Şirketler Hukuku

Yabancı hak sahibinde vekil zorunluluğu: SMK m.160

SMK m.160: yurt dışında yerleşik kişi ancak vekille temsil edilir, aksi hâlde işlem yapılmamış sayılır; Bültenden tebligat, on gün kuralı ve m.156 yetki.

Rohat Kahraman· 6 Eylül 2026Güncelleme · 6 Eylül 2026
Yabancı hak sahibinde vekil zorunluluğu: SMK m.160

Türkiye'de marka veya patent başvurusu yapan yurt dışı merkezli bir şirketin en sık düştüğü hata, süreyi kaçırmak değildir; işlemi kendi adına yapmaktır. 22/12/2016 tarihli ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 160 ıncı maddesi, bu durumda işlemi geçersiz değil, yapılmamış sayar — yani ortada düzeltilecek bir eksiklik bile bulunmaz.

Aşağıdaki çerçeve 6 Eylül 2026 tarihinde mevzuat.gov.tr üzerindeki güncel 6769 sayılı Kanun metninden doğrulanmıştır.

Kim işlem yapabilir

160 ıncı maddenin başlığı "İşlem yetkisi olan kişiler ve tebligat"tır ve ilk iki fıkra genel çerçeveyi kurar.

Birinci fıkraya göre "gerçek veya tüzel kişiler ile bu kişiler tarafından yetkilendirilmiş sicile kayıtlı marka veya patent vekilleri Kurum nezdinde işlem yapabilir." İki grup vardır: hak sahibinin kendisi ve sicile kayıtlı vekil. Buradaki "sicile kayıtlı" kaydı önemlidir; vekillik, herhangi bir vekâlet ilişkisi değil, Kurum sicilinde kayıtlı olmayı gerektiren bir statüdür.

İkinci fıkra tüzel kişiler için ekler: "Tüzel kişiler, yetkili organları tarafından tayin edilen gerçek kişi veya kişilerce temsil edilir."

Kanun'un 3 üncü maddesi iki vekillik türünü ayrı tanımlar. Marka vekili, "marka, tasarım ve coğrafi işaret ile geleneksel ürün adlarına ilişkin konularda" hak sahiplerini Kurum nezdinde temsil eden kişilerdir. Patent vekili ise "patent, faydalı model ve tasarım haklarına ilişkin konularda" temsil eder. Tasarım her iki tanımda da geçer; marka ve patent ise ayrışır. Portföyü her iki alana yayılan bir yatırımcı, tek bir vekillik statüsünün tüm işlemleri kapsamayabileceğini hesaba katmalıdır.

Yurt dışında yerleşik olan için tercih yok

Üçüncü fıkra, sınır ötesi hak sahipleri bakımından belirleyici hükümdür:

"Yerleşim yeri yurt dışında bulunan kişiler ancak marka veya patent vekilleri tarafından temsil edilir. Vekille temsil edilmeksizin asil tarafından gerçekleştirilen işlemler, yapılmamış sayılır."

Hüküm iki cümlede iki ayrı sonuç doğurur.

Birincisi, temsil zorunludur ve seçimlik değildir: "ancak ... temsil edilir" ifadesi, hak sahibinin kendi adına işlem yapma imkânını tamamen kapatır. Ölçüt uyruk değil yerleşim yeridir; yurt dışında yerleşik bir Türk vatandaşı da bu fıkranın kapsamındadır.

İkincisi ve daha ağır olanı yaptırımdır: işlem geçersiz sayılmaz, yapılmamış sayılır. Bu ayrım pratikte sonucu değiştirir. Geçersizlik, düzeltilebilecek veya iptali istenebilecek bir işlemin varlığını varsayar; yapılmamış sayılma ise ortada hiç işlem bulunmadığı anlamına gelir. Süreye tâbi bir itiraz veya talep bu şekilde yapılmışsa, süre işlemeye devam etmiş ve muhtemelen dolmuş olur.

Dördüncü fıkra tamamlayıcıdır: "Marka veya patent vekili tayin edilmesi hâlinde, tüm işlemler vekil tarafından yapılır. Vekile yapılan tebligat asile yapılmış sayılır." Yani vekil atandıktan sonra hak sahibinin doğrudan işlem yapması da öngörülmemiştir ve tebligat riski tamamen vekile kayar.

Beşinci fıkra ise bir belge yetkisi tanır: "Kurum gerekli gördüğü hâllerde vekilin yetkisini gösteren vekaletnamenin aslı ya da onaylı suretinin sunulmasını isteyebilir."

