Türkiye'de bir vakıf kurmak isteyen yabancı bir gerçek kişi, yabancı kurucuları çoğunlukta olan bir vakıf ya da böyle bir vakfın kurduğu şirket — üçü de aynı kanunda, 20/2/2008 tarihli ve 5737 sayılı Vakıflar Kanunu'nda ayrı ayrı sınırlanmıştır. Kısıtların ortak özelliği, doğrudan bir yasak değil, başka bir rejime yollama yapmalarıdır: yabancılık unsuru belirli bir eşiği aştığında vakıf, taşınmaz tarafında yabancılara ilişkin genel rejime tâbi olur.
Aşağıdaki çerçeve 6 Eylül 2026 tarihinde mevzuat.gov.tr üzerindeki güncel 5737 sayılı Kanun metninden doğrulanmıştır.
Önce sınıflandırma: beş vakıf türü aynı kurallara tâbi değil
Kanun'un 3 üncü maddesi, "vakıflar" ifadesini beş ayrı türü kapsayacak şekilde tanımlar ve bu ayrım, yabancı unsurlu kısıtların hangisine uygulanacağını belirlediği için baştan yapılmalıdır.
Mazbut vakıf, Kanun uyarınca Genel Müdürlükçe yönetilecek ve temsil edilecek vakıflar ile mülga 743 sayılı Türk Kanunu Medenisinin yürürlük tarihinden önce kurulmuş ve 2762 sayılı Vakıflar Kanunu gereğince Genel Müdürlükçe yönetilen vakıflardır. Mülhak vakıf, aynı tarihten önce kurulmuş ve yönetimi vakfedenlerin soyundan gelenlere şart edilmiş vakıflardır. Cemaat vakfı, vakfiyeleri olup olmadığına bakılmaksızın 2762 sayılı Kanun gereğince tüzel kişilik kazanmış, mensupları Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan Türkiye'deki gayrimüslim cemaatlere ait vakıflardır. Esnaf vakfı, 2762 sayılı Kanun'un yürürlüğünden önce kurulmuş ve esnafın seçtiği yönetim kurulunca yönetilen vakıflardır. Yeni vakıf ise mülga 743 sayılı Kanun ile 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu hükümlerine göre kurulan vakıflardır.
Bugün bir yatırımcının ya da yurt dışı merkezli bir yapının kurabileceği tek tür, yeni vakıftır; diğer dördü tarihsel kategorilerdir ve yeni kuruluşa açık değildir. Bu nedenle aşağıdaki kuralların tamamı yeni vakıflar üzerinden okunmalıdır.
Aynı madde iki alt birimi de tanımlar ve aralarındaki farkı organ üzerinden kurar: şube, yeni vakfa bağlı olarak açılan, tüzel kişiliği olmayan ancak bünyesinde organları bulunan alt birim; temsilcilik ise tüzel kişiliği ve bünyesinde organları bulunmayan alt birimdir. Yapı kurgusunda hangisinin seçileceği, yerel karar alma yetkisinin bulunup bulunmayacağına göre belirlenir.
Kuruluş: çifte mütekabiliyet
Kanun'un 5 inci maddesi yeni vakıfların kuruluşunu düzenler. İlk fıkra çerçeveyi çizer: "Yeni vakıflar; Türk Medenî Kanunu hükümlerine göre kurulur ve faaliyet gösterirler." Yani 5737 sayılı Kanun, Medenî Kanun'daki kuruluş rejiminin yerine geçmez; onun üzerine ek kurallar koyar.
Yabancılara ilişkin kural dördüncü fıkradadır ve tek cümledir:
"Yabancılar, Türkiye'de, hukukî ve fiilî mütekabiliyet esasına göre yeni vakıf kurabilirler."
