Vekâlet ilişkisini sona erdirmek için haklı sebep aramaya gerek yoktur. Türk Borçlar Kanunu bunu açıkça söyler:
"Vekâlet veren ve vekil, her zaman sözleşmeyi tek taraflı olarak sona erdirebilir. Ancak, uygun olmayan zamanda sözleşmeyi sona erdiren taraf, diğerinin bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür." (m.512)
İki cümle birlikte okunmalıdır: sona erdirme serbesttir, ama zamanı yanlışsa tazminat doğurur. Uyuşmazlıkların çoğu "azil geçerli mi" üzerinde değil, "zaman uygun muydu" üzerinde yürür.
İkinci sık uyuşmazlık ise yetki kapsamıdır: vekilin bazı işlemleri özel yetki olmadan yapması mümkün değildir.
Vekâletin kapsamı ve özel yetki gerektiren işlemler
m.502/1: vekâlet sözleşmesi, vekilin vekâlet verenin bir işini görmeyi veya işlemini yapmayı üstlendiği sözleşmedir.
m.502/2: vekâlete ilişkin hükümler, niteliklerine uygun düştükleri ölçüde, bu Kanunda düzenlenmemiş olan işgörme sözleşmelerine de uygulanır. Bu nedenle vekâlet, adı konmamış hizmet ve işgörme ilişkilerinin artık rejimidir.
m.502/3: sözleşme veya teamül varsa vekil ücrete hak kazanır. Ücret, vekâletin zorunlu bir unsuru değildir.
m.504/1-2: vekâletin kapsamı sözleşmede açıkça gösterilmemişse görülecek işin niteliğine göre belirlenir ve vekâlet, üstlenilen işin görülmesi için gerekli hukuki işlemleri yapma yetkisini de kapsar.
🔴 m.504/3 — özel yetki listesi. Vekil, özel olarak yetkili kılınmadıkça şunları yapamaz:
- dava açamaz, sulh olamaz, hakeme başvuramaz,
- iflas, iflasın ertelenmesi ve konkordato talep edemez,
- kambiyo taahhüdünde bulunamaz,
- bağışlama yapamaz, kefil olamaz,
- taşınmazı devredemez ve bir hak ile sınırlandıramaz.
Bu liste, vekâletnamelerin neden kalem kalem yazıldığını açıklar: genel vekâletname bu işlemleri kapsamaz.
⚠ Bir not: madde metni "iflasın ertelenmesi" talebini de saymaya devam etmektedir. Ancak iflasın ertelenmesi kurumu, İcra ve İflas Kanunu'nun 179/a ve 179/b maddelerinin 28/2/2018 tarihli 7101 sayılı Kanun'la yürürlükten kaldırılmasıyla ortadan kalkmıştır. Bugün ödeme güçlüğündeki şirketler bakımından yol konkordatodur; ayrıntısı için iflas yoluyla takip ve doğrudan iflas yazımıza bakınız.
Talimat: uymak asıl, ayrılmak istisna
m.505/1: vekil, vekâlet verenin açık talimatına uymakla yükümlüdür. Ancak izin alma imkânı bulunmadığında, durumu bilseydi onun da izin vereceği açık olan hâllerde vekil talimattan ayrılabilir.
⚠ m.505/2: bunun dışındaki durumlarda vekil talimattan ayrılırsa, "bundan doğan zararı karşılamadıkça işi görmüş olsa bile, vekâlet borcunu ifa etmiş olmaz."
Yani işin sonucu iyi olsa dahi, talimata aykırılıktan doğan zarar karşılanmadıkça ifa gerçekleşmiş sayılmaz.
Şahsen ifa, sadakat ve özen ölçüsü
m.506/1: vekil, vekâlet borcunu bizzat ifa etmekle yükümlüdür. İşi başkasına yaptırabilmesi için yetki verilmiş olması ya da durumun zorunlu kılması veya teamülün mümkün kılması gerekir.
m.506/2: vekil, üstlendiği iş ve hizmetleri vekâlet verenin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle yürütmekle yükümlüdür.
🔑 m.506/3 — özen ölçüsü: "Vekilin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alanda iş ve hizmetleri üstlenen basiretli bir vekilin göstermesi gereken davranış esas alınır."
Ölçüt öznel değil objektiftir: vekilin kendi imkânları değil, aynı alanda çalışan basiretli bir vekilin davranışı esas alınır.
Vekâlet verenin borçları
m.510/1: vekâlet veren, vekâletin gereği gibi ifası için vekilin yaptığı giderleri ve verdiği avansları faiziyle birlikte ödemek ve yüklendiği borçlardan onu kurtarmakla yükümlüdür.
m.510/2: vekil, vekâletin ifası sebebiyle uğradığı zararın giderilmesini vekâlet verenden isteyebilir. ⚠ Ancak vekâlet veren, kusuru bulunmadığını ispat ederek bu sorumluluktan kurtulabilir.
