"İşçilik alacaklarında zamanaşımı beş yıl" cümlesi yaygındır ve yarısı doğrudur. Kanun beş yıllık süreyi kapalı bir listeye bağlamıştır; listede olmayan kalemler bu süreye tâbi değildir. Üstelik listenin kendisi 2017'de yürürlüğe girmiştir ve öncesi için ayrı bir geçiş kuralı işler.
Aynı dosyada, aynı işçinin talepleri bu yüzden farklı sürelere ve — bir de — farklı usullere tâbi olabilir.
Beş yıllık listede ne var, ne yok
Dayanak, 4857 sayılı İş Kanunu'na 12/10/2017 tarihli 7036 sayılı Kanun'un 15. maddesiyle eklenen Ek Madde 3'tür:
"İş sözleşmesinden kaynaklanmak kaydıyla hangi kanuna tabi olursa olsun, yıllık izin ücreti ve aşağıda belirtilen tazminatların zamanaşımı süresi beş yıldır. a) Kıdem tazminatı. b) İş sözleşmesinin bildirim şartına uyulmaksızın feshinden kaynaklanan tazminat. c) Kötüniyet tazminatı. d) İş sözleşmesinin eşit davranma ilkesine uyulmaksızın feshinden kaynaklanan tazminat."
Listenin kapalı olması önemlidir. Ek Madde 3, tazminat kalemlerini tek tek sayar; fazla mesai ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti, hafta tatili ücreti, ücret alacağı gibi kalemler bu maddede yer almaz. Bu kalemlerin süresi Ek Madde 3'ten değil, Türk Borçlar Kanunu'nun dönemsel edimlere ilişkin hükümlerinden çıkar.
Yani "hepsi beş yıl" demek pratikte çoğu zaman aynı sonuca varsa da, dayanağı yanlış kurar — ve dayanak yanlış kurulduğunda, listede olmayan bir kalem tartışmaya açıldığında savunma dayanaksız kalır.
2017 çizgisi ve geçiş kuralı
Ek Madde 3 geçmişe dönük uygulanmaz. 4857 sayılı Kanun'a aynı düzenlemeyle eklenen Geçici Madde 8 (7036 sayılı Kanun m.16) iki kural koyar:
"Ek 3 üncü madde, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra sona eren iş sözleşmelerinden kaynaklanan yıllık izin ücreti ve tazminatlar hakkında uygulanır.
>
Ek 3 üncü maddede belirtilen yıllık izin ücreti ve tazminatlar için bu maddenin yürürlüğe girmesinden önce işlemeye başlamış bulunan zamanaşımı süreleri, değişiklikten önceki hükümlere tabi olmaya devam eder. Ancak, zamanaşımı süresinin henüz dolmamış kısmı, ek 3 üncü maddede öngörülen süreden uzun ise, ek 3 üncü maddede öngörülen sürenin geçmesiyle zamanaşımı süresi dolmuş olur."
Bu iki fıkra birlikte şu üçlü ayrımı üretir:
- İş sözleşmesi 12 Ekim 2017'den sonra sona ermişse → Ek Madde 3, yani beş yıl.
- Sözleşme öncesinde sona ermiş ve zamanaşımı o tarihten önce işlemeye başlamışsa → eski hükümler devam eder.
- Ancak eski hükümlere göre kalan sürenin uzunluğu beş yılı aşıyorsa → süre, beş yılın dolmasıyla dolar. Yani eski rejim, kalan süreyi beş yılla sınırlanmış olarak sürdürür.
Autocomplete'te sıkça sorulan "2017 öncesi" sorusunun cevabı budur: eski rejim tümüyle korunmaz, tavanı beş yıla çekilmiş biçimde korunur.
Arabuluculuk: aynı dosyada iki ayrı usul
7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 3. maddesinin birinci fıkrası, kanuna veya bireysel ya da toplu iş sözleşmesine dayanan işçi veya işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade talebiyle açılan davalarda arabulucuya başvurulmuş olmasını dava şartı sayar. 28/3/2023 tarihli 7445 sayılı Kanun'la eklenen cümleyle, bu alacak ve tazminatlarla ilgili itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davaları da kapsama girmiştir.