İki sıfat birlikte kullanılmıştır ve bu bilinçli bir tercihtir. Hukukî mütekabiliyet, ilgili devletin mevzuatının Türk vatandaşlarına aynı imkânı tanımasını; fiilî mütekabiliyet ise bu imkânın uygulamada gerçekten kullanılabilir olmasını ifade eder. Kâğıt üzerinde izin veren ama fiilen uygulamayan bir sistem, ikinci ölçütü karşılamaz. Bu nedenle kuruluş öncesinde yapılacak inceleme, yalnız yabancı mevzuatın metnine değil, o ülkedeki fiilî uygulamaya da uzanmalıdır.
Aynı maddenin ikinci fıkrası, kuruluşun mali eşiğini kanuna değil bir kurul kararına bağlar: "Yeni vakıfların kuruluşunda amaçlarına göre özgülenecek asgarî mal varlığı her yıl Meclisçe belirlenir." Buradaki "Meclis", Vakıflar Meclisidir. Dolayısıyla kuruluş için gereken asgari malvarlığı Kanun metninden okunamaz; başvuru yılı için belirlenen güncel tutar esas alınır.
Üçüncü fıkra ise yurt içi yapılanmayı kolaylaştırır: yeni vakıflar, senetlerinde yazılı amaçlarını gerçekleştirmek üzere Genel Müdürlüğe beyanda bulunmak şartıyla şube ve temsilcilik açabilir. Burada izin değil, beyan aranır.
Yönetimde yerleşiklik çoğunluğu
6 ncı maddenin son fıkrası, yabancı kurucu meselesinden bağımsız olarak tüm yeni vakıflara uygulanan bir organ şartı getirir: "Yeni vakıfların yönetim organı vakıf senedine göre oluşturulur ve bu vakıfların yönetim organlarında görev alanların çoğunluğunun, Türkiye'de yerleşik bulunması gerekir."
Ölçüt uyruk değil, yerleşikliktir. Yabancı uyruklu kişiler yönetim organında görev alabilir; ancak organın çoğunluğunun Türkiye'de yerleşik olması gerekir. Yurt dışı merkezli bir yapının Türkiye'deki vakfını tasarlarken, yönetim kurulunun bileşimi bu şarta göre kurulmalıdır — ve yerleşiklik, sonradan değişebilen bir durum olduğu için organ bileşiminin sürekli izlenmesi gerekir.
| Konu | Kural | Dayanak |
|---|---|---|
| Yabancının vakıf kurması | Hukukî ve fiilî mütekabiliyet | m.5/4 |
| Asgarî mal varlığı | Kanunda değil; her yıl Vakıflar Meclisince belirlenir | m.5/2 |
| Şube ve temsilcilik | İzin değil, Genel Müdürlüğe beyan | m.5/3 |
| Yönetim organı | Görev alanların çoğunluğu Türkiye'de yerleşik olmalı | m.6 |
| Taşınmaz edinimi | Kurucu çoğunluğu yabancıysa Tapu K. m.35 | m.12 |
Taşınmazda yollama: Tapu Kanunu m.35
12 nci maddenin son fıkrası, yabancılık unsurunun en somut sonucunu doğurur:
"Kurucularının çoğunluğu yabancı uyruklu olan vakıfların, taşınmaz mal edinmeleri hakkında, 22/12/1934 tarihli ve 2644 sayılı Tapu Kanununun 35 inci maddesi uygulanır."
Ölçüt burada yönetim değil, kurucular üzerindendir ve eşik çoğunluktur. Bu eşiği aşan bir vakıf, taşınmaz edinirken Vakıflar Kanunu'nun genel hükümlerine değil, yabancıların taşınmaz edinimini düzenleyen rejime tâbi olur. Vakfın kendisi Türk hukukuna göre kurulmuş bir özel hukuk tüzel kişisi olması (m.4) bu sonucu değiştirmez.
Aynı maddede tüm vakıflar için geçerli bir bildirim yükümlülüğü de vardır: "Vakıf yöneticileri, iktisap ettikleri veya değiştirdikleri taşınmaz malları tapuya tescil tarihinden itibaren bir ay içerisinde Genel Müdürlüğe bildirirler."
