Türkiye'nin en değerli kıyı ve dağ arazilerinin bir bölümü milli park veya tabiat parkı sınırları içindedir. Buralarda otel, tesis veya altyapı yatırımı yapmak isteyen bir yatırımcı, imar mevzuatının değil, 9/8/1983 tarihli ve 2873 sayılı Milli Parklar Kanunu'nun kurduğu ayrı bir izin rejiminin içine girer. Bu rejim 11/3/2026 tarihli ve 7576 sayılı Kanun ile önemli noktalarından değiştirilmiştir; 2026 öncesi kaynaklar artık birkaç kritik yerde yanıltıcıdır.
Aşağıdaki çerçeve 7 Eylül 2026 tarihinde mevzuat.gov.tr üzerindeki güncel 2873 sayılı Kanun metninden doğrulanmıştır.
Alanın statüsü nasıl doğar
3 üncü madde dört ayrı kapı tanımlar. Bakanlıkça milli park karakterine sahip olduğu tespit edilen alanlar Cumhurbaşkanı kararı ile milli park olarak belirlenir. Orman ve orman rejimine tabi yerlerde tabiat parkı, tabiat anıtı ve tabiatı koruma alanları Tarım ve Orman Bakanının onayı ile belirlenir. Orman rejimi dışında kalan yerlerde bu alanların belirlenmesine — veya gerekli yerlerin orman rejimine alınmasına — Cumhurbaşkanınca karar verilir ve alanlar Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca tescil edilir.
Yatırımcı açısından buradaki ayrım şudur: aynı arazi bir gün orman rejimi dışındayken ertesi gün Cumhurbaşkanı kararıyla orman rejimine alınıp koruma alanı ilân edilebilir. Bu, satın alma öncesi durum tespitinde tapu kaydının tek başına yeterli olmadığı anlamına gelir.
Planlama zinciri de 2026'da yeniden yazılmıştır. 4 üncü madde (7576 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesiyle başlığıyla birlikte değişik) uzun devreli gelişme planı, gelişme planı ve yönetim planının Genel Müdürlükçe hazırlanacağını; iskân ve yapılaşmaya konu yerler için imar planlarının bu planlara uygun olarak hazırlanıp Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı onayıyla yürürlüğe konulacağını söyler. Turizm yatırımı bakımından belirleyici olan fıkra ise şudur: Kanun kapsamındaki yerlerdeki kültür ve turizm koruma ve gelişim bölgeleri ile turizm merkezlerinde, "turizm yatırımlarına ilişkin plan kararları Genel Müdürlüğün olumlu görüşü alınarak 12/3/1982 tarihli ve 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu uyarınca sonuçlandırılır."
Yani 2634 sürecinin kendisi işlemeye devam eder, ancak Genel Müdürlüğün olumlu görüşü bir ön şart hâline gelir.
Turistik tesis izni: kırk dokuz yıl, sonra doksan dokuz
Özel yatırımcıya kapıyı açan hüküm 8 inci maddedir. Maddenin kapsamı sınırlıdır: kültür ve turizm koruma ve gelişim bölgeleri ile turizm merkezleri dışında kalan milli parklar ve tabiat parklarında, kamu yararı olmak şartıyla ve plan dâhilinde, turistik amaçlı bina ve tesisler yapmak üzere gerçek ve özel hukuk tüzel kişileri lehine, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının görüşü alınarak Bakanlıkça izin verilebilir.
Sürenin çerçevesi maddede sayılıdır:
"Bu izin üzerine gerçek ve özel hukuk tüzelkişileri lehine tesis edilecek intifa hakkı süresi kırkdokuz yılı geçemez. Bu süre sonunda bütün tesisler eksiksiz olarak Genel Müdürlüğün tasarrufuna geçer. Ancak, işletmesinin başarılı olduğu Kültür ve Turizm Bakanlığınca belgelenen hak sahiplerinin intifa hakkı, Bakanlıkça tesisin rayiç değeri üzerinden belirlenecek bedelle doksandokuz seneye kadar uzatılabilir."
