Bir alacağın üçüncü kişiye devri — uygulamadaki adıyla temlik — Türk Borçlar Kanununda borçlunun rızasına bağlı değildir. Buna karşılık kanun üç noktada sert davranır: yazılı şekil bir geçerlilik şartıdır, bildirim yapılmazsa borçlu eski alacaklıya ödeyerek borcundan kurtulur ve devralan, devraldığı alacağı borçlunun elindeki savunmalarla birlikte alır.
Devralan açısından dördüncü bir soru daha vardır ve çoğu zaman en pahalısıdır: devraldığım alacağın ömrü ne kadar kaldı? Aşağıdaki değerlendirme 6098 sayılı Kanunun mevzuat.gov.tr'deki resmî güncel metnine dayanıyor (5 Eylül 2026'da okundu).
Kural: borçlunun rızası aranmaz
183 üncü madde çerçeveyi kurar: kanun, sözleşme veya işin niteliği engel olmadıkça alacaklı, borçlunun rızasını aramaksızın alacağını üçüncü bir kişiye devredebilir.
Üç engel sayılmıştır: kanun, sözleşme ve işin niteliği. Sözleşmeye konulan devir yasağı bu nedenle geçerlidir — ama mutlak değildir.
Devir yasağının üçüncü kişiye karşı sınırı. Maddenin ikinci fıkrası şunu söyler: borçlu, devir yasağı içermeyen yazılı bir borç tanımasına güvenerek alacağı devralmış olan üçüncü kişiye karşı, alacağın devredilemeyeceğinin kararlaştırılmış bulunduğu savunmasını ileri süremez.
Yani borçlu, kendi imzaladığı ve devir yasağı içermeyen bir yazılı borç tanıması varsa, ayrı bir sözleşmedeki devir yasağını iyiniyetli devralana karşı ileri süremez. Alacak finansmanı işlemlerinde belge düzeni bu cümle etrafında kurulur.
Şekil: devir yazılı, devir vaadi değil
184 üncü madde iki cümledir ve ikisi de sonuç doğurur:
- Alacağın devrinin geçerliliği, yazılı şekilde yapılmış olmasına bağlıdır.
- Alacağın devri sözü verme, şekle bağlı değildir.
Ayrım pratiktir: devir işleminin kendisi yazılı olmalıdır, ancak "ileride devredeceğim" taahhüdü şekle tabi değildir. Sözlü bir devir vaadi geçerli bir borç doğurur; devrin kendisi ise yazılı yapılmadıkça hüküm ifade etmez.
Kanunî ve yargısal devir. 185 inci maddeye göre devir kanun veya mahkeme kararı gereğince gerçekleşmişse, bu devir özel bir şekle ve önceki alacaklının rızasını açıklamasına gerek olmaksızın üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilir.
Bildirim yapılmazsa: borçlu eskiye öder ve kurtulur
186 ncı madde, devrin borçluya karşı ne zaman sonuç doğuracağını düzenler: borçlu, alacağın devredildiği, devreden veya devralan tarafından kendisine bildirilmemişse, önceki alacaklıya — alacak birkaç kez devredilmişse, son devralan yerine önceki devralanlardan birine — iyiniyetle ifada bulunarak borcundan kurtulur.
Bu, devralan için doğrudan bir tahsil riskidir. Devir sözleşmesi yapılmış olması yetmez; bildirim yapılmadıkça borçlunun eski alacaklıya yaptığı ödeme geçerlidir ve devralan bedelini ödediği alacağı kaybeder. Bildirimi hem devreden hem devralan yapabilir.
Çekişmeli alacak. 187 nci madde borçluya bir çıkış tanır: kime ait olduğu çekişmeli bulunan bir alacağın borçlusu ifadan kaçınabilir ve alacağın konusunu hâkim tarafından belirlenen yere tevdi etmekle borçtan kurtulur. Alacağın çekişmeli olduğunu bildiği hâlde ifada bulunan borçlu, bundan doğacak sonuçlardan sorumlu olur. Çekişme mahkemece henüz sonuca bağlanmamış ve borç muaccelse, taraflardan her biri borçluyu edimi tevdi etmeye zorlayabilir.
Devralan, alacağı savunmalarıyla birlikte alır
188 inci madde devralanın en büyük risk kalemini tanımlar: borçlu, devri öğrendiği sırada devredene karşı sahip olduğu savunmaları, devralana karşı da ileri sürebilir.
Ödeme, ibra, ayıp def'i, zamanaşımı — devri öğrenme anında borçlunun elinde ne varsa devralana karşı da geçerlidir.
