Şirketler Hukuku

Yabancı eser ve FSEK: koruma kapsamı ve üç gün kuralı

FSEK ek m.2'de yabancı eserin koruma şartı, mülga m.88 yerine MÖHUK m.23-28, yapımcılarda zorunlu tescil ve içerikten çıkarmada üç gün usulü.

Rohat Kahraman· 7 Eylül 2026Güncelleme · 7 Eylül 2026
Yabancı eser ve FSEK: koruma kapsamı ve üç gün kuralı

Yurt dışında üretilmiş bir film, müzik kaydı veya yazılım Türkiye'de korunuyor mu? Bu soruya 5/12/1951 tarihli ve 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun ana metninde doğrudan bir cevap aranırsa bulunamaz: konuyu düzenleyen "Kanunlar ihtilafı" başlıklı 88 inci madde mülgadır. Cevap iki ayrı yerdedir — Kanun'un ek 2 nci maddesinde ve 27/11/2007 tarihli ve 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'da.

Aşağıdaki çerçeve 7 Eylül 2026 tarihinde mevzuat.gov.tr üzerindeki güncel 5846 ve 5718 sayılı Kanun metinlerinden doğrulanmıştır.

Mülga 88 inci madde ve yerine geçen iki hüküm

FSEK'in 88 inci maddesi, kanunlar ihtilafı kurallarını içeriyordu. Bu madde 27/11/2007 tarihli ve 5718 sayılı Kanun'un 64 üncü maddesiyle yürürlükten kaldırılmıştır; yani milletlerarası özel hukuk kuralları FSEK'ten çıkarılıp genel kanuna taşınmıştır.

Bugün iki hüküm geçerlidir.

Hakkın kendisi — MÖHUK m.23. Birinci fıkra tek cümledir ve klasik ilkeyi kurar: "Fikrî mülkiyete ilişkin haklar, hangi ülkenin hukukuna göre koruma talep ediliyorsa o hukuka tâbidir." Yani koruma talebi Türkiye'de ileri sürülüyorsa uygulanacak hukuk Türk hukukudur; eserin nerede yaratıldığı veya sahibinin uyruğu bu belirlemeyi değiştirmez.

İkinci fıkra sınırlı bir irade serbestisi tanır: "Taraflar, fikrî mülkiyet hakkının ihlâlinden doğan talepler hakkında, ihlâlden sonra mahkemenin hukukunun uygulanmasını kararlaştırabilirler." Zaman kaydı önemlidir — seçim ancak ihlâlden sonra yapılabilir; sözleşmeye önceden konulan bir kayıt bu fıkranın kapsamında değildir.

Sözleşme — MÖHUK m.28. Fikrî mülkiyet haklarına ilişkin sözleşmeler tarafların seçtiği hukuka tâbidir. Seçim yoksa "fikrî mülkiyet hakkını veya onun kullanımını devreden tarafın sözleşmenin kuruluşu sırasındaki işyeri, bulunmadığı takdirde mutad meskeni hukuku" uygulanır; hâlin bütün şartlarına göre daha sıkı ilişkili bir hukuk varsa sözleşme ona tâbi olur.

Üçüncü fıkra ise çalışan eserleri bakımından belirleyicidir: "İşçinin, işi kapsamında ve işinin ifası sırasında meydana getirdiği fikrî ürünler üzerindeki fikrî mülkiyet haklarıyla ilgili işçi ve işveren arasındaki sözleşmelere, iş sözleşmesinin tâbi olduğu hukuk uygulanır."

Bu üçlü yapı, sınır ötesi lisans ve geliştirme sözleşmelerinde iki ayrı hukukun aynı anda işleyebileceği anlamına gelir: hakkın varlığı ve kapsamı koruma talep edilen ülkenin hukukuna, sözleşmesel ilişki ise seçilen hukuka tâbidir.

KonuUygulanacak hukukDayanak
Hakkın varlığı ve kapsamıKoruma talep edilen ülke hukukuMÖHUK m.23/1
İhlâlden doğan taleplerİhlâlden sonra mahkemenin hukuku seçilebilirMÖHUK m.23/2
FM sözleşmeleriSeçilen hukukMÖHUK m.28/1
Seçim yoksaDevreden tarafın işyeri, yoksa mutad meskeniMÖHUK m.28/2
Çalışan eserleriİş sözleşmesinin tâbi olduğu hukukMÖHUK m.28/3
FSEK'teki eski kuralm.88 mülga (5718/64, 27/11/2007)

Yabancı eser hangi şartla korunur

Koruma kapsamı, FSEK'e 7/6/1995 tarihli ve 4110 sayılı Kanun'la eklenip 21/2/2001 tarihli ve 4630 sayılı Kanun'la değiştirilen ek 2 nci maddede iki grup hâlinde belirlenmiştir:

"1. T.C. vatandaşı eser sahipleri ve eser sahiplerinin hakları ile bağlantılı hak sahipleri tarafından üretilmiş Türkiye'de mevcut bütün eserlere, tespit edilmiş icralara ve fonogramlara. 2. Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelere ve anlaşmalara taraf diğer ülkelerde üretilmiş ve bu ülkelerde koruma süresi dolmadığı için kamuya mal olmamış yabancı eserlere, tespit edilmiş icralara ve fonogramlara."

