Sürekli tedarik, bayilik ve distribütörlük ilişkilerinde taraflar genellikle her faturayı ayrı ayrı takip etmez; alacak ve borçlar tek bir hesapta toplanır ve dönem sonunda bakiye çıkarılır. Türk Ticaret Kanunu bu yapıyı cari hesap sözleşmesi olarak ayrı bir bölümde düzenler ve iki noktada sert kurallar koyar.
Birincisi bütünlük ilkesidir: hesap kesilmeden hiçbir taraf alacaklı veya borçlu sayılamaz. İkincisi bir aylık itiraz süresidir: bakiye cetveline süresinde ve kanunun saydığı yollardan biriyle itiraz edilmezse bakiye kabul edilmiş sayılır.
Aşağıdaki değerlendirme 6102 sayılı Kanunun mevzuat.gov.tr'deki resmî güncel metnine dayanıyor (5 Eylül 2026'da okundu).
Tanım ve şekil şartı
89 uncu madde tanımı verir: iki kişinin herhangi bir hukuki sebep veya ilişkiden doğan alacaklarını teker teker ve ayrı ayrı istemekten karşılıklı olarak vazgeçip bunları kalem kalem alacak ve borç şekline çevirerek hesabın kesilmesinden sonra çıkacak artan tutarı isteyebileceklerine ilişkin sözleşme cari hesap sözleşmesidir.
Tanımın çekirdeği "teker teker ve ayrı ayrı istemekten karşılıklı olarak vazgeçme" ifadesidir. Taraflar tek tek alacakları talep etme hakkından vazgeçmiş olur.
İkinci fıkra kısa ve kesindir: bu sözleşme yazılı yapılmadıkça geçerli olmaz.
Uygulamada muhasebe kayıtlarında "cari hesap" başlığı kullanılması, kanunun aradığı sözleşmenin kurulduğu anlamına gelmez. Yazılı bir cari hesap sözleşmesi yoksa ilişki, bu bölümün değil genel hükümlerin kapsamındadır — ve o zaman her alacak ayrı ayrı istenebilir.
Hesaba kayıt neyi değiştirir, neyi değiştirmez
90 ıncı madde beş kural sıralar ve ilki en çok yanlış bilinendir.
Kayıt, dava hakkını düşürmez. Aksi kararlaştırılmadıkça, cari hesaba alacak veya borç kaydedilmesi, tarafların alacağı veya borcu doğuran sözleşme veya işleme ilişkin dava ve savunma haklarını düşürmez. Sözleşme veya işlem iptal edilirse bunlardan kaynaklanan kalemler hesaptan çıkarılır.
Yani bir faturanın cari hesaba işlenmiş olması, o faturaya konu işleme ilişkin itirazın kaybedildiği anlamına gelmez.
Yenileme yok. Cari hesap sözleşmesinin yapılmasından önce doğmuş bir alacak tarafların onayıyla hesaba kaydedilirse, aksi kararlaştırılmamışsa bu alacak yenilenmiş olmaz. Eski alacağa bağlı teminat ve def'iler bu nedenle kendiliğinden düşmez.
Ticari senetler koşullu kaydedilir. Bir ticari senedin cari hesaba kaydı, bedelinin alınmış olması hâlinde geçerli olmak şartıyla yapılmış sayılır. 91 inci madde sonucu bağlar: bedeli alınamayan ticari senet sahibine geri verilerek cari hesaptan kaydı silinir.
Devre bakiyesi yeni devreye geçer. Her hesap devresi sonunda alacak ve borç tutarları birbirinden çıkarıldıktan sonra tanınan veya hükmen belirlenen bakiye, yeni hesap devresine ait bir kalem olarak hesaba geçirilir. İki hâlde ise ödenmesi gerekir: sözleşme sona ermişse veya artan tutar haczedilmişse.
Faiz kayıt tarihinden işler. Cari hesabın alacak sütununa yazılan tutarlar için, sözleşme veya ticari teamüller gereğince, kaydolundukları tarihten itibaren faiz işler.
Hesaba giremeyecek alacaklar
93 üncü madde iki grubu kapsam dışında bırakır: takas edilemeyen alacaklar ile belirli bir amaca harcanmak veya ayrıca emre hazır tutulmak üzere teslim olunan para ve mallardan doğan alacaklar cari hesaba geçirilemez.
İkinci grup pratikte önemlidir: belirli bir işe tahsis edilerek verilen avans veya emanet niteliğindeki tutarlar hesaba katılamaz. Bunların hesaba işlenmesi, sonradan 101 inci maddedeki "haksız olarak cari hesaba geçirilmiş kalemler" davasının konusu olur.
