İş kazası dosyalarında en sık sorulan iki soru şudur: "Önce arabulucuya gitmem gerekiyor mu?" ve "Geç mi kaldım?"
Her iki sorunun da cevabı, iş hukukunun genel kurallarından ayrılır. İşçilik alacakları için geçerli olan zorunlu arabuluculuk bu davada uygulanmaz; ve zamanaşımı, haksız fiilin kısa süreleri değil, sözleşmeye aykırılığın uzun süresi üzerinden işler.
Buna 2026'da eklenen üçüncü bir katman daha var: tazminata işleyecek faizin başlangıcı, kanun değişikliğiyle ikiye bölündü.
Zorunlu arabuluculuk bu davada uygulanmaz
7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 3. maddesinin birinci fıkrası, kanuna veya bireysel ya da toplu iş sözleşmesine dayanan işçi veya işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade talebiyle açılan davalarda arabulucuya başvurulmuş olmasını dava şartı sayar. 2023'te eklenen cümleyle bu alacak ve tazminatlarla ilgili itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davaları da kapsama alınmıştır.
Ancak aynı maddenin üçüncü fıkrası açık bir istisna koyar:
"İş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat ile bunlarla ilgili tespit, itiraz ve rücu davaları hakkında birinci fıkra hükmü uygulanmaz."
Yani iş kazasından doğan maddi ve manevi tazminat davası, arabulucu tutanağı olmadan doğrudan açılır. İstisnanın kapsamı geniştir: yalnız tazminat değil, buna bağlı tespit, itiraz ve rücu davaları da dışarıdadır.
Bu ayrım pratik bir tuzağı da açıklar: aynı işçinin kıdem tazminatı, fazla mesai ve yıllık izin alacakları arabuluculuğa tâbidir; iş kazası tazminatı değildir. Aynı olaydan doğan talepler farklı usullere gider ve tek bir arabuluculuk başvurusuyla hepsi karşılanmış olmaz.
Arabuluculuğa tâbi taleplerde ise 3. maddenin ikinci fıkrası katıdır: anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslı veya onaylı örneği dava dilekçesine eklenmelidir; eklenmezse mahkeme bir haftalık kesin süre verir ve gereği yerine getirilmezse dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın usulden reddedilir.
Sorumluluğun niteliği: haksız fiil değil, sözleşmeye aykırılık
İş kazası tazminatının süresini belirleyen şey, sorumluluğun hangi rejime tâbi olduğudur ve bunu Türk Borçlar Kanunu'nun 417. maddesi söyler.
Maddenin ikinci fıkrası işverene yükümlülüğü yükler: işveren, işyerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak zorundadır; işçiler de alınan önlemlere uymakla yükümlüdür.
Üçüncü fıkra ise sonucu belirler:
"İşverenin yukarıdaki hükümler dâhil, kanuna ve sözleşmeye aykırı davranışı nedeniyle işçinin ölümü, vücut bütünlüğünün zedelenmesi veya kişilik haklarının ihlaline bağlı zararların tazmini, sözleşmeye aykırılıktan doğan sorumluluk hükümlerine tabidir."
Bunun doğrudan sonucu zamanaşımıdır. Haksız fiilde TBK m.72 iki yıllık ve her hâlde on yıllık süreleri öngörür. Sözleşmeye aykırılıkta ise TBK m.146 uygulanır: "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir."
Yani "iki yıl geçti, hakkım düştü" değerlendirmesi bu dava türünde çoğu zaman hatalıdır.
| İşçilik alacakları | İş kazası tazminatı | |
|---|---|---|
| Zorunlu arabuluculuk | Var (7036 m.3/1) | Yok (7036 m.3/3) |
| Sorumluluğun niteliği | Sözleşme / kanun | Sözleşmeye aykırılık (TBK m.417/3) |
| Zamanaşımı | Alacak türüne göre | On yıl (TBK m.146) |
| Kapsamdaki diğer davalar | İtirazın iptali, menfi tespit, istirdat da arabuluculuğa tâbi | Tespit, itiraz ve rücu da istisna kapsamında |
Hesap: neyin indirilemeyeceği
Türk Borçlar Kanunu'nun 55. maddesi, destekten yoksun kalma ve bedensel zararların nasıl hesaplanacağını çerçeveler ve iki yasak koyar:
"Kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacını taşımayan ödemeler, bu tür zararların belirlenmesinde gözetilemez; zarar veya tazminattan indirilemez. Hesaplanan tazminat, miktar esas alınarak hakkaniyet düşüncesi ile artırılamaz veya azaltılamaz."
Birinci yasak, uygulamada sıkça tartışılan denkleştirme meselesini sınırlar: Sosyal Güvenlik Kurumu'ndan yapılan her ödeme tazminattan düşülmez; yalnızca rücu edilebilen kısım denkleştirmeye girer.
İkinci yasak ise hesabın kendisine ilişkindir: bilirkişi hesabı yapıldıktan sonra, sırf sonuç yüksek veya düşük göründüğü için hakkaniyet gerekçesiyle rakam oynatılamaz.
Aynı madde, hükümlerinin idari eylem ve işlemler ile idarenin sorumlu olduğu diğer sebeplerin yol açtığı bedensel zarar ve ölüm davalarında da uygulanacağını belirtir.
