Takip kesinleşir, haciz için gidilir ve borçlunun üzerinde bir şey kalmamıştır: taşınmaz üç ay önce kardeşe geçmiş, araç eşin üzerine alınmış, şirketteki pay devredilmiştir. Tasarrufun iptali davası bu tabloyu çözmek için vardır. Ancak dava, sanıldığı gibi "devri iptal edip malı borçluya geri getiren" bir dava değildir — ve 24 Aralık 2025'te kabul edilen bir kanun değişikliği, en çok kullanılan maddesinin süresini yarıya indirmiştir.
Aşağıda üç şey ayrılıyor: davayı açabilmenin kanunî kapısı, üç iptal sebebinin birbirinden farklı süreleri, ve malın Karadağ gibi başka bir ülkede olduğu hâlde değişen tablo. Her madde numarası, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun mevzuat.gov.tr'deki güncel metninden ve Karadağ tarafında birincil kanun metinlerinden 3 Eylül 2026'da okunmuştur. Genel bilgilendirmedir; somut dosya değerlendirmesi değildir.
Kapı: aciz vesikası olmadan dava açılmıyor
İİK m. 277 davayı açabilecekleri iki bentte sayar: elinde muvakkat yahut kati aciz vesikası bulunan her alacaklı, ve iflas idaresi ile m. 245 ve m. 255/3 hâllerinde alacaklıların kendileri. Maddenin lafzı bir tercih değil bir şarttır — aciz vesikası yoksa dava dinlenmez.
Uygulamada bu kapıyı açan belge çoğu zaman ayrı bir "vesika" değil, haciz sırasında tutulan tutanaktır. İİK m. 105/1: haczi kabil mal bulunmazsa haciz tutanağı m. 143'teki aciz vesikası hükmündedir. m. 105/2 ise daha az bilinir ve daha çok işe yarar: haczedilen malların, icraca takdir edilen kıymete göre yetersiz olduğu anlaşılırsa tutanak muvakkat aciz vesikası yerine geçer ve alacaklıya m. 277'de yazılı hakları verir. Yani borçlunun üzerinde bir şey çıkması davayı kapatmaz; çıkanın alacağı karşılamaya yetmemesi kapıyı açar.
İİK m. 143/2 aynı sonucu tekrarlar: aciz vesikası ile m. 105'teki vesika borcun ikrarını içeren senet mahiyetindedir ve alacaklıya m. 277'deki hakları verir. Aynı maddenin dördüncü fıkrası hesabı doğrudan ilgilendiren bir sınır koyar: aciz vesikasında yazılı alacak miktarı için faiz istenemez. Üçüncü fıkraya göre ise alacaklı vesikayı aldığı tarihten bir sene içinde takibe teşebbüs ederse yeniden ödeme emri tebliği gerekmez.
Kanun metninin dışında, Yargıtay içtihadı bu davada aranan özel dava şartlarını genişletmiştir: gerçek bir alacağın varlığı, borçlu hakkında yürütülmüş bir icra takibi ve — kanun lafzında yer almayan bir şart olarak — tasarrufun borcun doğumundan sonra yapılmış olması. Bu son şartı aklınızda tutun; Karadağ bölümünde tam tersi bir kural karşınıza çıkacak.
24 Aralık 2025: m. 278 yeniden yazıldı, bağış penceresi iki yıldan bir yıla indi
İptal sebeplerinin en çok kullanılanı ivazsız tasarruflardır ve bu madde 2025 sonunda tamamen değişti. Yürürlükteki metin 7571 sayılı Kanun'un 2. maddesiyle getirilmiştir (kabul 24.12.2025); mevzuat.gov.tr'nin İİK'ya işlenen değişiklikler tablosuna göre yürürlük tarihi 25.12.2025'tir.
