finanse eder.

Vergi başlığıSonuçDayanak
Tapuda kültür varlığı şerhi olan taşınmazHer türlü vergi, resim ve harçtan muafm.21
Büyükşehirde ticari kullanımEmlak vergisinin yarısı + çevre temizlik vergisinin tamamı muafiyet dışım.21
Kesin yapılanma yasağına aykırı yapıAykırılık giderilene kadar muafiyet yokm.21
Boğaziçi sahil şeridi/öngörünümMuafiyetten yararlanamazm.21
Kurul kararına uygun onarımBelediye vergi, harç ve katılma paylarından müstesnam.21
Tescilli taşınmazda yapı denetimi4708 sayılı Kanun uygulanmazm.21
Diğer taşınmazların emlak vergisi%10 katkı payı tahakkuk ederm.12

Sit ilanının plan üzerindeki anlık etkisi

17 nci madde (5226/8 ile değişik), sit ilanının sonucunu tek cümlede verir: "Bir alanın koruma bölge kurulunca sit olarak ilanı, bu alanda her ölçekteki plân uygulamasını durdurur."

Ardından bir takvim işler. 8/8/2011 tarihli ve 648 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 42 nci maddesiyle değiştirilen paragrafa göre koruma amaçlı imar planı yapılıncaya kadar, koruma bölge kurulu tarafından üç ay içinde geçiş dönemi koruma esasları ve kullanma şartları belirlenir. Belediyeler, valilikler ve ilgili kurumlar söz konusu alanda üç yıl içinde koruma amaçlı imar planı hazırlatıp koruma bölge kuruluna vermek zorundadır; zorunlu nedenlerle yapılamazsa süre kurulca gerekçeli olarak uzatılabilir ve bu sürede geçiş dönemi şartları uygulanır.

Onay aşaması da süreye bağlanmıştır: ilgili idareler koruma amaçlı imar planını en geç iki ay içinde görüşür; kurulun uygun gördüğü planlar ilgili idarelerce altmış gün içinde onaylanmak zorundadır ve "bu süre içinde görüşülmeyen ya da onaylanmayan planlar kesinleşerek yürürlüğe girer."

Yatırım takvimi bakımından sonuç şudur: sit ilanı, ruhsat sürecini belirsiz bir süre için değil, kanunla çerçevelenmiş bir takvim için durdurur; ancak geçiş dönemi şartları uzatılabildiğinden fiilî süre üç yılı aşabilir.

Yurt dışı boyutu: tek yönlü serbestlik

32 nci madde bir yasakla başlar: "Yurt içinde korunması gerekli taşınır kültür ve tabiat varlıkları yurt dışına çıkarılamaz." İstisna dardır ve üst düzeydedir: milli çıkarlar dikkate alınarak, gideceği ülke makamlarından teminat almak ve sigortalanmak şartıyla, yurt dışında geçici olarak sergilendikten sonra geri getirilmelerine Cumhurbaşkanınca karar verilir. Bu yetki, 2/7/2018 tarihli ve 700 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 78 inci maddesiyle "Bakanlar Kurulu" ibaresinin değiştirilmesiyle bugünkü hâlini almıştır.

33 üncü madde ise tam tersi yönde tek cümledir: "Yurt dışından kültür varlığı getirmek serbesttir." Kanun, çıkışı yasaklarken girişi serbest bırakır; koleksiyon ve müze yatırımları bakımından bu asimetri belirleyicidir.

Araştırma ve kazı tarafında ise 35 inci madde yetkiyi tekelde tutar: araştırma, sondaj ve kazı yapma hakkı "sadece Kültür ve Turizm Bakanlığına aittir." Türk ve yabancı heyet ve kurumlara araştırma izni Bakanlıkça; sondaj ve kazı yapma izni ise Cumhurbaşkanı kararı ile verilir. Askeri yasak bölgelerde gerekli ruhsatname, Genelkurmay Başkanlığının iznini müteakip düzenlenir. Su altında korunması gerekli varlıkların bulunduğu bölgeler Cumhurbaşkanı kararıyla tespit edilir ve bu bölgelerde sportif amaçlı dalış yasaktır.