Üç unsur ayrı ayrı okunmalıdır. Birincisi, hak intifa hakkıdır — irtifak veya kullanma izni değil. İkincisi, süre sonunda tesisler bedelsiz olarak idareye geçer; uzatma bir hak değil, belgelenmiş başarılı işletme şartına bağlı bir imkândır ve uzatma da bedelsiz değildir, rayiç değer üzerinden belirlenen bir bedele tabidir. Üçüncüsü, maddenin son cümlesi bir sıralama kuralı koyar: "Milli park ve tabiat parklarının gelişme planları kesinleşmeden bu Kanunda sözü edilen izin verilemez."
🔴 Burada 2026 kaynaklı bir güncellik tuzağı vardır. 7576 sayılı Kanun'un 5 inci maddesiyle bu fıkrada yer alan "Hazineye devredilir" ibaresi "Genel Müdürlüğün tasarrufuna geçer" şeklinde, "Maliye Bakanlığının" ibaresi "Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının" şeklinde ve "Turizm bölge, alan ve merkezleri" ibaresi "Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgeleri ile Turizm Merkezleri" şeklinde değiştirilmiştir. Mart 2026 öncesine ait ikincil kaynaklar hâlâ Hazineye devirden ve Maliye Bakanlığından söz eder.
| Konu | Kural | Dayanak |
|---|---|---|
| Hakkın türü | İntifa hakkı | m.8 |
| Azami süre | 49 yıl | m.8 |
| Süre sonu | Tesisler eksiksiz olarak Genel Müdürlüğün tasarrufuna geçer | m.8 (7576/5 ile değişik) |
| Uzatma | 99 yıla kadar — başarılı işletmenin Kültür ve Turizm Bakanlığınca belgelenmesi şartıyla | m.8 |
| Uzatma bedeli | Tesisin rayiç değeri üzerinden | m.8 |
| Ön şart | Gelişme planı kesinleşmeden izin verilemez | m.8 |
| Kapsam dışı | Kültür ve turizm koruma ve gelişim bölgeleri ile turizm merkezleri | m.8 |
Altyapı izinleri: hangi hâlde bedelsiz
7576 sayılı Kanun'un 5 inci maddesiyle 8 inci maddeye eklenen fıkra, bedel bakımından ikili bir ayrım getirir. Bir yanda muafiyet vardır: "Korunan alanın yönetimi için gerekli olan ve sadece korunan alana hizmet veren tesislere yönelik olarak verilecek izinlerden bedel alınmaz."
Öbür yanda ticarî altyapı vardır ve bu bedellidir. Milli park ve tabiat parklarında, planlarına uygun olması, kamu yararı ve zaruret olması hâlinde; ulaşım, elektrik iletim ve nakil hattı, petrol ve doğalgaz iletim hattı, trafo, haberleşme, su, termal su, atık su, altyapı ve bunlarla ilgili yapı ve tesislerin yapılması maksadıyla gerçek kişiler ve özel hukuk tüzel kişileri lehine bedeli mukabilinde Bakanlıkça izin verilebilir. Fıkra iki sınır daha koyar: "verilen izinler amacı dışında kullanılamaz" ve uygulamalar Kanun hükümlerine göre denetlenir.
Aynı fıkra tek bir istisna tanır: içme suyu temini açısından yapımı aciliyet gösteren ve kamu yararı açısından vazgeçilmez ve kesin bir zorunluluk arz eden tesisler için uzun devreli gelişme planı veya gelişme planı şartı aranmaz; ilgili kurumların görüşleri alındıktan sonra yapılan tesisler sonradan planlara işlenir.
Enerji ve iletim hattı yatırımları için bu fıkra, milli park sınırı içinden geçen bir güzergâhın hukukî dayanağıdır — ancak "kamu yararı ve zaruret" ölçütü ile "amacı dışında kullanılamaz" yasağı birlikte değerlendirilmelidir.