Değişikliğin üç sonucu var:
Süre yarıya indi ve sayacın başlangıcı değişti. Eski metin, hacizden veya iflasın açılmasından geriye doğru en eski alacağın doğduğu tarihe kadar uzanan kayan bir süre öngörüyor ve bunu "haciz veya aciz yahut iflastan evvelki iki seneyi geçemez" diye sınırlıyordu. Yeni metin bu formülü kaldırdı: alışılmış hediyeler dışında, geçici veya kesin aciz belgesinin ya da aciz belgesi niteliğinde olan haciz tutanağının düzenlendiği yahut iflasın açıldığı tarihten önceki bir yıl içinde yapılan bütün bağışlamalar ve ivazsız tasarruflar iptale tabidir. Sayaç artık hacze değil belgenin düzenlendiği güne bağlıdır — m. 105/2 tutanağının tarihi bu yüzden dosyanın en kritik tarihidir.
Bağış sayılan işlemlerin listesi genişledi ama karine çürütülebilir hâle geldi. Yeni (a) bendi altsoy ve üstsoyu, üçüncü derece dâhil kan hısımlarını, son bir yıl içinde evlilik birliği sona ermiş olsa bile eşi, üçüncü derece dâhil kayın hısımlarını, evlat edinenle evlatlığı ve ortak konutta yaşayan kişileri kapsıyor. Ancak bendin başındaki kayıt belirleyici: bu işlemler "gerçek değerine uygun olarak ivazlı olduğu ispatlanmadıkça" bağışlama sayılır. (b) bendi pek aşağı bir fiyatla yapılan sözleşmeleri, (c) bendi ömür boyu gelir, intifa hakkı ve ölünceye kadar bakma sözleşmelerini aynı mantıkla kapsıyor.
Bu ikinci sonuç tesadüf değil. Anayasa Mahkemesi 2018'de m. 278'in üçüncü fıkrasındaki "…neseben veya…" ibaresini, taraflara ispat imkânı tanımadan kesin olarak bağışlama sonucu bağladığı için Anayasa'nın 13, 35 ve 36. maddelerine aykırı bularak iptal etmişti (E.2018/9, K.2018/84). mevzuat.gov.tr'nin değişiklik tablosu, 9/5/2024 tarihli E:2023/200, K:2024/103 sayılı kararın da m. 278'i etkilediğini ve 22/7/2025'te yürürlüğe girdiğini kaydediyor. ⚠ Bu kararın metnine erişilemediği için hangi ibarenin iptal edildiğini yazmıyoruz. Doğrulanabilir olan şu: 2025 metni, karineleri ispatla çürütülebilir hâle getirerek bu içtihat çizgisine cevap veriyor.
Bir terminoloji uyumsuzluğu doğdu. Yeni m. 278 "iptale tabidir" diyor; oysa m. 277 hâlâ "tasarrufların butlanına hükmettirmek"ten, m. 284 "batıl tasarrufun vukuu tarihinden" söz ediyor ve m. 279 "yine batıldır" ifadesini koruyor. Bağlı maddeler güncellenmedi; uygulamanın bunu nasıl karşılayacağı henüz görülmedi.
Diğer iki sebep: acizden butlan ve zarar verme kastı
İİK m. 279 dört işlemi sayar ve hepsi için bir yıllık pencere öngörür: önceden taahhüt edilmiş hâller dışında mevcut bir borcu temin için verilen rehinler, para veya mutat ödeme vasıtaları dışında yapılan ödemeler, vadesi gelmemiş borç için yapılan ödemeler ve — 1988'de eklenen dördüncü bent — kişisel hakların kuvvetlendirilmesi için tapuya verilen şerhler. Maddenin son fıkrası davalıya bir kurtuluş yolu bırakır: borçlunun hâl ve vaziyetini bilmediğini ispat eden kimse aleyhine iptal davası dinlenmez.
İİK m. 280 en geniş sebeptir ve süresi farklı çalışır. Malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun alacaklılarına zarar verme kastıyla yaptığı tüm işlemler, bu durumun ve kastın işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hâllerde iptal edilebilir. Buradaki beş yıl geriye bakış süresi değildir: işlemin gerçekleştiği tarihten itibaren beş yıl içinde borçlu aleyhine haciz veya iflâs yoluyla takipte bulunulmuş olması gerekir.
