Boşanma dosyalarında asıl para, çoğu zaman nafakada değil mal rejimi tasfiyesindedir. Ve bu tasfiyenin sonucunu belirleyen şey, tarafların "hakkaniyet" anlatısı değil, üç teknik sorunun cevabıdır: rejim ne zaman sona erdi, hangi mal hangi kategoriye giriyor, ve ispat yükü kimde.
Bu üç soru doğru kurulduğunda, aynı malvarlığı üzerinden çok farklı sonuçlar çıkabildiği görülür.
Varsayılan rejim ve 2002 çizgisi
Türk Medenî Kanunu'nun 202. maddesi kuralı koyar: "Eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin uygulanması asıldır." Eşler mal rejimi sözleşmesiyle kanunda belirlenen diğer rejimlerden birini kabul edebilir; sözleşme evlenmeden önce veya sonra yapılabilir (m.203).
Ama bu rejim 1 Ocak 2002'de yürürlüğe girdi ve öncesi için farklı bir kural işler. Türk Medenî Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 10. maddesi:
"Türk Medenî Kanununun yürürlüğe girdiği tarihten önce evlenmiş olan eşler arasında bu tarihe kadar tâbi oldukları mal rejimi devam eder. Eşler Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten başlayarak bir yıl içinde başka bir mal rejimi seçmedikleri takdirde, bu tarihten geçerli olmak üzere yasal mal rejimini seçmiş sayılırlar."
Pratik sonucu şudur: 2002'den önce evlenmiş bir çiftte, 2002 öncesinde edinilen malvarlığı eski rejime (kural olarak mal ayrılığına) tâbidir; edinilmiş mallara katılma 1 Ocak 2002'den itibaren işler. Uzun evliliklerde tasfiyenin ilk işi bu yüzden takvim çıkarmaktır: hangi mal hangi dönemde edinildi.
Birinci soru: rejim ne zaman sona erdi
Bu, dosyanın en çok yanlış bilinen noktasıdır. 225. madde:
"Mal rejimi, eşlerden birinin ölümü veya başka bir mal rejiminin kabulüyle sona erer. Mahkemece evliliğin iptal veya boşanma sebebiyle sona erdirilmesine veya mal ayrılığına geçilmesine karar verilmesi hâllerinde, mal rejimi dava tarihinden geçerli olmak üzere sona erer."
Yani rejim, boşanma kararının kesinleştiği tarihte değil, boşanma davasının açıldığı tarihte sona erer. Dava üç yıl sürse bile, o üç yılda edinilen malvarlığı tasfiyeye girmez.
Bunun iki yönlü sonucu vardır: davayı açan eş, açtığı andan sonraki kazanımlarını rejim dışına çıkarmış olur; bekleyen eş ise bu süre boyunca biriken değerden pay alamaz. Dava tarihinin kendisi bu yüzden stratejik bir veridir.
İkinci soru: hangi mal hangi kategoride
Rejim iki kategori üzerine kuruludur.
Edinilmiş mallar — 219. madde: her eşin rejimin devamı süresince karşılığını vererek elde ettiği değerler. Madde beş kalem sayar: çalışmanın karşılığı olan edinimler; sosyal güvenlik veya sosyal yardım kurumlarının ve personele yardım amacıyla kurulan sandıkların yaptığı ödemeler; çalışma gücünün kaybı nedeniyle ödenen tazminatlar; kişisel malların gelirleri; ve edinilmiş malların yerine geçen değerler.
Kişisel mallar — 220. madde dört kalem sayar: eşlerden birinin yalnız kişisel kullanımına yarayan eşya; mal rejiminin başlangıcında bir eşe ait bulunan veya sonradan miras yoluyla ya da herhangi bir şekilde karşılıksız kazanma yoluyla elde edilen değerler; manevî tazminat alacakları; ve kişisel mallar yerine geçen değerler.
Buradaki iki ayrıntı dosyaların çoğunu belirler:
- Miras kişisel maldır, ama mirasın geliri edinilmiş maldır. Babadan kalan daire kişisel mal; o dairenin kira geliri edinilmiş mal (m.219/4).