Durumİşlem kim tarafından yapılırDayanak
Türkiye'de yerleşik hak sahibiKendisi veya sicile kayıtlı vekilm.160/1
Yurt dışında yerleşik hak sahibiYalnız marka/patent vekilim.160/3
Vekilsiz yapılan işlemYapılmamış sayılırm.160/3
Vekil atanmışsaTüm işlemler vekilce; tebligat vekilem.160/4
Ortak temsilcinin yurt dışında yerleşik olmasıİşlemler vekil vasıtasıylam.147/2

Birden çok hak sahibi: ortak temsilci ve gizli varsayım

147 nci madde, hakkın birden çok kişiye ait olduğu hâli düzenler ve içinde sessizce işleyen bir varsayım taşır.

Kural şudur: sınai mülkiyet hakkının birden çok kişiye ait olması hâlinde, geri çekme ve vazgeçme talebi hariç olmak üzere, marka veya patent vekili atanmadığı durumlarda Kurum nezdindeki tüm işlemler, hak sahiplerince ortak temsilci olarak atanan hak sahibi tarafından yürütülür.

Varsayım ikinci cümlededir: "Hak sahipleri tarafından ortak temsilci atanmaması durumunda, başvuru formunda adı geçen ilk hak sahibinin, ortak temsilci olduğu kabul edilir." Yani ortak temsilci seçilmediğinde temsil boşlukta kalmaz; forma yazılan sıra, temsil yetkisini belirler. Ortak başvurularda ad sıralaması, göründüğünden daha fazla sonuç doğurur.

İkinci fıkra ise 160 ıncı maddedeki kuralı bu düzleme taşır: "Ortak temsilcinin yerleşim yerinin Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde olmaması durumunda, işlemler marka veya patent vekili vasıtasıyla yapılır." Ortak başvuru sahiplerinden ilki yurt dışında yerleşikse, vekil zorunluluğu doğrudan devreye girer.

Geri çekme ve vazgeçme talebinin istisna tutulması da anlamlıdır: haktan feragat sonucu doğuran bu iki işlem, ortak temsilci üzerinden yürütülemez.

Süre: yazmıyorsa iki ay

146 ncı madde, Kanun'un tamamına yayılan bir boşluk doldurma kuralı getirir:

"Sınai mülkiyet hakkına ilişkin, itirazlar da dâhil olmak üzere Kurum nezdinde yapılacak tüm işlemlerde uyulması gereken süre, bu Kanun veya ilgili yönetmelikte belirlenmemişse bildirim tarihinden itibaren iki aydır. Bu sürelere uyulmaması hâlinde talep yapılmamış sayılır."

Aynı yaptırım burada da karşımıza çıkar: eksik değil, yapılmamış sayılma. Süre belirtilmemiş bir Kurum bildirimi alan yurt dışı merkezli bir hak sahibi bakımından iki kural üst üste biner — iki aylık genel süre ve vekille temsil zorunluluğu — ve ikisinden biri karşılanmazsa sonuç aynıdır.

Tebligat: 7201'den ayrılan iki usul

160 ıncı maddenin altıncı ve yedinci fıkraları, sınai mülkiyet işlemlerini genel tebligat rejiminden ayırır.

Elektronik tebligat (m.160/6). Bu Kanun kapsamında yapılacak tebligatlar, "11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanununun 7/a maddesinde düzenlenen elektronik tebligata ilişkin usullere bağlı olmaksızın, tebligat yapılacak kişinin onayı alınmak şartıyla ve Kurum tarafından ... tahsis edilen elektronik posta kutusuna konulmak suretiyle" yapılır. Tebliğ anı iki alternatife bağlanmıştır: belgenin posta kutusuna konulmasını müteakip muhatabın posta kutusuna ilk giriş yaptığı tarihte ve her hâlde belgenin posta kutusuna konulduğu tarihi izleyen onuncu günün sonunda yapılmış sayılır.

Onuncu gün kuralı, uygulamada en kritik noktadır: posta kutusuna hiç girilmese bile tebligat tamamlanır. Yurt dışı merkezli bir hak sahibinin vekiliyle arasındaki bilgilendirme akışı, bu on günlük tavan gözetilerek kurulmalıdır.

İlanen tebligat (m.160/7). Bu Kanun kapsamındaki ilanen tebligatlar, "7201 sayılı Kanunun ilanen tebligatın şekline ilişkin 29 uncu maddesi hükmüne bağlı kalmaksızın ilgili Bülten üzerinden yapılır. Bu şekilde yapılan tebligatlar, Bültenin yayımı tarihinden yedi gün sonra yapılmış sayılır."

