Türkiye'ye yatırım yapan bir grubun hukuk ihtiyacı çoğu zaman iki katmanlıdır: kendi ülkesinin hukuku ile Türk hukuku. Yurt dışı merkezli bir hukuk bürosunun Türkiye'de ofis açması mümkündür — ancak bu ofisin ne yapabileceği, 19/3/1969 tarihli ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 44 üncü maddesinde tek bir cümleyle sınırlandırılmıştır. Bu sınırın kapsamı, çoğu kişinin sandığından geniştir: yalnız yabancı avukatları değil, o ortaklıkta çalışan Türk avukatları da bağlar.
Aşağıdaki çerçeve 7 Eylül 2026 tarihinde mevzuat.gov.tr üzerindeki güncel 1136 sayılı Kanun metninden doğrulanmıştır.
Baroya kayıt: kapı zaten kapalı
Çerçeveyi anlamak için önce 3 üncü maddeye bakmak gerekir. Avukatlık mesleğine kabul edilebilmek için aranan ilk şart "Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmak"tır. Diğer şartlar Türk hukuk fakültesinden mezuniyet — veya yabancı hukuk fakültesi mezunu olup Türkiye programlarına göre noksan derslerden başarılı sınav vermek —, avukatlık stajının tamamlanması, levhasına yazılmak istenen baro bölgesinde ikametgâh ve Kanuna göre avukatlığa engel bir hâlin bulunmamasıdır.
4 üncü madde bir istisna tanır ama kapıyı yabancılara açmaz: Türk vatandaşları ve Türk uyruğuna kabul olunanlardan yabancı hukuk fakültesi mezunu olup geldiği yerde dört yıl süreyle hâkimlik, savcılık veya avukatlık yapmış olanlar, noksan derslerden sınav vermek ve Türkçeyi iyi bildikleri bir sınavla anlaşılmak kaydıyla staj şartından muaf tutulur. Yani muafiyet uyruk şartını değil, staj şartını kaldırır.
Bunun karşısında 35 inci maddedeki tekel hükmü durur: "Kanun işlerinde ve hukuki meselelerde mütalaa vermek, mahkeme, hakem veya yargı yetkisini haiz bulunan diğer organlar huzurunda gerçek ve tüzel kişilere ait hakları dava etmek ve savunmak, adli işlemleri takip etmek, bu işlere ait bütün evrakı düzenlemek, yalnız baroda yazılı avukatlara aittir."
Dikkat edilmesi gereken nokta, tekelin yalnız duruşmayı değil hukuki mütalaa vermeyi de kapsamasıdır. Yabancı ortaklığın faaliyet alanı bu cümleyle çizilir.
Kırk dördüncü maddenin dört cümlesi
44 üncü maddenin (B) bendi, avukatlık ortaklığını düzenledikten sonra yabancı ortaklıklara ilişkin dört cümle içerir. Her biri ayrı bir sonuç doğurur.
Birinci cümle — kuruluş yolu ve konu sınırı. "Yabancı sermayeyi teşvik mevzuatı çerçevesinde Türkiye'de faaliyet göstermek isteyen yabancı avukatlık ortaklıkları, bu Kanuna ve avukatlık ortaklığı düzenlemesine uygun olarak kurulmak koşuluyla, yalnızca yabancı hukuklar ve milletlerarası hukuk konularında danışmanlık hizmeti verebilirler."
Üç unsur birlikte okunmalıdır: kuruluş yabancı sermaye mevzuatı çerçevesinde olur; yapı, Kanundaki avukatlık ortaklığı düzenlemesine uygun kurulmalıdır; ve faaliyet iki konuyla sınırlıdır — yabancı hukuklar ve milletlerarası hukuk. Türk hukuku konusunda danışmanlık bu cümlenin dışındadır.
İkinci cümle — sınırın kişi bakımından kapsamı. "Bu sınırlama yabancı avukatlık ortaklığında çalışan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı ya da yabancı avukatları da kapsar."
Uygulamada en çok yanlış anlaşılan hüküm budur. Baroya kayıtlı, Türk vatandaşı bir avukat, kendi başına Türk hukuku konusunda mütalaa verebilir; ancak yabancı avukatlık ortaklığında çalışırken aynı sınıra tabidir. Sınır, avukatın niteliğine değil, çalıştığı yapıya bağlanmıştır.
Üçüncü cümle — baro kaydı şartının kaldırılması. "Bu nev'i avukatlık ortaklıkları için ortakların baroya kayıtlı olması şartı aranmaz." Olağan avukatlık ortaklığı, aynı ilde kurulu barolardan herhangi birine kayıtlı birden çok avukat tarafından kurulur; yabancı ortaklıkta bu şart aranmaz. Konu sınırının karşılığı budur: baro kaydı istenmediği için Türk hukuku alanı da kapalıdır.