Takas bakımından özel kural. Aynı madde takası ayrı düzenler: borçlu, devri öğrendiği anda muaccel olmayan alacağını, devredilen alacaktan önce veya onunla aynı anda muaccel olması koşuluyla borcu ile takas edebilir. Yani takas imkânı, devrin öğrenilmesiyle tamamen kapanmaz; muacceliyet sırasına bağlanmıştır.
Devralan tarafından bakıldığında bu iki fıkra tek bir sonuca çıkar: devir öncesinde borçlu ile devreden arasındaki ilişkinin incelenmesi, devir sözleşmesinden daha belirleyicidir.
Devirle birlikte ne geçer
189 uncu madde kapsamı belirler: alacağın devri ile devredenin kişiliğine özgü olanlar dışındaki öncelik hakları ve bağlı haklar da devralana geçer. Ayrıca asıl alacakla birlikte işlemiş faizler de devredilmiş sayılır.
"Kişiliğe özgü" istisnası önemlidir: devredene özgü nitelikteki haklar geçmez.
Belge ve bilgi teslimi. 190 ıncı maddeye göre devreden, devralana alacak senedi ile elinde bulunan ispatla ilgili diğer belgeleri teslim etmek ve alacağını ileri sürebilmesi için gerekli bilgileri vermekle yükümlüdür. Bu, devir sözleşmesine yazılması gereken bir teslim listesini fiilen zorunlu kılar.
Garanti: ivazlı devirde devreden ödeme gücünü de garanti eder
191 inci madde, devredenin sorumluluğunu ivazın varlığına bağlar.
Bir edim karşılığında devredilmişse devreden, devir sırasında alacağın varlığını ve borçlunun ödeme gücüne sahip olduğunu garanti etmiş olur.
Bir edim karşılığı olmaksızın devredilmiş ya da kanun gereğince başkasına geçmişse, devreden veya önceki alacaklı, alacağın varlığından ve borçlunun ödeme gücünden sorumlu değildir.
Bu, bedelli alacak devirlerinde devredenin taşıdığı yükün sanılandan geniş olduğu anlamına gelir: yalnızca alacağın var olduğu değil, borçlunun ödeme gücü de garanti kapsamındadır.
İfaya yönelik devir. 192 nci maddeye göre alacaklı, alacağını borcu ifaya yönelik olarak devretmekle birlikte borca mahsup edilecek miktarı belirlememişse devralan, ancak borçludan aldığı veya gereken özeni gösterseydi alabilecek olduğu miktarı kendi alacağına mahsup etmek zorundadır.
Garanti kapsamındaki istemler. 193 üncü madde, devralanın garanti yükümlüsü devredenden isteyebileceklerini sayar: ifa ettiği karşı edimin faiziyle birlikte geri verilmesi, devrin sebep olduğu giderler, borçluya karşı devraldığı alacağı elde etmek için yaptığı ve sonuçsuz kalan girişimlerin giderleri, ve devreden kusursuzluğunu ispat etmedikçe uğradığı diğer zararları.
194 üncü madde ise bazı hakların devrine özgü olarak kanunla konulmuş hükümleri saklı tutar. Kıymetli evraka bağlanmış alacaklar, taşınmaz rehniyle güvenceye alınmış alacaklar veya özel kanunlarla düzenlenmiş devir rejimleri bu saklı tutma kapsamında ayrıca değerlendirilir; genel hükümlerin uygulanacağı varsayımıyla hareket etmek, bu alacak türlerinde hatalı sonuç verir.
Devralınan alacağın ömrü: zamanaşımı
Devir, alacağın süresini yeniden başlatmaz. Bu nedenle devralanın ikinci incelemesi zamanaşımıdır.
Genel süre. 146 ncı madde tek cümledir: kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir.
Beş yıllık alacaklar. 147 nci madde altı grubu sayar: kira bedelleri, anapara faizleri ve ücret gibi diğer dönemsel edimler; otel, motel, pansiyon ve tatil köyü gibi yerlerdeki konaklama bedelleri ile lokanta ve benzeri yerlerdeki yeme içme bedelleri; küçük sanat işlerinden ve küçük çapta perakende satışlardan doğan alacaklar; bir ortaklıkta ortaklık sözleşmesinden doğan ve ortaklar ile ortaklık, müdürler, temsilciler ve denetçiler arasındaki alacaklar; vekâlet, komisyon ve acentelik sözleşmelerinden ve ticari simsarlık ücreti alacağı dışında simsarlık sözleşmesinden doğan alacaklar; ve yüklenicinin yükümlülüklerini ağır kusuruyla hiç ya da gereği gibi ifa etmemesi dışında eser sözleşmesinden doğan alacaklar.