Genel rejimde ilanen tebligat gazete, internet haber sitesi ve Basın İlân Kurumu İlan Portalı üzerinden yürürken, sınai mülkiyet işlemlerinde tek kanal Bültendir. Yedi günlük süre ise 7201 sayılı Kanun'un 31 inci maddesindeki süreyle aynıdır. Genel tebligat rejiminin işleyişi için yurt dışına tebligat yazımıza bakılabilir.

Sekizinci fıkra ayrıca Kuruma, elektronik ortamda yapılacak başvuru ve tebligatla ilgili altyapıyı kurma ve başvuruların, taleplerin ve tebligatların elektronik ortamda yapılması zorunluluğu getirme yetkisi tanır.

TebligatKanalNe zaman yapılmış sayılır
Elektronik (SMK)Kurumun tahsis ettiği e-posta kutusu, onay şartıylaİlk giriş tarihinde; her hâlde onuncu günün sonunda
İlanen (SMK)İlgili BültenYayım tarihinden yedi gün sonra
Vekile tebligatVekilAsile yapılmış sayılır
Genel rejim (7201)Gazete + internet haber sitesi + BİK PortalıSon ilandan yedi gün sonra (m.31)

Hakkın devri: noter şartı ve sicile kayıt

Yurt dışı merkezli bir portföyün Türkiye ayağı devredilirken 148 inci madde iki sert şekil kuralı getirir.

Birincisi şekildir: "Hukuki işlemler, yazılı şekle tabidir. Devir sözleşmelerinin geçerliliği, ancak noter tarafından onaylanmış şekilde yapılmış olmalarına bağlıdır." Yani lisans ve rehin için yazılı şekil yeterliyken, devirde noter onayı bir geçerlilik şartıdır. Yurt dışında imzalanan bir devir sözleşmesinin Türkiye'deki tescilli hak bakımından sonuç doğurabilmesi, bu şart gözetilerek kurgulanmalıdır.

İkincisi sicile kayıttır: hukuki işlemler, taraflardan birinin talebi, ücretin ödenmesi ve yönetmelikle belirlenen diğer şartların yerine getirilmesi hâlinde sicile kaydedilir ve Bültende yayımlanır. Yaptırım açıktır: "sicile kaydedilmeyen hukuki işlemlerden doğan haklar iyiniyetli üçüncü kişilere karşı ileri sürülemez." Garanti markasının veya ortak markanın devri ya da ortak marka için lisans verilmesi ise doğrudan "sicile kayıt hâlinde geçerlidir".

Maddenin ilk fıkrası kapsamı da sınırlar: sınai mülkiyet hakkı devredilebilir, miras yoluyla intikal edebilir, lisans konusu olabilir, rehin verilebilir, teminat gösterilebilir ve haczedilebilir. Buna karşılık "coğrafi işaret ve geleneksel ürün adı hakkı; lisans, devir, intikal, haciz ve benzeri hukuki işlemlere konu olamaz ve teminat olarak gösterilemez." Bu iki hak, portföy değerlemesinde devredilebilir varlık olarak sayılamaz.

Birden çok sahibi olan haklarda ise bir önalım rejimi vardır: paydaşlardan birinin payını üçüncü kişiye satması hâlinde diğer paydaşların önalım hakkı doğar; hak, satışın bildirildiği tarihten itibaren üç ay ve her hâlde satıştan itibaren iki yıl geçmekle düşer. Cebri artırmayla satışlarda önalım hakkı kullanılamaz. Son fıkra ise kapsamı genişletir: bu maddedeki hükümler sınai mülkiyet hakkı başvurularında da uygulanır.

Yetkili mahkeme: vekilin işyeri belirleyici olabilir

156 ncı madde, yetkiyi dava türüne ve tarafların yerleşim yerine göre dağıtır.

Kurum kararlarına karşı açılacak davalarda ve Kurum kararlarından zarar gören üçüncü kişilerin Kurum aleyhine açacağı davalarda görevli ve yetkili mahkeme, Ankara Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesidir (m.156/2).

Hak sahibinin üçüncü kişiler aleyhine açacağı hukuk davalarında yetkili mahkeme, "davacının yerleşim yeri veya hukuka aykırı fiilin gerçekleştiği yahut bu fiilin etkilerinin görüldüğü yer mahkemesidir" (m.156/3). Üçüncü seçenek, çevrimiçi ihlallerde geniş bir yelpaze açar.