2026 değişikliği: faiz başlangıcı ikiye bölündü
16/7/2026 tarihli ve 7589 sayılı Kanun'un 18. maddesiyle TBK m.55'e iki fıkra eklenmiştir ve ikisi de hesabın sonucunu doğrudan etkiler.
Birinci ek fıkra — faiz. Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ile destekten yoksun kalma kayıpları bakımından faiz artık tek bir tarihten işlemez:
- Zarar görenin veya destekte bulunan kişinin kazancının bilindiği döneme ilişkin hesaplanan tazminat toplamına → haksız fiilin veya zarar doğuran olayın meydana geldiği tarihten itibaren kanuni faiz.
- Kazancın bilinemediği döneme ilişkin hesaplanan tazminat toplamına → karar tarihinden itibaren kanuni faiz.
Uygulamada bu, bilirkişi raporunun yapısını değiştirir: hesabın "bilinen dönem" ve "bilinemeyen dönem" olarak ayrıştırılması ve faizin bu iki blok için ayrı ayrı yürütülmesi gerekir. Tek bir faiz başlangıç tarihi üzerinden kurulmuş talepler, bu ayrımı yapmadıkları ölçüde eksik kalır.
İkinci ek fıkra — ara ödemelerin mahsubu. Aynı kayıplara bağlı tazminatlar için ifa amacıyla tahkikat başlayıncaya kadar ödenen bedel, ödeme tarihine göre belirlenecek tazminat miktarından oransal olarak mahsup edilir.
Yani işverenin veya sigortacının dava öncesinde yaptığı ödemeler, nominal olarak düşülmez; ödemenin yapıldığı tarihteki tazminat büyüklüğüne göre oranlanarak mahsup edilir. Erken yapılan bir ödeme, oransal olarak daha büyük bir kısmı karşılar.
⚠ Bu iki fıkra yenidir. Dosyanızda 16 Temmuz 2026'dan önce hazırlanmış bir bilirkişi raporu varsa, faiz ve mahsup bakımından bu yapıya göre kurulmamış olabilir.
Manevi tazminat kimlere ödenir
Türk Borçlar Kanunu'nun 56. maddesi, bedensel bütünlüğün zedelenmesi durumunda hâkimin olayın özelliklerini göz önünde tutarak zarar görene uygun bir manevi tazminata hükmedebileceğini söyler.
İkinci fıkra kapsamı genişletir: ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat ödenmesine karar verilebilir. Yani ölüm hâlinde manevi tazminat talebi yalnız mirasçı sıfatına değil, yakınlık ilişkisine dayanır.
Dosyada erken toplanması gereken belgeler
İş kazası dosyalarının kaderi, çoğu zaman kaza sonrası ilk haftalarda üretilen belgelerle belirlenir:
- İş kazası bildirimi ve kurum kayıtları,
- İş güvenliği uzmanı ve işyeri hekimi kayıtları, risk değerlendirmesi, eğitim ve zimmet tutanakları,
- Kaza yerine ilişkin savcılık soruşturma dosyası ve varsa bilirkişi raporu,
- Kusur oranına ilişkin tespitler,
- Sağlık kayıtları ve maluliyet oranı raporu,
- Kazadan önceki dönem kazanç kayıtları — 2026 değişikliğinden sonra bu belge yalnız zararın büyüklüğünü değil, faizin hangi tarihten işleyeceğini de belirler.
Son kalem yeni bir önem kazanmıştır: kazancın "bilinen" olduğu dönemi belgeleyebilmek, faizin olay tarihinden yürümesini sağlar.
Tazminat davalarının genel çerçevesi için tazminat davaları sayfası, bedensel zarar hesabının benzer biçimde kurulduğu bir başka alan için doktor hatası tazminatı yazımız, hükmün tahsil aşaması için icra ve iflas hukuku sayfası ilgilidir.
Bu dosyayı nasıl açıyoruz
İlk çıktımız bir görüşme değil, yazılı bir hukuki değerlendirmedir. Bize şunları gönderirsiniz: iş kazası bildirimi ve kurum yazışmaları, varsa savcılık dosya numarası, maluliyet raporu, kazadan önceki kazanç kayıtları, işverenin iş güvenliği dokümantasyonundan elinizde olanlar ve dava öncesinde yapılmış her ödemenin tarihi ile tutarı.
Karşılığında kapsamı önceden belirlenmiş bir çalışma alırsınız: talebin arabuluculuğa tâbi olan ve olmayan kalemlere ayrılması, zamanaşımının hangi rejim üzerinden işlediği, hesabın "kazancın bilindiği" ve "bilinemediği" dönemler olarak nasıl bölüneceği ve yapılmış ara ödemelerin oransal mahsubunun sonucu nasıl etkileyeceği.
Ücretsiz danışma vermiyoruz. Bu dosya türünde ilk saat satış değil belge envanteridir; kusur ve kazanç belgeleri tamamlanmadan kurulan bir talep, sonradan düzeltilmesi en pahalı taleptir.
Sınırımızı açıkça yazalım: tazminat miktarını veya davanın sonucunu önceden taahhüt etmiyoruz. Miktar, maluliyet oranına, kusur dağılımına ve belgelenebilen kazanca bağlı olarak bilirkişi incelemesiyle belirlenir.