Süreler sözleşmeyle değiştirilemez. 148 inci madde bunu açıkça yazar. Devir sözleşmesine yazılacak bir süre uzatması bu nedenle sonuç doğurmaz.
Başlangıç. 149 uncu maddeye göre zamanaşımı alacağın muaccel olmasıyla işlemeye başlar; muacceliyetin bir bildirime bağlı olduğu hâllerde bu bildirimin yapılabileceği günden işler.
Kesilme sebepleri. 154 üncü madde ikiye ayırır: borçlu borcu ikrar etmişse — özellikle faiz ödemiş, kısmen ifada bulunmuş, rehin vermiş veya kefil göstermişse — ve alacaklı dava veya def'i yoluyla mahkemeye ya da hakeme başvurmuşsa, icra takibinde bulunmuşsa veya iflas masasına başvurmuşsa.
Kesilmenin kefil ve müteselsil borçlulara etkisi. 155 inci madde tek yönlü bir kural içerir: zamanaşımı müteselsil borçlulardan birine karşı kesilince diğerlerine karşı da kesilmiş olur; asıl borçluya karşı kesilince kefile karşı da kesilmiş olur; ancak kefile karşı kesilince asıl borçluya karşı kesilmiş olmaz.
Yeni süre. 156 ncı maddeye göre kesilmeyle yeni bir süre işlemeye başlar ve borç bir senetle ikrar edilmiş veya bir mahkeme ya da hakem kararına bağlanmışsa yeni süre her zaman on yıldır.
Usulden ret hâlinde ek süre. 158 inci madde bir emniyet subabı kurar: dava veya def'i; mahkemenin yetkili veya görevli olmaması, düzeltilebilecek bir yanlışlık yapılması yahut vaktinden önce açılmış olması nedeniyle reddedilmiş ve o arada zamanaşımı veya hak düşürücü süre dolmuşsa, alacaklı altmış günlük ek süre içinde haklarını kullanabilir.
Sürenin durduğu hâller. 153 üncü madde, zamanaşımının işlemeye başlamadığı veya durduğu yedi hâli sayar. Ticari dosyalar bakımından en çok anılanı altıncı benttir: alacağı Türk mahkemelerinde ileri sürme imkânının bulunmadığı sürece zamanaşımı durur. Diğerleri aile ve vesayet ilişkileri, ev hizmetlileri, borçlunun alacak üzerinde intifa hakkına sahip olması ve alacaklı–borçlu sıfatının aynı kişide birleşmesiyle ilgilidir. Durduran sebeplerin ortadan kalktığı günün bitiminde zamanaşımı işlemeye başlar veya durmadan önce başlamış olan işlemesini sürdürür.
Sürelerin hesaplanması. 151 inci maddeye göre süreler hesaplanırken zamanaşımının başladığı gün sayılmaz ve zamanaşımı ancak sürenin son günü de hak kullanılmaksızın geçince gerçekleşir.
Rehinle güvenceye bağlı alacak. 159 uncu madde bir ayrım yapar: alacağın bir taşınır rehniyle güvenceye bağlanmış olması, bu alacak için zamanaşımının işlemesine engel olmaz; bununla birlikte alacaklının hakkını rehinden alma yetkisi devam eder. Teminatlı bir alacağın devralınmasında bu, alacağın kendisi ile teminatın akıbetinin ayrı değerlendirilmesi gerektiği anlamına gelir.
Feragat ve hâkimin rolü. 160 ıncı madde: zamanaşımından önceden feragat edilemez. 161 inci madde ise usulün en bilinen kuralıdır: zamanaşımı ileri sürülmedikçe, hâkim bunu kendiliğinden göz önüne alamaz.
Bu son cümle devralan için iyi haberdir: zamanaşımına uğramış bir alacak kendiliğinden yok olmaz; borçlu def'i olarak ileri sürmedikçe mahkeme bunu dikkate almaz. Ancak bir tahsil planı bu ihtimale dayandırılmaz.