Devir Bakanlığın muvafakatına bağlıdır
Sınır ötesi işlemlerde en kolay gözden kaçan hüküm 9 uncu maddedir:
"Bakanlıkça kamu kurum ve kuruluşları ile gerçek ve özel hukuk tüzelkişileri lehine tesis olunan intifa hakları ve bu haklara dayanılarak yapılan ve yapılmakta olan tesislerin üçüncü şahıslara devri, Bakanlığın muvafakatına bağlıdır."
Madde iki şeyi birden kapsar: hakkın kendisini ve hakka dayanılarak yapılan — hattâ yapılmakta olan — tesisleri. Bir milli park içindeki tesisin devralınması, ister hak devri ister tesis devri biçiminde kurgulansın, Bakanlık muvafakati olmadan tamamlanamaz. Yabancı bir yatırımcının bu tür bir varlığı satın alması hâlinde, işlem takviminde bu muvafakat bir kapanış ön şartı olarak yazılmalı; ödeme ve devir sırası buna göre kurulmalıdır.
10 uncu madde ise kategorik bir yasak koyar: "Tabiat anıtları ve tabiatı koruma alanlarında 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun ilgili hükümleri saklı kalmak kaydıyla kullanma izni verilemez veya irtifak hakkı tesis edilemez." Yani 8 inci maddedeki turistik tesis kapısı bu iki kategoride kapalıdır; kapı yalnız milli park ve tabiat parkı için açıktır.
Yeraltı kaynakları için ayrı bir eşik vardır. 11 inci madde uyarınca Kanun kapsamına giren yerlerde maden ve petrol kanunları gereğince araştırma ve işletme ruhsatnamesi veya imtiyazı, 2863 sayılı Kanun'un ilgili hükümleri saklı kalmak kaydıyla Cumhurbaşkanı kararı ile verilebilir; araştırma ve işletme faaliyetlerinde riayet edilecek hususlar Genel Müdürlükçe belirlenir.
Yasaklar, artırılmış cezalar ve hapis yaptırımı
14 üncü madde beş bentte bir yasak listesi sayar: tabii ve ekolojik denge ile tabii ekosistem değeri bozulamaz; yaban hayatı tahrip edilemez; sahaların özelliklerinin kaybolmasına veya değiştirilmesine sebep olan müdahaleler ile çevre sorunu yaratacak iş ve işlemler yapılamaz; tabii dengeyi bozacak orman ürünleri üretimi, avlanma ve otlatma yapılamaz.
Beşinci bent doğrudan yapılaşmayı hedefler: onaylanmış planlarda belirtilen yapı ve tesisler ve Genelkurmay Başkanlığınca ihtiyaç duyulacak savunma sistemi için gerekli tesisler dışında, "kamu yararı açısından vazgeçilmez ve kesin bir zorunluluk bulunmadıkça her ne suretle olursa olsun hiçbir yapı ve tesis kurulamaz ve işletilemez" ve mevcut yerleşim sahaları dışında iskân yapılamaz.
Yaptırım 21 inci maddededir ve bu fıkra da 2026'da değiştirilmiştir. 7576 sayılı Kanun'un 11 inci maddesiyle değişik hâliyle, 14 üncü madde ve 15 inci maddenin birinci fıkrasıyla yasaklanan faaliyetleri yürütenler hakkında, fiilleri daha ağır bir cezayı gerektirmediği takdirde, "bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezasına" hükmolunur. Adli para cezası gün üzerinden belirlenir ve tutarı 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 52 nci maddesindeki esaslara göre hesaplanır.