Madde ayrıca mal değişiminde iki farklı usul öngörür. Başlangıçta özgülenen mal ve haklar, vakıf yönetiminin başvurusu üzerine, haklı kılan sebepler varsa Denetim Makamının görüşü alınarak mahkeme kararı ile değiştirilebilir veya paraya çevrilebilir. Sonradan iktisap edilen mal ve haklar ise bağımsız ekspertiz kuruluşlarınca düzenlenecek rapora dayalı olarak vakıf yetkili organının kararı ile değiştirilebilir. Yani özgülenen malvarlığı mahkeme kararı, sonradan edinilen malvarlığı ise ekspertiz raporu ve organ kararı gerektirir.
Kısıt şirkete de yayılır
26 ncı madde, vakıfların ticari yapılanmasını düzenler ve yabancılık kısıtını bir kademe aşağıya taşır.
Genel kural esnektir: vakıflar, amacını gerçekleştirmeye yardımcı olmak ve vakfa gelir temin etmek amacıyla, "Genel Müdürlüğe bilgi vermek şartıyla" iktisadî işletme ve şirket kurabilir, kurulmuş şirketlere ortak olabilirler. İzin değil, bilgi verme aranır. Buna karşılık bir tahsis yasağı vardır: "Şirketler dahil iktisadî işletmelerden elde edilen gelirler vakfın amacından başka bir amaca tahsis edilemez."
Yabancılık kısıtı ise şu cümleyle şirketlere uzanır:
"Kurucuların çoğunluğu yabancı uyruklu olan vakıfların kurduğu yahut paylarının yarıdan fazlasına bu nevi vakıfların sahip olduğu şirketlerin mal edinmeleri hakkında aynı vakıfların mal edinmelerini düzenleyen hükümler uygulanır."
İki bağlantı noktası vardır: şirketi bu vakfın kurmuş olması ya da payların yarıdan fazlasının böyle bir vakfa ait olması. Her iki hâlde de şirketin taşınmaz edinimi, vakfın kendi taşınmaz edinimi ile aynı rejime — yani 12 nci maddedeki Tapu Kanunu m.35 yollamasına — tâbi olur.
Bu, yapı kurgusunda sık yapılan bir varsayımı boşa çıkarır: yabancı kurucu çoğunluklu bir vakfın taşınmazı doğrudan değil de bir şirket üzerinden edinmesi, kısıtı aşmaz.
Uluslararası faaliyet ve yardım: bildirim "sonuç" üzerinden
25 inci madde vakıfların sınır ötesi hareket alanını düzenler ve dernek rejiminden belirgin biçimde ayrılır.
Faaliyet tarafında şart, senede yazılmış olmaktır: vakıflar, "vakıf senetlerinde yer almak kaydıyla, amaç veya faaliyetleri doğrultusunda, uluslararası faaliyet ve işbirliğinde bulunabilirler, yurt dışında şube ve temsilcilik açabilirler, üst kuruluşlar kurabilirler ve yurt dışında kurulmuş kuruluşlara üye olabilirler." Senette dayanağı bulunmayan bir uluslararası faaliyet, bu fıkranın kapsamı dışında kalır.
Yardım tarafında ise iki yön de serbesttir: vakıflar yurt içi ve yurt dışındaki kişi, kurum ve kuruluşlardan aynî ve nakdî bağış ve yardım alabilir; yurt içi ve yurt dışındaki benzer amaçlı vakıf ve derneklere aynî ve nakdî bağış ve yardımda bulunabilirler.
Usul kuralı ise şudur: "Nakdî yardımların yurt dışından alınması veya yurt dışına yapılması banka aracılığı ile olur ve sonuç Genel Müdürlüğe bildirilir."