Dördüncü cümle — mütekabiliyet. "Bu kuralın uygulanması mütekabiliyet esasına bağlıdır." Yani ilgili yabancı ülkenin Türk avukatlık ortaklıklarına benzer bir imkân tanıyıp tanımadığı, kuruluş aşamasında ayrıca değerlendirilecek bir unsurdur.
| Konu | Kural | Dayanak |
|---|---|---|
| Baroya kabul | TC vatandaşı olmak şart | m.3/a |
| Tekel | Mütalaa dâhil, yalnız baroda yazılı avukatlara ait | m.35/1 |
| Yabancı ortaklığın konusu | Yalnız yabancı hukuklar ve milletlerarası hukuk | m.44/B |
| Sınırın kapsamı | Ortaklıkta çalışan TC vatandaşı avukatı da bağlar | m.44/B |
| Baro kaydı | Yabancı ortaklık ortakları için aranmaz | m.44/B |
| Uygulama şartı | Mütekabiliyet | m.44/B |
Yapı: ticari değil, sınırsız sorumlu
Yabancı ortaklık "bu Kanuna ve avukatlık ortaklığı düzenlemesine uygun olarak" kurulacağından, olağan avukatlık ortaklığına ilişkin kuralların çoğu onun için de geçerlidir. Bunlar, ticaret şirketi mantığıyla kurulmuş bir yapıdan beklenmeyecek kısıtlar içerir.
Nitelik. Avukatlık ortaklığı bir tüzel kişiliktir; ancak "çalışması meslek çalışması olup, ticarî sayılmaz ve vergilendirme bakımından şahıs şirketlerine ilişkin hükümler uygulanır." Unvan, bir ya da birkaç ortağın ad ve/veya soyadına "(Avukatlık Ortaklığı)" ibaresi eklenerek belirlenir.
Tüzel kişiliğin doğumu. Ana sözleşmesi tip ana sözleşmeye uygun düzenlenen ortaklık, "kurucularının kayıtlı bulunduğu baro yönetim kurulu tarafından Baro Avukatlık Ortaklığı Siciline yazılmasıyla tüzel kişilik kazanır." Yazılma istemi ancak Kanuna ve tip ana sözleşmeye aykırılık gerekçesiyle reddedilebilir; ana sözleşmenin bir örneği Türkiye Barolar Birliğine gönderilir.
Pay devri. Ortaklık payları ve oranları serbestçe belirlenir, ancak pay "ancak ortaklara veya avukat olan üçüncü kişilere devredilebilir." Pay devrinin sözleşmeyle yasaklanması, ortakların devre onay vermemesi, mirasçının avukat olmaması veya ortaklığı kabul etmemesi, ortağın emeklilik ya da sağlık nedeniyle avukatlığı bırakması, baro levhasından silinmesi, meslekten çıkması veya çıkarılması ya da paya haciz konulması hâlinde pay, gerçek değeri üzerinden diğer ortaklarca payları oranında alınır; bu işlemler üç ay içinde sonuçlandırılmazsa yönetmelikteki tasfiye hükümleri uygulanır.
Yasaklar. Ortaklık "amacın dışında hak ve mal edinemez, üçüncü kişilerle ortaklık kuramaz, tüzel kişilerin paylarını alamaz." Ortaklar ise birden fazla avukatlık ortaklığının ortağı olamaz, ortaklığın bürosu dışında büro edinemez ve bağımsız olarak dava ve iş takip edemez. Bir yatırım holdingi içinde konumlandırılmış bir hukuk yapısı bu hükümlerle bağdaşmaz.
Sorumluluk. "Avukatlık ortaklığı; ortaklarının ve çalışan avukatların ortaklık ile ilgili her türlü işlem, eylem ve borçlarından dolayı bunlarla birlikte müştereken ve müteselsilen sınırsız sorumludur." Sermaye şirketlerindeki sınırlı sorumluluk burada yoktur.
Defterler. Ortaklık; iş ve dava defteri, pay defteri, karar defteri, gelir-gider defteri ve demirbaş defteri tutmak zorundadır; defter ve kayıtların tutulmasından yönetim ve temsille görevli ortak sorumludur. Vekâletnameler ortaklık adına düzenlenir; ortaklık, işi veya davayı takip edecek avukatlara yetki belgesi verir.