Son iki fıkra şirketler için doğrudan işe yarar. Üçüncü şahıs borçlunun eşi, usul veya füruu, üçüncü dereceye kadar kan ve sıhri hısmı, evlat edineni veya evlatlığı ise borçlunun durumunu bildiği farz olunur. Ticari işletmenin ya da işyerindeki ticari emtianın tamamını veya mühim bir kısmını devralan kişinin ızrar kastını bildiği de kabul edilir; bu karine yalnız üç yoldan çürütülebilir: devir, satış veya terk tarihinden en az üç ay evvel keyfiyetin alacaklıya yazılı bildirilmesi; işyerinde görülebilir levha asılmasıyla birlikte Ticaret Sicili Gazetesi'nde ilan; ya da bu mümkün değilse bütün alacaklıların ıttılaını sağlayacak münasip vasıtalarla ilan.
| İptal sebebi | Kanun | Pencere ve sayacın başlangıcı | Karşı tarafın bilgisi aranıyor mu |
|---|---|---|---|
| İvazsız tasarruflar ve bağışlamalar | İİK m. 278 (7571 s. K. ile değişik, yür. 25.12.2025) | Aciz belgesinin veya aciz belgesi niteliğindeki haciz tutanağının düzenlendiği ya da iflasın açıldığı tarihten önceki 1 yıl | Hayır; ancak (a)-(c) bentlerinde gerçek değere uygun ivaz ispatlanırsa karine çürür |
| Acizden dolayı butlan (rehin, olağandışı ödeme, vadesiz ödeme, tapu şerhi) | İİK m. 279 | Hacizden, mal bulunmaması sebebiyle acizden veya iflasın açılmasından önceki 1 yıl | Evet; borçlunun hâlini bilmediğini ispat eden kurtulur (m. 279 son fıkra) |
| Zarar verme kastı | İİK m. 280 | Geriye bakış sınırı yok; işlem tarihinden itibaren 5 yıl içinde haciz veya iflas yoluyla takip şartı | Evet, ama hısımlarda bilgi farz olunur; ticari işletme devrinde ızrar kastı karine |
| Karadağ'da: pobijanje dužnikovih pravnih radnji | ZOO čl. 287-292 (123/24 dâhil metin) | Tasarruf tarihinden 3 yıl; çl. 292/3'e göre alacaklının bildirimi süreyi keser | İvazlıda çift taraflı; bağışta üçüncü kişinin bilgisi hiç aranmaz (čl. 288/3) |
Usul: basit yargılama, ihtiyati haciz ve davanın gerçek sonucu
İİK m. 281/1 iptal davalarının basit yargılama usulü ile görüleceğini ve hâkimin ihtilafları hâl ve şartları gözönünde tutarak serbestçe takdir edeceğini söyler. İkinci fıkra alacaklının en güçlü aracıdır: hâkim, iptale tabi tasarrufların konusu olan mallar hakkında alacaklının talebi üzerine ihtiyati haciz kararı verebilir; teminatın lüzum ve miktarını mahkeme takdir eder. Tek istisna açıkça yazılıdır — dava elden çıkarılmış malların yerine geçen kıymete ilişkinse teminat göstermeksizin ihtiyati haciz verilemez. Üçüncü fıkra ise çoğu dosyayı sessizce bitirir: davalılardan herhangi biri davacının alacağını öderse dava reddolunur.
İİK m. 282 davalıları sayar — borçlu, borçluyla hukuki muamelede bulunan veya kendisine ödeme yapılan kimseler, bunların mirasçıları ve kötü niyetli üçüncü şahıslar — ve sınırı da koyar: iptal davası iyi niyetli üçüncü şahısların haklarını ihlal etmez.
Davanın sonucu İİK m. 283'te yazılıdır ve en çok yanlış anlaşılan noktadır. Davacı, dava sabit olduğunda o mal üzerinde cebri icra yoluyla hakkını alma yetkisi elde eder; dava konusu taşınmazsa, davalı üçüncü şahıs üzerindeki kaydın tashihine mahal olmadan haciz ve satış isteyebilir. Tapu borçlunun adına dönmez; alacaklı, üçüncü kişinin adına kayıtlı taşınmazı sattırma yetkisi kazanır. Üçüncü şahıs malı elinden çıkarmışsa, bu değerler nispetinde ve davacının alacağından fazla olmamak üzere nakden tazmine mahkûm edilir; kendisine bağış yapılan iyi niyetli kişi ise yalnızca dava zamanında elinde bulunan miktarı geri vermekle yükümlüdür.