- Manevî tazminat kişisel, çalışma gücü kaybı tazminatı edinilmiş maldır. Aynı kazadan doğan iki kalem, iki farklı kategoriye gider.
Üçüncü soru: ispat kimde
222. madde, tasfiyenin en güçlü kuralını içerir:
"Belirli bir malın eşlerden birine ait olduğunu iddia eden kimse, iddiasını ispat etmekle yükümlüdür. Eşlerden hangisine ait olduğu ispat edilemeyen mallar onların paylı mülkiyetinde sayılır. Bir eşin bütün malları, aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal kabul edilir."
Son cümle bir karinedir ve yönü nettir: bir malın kişisel mal olduğunu iddia eden taraf bunu ispatlamak zorundadır. "Bu daireyi annemden gelen parayla aldım" savunması, banka kayıtları, veraset ilamı ve ödeme zinciriyle desteklenmediğinde karineyi devirmez.
Dosyaların çoğu bu noktada kazanılır veya kaybedilir — ve bu, davadan yıllar önce tutulmuş kayıtlara bağlıdır.
Hesap: artık değer ve katılma alacağı
Sıra hesaba geldiğinde kanun şu adımları izler:
- Eklenecek değerler (m.229). Edinilmiş mallara değer olarak iki kalem eklenir: eşlerden birinin rejimin sona ermesinden önceki bir yıl içinde diğer eşin rızası olmadan, olağan hediyeler dışında yaptığı karşılıksız kazandırmalar; ve bir eşin rejim süresince diğer eşin katılma alacağını azaltmak kastıyla yaptığı devirler. 🔑 Bu tür devirlere ilişkin mahkeme kararı, davanın kendisine ihbar edilmiş olması koşuluyla, devirden yararlanan üçüncü kişilere karşı da ileri sürülebilir.
- Artık değer (m.231). Eklemeler ve denkleştirmeden elde edilen miktarlar dâhil, her eşin edinilmiş mallarının toplam değerinden bu mallara ilişkin borçlar çıkarıldıktan sonra kalan miktardır. Değer eksilmesi göz önüne alınmaz.
- Değerleme (m.232). Tasfiyede malların sürüm değerleri esas alınır.
- Katılma alacağı (m.236). Her eş veya mirasçıları, diğer eşe ait artık değerin yarısı üzerinde hak sahibidir; alacaklar takas edilir. ⚠ Aynı madde bir istisna içerir: zina veya hayata kast nedeniyle boşanmada hâkim, kusurlu eşin artık değerdeki pay oranının hakkaniyete uygun olarak azaltılmasına veya kaldırılmasına karar verebilir.
Bunun yanında ayrı bir kalem daha vardır: değer artış payı (m.227). Eşlerden biri diğerine ait bir malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına hiç ya da uygun bir karşılık almaksızın katkıda bulunmuşsa, o malda ortaya çıkan değer artışı için katkısı oranında alacak hakkı doğar ve bu alacak malın tasfiye sırasındaki değerine göre hesaplanır. Değer kaybı varsa katkının başlangıçtaki değeri esas alınır; mal daha önce elden çıkarılmışsa hâkim alacağı hakkaniyete uygun belirler.
| Katılma alacağı (m.236) | Değer artış payı (m.227) | |
|---|---|---|
| Neye dayanır | Diğer eşin artık değeri | Belirli bir mala yapılan katkı |
| Oran | Artık değerin yarısı | Katkı oranında |
| Değerleme anı | Sürüm değeri, tasfiye anı | Malın tasfiye sırasındaki değeri |
| Değer kaybı hâli | Değer eksilmesi dikkate alınmaz | Katkının başlangıçtaki değeri |
| Kusurun etkisi | Zina/hayata kastta azaltılabilir veya kaldırılabilir | Kanunda böyle bir hüküm yok |
| Sözleşmeyle | m.237 ile başka esas kabul edilebilir | Yazılı anlaşmayla vazgeçilebilir |
Ödeme, faiz ve üçüncü kişiler
239. madde, ödemeyi düzenler: katılma alacağı ve değer artış payı ayın veya para olarak ödenebilir; aynî ödemede sürüm değeri esas alınır ve bir mesleğin icrasına ayrılmış birimler ile işletmelerin ekonomik bütünlüğü gözetilir. Derhâl ödeme borçlu eş için ciddî güçlükler doğuracaksa, ödemelerin uygun bir süre ertelenmesi istenebilir. Aksine anlaşma yoksa, tasfiyenin sona ermesinden başlayarak katılma alacağına ve değer artış payına faiz yürütülür; durum ve koşullar gerektiriyorsa borçludan ayrıca güvence istenebilir.