🔴 Bir usul hükmü ise güncelliğini yitirmiş görünmektedir. 44 üncü maddenin (B)-(b) alt bendi, ortaklar arasındaki ve pay devir bedeline ilişkin uyuşmazlıkların "bu Kanunun 167 nci maddesinde tanımlanan hakem kurulu" tarafından çözümleneceğini söyler. Oysa 167 nci madde, Anayasa Mahkemesinin 3/3/2004 tarihli ve E.:2003/98, K.:2004/31 sayılı Kararı ile iptal edilmiştir. Ortaklık ana sözleşmesi hazırlanırken uyuşmazlık çözümü hükmünün bu iptali dikkate alarak yazılması gerekir.
Sınırı aşmanın yaptırımı: 2025'te yenilenen disiplin rejimi
Konu sınırına uyulmamasının karşılığı disiplin hukukundadır ve bu bölüm 24/12/2025 tarihli ve 7571 sayılı Kanun ile yeniden yazılmıştır; değişiklikler 25/12/2025 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Kanunun 134, 135 ve 136 ncı maddeleri başlıklarıyla birlikte değiştirilmiştir.
135 inci maddenin yeni hâline göre avukatlar hakkında uygulanacak disiplin cezaları uyarma, kınama, para cezası, işten çıkarma ve meslekten çıkarmadır. Para cezasını gerektiren hâller sayılırken (c) bendinde açıkça şu yer alır: "Yabancı avukatlık ortaklıklarıyla ilgili bu Kanunda yer alan sınırlamalara uymamak."
Para cezasının çerçevesi de maddededir: "yirmi bin Türk Lirası ila iki yüz bin Türk Lirası arasında belirlenecek bir paranın disiplin soruşturmasını yürüten baroya ödenmesidir."
🔴 Bu rakamlar sabit değildir. Maddenin kendi cümlesiyle: bu cezalar her yıl, bir önceki yıla ilişkin olarak 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun mükerrer 298 inci maddesi uyarınca tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında, takvim yılı başından geçerli olmak üzere artırılarak uygulanır. Güncel tutar için ilgili yılın oranı esas alınmalıdır.
Disiplin cezası ortaklığı da hedef alabilir: işten çıkarma, "avukatın veya avukatlık ortaklığının üç aydan az ve iki yıldan fazla olmamak üzere meslekî faaliyetten yasaklanmasıdır."
Tekerrür rejimi de 7571 ile yeniden düzenlenmiştir. 136 ncı maddeye göre, herhangi bir disiplin cezası kesinleştikten sonra beş yıl içinde yeni bir fiil işlenirse Kanunda öngörülen cezanın bir derece ağır olanı uygulanır. İlk defa verilen uyarma cezasının kesinleşmesinden itibaren beş yıl içinde işten çıkarma gerektiren bir fiil işlenirse meslekten çıkarma yerine işten çıkarmanın üst haddi uygulanır. Bir defa işten çıkarma cezası alan avukat, beş yıl içinde en az kınama gerektiren bir fiil işlerse meslekten çıkarılır. Buna karşılık, meslekten çıkarmayı gerektiren hâller hariç olmak üzere, ilk defa disiplin cezası gerektiren bir fiil işleyen avukata bir derece hafif ceza uygulanabilir.
Savunma hakkı bakımından 137 nci madde bir asgari süre koyar: isnat olunan hususun avukata açıkça ve yazılı olarak bildirilmesi, yazılı savunmasının istenmesi ve bu savunma için en az on günlük bir süre tanınması zorunludur.
| Konu | Kural | Dayanak |
|---|---|---|
| Cezalar | Uyarma · kınama · para cezası · işten çıkarma · meslekten çıkarma | m.135 (7571/6) |
| Sınırın ihlali | Para cezası — 20.000–200.000 TL | m.135/3-(c) |
| Tutarın güncellenmesi | VUK mük. m.298 yeniden değerleme oranı | m.135/3 |
| İşten çıkarma | Avukatın veya ortaklığın 3 ay – 2 yıl faaliyet yasağı | m.135/4 |
| Tekerrür | 5 yıl içinde bir derece ağır | m.136 (7571/7) |
| Savunma | En az on gün | m.137 |
İki yapı arasındaki fark ve şirketin avukat bulundurma zorunluluğu
Kanun, birden çok avukatın bir arada çalışması için iki ayrı yapı tanır ve yabancı ortaklık bunlardan yalnız ikincisine dayanabilir.