İİK m. 284 süreyi kapatır: iptal davası hakkı, batıl tasarrufun vukuu tarihinden itibaren beş sene geçmekle düşer. Bu bir hak düşürücü süredir; zamanaşımı gibi kesilmez ve mahkemece resen dikkate alınır.
Zorunlu arabuluculukta kesin bir cevap yazmıyoruz. Dava, malın aynına değil alacağın tahsiline yönelen şahsi nitelikte bir davadır ve kural olarak dava şartı arabuluculuğa tabi görülmemektedir; ancak ticari sayılan bazı uyuşmazlıklarda bölge adliye mahkemelerinin aksi yönde kararları vardır. Dilekçe verilmeden önce dosyanın kendi niteliğine bakılmalıdır.
Borçlunun taşıdığı mal Karadağ'daysa: dört kural değişiyor
Türk alacaklısının en büyük hatası, Türk refleksini olduğu gibi uygulamaktır. Karadağ'ın karşılığı Zakon o obligacionim odnosima m. 287-292'deki pobijanje dužnikovih pravnih radnji'dir; aşağıdakiler kanunun 123/24 sayılı değişikliği içeren konsolide metninden okunmuştur ("Sl. list CG" 047/08, 004/11, 022/17, 123/24 od 23.12.2024).
Aciz vesikası kapısı yok. ZOO čl. 287/1, alacağı muaccel olan her alacaklının borçlunun alacaklılara zarar veren hukuki işlemini pobijanje edebileceğini söyler; aciz belgesi, kesinleşmiş takip ya da haciz tutanağı aranmaz. Türkiye'de kapıyı açan takip aşaması Karadağ'da yoktur.
"Borç doğmadan önce devrettim" savunması kanun lafzıyla çürüyor. Aynı fıkra alacağın "i bez obzira kad je nastalo" — ne zaman doğduğuna bakılmaksızın — korunduğunu yazar. Türk uygulamasının aradığı "tasarrufun borcun doğumundan sonra olması" şartının burada tam tersi geçerlidir. Çl. 287/2 zararı tanımlar (işlem sonucunda borçlunun alacağı karşılamaya yeterli malı kalmaması), çl. 287/3 ise ihmali de hukuki işlem sayar: bir hakkı kullanmamak, imzalamak kadar çürütülebilir.
Bağışta karşı tarafın bilgisi hiç aranmaz. Čl. 288/1 ivazlı tasarruflarda çift taraflı ve "bildiği veya bilebileceği" ölçütünü arar. Čl. 288/2 karine getirir: üçüncü kişi borçlunun eşi, aynı cinsten yaşam birliği partneri, düz hatta kan hısmı, yan hatta dördüncü dereceye kadar hısmı veya aynı derecede sıhri hısmıysa bilgi varsayılır. (Partner ibaresi 123/24 ile eklenmiştir; bayat metinle çalışan bir dilekçe eksik liste verir.) Čl. 288/3 ise en sert hükümdür: ivazsız tasarruflarda borçlunun bildiği kabul edilir ve üçüncü kişinin bilgisi hiç aranmaz. Čl. 288/4 mirastan feragati de ivazsız tasarruf sayar. Čl. 289 yalnız mutat, ödül ve şükran hediyelerini — borçlunun malî gücüyle orantılı olmak şartıyla — dışarıda bırakır.
Süre üç yıl, ama bildirimle kesiliyor. Čl. 292/1-2 davanın tasarruf tarihinden itibaren üç yıl içinde açılmasını ister. Čl. 292/3 Türk hukukundaki hak düşürücü sürenin karşılığı olmayan bir imkân verir: alacaklı, aleyhine dava açılabilecek kişiye pobijanje niyetini bildirirse süre kesilir. Türkiye'de m. 284'ün beş yılı sessizce dolar; Karadağ'da üç yıl, yazılı bir bildirimle durdurulabilir.