Borçlu eşin malvarlığı yetmezse 241. madde devreye girer: alacaklı eş veya mirasçıları, edinilmiş mallarda hesaba katılması gereken karşılıksız kazandırmaları, bunlardan yararlanan üçüncü kişilerden eksik kalan miktarla sınırlı olarak isteyebilir. Bu dava hakkı, hakların zedelendiğinin öğrenildiği tarihten itibaren bir yıl ve her hâlde mal rejiminin sona ermesinin üzerinden beş yıl geçmekle düşer.
Bu iki madde birlikte okunduğunda ortaya şu çıkar: malvarlığını boşanma öncesinde üçüncü kişilere aktarmak, kanunun öngörmediği bir boşluk değildir — m.229 onu hesaba geri ekler, m.241 ise doğrudan üçüncü kişiye yönelme imkânı verir. Ama m.241'in süreleri kısadır ve m.229'un üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilmesi davanın ihbarına bağlıdır.
Sınır ötesi unsur varsa
Eşlerden birinin yurt dışında yaşadığı, malvarlığının bir kısmının başka ülkede bulunduğu veya evliliğin yabancı unsur taşıdığı dosyalarda, önce hangi ülke hukukunun mal rejimine uygulanacağı belirlenir; bu, Türk mahkemesinin yetkisinden ayrı bir sorudur. Türkiye–Karadağ ekseninde bu katmanın nasıl kurulduğu için Karadağ'da boşanma, velayet ve miras yazımıza bakılabilir. Boşanma ve aile hukuku dosyalarının genel çerçevesi için boşanma ve aile hukuku sayfası ilgilidir.
Mirasla gelen malların kişisel mal sayılması, aynı ailede miras uyuşmazlığı da varsa iki dosyayı birbirine bağlar; muvazaalı devirlerin miras tarafındaki karşılığı için muris muvazaası yazımız ilgilidir.
Bu dosyayı nasıl açıyoruz
İlk çıktımız bir görüşme değil, yazılı bir hukuki değerlendirmedir. Bize şunları gönderirsiniz: evlenme tarihi ve varsa mal rejimi sözleşmesi, boşanma davasının açılış tarihi, taşınmazların tapu kayıtları ve ediniliş tarihleri, banka ve kredi kayıtları, miras yoluyla gelen değerlere ilişkin belgeler ve son bir yıl içinde yapılmış devirler.
Karşılığında kapsamı önceden belirlenmiş bir çalışma alırsınız: rejimin hangi tarihte sona erdiği, 2002 çizgisinin dosyanızı bölüp bölmediği, hangi kalemlerin kişisel mal olarak savunulabileceği ve bunun hangi belgeyle ispatlanacağı, katılma alacağı ile değer artış payının ayrı ayrı nerede doğduğu, ve devirler varsa m.229 ile m.241'in uygulanabilirliği.
Ücretsiz danışma vermiyoruz. Bu dosya türünde ilk saat satış değil kronoloji kurmaktır: hangi mal hangi tarihte, hangi parayla edinildi sorusu cevaplanmadan hesap kurulamaz.
Sınırımızı açıkça yazalım: tasfiye sonucunda doğacak alacağın miktarını önceden taahhüt etmiyoruz. Sonuç, sürüm değerlerine ve ispatlanabilen kayıtlara bağlıdır.