Buna karşılık aynı maddenin üçüncü fıkrası, iş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat ile bunlarla ilgili tespit, itiraz ve rücu davalarını kapsam dışında bırakır.
Sonuç: iş kazası geçirmiş bir işçinin kıdem ve ihbar tazminatı talebi arabuluculuğa tâbidir; aynı olaydan doğan iş kazası tazminatı değildir. Bu ayrımın ayrıntısı için iş kazası tazminat davası yazımıza bakılabilir.
Arabuluculuğa tâbi kalemlerde usul katıdır. 3/2. madde uyarınca anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslı veya arabulucu tarafından onaylanmış örneği dava dilekçesine eklenmelidir. Eklenmezse mahkeme, bir haftalık kesin süre içinde sunulması gerektiği ve aksi hâlde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderir; ihtarın gereği yerine getirilmezse dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın dava usulden reddedilir. Arabulucuya hiç başvurulmadan dava açıldığı anlaşılırsa, herhangi bir işlem yapılmaksızın dava şartı yokluğundan usulden reddedilir.
| Kıdem / ihbar / kötüniyet / eşit davranma tazminatı ve yıllık izin ücreti | İş kazası tazminatı | |
|---|---|---|
| Zamanaşımı dayanağı | 4857 Ek m.3 | TBK m.417/3 → sözleşmeye aykırılık |
| Süre | Beş yıl | On yıl (TBK m.146) |
| Arabuluculuk | Dava şartı (7036 m.3/1) | Uygulanmaz (7036 m.3/3) |
| Geçiş kuralı | 4857 Geçici m.8 — 12.10.2017 çizgisi | — |
Neden bu ayrımlar dosyayı belirliyor
Uygulamada üç sonuç doğurur:
Birincisi, tek bir arabuluculuk başvurusu her talebi karşılamaz. İş kazası tazminatı için arabuluculuk zorunlu olmadığından, o talep doğrudan dava edilebilir; ama aynı dilekçeye eklenen kıdem ve ihbar talepleri için tutanak aranır. Talepler tek dilekçede birleştirilecekse, arabuluculuk kapsamındaki kalemler bakımından tutanağın hazır olması gerekir.
İkincisi, süreler aynı anda işlemez. Beş yıllık süreye tâbi kıdem tazminatı zamanaşımına uğramışken, aynı olaydan doğan iş kazası tazminatı hâlâ süresinde olabilir. "Geç kaldım" değerlendirmesi kalem kalem yapılır.
Üçüncüsü, sözleşmenin sona erme tarihi çift yönlü belirleyicidir. Hem Ek Madde 3'ün uygulanıp uygulanmayacağını (12 Ekim 2017 çizgisi), hem de zamanaşımının başlangıcını belirler.
İşçilik alacaklarının tahsil aşaması ve icra takibiyle ilgili çerçeve için icra ve iflas hukuku, tazminat taleplerinin genel yapısı için tazminat davaları sayfası ilgilidir.
Bu dosyayı nasıl açıyoruz
İlk çıktımız bir görüşme değil, yazılı bir hukuki değerlendirmedir. Bize şunları gönderirsiniz: iş sözleşmesi, sözleşmenin sona erme tarihi ve şekli (fesih bildirimi, istifa, ihbar), bordrolar ve ödeme kayıtları, varsa arabuluculuk son tutanağı, ve talep ettiğiniz kalemlerin listesi.
Karşılığında kapsamı önceden belirlenmiş bir çalışma alırsınız: hangi kalemin Ek Madde 3 listesinde olduğu ve hangisinin olmadığı, 12 Ekim 2017 çizgisinin dosyanıza etkisi, Geçici Madde 8'in kalan süreyi nasıl sınırladığı, ve hangi taleplerin arabuluculuk kapsamında olduğu.
Ücretsiz danışma vermiyoruz. Bu dosya türünde ilk saat satış değil kalem ayrımıdır; taleplerin doğru kalemlere ayrılmadığı bir dilekçe, sonradan süre yönünden savunulamaz hâle gelebilir.
Sınırımızı açıkça yazalım: alacak miktarını veya davanın sonucunu önceden taahhüt etmiyoruz. Miktar, çalışma süresine, ücrete ve ispatlanabilen kayıtlara göre belirlenir.