İki sistem sonuçta ise beklenenden çok benziyor. ZOO čl. 291 kararın etkisini yalnız davacıya karşı ve yalnız alacağı karşılayacak ölçüde sınırlar — İİK m. 283'ün "kaydın tashihine mahal olmadan" formülüyle aynı mantık. Čl. 290/4 davalıya borcu ödeyerek kurtulma imkânı verir; m. 281/3'ün eşi. Čl. 290/3 ise Türk metninde açık karşılığı olmayan bir zincir kurar: üçüncü kişi malı ivazlı devretmişse alt-kazanan ancak kötü niyetliyse, ivazsız devretmişse bilmese dahi dava edilebilir. Bağışı ikinci kez devretmek onu temizlemiyor.
Son bir katman: borçlu şirket hakkında stečaj (iflas) açılırsa pencereler uzar. Zakon o stečaju čl. 126 zarar verme kastıyla yapılan işlemler, čl. 127/1 ise ivazsız veya önemsiz ivazlı işlemler için beş yıl öngörür (konsolide metin: "Sl. list CG" 1/2011, 53/2016, 32/2018 ve 62/2018 — Anayasa Mahkemesi kararları — ve 1/2022). Bir bağış iflas dışında üç yılda güvene girerken, iflas gelirse beş yıl açık kalır.
Davayı nerede açmak gerekir
Karadağ Zakon o međunarodnom privatnom pravu m. 119, taşınmaz Karadağ'daysa ve dava konusu o taşınmaz üzerindeki aynî hak veya kira ise Karadağ mahkemesini münhasır yetkili sayar; m. 144, münhasır yetki bulunan konuda verilmiş yabancı kararın tanınmayacağını söyler.
⚠ Burada dürüst bir belirsizlik var: pobijanje davası čl. 291 uyarınca nispî etkili şahsi bir davadır, aynî hak davası değildir; m. 119'un onu kapsayıp kapsamadığı metinden kesin çıkmıyor ve yerleşik bir uygulama tespit edilemedi — kesin hüküm yazmıyoruz. Pratik tablo yine de nettir: sonuç Karadağ'daki taşınmazın orada haczedilip satılması olacağından, davanın Karadağ'da açılması tartışmayı baştan bertaraf eder. Ayrıca ZMPP'nin tanıma bölümünde karşılıklılık koşulu yoktur — kanunda "uzajamnost" yalnız m. 140'ta, yargı gideri muafiyeti için geçer. Bu, 5718 sayılı MÖHUK m. 54/1-a uyarınca Türk mahkemelerinde aranan karşılıklılıkla asimetri doğurur; ayrıntısı Karadağ'da ticari uyuşmazlık ve alacak takibi sayfasında.
Dosyanızda hangi tarih kritik
Bu davada kaybedilen dosyaların çoğu delil değil takvim yüzünden kaybedilir. Üç tarihi bugün çıkarın: alacağın doğduğu tarih, tasarrufun yapıldığı tarih, ve aciz belgesinin ya da aciz belgesi niteliğindeki haciz tutanağının düzenlendiği tarih. m. 278'in bir yıllık penceresi üçüncü tarihe, m. 280'in beş yılı ve Karadağ'daki üç yıl ikinci tarihe bağlıdır.
Tasarruf belgesini, takip dosyanızı ve bu üç tarihi bize gönderin; hangi maddenin hangi pencereyle açık olduğunu ve malın bulunduğu ülkeye göre nerede dava açılması gerektiğini yazılı olarak ortaya koyalım. İcra ve iflas tarafındaki çalışmamızı İcra ve İflas Hukuku sayfasında, takibin kendisini şirketler için icra takibi ve icra takibine itiraz ve itirazın iptali yazılarında, borçlu şirketin kapanmaya çalıştığı hâli ise Karadağ'da pasif şirket ve şirket kapatma yazısında anlattık.