Maddeye 20/11/2025 tarihli ve 7565 sayılı Kanun'un 8 inci maddesiyle eklenen cümleler ise bir istisna getirmiştir: Cumhurbaşkanlığı Milli Saraylar İdaresi Başkanlığı yönetimindeki saray, köşk, kasır, müze ve tarihi fabrikalar ile diğer yapıların restorasyonu, çevre düzenlemeleri ve ihyası sırasında bu mekânların bulunduğu parsellerde yapılması gereken araştırma, sondaj ve arkeolojik kazılar Milli Saraylar İdaresi Başkanlığınca yapılır veya yaptırılır.

Sonuç

Tescilli bir taşınmazın alınmasında incelenecek sıra şudur: tapu şerhi ve tescil kararı, parselin sit statüsü ve derecesi, korunma alanı sınırları, kurul kararlarıyla belirlenmiş kullanım şartları ve — kamu mülkiyetinden geliyorsa — 13 üncü maddedeki satış izni.

Yatırım modeli tarafında iki hüküm belirleyicidir. Birincisi 9 uncu maddedir: kullanım değişikliği de izne tabidir, dolayısıyla "yapıya dokunmadan işlev değiştirme" bir çözüm değildir. İkincisi 14 üncü maddedir: kullanım hakkı verilen kişi, bakım, onarım ve restorasyon masraflarını karşılamakla yükümlüdür. Vergi tarafındaki geniş muafiyet, bu iki yükün karşılığıdır ve büyükşehirde ticari kullanımda kısmen geri alınır.

Vakıf kökenli taşınmazlarda paralel rejim için yabancı kurucu ve vakıf yazımıza, kamulaştırma bedeline itiraz usulü için acele kamulaştırma yazımıza, emlak vergisi tarafındaki eşik ve muafiyetler için değerli konut vergisi yazımıza bakılabilir.

Bu çerçeve genel bilgilendirme amaçlıdır; parselin tescil durumu, grup ve sit derecesi ile yürürlükteki kurul kararları somut olarak incelenmelidir.

Sıkça Sorulan Sorular

Tescilli bir binada kullanım değişikliği için izin gerekir mi?

Gerekir. 2863 sayılı Kanun m.9, koruma bölge kurulu kararlarına aykırı olarak inşaî ve fizikî müdahalede bulunulamayacağını, bunların yeniden kullanıma açılamayacağını veya kullanımlarının değiştirilemeyeceğini birlikte sayar. Yapıya fiziken dokunulmasa bile işlev değişikliği bu yasağın kapsamındadır.

Arkeolojik sit alanındaki taşınmaz zamanaşımıyla kazanılabilir mi?

Kazanılamaz. Kanun m.11, koruma bölge kurullarınca birinci grup olarak tescil ve ilan edilen kültür varlıklarının bulunduğu taşınmazlar ile birinci ve ikinci derece arkeolojik sit alanlarındaki taşınmazların zilyetlik yoluyla iktisap edilemeyeceğini açıkça öngörür.

Tescilli taşınmaz emlak vergisinden muaf mıdır?

Kural olarak evet. Kanun m.21 uyarınca tapu kütüğüne "korunması gerekli taşınmaz kültür varlığıdır" kaydı konulmuş taşınmazlar ile kesin yapılanma yasağı getirilmiş sit parselleri her türlü vergi, resim ve harçtan muaftır. Ancak büyükşehir belediyesi sınırları içinde ticari faaliyette kullanılanlarda emlak vergisinin yarısı ve çevre temizlik vergisinin tamamı için muafiyet uygulanmaz.

Kültür varlığı yurt dışına çıkarılabilir mi?

Kural olarak hayır. Kanun m.32, yurt içinde korunması gerekli taşınır kültür ve tabiat varlıklarının yurt dışına çıkarılamayacağını söyler; yalnız gideceği ülke makamlarından teminat alınması ve sigortalanması şartıyla geçici sergileme için Cumhurbaşkanınca karar verilebilir. Buna karşılık m.33 uyarınca yurt dışından kültür varlığı getirmek serbesttir.