İkinci bent, yabancı eserin Türkiye'de korunması için iki şart arar ve ikisi de birlikte gerçekleşmelidir. Birincisi bağlantı şartıdır: eser, Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelere taraf bir ülkede üretilmiş olmalıdır. İkincisi süre şartıdır: eser, üretildiği ülkede koruma süresi dolmadığı için henüz kamuya mal olmamış olmalıdır.

İkinci şartın pratik sonucu şudur: menşe ülkesinde koruma süresi dolmuş bir eser, Türkiye'deki süre hesabına göre hâlâ korunuyor olsa bile ek 2 nci maddenin bu bendi bakımından kapsam dışında kalır. Yabancı bir katalogun Türkiye'de kullanımını planlarken menşe ülkedeki koruma durumu ayrıca kontrol edilmelidir.

Madde bir geçiş kuralı da içerir: bu düzenleme sonucu koruma kapsamına alınan eserlerin, icraların ve fonogramların yasal kopyalarının mülkiyetini elinde bulunduran kişiler, Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihi takip eden altı aylık sürenin sonuna kadar yazılı bir izne gerek kalmaksızın bu kopyaları satabilir veya elden çıkarabilir. Bunun dışında, hakların kullanılması "eser veya bağlantılı hak sahiplerinin iznine tabi"dir.

Sinema eserleri için ayrı bir zaman sınırı vardır: "Bu Kanunun sinema eseri sahipliği ile ilgili hükümleri, 4110 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 12/6/1995 tarihinden sonra yapımına başlanan sinema eserlerine uygulanır." Bu fıkra ayrıca Anayasa Mahkemesinin 29/12/2011 tarihli ve E: 2010/73, K: 2011/176 sayılı kararı ile "diyalog yazarı ve animatörler" yönünden iptal edilmiştir.

Yapımcılarda tescil isteğe bağlı değil

13 üncü maddenin 3/3/2004 tarihli ve 5101 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesiyle değiştirilen son fıkrası, kayıt ve tescili iki farklı rejime böler ve ayrım fiil kipinden okunur:

"Filmlerin ilk tespitini gerçekleştiren film yapımcıları ile seslerin ilk tespitini gerçekleştiren fonogram yapımcıları, hak ihdas etmek amacı taşımaksızın, ... sinema ve müzik eserlerini içeren yapımlarının kayıt ve tescilini yaptırırlar. Aynı maksatla, eser sahiplerinin talebi üzerine, bu Kanun kapsamında korunan tüm eserlerin kayıt ve tescili yapılabilir."

Yapımcılar için kip emredicidir ("yaptırırlar"); diğer eser sahipleri için ise imkândır ("yapılabilir"). Türkiye'de dağıtım yapan yurt dışı merkezli bir film veya müzik yapımcısı bakımından bu, isteğe bağlı bir marka tescili gibi değil, doğrudan bir yükümlülük olarak okunmalıdır.

Tescilin hukukî niteliği de maddede yazılıdır: işlem "hak ihdas etmek amacı taşımaksızın", hakların ihlâl edilmemesi, hak sahipliğinin belirlenmesinde ispat kolaylığı sağlanması ve malî haklardan yararlanma yetkilerinin takibi maksadıyla yapılır. Yani tescil hakkı doğurmaz, ispatı kolaylaştırır.

Bir sorumluluk kaydı da vardır: işlemler "beyana müstenit" olduğundan Bakanlık sorumlu tutulamaz; buna karşılık "mevcut olmadığını bildiği veya bilmesi icap ettiği veya kendisine ait olmayan malî ve manevî haklara ilişkin yanlış beyanda bulunanlar", Kanun'daki hukukî ve cezaî müeyyidelere tâbidir.

Ücret tarafı ise ek 7 nci maddede toplanmıştır: 13 üncü madde uyarınca alınacak kayıt ve tescil ücretleri, 41 inci madde uyarınca alınacak uzlaştırma komisyonu başvuru ücretleri ve 81 inci madde uyarınca tahsil edilecek bandrol ücretleri Bakanlık merkez saymanlığı hesabına yatırılır ve bütçeye gelir kaydedilir.