Buna karşılık 92 nci madde bir engeli kaldırır: taraflar arasında cari hesap sözleşmesinin bulunması, komisyon sözleşmesinden kaynaklanan ücretin ve her türlü giderin istenmesine engel oluşturmaz.
Bakiye ve bir aylık itiraz
94 üncü madde, uyuşmazlıkların çoğunun düğümlendiği maddedir.
Devre. Sözleşme veya ticari teamül uyarınca belirli hesap devreleri sonunda devre hesabı kapatılır ve alacak ile borç kalemleri arasındaki fark belirlenir. Hesap devresi hakkında sözleşme veya ticari teamül yoksa, her takvim yılının son günü taraflarca hesabın kapatılması günü olarak kabul edilmiş sayılır.
İtiraz süresi ve yolu. Saptanan artan tutarı gösteren cetveli alan taraf, aldığı tarihten itibaren bir ay içinde itirazda bulunmazsa bakiyeyi kabul etmiş sayılır. Kanun itirazın yolunu da sayar: noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza içeren bir yazıyla.
Bu sayım, itirazın adi e-posta veya sözlü bildirimle yapılmasının kanunun aradığı biçimi karşılamayabileceği anlamına gelir. Cari hesap ilişkisi bulunan bir şirkette, yıl sonu cetvelinin geldiği tarihin kayda alınması ve itiraz kararının bir ay içinde verilmesi bir prosedüre bağlanmalıdır.
Aynı disiplin faturalar için de geçerlidir: ticari işlerde faiz ve fatura yazımızda ele aldığımız sekiz günlük fatura itirazı ile buradaki bir aylık bakiye itirazı ayrı sürelerdir ve birbirinin yerine geçmez.
Bakiyeye faiz ve bileşik faiz sınırı
95 inci madde bakiyeye faiz işlemesini kabul eder ama sınırını da koyar: 8 inci maddedeki şartların varlığı hâlinde, alacak ile borç kalemlerinin birbirinden çıkarılması sonucunda bulunan bakiyeye belirlenip hesaba kaydedildiği tarihten itibaren faiz işler; ancak bileşik faize yol açabilecek uygulama yapılamaz ve bu hükme aykırı sözleşme öngörülemez.
96 ncı madde ise taraflara ayrı bir imkân tanır: üç aydan aşağı olmamak şartıyla, diledikleri andan başlamak üzere faizlerin anaparaya eklenmesini kararlaştırabilecekleri gibi hesap devreleri ile faiz ve komisyon miktarlarını da sözleşme ile belirleyebilirler. Aynı maddede 8 inci maddenin ikinci ve üçüncü fıkra hükümleri saklı tutulmuştur.
İki madde farklı konuları düzenler: 95 inci madde bakiyeye yürütülecek faizde bileşik uygulamayı yasaklarken, 96 ncı madde faizlerin anaparaya eklenmesini üç aylık asgari dönem şartıyla mümkün kılar. Sözleşmeye faiz kaydı yazılırken bu iki hükmün birlikte okunması gerekir; bu yazıda her ikisi de kendi lafzıyla aktarılmıştır.
Kayıt yenilemez, ama hesabın kabulü yeniler
Türk Ticaret Kanununun 90 ıncı maddesi, saklı tuttuğu iki hükümle birlikte okunmalıdır: Türk Borçlar Kanununun 134 üncü maddesi ile 143 üncü maddesinin ikinci fıkrası.
TBK m.134 üç aşamalı bir kural kurar:
- Çeşitli kalemlerin bir cari hesaba sadece kaydedilmiş olması, borcun yenilenmiş olduğu anlamına gelmez.
- Ancak, hesabın kesilmiş ve hesap sonucu diğer tarafça kabul edilmiş olması durumunda, borç yenilenmiş olur.
- Kalemlerden birinin güvencesi varsa, aksi kararlaştırılmadıkça, hesap kesilip sonucun kabul edilmiş olması, güvenceyi sona erdirmez.
Bu üç cümle, TTK m.90/1-b ile birlikte tabloyu tamamlar. Kayıt tek başına yenileme doğurmaz; yenilemeyi doğuran şey hesabın kesilmesi ve sonucun karşı tarafça kabul edilmesidir. Ve yukarıda anılan bir aylık süre içinde itiraz edilmemesi, bakiyenin kabul edilmiş sayılması sonucunu doğurur.