Bir de çarpan kuralı vardır. 20 nci madde uyarınca 6831 sayılı Orman Kanunu ile 4915 sayılı Kara Avcılığı Kanunu ve 1380 sayılı Su Ürünleri Kanunu'nda yasaklanan fiillerin bu Kanunun uygulandığı yerlerde işlenmesi hâlinde, "cezalar bir misli artırılarak hükmolunur." Yani aynı fiil, milli park sınırı içinde işlendiğinde iki kat cezalandırılır.
23 üncü madde bir başka teknik ayrıntı taşır: Kanunun uygulandığı yerlerde 6831 sayılı Orman Kanunu'nun ek 3 üncü maddesinin (A) fıkrasının (c) bendi hükmü uygulanmaz.
| Konu | Kural | Dayanak |
|---|---|---|
| Yapılaşma | Plan dışı yapı/tesis kurulamaz ve işletilemez | m.14/e |
| Ceza | 1–3 yıl hapis + 5.000 güne kadar adli para | m.21 (7576/11 ile değişik) |
| Çarpan | 6831, 4915 ve 1380'deki fiiller burada bir misli artırılır | m.20 |
| Maden / petrol | Ruhsat veya imtiyaz Cumhurbaşkanı kararı ile | m.11 |
| Tabiat anıtı / tabiatı koruma alanı | Kullanma izni ve irtifak yasak | m.10 |
| Devir | Bakanlık muvafakati şart | m.9 |
Gelir tarafında da 2026 değişikliği vardır: 18 inci madde (7576 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesiyle başlığıyla birlikte yeniden düzenlenmiş) Genel Müdürlüğün gelirleri arasında, bu Kanun ile 4915 sayılı Kanun kapsamında verilen idari para cezalarının yüzde yirmi beşini, mülkiyetin kamuya geçirilmesine karar verilen taşınmaz ve eşyanın satış gelirlerini ve döner sermaye yıl sonu kârını sayar. 17 nci maddeye eklenen fıkralar ise Genel Müdürlüğe döner sermayeli işletme kurma yetkisi verir ve tahsis edilen sermayeyi beş katına kadar artırma yetkisini Cumhurbaşkanına tanır.
Sonuç
Milli park veya tabiat parkı içindeki bir turizm yatırımının hukukî çerçevesi üç cümleyle özetlenebilir. Hak, mülkiyet değildir: 2873 sayılı Kanun m.8 azami kırk dokuz yıllık intifa hakkı öngörür ve süre sonunda tesisler eksiksiz olarak Genel Müdürlüğün tasarrufuna geçer; doksan dokuz yıla uzatma, başarılı işletmenin Kültür ve Turizm Bakanlığınca belgelenmesine ve rayiç değer üzerinden bedele bağlıdır. Çıkış serbest değildir: m.9 uyarınca intifa hakkının ve hattâ yapılmakta olan tesislerin üçüncü kişilere devri Bakanlık muvafakatine bağlıdır. Sıra bellidir: gelişme planı kesinleşmeden izin verilemez, turizm merkezlerinde ise 2634 süreci Genel Müdürlüğün olumlu görüşü ile yürür.
11/3/2026 tarihli ve 7576 sayılı Kanun, süre sonundaki devrin muhatabını Hazineden Genel Müdürlüğe taşımış, altyapı izinlerinde bedelli–bedelsiz ayrımını maddeye yazmış ve 21 inci maddedeki yaptırımı yeniden belirlemiştir; bu tarihten önceki kaynaklar bu üç noktada güncelliğini yitirmiştir.
Orman sayılan alanlardaki genel izin ve irtifak rejimi için orman arazisinde izin ve irtifak yazımıza, milli park ve tabiat parkı tesislerinin de kapsamında olduğu model için yap-işlet-devret yazımıza, kültür ve turizm tarafındaki teşvik belgesi için kültür yatırım belgesi yazımıza bakılabilir.
Bu çerçeve genel bilgilendirme amaçlıdır; somut bir parselin statüsü ve yürürlükteki gelişme planı, işlem öncesinde Genel Müdürlük nezdinde doğrulanmalıdır.