Bandrol: on iş günü ve hapis yaptırımı

Fiziksel nüsha dağıtan yabancı hak sahipleri için ayrı bir yükümlülük 81 inci maddededir (23/1/2008 tarihli ve 5728 sayılı Kanun'la değişik): "Musiki ve sinema eserlerinin çoğaltılmış nüshaları ile süreli olmayan yayınlara bandrol yapıştırılması zorunludur." Kolay kopyalanmaya müsait diğer eserlerin nüshalarına da eser veya hak sahibinin talebi üzerine bandrol yapıştırılması zorunlu hâle gelir.

Bandroller Bakanlıkça bastırılır ve satılır; belirlenen satış fiyatı üzerinden meslek birlikleri aracılığı ile de satış yapılabilir.

Başvuru usulü beyana dayanır: bandrol talebinde bulunanın "yasal hak sahibi olduğunu beyan eden bir taahhütnameyi" doldurması zorunludur. Buna karşılık idare için bir süre öngörülmüştür: "Bakanlık, bu başvuru üzerine başka bir işleme gerek kalmaksızın on iş günü içinde bandrol vermek mecburiyetindedir." Beyana dayalı bu işlemlerden Bakanlık sorumlu tutulamaz.

Üretim zinciri de yükümlülük altındadır: bandrol yapıştırılması zorunlu nüshaların tespiti ve çoğaltılmasına ilişkin materyalleri üreten veya bu materyallerin dolum ve çoğaltımını yapan yerler, taahhütnamenin bir kopyasını almak, saklamak ve istendiğinde yetkili makamlara ibraz etmekle yükümlüdür.

Yaptırım ağırdır ve doğrudan cezaîdir: "Bandrol yükümlülüğüne aykırı ya da bandrolsüz olarak bir eseri çoğaltıp satışa arz eden, satan, dağıtan veya ticarî amaçla satın alan ya da kabul eden kişi bir yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezasıyla cezalandırılır." Muhatap listesinde ticari amaçla satın alan ve kabul eden de yer aldığından, sorumluluk zincirin yalnız başında değil sonundadır.

Hak yönetimi bilgileri ve ithalat yasağı

Ek 4 üncü madde (21/2/2001 tarihli ve 4630 sayılı Kanun'la eklenmiştir), dijital dağıtımın altyapısını korur:

"Eser ve eser sahibi ile eser üzerindeki haklardan herhangi birinin sahibi veya eserin kullanımına ilişkin süreler ve şartlar ile ilgili olarak eser nüshaları üzerinde bulunan veya eserin topluma sunulması sırasında görülen bilgiler ve bu bilgileri temsil eden sayılar veya kodlar yetkisiz olarak ortadan kaldırılamaz ve değiştirilemez."

Yaptırım yalnız değiştirme fiiliyle sınırlı değildir; sonuçları da yasaklanmıştır: bilgileri yetkisiz olarak değiştirilen veya kaldırılan eserlerin asılları veya kopyaları "dağıtılamaz, dağıtılmak üzere ithal edilemez, yayınlanamaz veya topluma iletilemez."

"Dağıtılmak üzere ithal edilemez" ibaresi, sınır ötesi tedarik zinciri bakımından doğrudan sonuç doğurur: hak yönetimi bilgileri temizlenmiş nüshaların Türkiye'ye getirilmesi, satılmasa dahi yasak kapsamındadır. Aynı hükümler fonogramlar ve fonogramlarda tespit edilmiş icralar bakımından da uygulanır.

Üç gün, üç gün: içerikten çıkarma usulü

Ek 4 üncü maddenin 3/3/2004 tarihli ve 5101 sayılı Kanun'un 25 inci maddesiyle değiştirilen üçüncü fıkrası, çevrimiçi ihlâller için kendi usulünü kurar ve iki ayrı üç günlük aşama öngörür.

Kapsam geniştir: "Dijital iletim de dahil olmak üzere işaret, ses ve/veya görüntü nakline yarayan araçlarla servis ve bilgi içerik sağlayıcılar tarafından" hakların ihlâli hâlinde, hak sahiplerinin başvuruları üzerine ihlâle konu eserler içerikten çıkarılır.

Usul şöyledir:

  • Birinci aşama. Hakları ihlâl edilen gerçek veya tüzel kişi "öncelikle bilgi içerik sağlayıcısına başvurarak üç gün içinde ihlâlin durdurulmasını ister."
  • İkinci aşama. İhlâlin devamı hâlinde "bu defa, Cumhuriyet savcısına yapılan başvuru üzerine, üç gün içinde servis sağlayıcıdan ihlâle devam eden bilgi içerik sağlayıcısına verilen hizmetin durdurulması istenir."
  • Geri dönüş. "İhlâlin durdurulması hâlinde bilgi içerik sağlayıcısına yeniden servis sağlanır."