Tek tabloda
| Konu | Kural | Dayanak |
|---|---|---|
| Borçlunun rızası | Aranmaz (kanun, sözleşme veya işin niteliği engel değilse) | TBK m.183/1 |
| Sözleşmesel devir yasağı | Yazılı borç tanımasına güvenen devralana karşı ileri sürülemez | TBK m.183/2 |
| Şekil | Devir yazılı; devir vaadi şekle bağlı değil | TBK m.184 |
| Kanunî/yargısal devir | Özel şekil ve rıza aranmaz | TBK m.185 |
| Bildirim yapılmazsa | Borçlu eski alacaklıya iyiniyetle ödeyerek kurtulur | TBK m.186 |
| Çekişmeli alacak | Borçlu ifadan kaçınıp tevdi ile kurtulur | TBK m.187 |
| Borçlunun savunmaları | Devri öğrendiği sıradaki savunmalar devralana karşı da geçerli | TBK m.188/1 |
| Takas | Muacceliyet sırasına bağlı olarak mümkün | TBK m.188/2 |
| Geçen haklar | Bağlı haklar + işlemiş faizler | TBK m.189 |
| Belge teslimi | Senet, ispat belgeleri ve gerekli bilgiler | TBK m.190 |
| Garanti (ivazlı devir) | Alacağın varlığı ve borçlunun ödeme gücü | TBK m.191/1 |
| Garanti (ivazsız/kanunî) | Sorumluluk yok | TBK m.191/2 |
| Garanti istemleri | Karşı edim + faiz · giderler · sonuçsuz girişim giderleri · diğer zararlar | TBK m.193 |
| Genel zamanaşımı | On yıl | TBK m.146 |
| Beş yıllık alacaklar | Dönemsel edimler · konaklama-yeme içme · küçük perakende · ortaklık · vekâlet-komisyon-acentelik · eser | TBK m.147 |
| Sürelerin değiştirilmesi | Sözleşmeyle değiştirilemez | TBK m.148 |
| Başlangıç | Muacceliyet; bildirime bağlıysa bildirimin yapılabileceği gün | TBK m.149 |
| Kesilme | İkrar (faiz, kısmi ifa, rehin, kefil) · dava/def'i · icra · iflas masası | TBK m.154 |
| Kefile etkisi | Asıl borçluya kesilince kefile de; tersi değil | TBK m.155 |
| Yeni süre | Senetle ikrar veya karara bağlanmışsa her zaman on yıl | TBK m.156 |
| Usulden ret | Altmış günlük ek süre | TBK m.158 |
| Durma | Yedi hâl; Türk mahkemelerinde ileri sürülememe dâhil | TBK m.153 |
| Hesaplama | Başlangıç günü sayılmaz; son gün de geçmeli | TBK m.151 |
| Taşınır rehni | Zamanaşımı işler; rehinden alma yetkisi sürer | TBK m.159 |
| Feragat | Önceden feragat edilemez | TBK m.160 |
| Hâkimin rolü | İleri sürülmedikçe kendiliğinden göz önüne alınamaz | TBK m.161 |
Ne yapılmalı
Devri yazılı yapın, vaadi ile karıştırmayın. Devrin geçerliliği yazılı şekle bağlıdır; devir sözü vermek değildir.
Bildirimi devir ile aynı gün planlayın. Bildirim yapılmadıkça borçlunun eski alacaklıya yaptığı iyiniyetli ödeme geçerlidir.
Devir öncesinde borçlu–devreden ilişkisini inceleyin. Borçlunun devri öğrendiği sıradaki bütün savunmaları devralana karşı da ileri sürülebilir.
Devir yasağı kaydı varsa yazılı borç tanımasını kontrol edin. Devir yasağı içermeyen bir yazılı borç tanımasına güvenen devralana karşı bu savunma ileri sürülemez.
Bedelli devirde garanti kapsamını sözleşmede netleştirin. Kanun, ivazlı devirde devredene alacağın varlığı ve borçlunun ödeme gücü garantisini yükler.
Belge teslim listesini sözleşmeye ekleyin. Devredenin senet ve ispat belgelerini teslim yükümlülüğü kanunda düzenlenmiştir; listelenmemesi ispat sorununa dönüşür.
Zamanaşımı takvimini devirden değil muacceliyetten sayın. Devir süreyi yeniden başlatmaz ve süreler sözleşmeyle değiştirilemez.
Devraldığınız alacak bir senede veya karara bağlıysa süreyi yeniden hesaplayın. Kesilmenin ardından borç senetle ikrar edilmiş ya da mahkeme veya hakem kararına bağlanmışsa yeni süre her zaman on yıldır.
Alacak özel bir rejime tabiyse genel hükümlerle yetinmeyin. 194 üncü madde, bazı hakların devrine özgü kanun hükümlerini saklı tutmuştur.
Alacak devirlerinde ödenen bedelin karşılığı, çoğu zaman devir sözleşmesinde değil borçlunun elindeki savunmalarda ve kalan zamanaşımı süresinde saklıdır. İcra ve iflas hukuku alanındaki çalışmalarımız bu iki kalemin devirden önce ölçülmesini kapsar. Borç tarafındaki karşılığı — borcun üstlenilmesi ve işletme devrinde sorumluluk — işletme devrinde borçlardan sorumluluk yazımızda ele alınmıştır.