Burada dernek rejimiyle arasındaki fark önemlidir. 4/11/2004 tarihli ve 5253 sayılı Dernekler Kanunu'nun 21 inci maddesi, hem gelen hem giden yardımda önceden bildirim arar. Vakıflar Kanunu ise banka kanalını zorunlu tutar ve bildirimi sonuç üzerinden ister. İki yapı arasında geçiş yapan veya ikisini birlikte yöneten kuruluşlarda, bu farkın karıştırılması sık rastlanan bir uyum hatasıdır.
| Konu | Dernek (5253) | Vakıf (5737) |
|---|---|---|
| Yurt dışından nakdî yardım | Önceden bildirim + banka zorunlu (m.21) | Banka zorunlu, sonuç bildirimi (m.25) |
| Yurt dışına yardım | Yardımdan önce bildirim (m.21) | Banka zorunlu, sonuç bildirimi (m.25) |
| Yurt dışında şube/temsilcilik | Serbest (m.5/1) | Senette yer almak kaydıyla (m.25) |
| Şirket kurma | — | Genel Müdürlüğe bilgi vermek şartıyla (m.26) |
| İç denetim raporu | — | Rapor tarihinden iki ay içinde bildirim (m.33) |
Muhasebe, denetim ve bir yüzde kırk
31 inci madde vakıfları, muhasebe kayıtlarını Genel Müdürlükçe belirlenecek usûl ve esaslar dahilinde tutmakla yükümlü kılar.
33 üncü madde ise denetimi iki katmana ayırır. Mülhak, cemaat, esnaf vakıfları ile yeni vakıflarda iç denetim esastır; vakıf, organları tarafından denetlenebileceği gibi bağımsız denetim kuruluşlarına da denetim yaptırabilir. Bildirim yükümlülüğü nettir: "Vakıf yöneticileri, en az yılda bir defa yapılacak iç denetim raporları ile sonuçlarını, rapor tarihini takip eden iki ay içerisinde Genel Müdürlüğe bildirir." İkinci katmanda ise vakıfların amaca ve yasalara uygunluk denetimi ile iktisadî işletmelerinin faaliyet ve mevzuata uygunluk denetimi Genel Müdürlükçe yapılır.
34 üncü madde, dar bir grup için mali bir sonuç öngörür: intifa hakkına konu mazbut vakıflar ile Genel Müdürlük tarafından geçici olarak yönetilen vakıfların yıllık gayrisafi gelirlerinin yüzde kırkı, yönetim ve temsil masrafı olarak Genel Müdürlük bütçesine gelir kaydedilir. Bu oran yeni vakıflara uygulanmaz; kapsam maddede sayılan iki gruptur.
Sonuç
Yabancı unsurlu bir vakıf yapısında dört eşik sırayla kontrol edilir. Kuruluşta hukukî ve fiilî mütekabiliyet; yönetim organında Türkiye'de yerleşik çoğunluk; taşınmaz tarafında kurucuların çoğunluğu ölçütü ve buna bağlı Tapu Kanunu m.35 yollaması; şirket tarafında ise kurma veya payların yarıdan fazlası bağlantısıyla aynı kısıtın devamı.
Bunların üzerine, senede yazılı olmayan uluslararası faaliyetin dayanaksız kalması ve nakdî yardımlarda banka kanalı ile sonuç bildirimi eklenir. Yapı kurgusu bu beş noktayı birlikte gözetmeden tasarlandığında, sorun çoğu zaman kuruluşta değil, ilk taşınmaz ediniminde ortaya çıkar.
Dernek tarafındaki paralel ve farklı rejim için yabancı dernekler: iki bakanlık izni yazımıza, tüzel kişi tarafındaki taşınmaz rejimi için yabancı sermayeli şirket taşınmaz alabilir mi yazımıza, satış tarafındaki belge ve döviz yükümlülükleri için yabancıya gayrimenkul satışı yazımıza bakılabilir.
Bu çerçeve genel bilgilendirme amaçlıdır; mütekabiliyetin ilgili ülke bakımından mevcut olup olmadığı ve güncel asgarî mal varlığı tutarı ayrıca doğrulanmalıdır.