Sıralama katıdır: doğrudan savcılığa gidilmez; önce içerik sağlayıcısına başvuru ve üç günlük süre gerekir. Bu, yurt dışı merkezli hak sahiplerinin Türkiye'deki takip stratejisini belirler — ilk adım bir ihtar, ikinci adım bir savcılık başvurusudur.

Madde ayrıca bir raporlama yükümlülüğü getirir: servis sağlayıcılar, bilgi içerik sağlayıcılarının isimlerini gösterir listeyi "her ayın ilk iş günü" Bakanlığa bildirir; servis sağlayıcılar ile bilgi içerik sağlayıcıları, Bakanlıkça istendiğinde her türlü bilgi ve belgeyi vermekle yükümlüdür.

AşamaMuhatapSüre
1. BaşvuruBilgi içerik sağlayıcısı3 gün içinde ihlâlin durdurulması
2. Devam hâlindeCumhuriyet savcısı → servis sağlayıcı3 gün içinde hizmetin durdurulması
İhlâlin durmasıServis sağlayıcıYeniden servis sağlanır
Aylık bildirimServis sağlayıcı → BakanlıkHer ayın ilk iş günü
Yapımcı tesciliBakanlıkZorunlu (m.13)

Sonuç

Yabancı bir eserin Türkiye'deki durumu üç ayrı soruya bölünür. Birincisi koruma: eser, Türkiye'nin taraf olduğu sözleşmelere taraf bir ülkede üretilmiş ve o ülkede henüz kamuya mal olmamış olmalıdır (ek m.2). İkincisi uygulanacak hukuk: hakkın kendisi koruma talep edilen ülkenin hukukuna, sözleşmesel ilişki ise seçilen hukuka tâbidir; FSEK'teki eski kanunlar ihtilafı maddesi mülgadır. Üçüncüsü usul: film ve fonogram yapımcıları için tescil zorunludur ve çevrimiçi ihlâlde iki aşamalı üç günlük bir prosedür işler.

Sözleşme kurgusu bakımından en sık atlanan nokta MÖHUK m.23/2'dir: ihlâlden doğan taleplerde hukuk seçimi ancak ihlâlden sonra yapılabilir. Lisans sözleşmesine önceden konulan genel bir hukuk seçimi kaydı, ihlâl davasında bu fıkranın sağladığı sonucu doğurmaz.

Sınai mülkiyet tarafındaki temsil ve tescil rejimi için marka ve patent vekili zorunluluğu yazımıza, çevrimiçi içerikte genel erişim engelleme usulü için erişim engellemede madde 9 iptali yazımıza, yayın hizmetlerindeki lisans ve sınır ötesi yetki için yayın lisansında yabancı sermaye yazımıza bakılabilir.

Bu çerçeve genel bilgilendirme amaçlıdır; somut olayda eserin menşe ülkesindeki koruma durumu ve ilgili uluslararası sözleşme bağlantısı ayrıca incelenmelidir.

Sıkça Sorulan Sorular

Yurt dışında üretilen bir eser Türkiye'de otomatik olarak korunur mu?

5846 sayılı Kanun'un ek 2 nci maddesi iki şart arar: eserin Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelere ve anlaşmalara taraf bir ülkede üretilmiş olması ve bu ülkelerde koruma süresi dolmadığı için kamuya mal olmamış olması. İki şart birlikte gerçekleşmelidir.

FSEK'teki kanunlar ihtilafı maddesi hâlâ yürürlükte mi?

Değildir. "Kanunlar ihtilafı" başlıklı 88 inci madde, 27/11/2007 tarihli ve 5718 sayılı Kanun'un 64 üncü maddesiyle yürürlükten kaldırılmıştır. Bugün fikrî mülkiyete ilişkin haklar MÖHUK m.23, bu haklara ilişkin sözleşmeler ise MÖHUK m.28 uyarınca belirlenir.

Film ve müzik yapımcıları için tescil zorunlu mu?

Kanun m.13'ün son fıkrasına göre filmlerin ilk tespitini gerçekleştiren film yapımcıları ile seslerin ilk tespitini gerçekleştiren fonogram yapımcıları, yapımlarının kayıt ve tescilini "yaptırırlar"; diğer eserlerde ise eser sahiplerinin talebi üzerine tescil "yapılabilir". Tescil hak doğurmaz; ispat kolaylığı sağlar ve beyana dayanır.

İnternette yapılan ihlâlde nereye başvurulur?

Kanun ek m.4/3'e göre hak sahibi öncelikle bilgi içerik sağlayıcısına başvurarak üç gün içinde ihlâlin durdurulmasını ister. İhlâl devam ederse Cumhuriyet savcısına yapılan başvuru üzerine, üç gün içinde servis sağlayıcıdan ilgili içerik sağlayıcısına verilen hizmetin durdurulması istenir; ihlâl durursa yeniden servis sağlanır.