Üçüncü cümle ise alacaklı için koruyucudur: kalemlerden biri kefalet veya rehinle güvence altına alınmışsa, hesabın kesilip kabul edilmesi aksi kararlaştırılmadıkça güvenceyi sona erdirmez. Buna karşılık "aksi kararlaştırılmadıkça" ifadesi, sözleşmeye konulacak bir kaydın bu korumayı kaldırabileceğini gösterir; teminatlı bir kalemin cari hesaba işlenmesinde sözleşme metni bu yüzden ayrıca okunmalıdır.
Takas. TBK m.143'ün ikinci fıkrası da saklıdır: takas kural olarak borçlunun takas iradesini alacaklıya bildirmesiyle gerçekleşir, ancak cari hesapla ilgili ticarete ilişkin özel teamüller saklıdır. Cari hesabın kendi mantığı zaten karşılıklı kalemlerin mahsubuna dayandığından, bu saklı tutma ilişkinin işleyişini bozmamak için konulmuştur.
Bütünlük ilkesi: hesap kesilmeden kimse alacaklı değildir
97 nci madde, cari hesabın en belirleyici kuralını üç cümlede verir: cari hesaba geçirilen alacak ve borç kalemleri ayrılmaz bir bütün oluşturur. Cari hesabın kesilmesinden önce taraflardan hiçbiri, alacaklı veya borçlu sayılamaz. Tarafların hukuki durumunu ancak sözleşmenin sonundaki hesabın kesilmesi belirler.
Pratik sonuç kesindir: cari hesap ilişkisi devam ederken tek bir faturaya dayanarak alacak talebinde bulunulamaz. Talep edilebilir olan şey, hesabın kesilmesinden sonra çıkan bakiyedir. İcra ve iflas hukuku tarafında bu, takip dayanağının seçimini doğrudan belirler.
Sona erme, ölüm ve haciz
Sona erme (m.98). Cari hesap sözleşmesi üç hâlde sona erer: kararlaştırılan sürenin sona ermesi, süre kararlaştırılmadıysa taraflardan birinin fesih ihbarında bulunması ve taraflardan birinin iflas etmesi.
Ölüm ve kısıtlılık (m.99). Sözleşme süreli olup taraflardan biri bu süre içinde ölür veya kısıtlanırsa, her iki taraf ve kanuni temsilcileriyle halefleri on gün önceden haber vermek şartıyla sözleşmeyi feshedebilir. Ancak artan tutarın ödenmesi, hesabın 94 üncü maddeye göre kapatılması gereken tarihte istenebilir.
Bakiyenin haczi (m.100). Taraflardan birinin alacaklısı ona ait artan tutarı haczettirirse, haczin gerçekleştiği gün hesap kapatılarak artan tutar saptanır. Borcundan dolayı haciz tebliğ edilen taraf on beş gün içinde haczi kaldırtmazsa, diğer taraf sözleşmeyi feshedebilir. Feshetmezse, haciz ettiren kimsenin durumu cari hesaba yeni kalemler geçirilmek suretiyle ağırlaştırılamaz — meğerki hesaba geçirilen kalemler haciz tarihinden önce doğmuş bir hukuki ilişkiden kaynaklansın.
Haciz ettiren alacaklı ise bakiyeden kendi alacağını karşılayan kısmın ödenmesini ancak hesabın 94 üncü maddeye göre kapatılması gereken anda isteyebilir.
Beş yıllık zamanaşımı
101 inci madde, cari hesaptan doğan davaları tek bir sürede toplar. Cari hesabın tasfiyesine, kabul edilen veya mahkeme kararıyla saptanan artan tutara ya da faiz alacaklarına, hesap hata ve yanılmalarına, cari hesabın dışında tutulması gereken veya haksız olarak cari hesaba geçirilmiş kalemlere veya tekrarlanan kayıtlara ilişkin davalar, cari hesap sözleşmesinin sona ermesinden itibaren beş yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.
Başlangıcın sözleşmenin sona ermesi olması önemlidir: yıllar önce hesaba yanlış geçirilmiş bir kalem için süre, o kaydın yapıldığı tarihten değil ilişkinin bittiği tarihten işler.