Vekilin iflası hâlinde vekâlet verenin korunması
m.509, uygulamada az bilinen ama güçlü bir koruma sağlar.
m.509/1: vekilin, kendi adına ve vekâlet veren hesabına gördüğü işlerden doğan üçüncü kişilerdeki alacağı, vekâlet verenin vekile karşı bütün borçlarını ifa ettiği anda kendiliğinden vekâlet verene geçer.
m.509/2: vekilin iflası hâlinde vekâlet veren, bu alacağın kendisine geçmiş olduğunu iflas masasına karşı da ileri sürebilir.
m.509/3: vekâlet veren, vekilin kendi adına ve vekâlet veren hesabına edinmiş olduğu taşınır eşyanın iflas masasından ayrılarak kendisine verilmesini isteyebilir. Vekilin sahip olduğu hapis hakkından iflas masası da yararlanır.
Sona erme: her zaman, ama zamanı önemli
🔴 m.512: vekâlet veren ve vekil her zaman sözleşmeyi tek taraflı olarak sona erdirebilir; uygun olmayan zamanda sona erdiren taraf diğerinin bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür.
Bu, azil ve istifanın geçerliliğini değil, sonucunu düzenler. Azil her hâlde geçerlidir; tartışma tazminat üzerinedir.
| Sona erme sebebi | Sonuç |
|---|---|
| Tek taraflı sona erdirme (azil/istifa) | Her zaman mümkün; uygun olmayan zamanda ise zarar tazmini (m.512) |
| Ölüm, ehliyet kaybı, iflas | Aksi anlaşılmadıkça kendiliğinden sona erer (m.513/1) |
| Tüzel kişinin sona ermesi | Aynı kural uygulanır (m.513/1) |
m.513/1: sözleşmeden veya işin niteliğinden aksi anlaşılmadıkça sözleşme, vekilin veya vekâlet verenin ölümü, ehliyetini kaybetmesi ya da iflası ile kendiliğinden sona ermiş olur. Bu hüküm, taraflardan birinin tüzel kişi olması durumunda tüzel kişiliğin sona ermesinde de uygulanır.
🔑 m.513/2 — devam yükümlülüğü: "Vekâletin sona ermesi vekâlet verenin menfaatlerini tehlikeye düşürüyorsa, vekâlet veren veya mirasçısı ya da temsilcisi, işleri kendi başına görebilecek duruma gelinceye kadar, vekil veya mirasçısı ya da temsilcisi, vekâleti ifaya devam etmekle yükümlüdür."
Yani sona erme, ifayı her zaman anında bitirmez; menfaat tehlikeye giriyorsa geçici bir devam yükümlülüğü doğar ve bu, vekilin mirasçısını da bağlar.
m.514 — iyiniyetin korunması: "Vekilin sözleşmenin sona erdiğini öğrenmeden önce yaptığı işlerden, vekâlet veren ya da mirasçıları sözleşme devam ediyormuş gibi sorumludur."
Bu fıkra, azlin veya ölümün vekile bildirilmesini pratik bir zorunluluk hâline getirir: bildirilmediği sürece yapılan işlemler vekâlet vereni bağlar.
Simsarlıkla ilişkisi
Simsarlık sözleşmesine de kural olarak vekâlete ilişkin hükümler uygulanır (m.520/2). Bu nedenle simsarın sadakat ve özen borcu ile sözleşmenin sona ermesine ilişkin kurallar buradan okunur. Taşınmaz aracılığında ayrıca yazılı şekil şartı vardır; bunun için simsarlık ve emlak komisyonu yazımıza bakınız.
Bu dosyayı nasıl açıyoruz
İlk çıktımız bir görüşme değil, yazılı bir hukuki değerlendirmedir. Bize şunları gönderirsiniz: vekâletname veya vekâlet sözleşmesi ile kapsamı gösteren belgeler, azil veya istifa bildirimi ve tebliğ tarihi, vekilin yaptığı işlemlere ilişkin kayıtlar, verilen talimatlar ve bunlara aykırılık iddiası varsa yazışmalar, gider ve avans belgeleri, ve ücret kararlaştırılmışsa buna ilişkin sözleşme.
Karşılığında kapsamı önceden belirlenmiş bir çalışma alırsınız: yapılan işlemin m.504/3'teki özel yetki listesine girip girmediği ve vekâletnamenin bu yetkiyi içerip içermediği, azil veya istifanın m.512 anlamında "uygun olmayan zamanda" yapılıp yapılmadığı ve buna bağlı tazminat riski, talimattan ayrılma varsa m.505'teki istisnanın koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği, özen borcu iddiasında m.506/3'teki basiretli vekil ölçütünün bu alandaki karşılığı, vekilin gider ve zarar talepleri bakımından m.510 çerçevesi, ve sözleşme ölüm veya iflasla sona ermişse m.513/2'deki devam yükümlülüğü ile m.514'teki sorumluluğun durumu.
Ücretsiz danışma vermiyoruz. Bu dosya türünde ilk saat satış değil yetki kapsamının ve zamanlamanın tespitidir; özel yetki gerektiren bir işlem yetkisiz yapıldığında sonradan giderilmesi güç sonuçlar doğar.
Sınırımızı açıkça yazalım: sonucu önceden taahhüt etmiyoruz. Kanun, sona erdirmeyi her zaman mümkün kılmakta, ancak uygun olmayan zamanda sona erdiren tarafı zararı gidermekle yükümlü tutmaktadır.