Sınır ötesi hak sahipleri için asıl hüküm dördüncü fıkradadır: "Davacının Türkiye'de yerleşim yeri bulunmaması hâlinde yetkili mahkeme, davanın açıldığı tarihte sicilde kayıtlı vekilin işyerinin bulunduğu yerdeki ve eğer vekillik kaydı silinmişse Kurum merkezinin bulunduğu yerdeki mahkemedir."

Bu, vekil seçimini usulî bir tercihe dönüştürür: yurt dışı merkezli bir hak sahibinin hangi ildeki vekille çalıştığı, ileride açacağı davanın yetkili mahkemesini belirler. Vekillik kaydının silinmesi hâlinde ise yetki Kurum merkezine, yani Ankara'ya kayar.

Beşinci fıkra simetriyi kurar: üçüncü kişiler tarafından hak sahibi aleyhine açılacak davalarda yetkili mahkeme davalının yerleşim yeri mahkemesidir; hak sahibinin veya başvuru sahibinin Türkiye'de yerleşim yeri bulunmaması hâlinde ise dördüncü fıkra hükmü uygulanır. Yani hak sahibi davalı konumundayken de yetki, vekilin işyerine bağlanır.

Zamanaşımı ise özel bir rejime bırakılmamıştır: 157 nci maddeye göre sınai mülkiyet hakkından doğan özel hukuka ilişkin taleplerde 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun zamanaşımına ilişkin hükümleri uygulanır.

Sonuç

Yurt dışı merkezli bir hak sahibi için Türkiye'deki sınai mülkiyet süreci, üç zorunluluğun kesişiminde yürür. Birincisi temsil: vekille temsil edilmeden yapılan işlem yapılmamış sayılır (m.160/3). İkincisi süre: Kanun veya yönetmelikte süre yazmıyorsa bildirimden itibaren iki ay geçerlidir ve uyulmazsa talep yapılmamış sayılır (m.146). Üçüncüsü tebligat: elektronik tebligatta onuncu günün sonu, ilanen tebligatta Bültenden yedi gün, her ikisinde de genel rejimden ayrı bir mekanik işler (m.160/6-7).

Vekil seçimi ise yalnız bir hizmet alımı değildir: ortak başvurularda temsil sırasını, tebligatın muhatabını ve — Türkiye'de yerleşim yeri yoksa — açılacak davanın yetkili mahkemesini belirler.

Patentin kullanılmaması hâlinde doğan risk için patentte zorunlu lisans yazımıza, uluslararası başvuru ve öncelik süreleri için markada rüçhan hakkı ve Madrid Protokolü yazımıza bakılabilir.

Bu çerçeve genel bilgilendirme amaçlıdır; somut işlemde vekilin sicil kaydı ve vekâletname şekli ayrıca doğrulanmalıdır.

Sıkça Sorulan Sorular

Yurt dışında yerleşik bir şirket Türkiye'de marka başvurusunu kendisi yapabilir mi?

Yapamaz. 6769 sayılı Kanun m.160/3 uyarınca yerleşim yeri yurt dışında bulunan kişiler ancak marka veya patent vekilleri tarafından temsil edilir ve vekille temsil edilmeksizin asil tarafından gerçekleştirilen işlemler yapılmamış sayılır. Ölçüt uyruk değil yerleşim yeridir.

Vekilsiz yapılan işlem sonradan düzeltilebilir mi?

Kanun bu işlemi geçersiz değil, "yapılmamış" sayar. Ortada düzeltilecek bir işlem bulunmadığından, süreye tâbi bir talep veya itiraz bu şekilde yapılmışsa süre işlemeye devam eder. Bu nedenle vekil atamasının, süre başlamadan tamamlanması gerekir.

Ortak başvuruda temsilci belirlenmezse ne olur?

Kanun m.147/1'e göre ortak temsilci atanmaması durumunda başvuru formunda adı geçen ilk hak sahibi ortak temsilci kabul edilir. Ayrıca m.147/2 uyarınca ortak temsilcinin yerleşim yeri Türkiye sınırları içinde değilse işlemler marka veya patent vekili vasıtasıyla yapılır. Geri çekme ve vazgeçme talepleri bu temsil kapsamı dışındadır.

Yurt dışında yerleşik hak sahibi davayı nerede açar?

Kanun m.156/4'e göre davacının Türkiye'de yerleşim yeri bulunmaması hâlinde yetkili mahkeme, davanın açıldığı tarihte sicilde kayıtlı vekilin işyerinin bulunduğu yer mahkemesidir; vekillik kaydı silinmişse Kurum merkezinin bulunduğu yer mahkemesi yetkilidir. Aynı kural, hak sahibi aleyhine açılan davalarda da uygulanır (m.156/5).