Ortak avukat bürosu (m.44/A), birden çok avukatın meslekî çalışmalarını bir büroda yürütmesidir. Bu birlikteliğin tüzel kişiliği yoktur ve yapılan iş ticarî sayılmaz; avukatlardan biri ya da birkaçının ad ve/veya soyadının yanında "(Avukatlık Bürosu)" ibaresinin kullanılması zorunludur. Karşılıklı hak ve yükümlülükler, gelir ve giderlerin paylaşılması, büro yönetimi ve birlikteliğin sona ermesi taraflarca belirlenir ve yazılı olarak kayıtlı oldukları baroya bildirilir.
Avukatlık ortaklığı (m.44/B) ise tüzel kişiliği olan yapıdır ve 44 üncü maddedeki yabancı ortaklık hükmü açıkça bu yapıya gönderme yapar. Yabancı bir büro için tercih meselesi değildir: Kanun metni "avukatlık ortaklığı düzenlemesine uygun olarak kurulmak" koşulunu arar.
Yatırımcı tarafını doğrudan ilgilendiren bir hüküm de 35 inci maddenin üçüncü fıkrasındadır. Dava açma yeteneği olan herkes kendi davasına ait evrakı düzenleyebilir ve işini bizzat takip edebilir; ancak Türk Ticaret Kanunu'nda öngörülen esas sermaye miktarının beş katı veya daha fazla esas sermayesi bulunan anonim şirketler ile üye sayısı yüz veya daha fazla olan yapı kooperatifleri sözleşmeli bir avukat bulundurmak zorundadır. Bu fıkraya aykırı davranan kuruluşlara, Cumhuriyet savcısı tarafından sözleşmeli avukat tayin etmedikleri her ay için, sanayi sektöründe çalışan on altı yaşından büyük işçiler için suç tarihinde yürürlükte bulunan asgarî ücretin iki aylık brüt tutarı kadar idarî para cezası verilir.
🔴 Bu fıkradaki atıf da güncellik ister: metin "Türk Ticaret Kanununun 272 nci maddesinde ön görülen esas sermaye miktarı" der. Bu numaralandırma, hükmün yazıldığı dönemde yürürlükte olan 6762 sayılı (mülga) Türk Ticaret Kanunu'na aittir; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'ndaki karşılığı ve güncel asgarî sermaye tutarı ayrıca esas alınmalıdır. Ceza tutarı ise asgarî ücrete endekslidir ve her yıl kendiliğinden değişir.
Türkiye'de kurulacak bir yatırım şirketinin sermaye yapısı bu eşiğin üstündeyse, sözleşmeli avukat bulundurma yükümlülüğü kuruluşla birlikte doğar — ve bu yükümlülük yabancı avukatlık ortaklığından alınacak danışmanlıkla karşılanamaz, çünkü o ortaklığın konusu yabancı hukuklar ve milletlerarası hukukla sınırlıdır.
Sonuç
Türkiye'de ofis açmak isteyen bir yabancı hukuk bürosu için tablo nettir. Yapı kurulabilir: yabancı sermaye mevzuatı çerçevesinde, Kanundaki avukatlık ortaklığı düzenlemesine uygun olarak ve mütekabiliyet şartıyla. Konu sınırlıdır: yalnızca yabancı hukuklar ve milletlerarası hukuk konularında danışmanlık; Türk hukuku alanı 35 inci maddedeki tekelin içindedir. Sınır kişiye göre gevşemez: ortaklıkta çalışan Türk vatandaşı avukat da aynı sınıra tabidir. Yapı ticari değildir: sorumluluk müteselsil ve sınırsızdır, ortaklık tüzel kişilerin paylarını alamaz ve üçüncü kişilerle ortaklık kuramaz.
Yaptırım tarafı ise 24/12/2025 tarihli ve 7571 sayılı Kanun'la yenilenmiştir: sınırlamalara uymamak açıkça para cezası sebebi olarak sayılmış, tutar yeniden değerleme oranına bağlanmış ve işten çıkarma cezası ortaklığın kendisi hakkında da uygulanabilir kılınmıştır.
Yabancı hak sahibinin Türkiye'de temsil edilme zorunluluğunun sınai mülkiyetteki karşılığı için marka ve patent vekili zorunluluğu yazımıza, mühendislik ve mimarlıkta yabancıların meslek icrası için yabancı mühendis ve mimar yazımıza, sağlıkta aynı sorunun cevabı için yabancı hekim ve diş hekimi yazımıza bakılabilir.
Bu çerçeve genel bilgilendirme amaçlıdır; kuruluş aşamasında mütekabiliyetin varlığı ve tip ana sözleşme şartları Türkiye Barolar Birliği düzenlemelerinden doğrulanmalıdır.