Tek tabloda
| Konu | Kural | Dayanak |
|---|---|---|
| Tanım | Tek tek istemekten karşılıklı vazgeçme; bakiyenin istenmesi | TTK m.89/1 |
| Şekil | Yazılı yapılmadıkça geçerli olmaz | TTK m.89/2 |
| Kaydın etkisi | Dava ve savunma haklarını düşürmez | TTK m.90/1-a |
| Önceki alacak | Kaydedilmekle yenilenmiş olmaz | TTK m.90/1-b |
| Ticari senet | Kayıt bedelin alınması şartına bağlı; alınamazsa geri verilir | TTK m.90/1-c · m.91 |
| Devre bakiyesi | Yeni devreye kalem olarak geçer | TTK m.90/1-d |
| Ödeme gerektiren hâller | Sözleşme sona ermiş veya bakiye haczedilmişse | TTK m.90/1-d |
| Faiz başlangıcı | Alacak sütununa kaydolunma tarihinden | TTK m.90/1-e |
| Hesaba giremeyecekler | Takas edilemeyen alacaklar; amaca özgülenmiş para ve mallar | TTK m.93 |
| Komisyon ücreti | Cari hesap engel değildir | TTK m.92 |
| Hesap devresi | Sözleşme/teamül yoksa takvim yılının son günü | TTK m.94/2 |
| Bakiyeye itiraz | Bir ay; noter, taahhütlü mektup, telgraf veya güvenli e-imzalı yazı | TTK m.94/2 |
| İtiraz edilmezse | Bakiye kabul edilmiş sayılır | TTK m.94/2 |
| Bakiyeye faiz | Kaydedildiği tarihten; bileşik faize yol açan uygulama yapılamaz | TTK m.95 |
| Faizin anaparaya eklenmesi | Üç aydan aşağı olmamak şartıyla kararlaştırılabilir | TTK m.96/1 |
| Kayıt ve yenileme | Kayıt yenilemez; hesabın kesilip kabul edilmesi yeniler | TBK m.134 |
| Güvenceler | Hesabın kabulü, aksi kararlaştırılmadıkça güvenceyi sona erdirmez | TBK m.134/3 |
| Takas | Cari hesaba ilişkin ticari teamüller saklı | TBK m.143/2 |
| Bütünlük ilkesi | Hesap kesilmeden kimse alacaklı veya borçlu sayılamaz | TTK m.97 |
| Sona erme | Süre · fesih ihbarı · iflas | TTK m.98 |
| Ölüm / kısıtlılık | On gün önceden haberle fesih; bakiye kapatma tarihinde istenir | TTK m.99 |
| Bakiyenin haczi | Haciz günü hesap kapatılır; 15 gün içinde kaldırılmazsa fesih hakkı | TTK m.100 |
| Haciz ettirenin talebi | Ancak kapatılma anında ödeme isteyebilir | TTK m.100/3 |
| Zamanaşımı | Sözleşmenin sona ermesinden itibaren beş yıl | TTK m.101 |
Ne yapılmalı
Cari hesap sözleşmesini yazılı yapın. Muhasebede "cari hesap" başlığı kullanmak kanunun aradığı sözleşmeyi kurmaz; yazılı sözleşme yoksa alacaklar tek tek istenebilir hâle gelir.
Hesap devresini sözleşmede belirleyin. Belirlenmezse devre takvim yılının son günü kabul edilir ve bir aylık itiraz süresi buna göre işler.
Yıl sonu bakiye cetvelini geldiği gün kayda alın. İtiraz için bir ay vardır ve kanun itirazın yolunu saymıştır: noter, taahhütlü mektup, telgraf veya güvenli elektronik imza içeren yazı.
Amaca özgülenmiş tutarları hesaba işlemeyin. Belirli bir işe harcanmak veya emre hazır tutulmak üzere teslim edilen para ve mallardan doğan alacaklar cari hesaba geçirilemez.
Cari hesap sürerken tek faturaya dayalı takip kurgulamayın. Bütünlük ilkesi gereği hesap kesilmeden hiçbir taraf alacaklı sayılmaz; talep edilebilir olan bakiyedir.
Karşı tarafın bakiyesine haciz konursa on beş günü izleyin. Haciz kaldırılmazsa fesih hakkınız doğar; kullanmazsanız yeni kalemlerle haciz ettirenin durumunu ağırlaştıramazsınız.
Teminatlı kalemleri hesaba işlerken sözleşme metnini kontrol edin. Hesabın kesilip kabul edilmesi, aksi kararlaştırılmadıkça güvenceyi sona erdirmez; "aksi" bir kayıtla kararlaştırılabilir.
Beş yıllık zamanaşımını sözleşmenin sona ermesinden sayın. Hatalı veya haksız kayıtlara ilişkin davalar da bu süreye tabidir.
Cari hesap, alacak takibini kolaylaştırdığı kadar tek tek talep hakkını da askıya alan bir yapıdır; sözleşmenin yazılı kurulması ve devre disiplininin işletilmesi bu nedenle ilişkinin başında halledilecek işlerdir. Şirketler hukuku ve kurumsal danışmanlık alanındaki çalışmalarımız bu disiplinin kurulmasını kapsar.




