Bir işletmenin devri tek bir işlem değildir. Türk hukuku aynı devri üç ayrı katmanda düzenler ve her katmanın kendi kuralı, kendi süresi vardır: malvarlığı unsurlarının geçişi, borçlardan sorumluluk ve iş sözleşmelerinin akıbeti.
Bu katmanların en çok gözden kaçanı ikincisidir; çünkü orada devredenin sorumluluğunu bitiren iki yıllık süre, bir bildirim yapılmadıkça hiç işlemeye başlamaz.
Aşağıdaki değerlendirme 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun mevzuat.gov.tr'deki resmî güncel metinlerine dayanıyor (5 Eylül 2026'da okundu).
Birinci katman: malvarlığı bir bütün hâlinde geçer
Türk Ticaret Kanununun 11 inci maddesinin üçüncü fıkrası, işletme devrini kolaylaştıran temel kuralı koyuyor: ticari işletme, içerdiği malvarlığı unsurlarının devri için zorunlu tasarruf işlemlerinin ayrı ayrı yapılmasına gerek olmaksızın bir bütün hâlinde devredilebilir ve diğer hukuki işlemlere konu olabilir.
Bu, her bir makinenin, her bir sözleşmenin ayrı ayrı devredilmesi zorunluluğunu ortadan kaldırır. Kanun ayrıca devir sözleşmesinin varsayılan kapsamını da belirler: aksi öngörülmemişse devir sözleşmesinin
- duran malvarlığını,
- işletme değerini,
- kiracılık hakkını,
- ticaret unvanı ile diğer fikrî mülkiyet haklarını ve
- sürekli olarak işletmeye özgülenen malvarlığı unsurlarını
içerdiği kabul olunur.
Bu varsayım, sözleşmede aksi yazılmadığı sürece işler. Ticaret unvanının veya kiracılık hakkının devir dışında tutulması isteniyorsa, bunun sözleşmede açıkça yazılması gerekir.
Şekil ve tescil. Aynı fıkraya göre bu devir sözleşmesiyle ticari işletmeyi bir bütün hâlinde konu alan diğer sözleşmeler yazılı olarak yapılır, ticaret siciline tescil ve ilan edilir.
Fıkranın "diğer hukuki işlemlere konu olabilir" ifadesi de not edilmelidir: bütünlük ilkesi yalnız satışa özgü değildir. İşletmenin bir bütün olarak rehnedilmesi, kiralanması veya intifa hakkına konu edilmesi de aynı ilkeden yararlanır ve bu işlemler de yazılı şekle, tescile ve ilana tabidir.
İkinci katman: borçlardan sorumluluk ve saati başlatan bildirim
Borçlar tarafı Türk Borçlar Kanununun 202 nci maddesindedir ve iki yönlüdür.
Devralanın sorumluluğu ne zaman başlar. Bir malvarlığını veya bir işletmeyi aktif ve pasifleri ile birlikte devralan, bunu alacaklılara bildirdiği veya ticari işletmeler için Ticaret Sicili Gazetesinde, diğerleri için Türkiye genelinde dağıtımı yapılan gazetelerden birinde yayımlanacak ilanla duyurduğu tarihten başlayarak onlara karşı malvarlığındaki veya işletmedeki borçlardan sorumlu olur.
Devredenin sorumluluğu ne kadar sürer. Bununla birlikte iki yıl süreyle önceki borçlu da devralanla birlikte müteselsil borçlu olarak sorumlu kalır. Bu süre:
- muaccel borçlar için bildirme veya duyuru tarihinden,
- daha sonra muaccel olacak borçlar için ise muacceliyet tarihinden
işlemeye başlar.
Maddenin kendi kapsam şartı. Hükmün ilk cümlesi, uygulanma şartını da içerir: madde, malvarlığını veya işletmeyi "aktif ve pasifleri ile birlikte" devralan kişiyi muhatap alır. Yani 202 nci maddedeki sorumluluk zinciri, borçların da devredildiği işlemlere ilişkindir. Yalnızca belirli aktiflerin satın alındığı, pasiflerin devreden bünyesinde bırakıldığı bir yapıda maddenin kendi lafzı karşılanmaz; ancak böyle bir kurgunun gerçekten aktif satışı mı yoksa örtülü bir işletme devri mi olduğu, işlemin bütünü üzerinden değerlendirilir. Devir sözleşmesinde pasiflerin akıbetinin açıkça düzenlenmesi bu nedenle sorumluluk tablosunu doğrudan belirler.
Ve asıl kural. Maddenin son fıkrası, bütün hesabı belirleyen cümledir: bildirme veya ilanla duyurma yükümlülüğü devralan tarafından yerine getirilmedikçe, ikinci fıkrada öngörülen iki yıllık süre işlemeye başlamaz.
Sonuç şudur: devir yapılmış, ödeme alınmış, işletme fiilen el değiştirmiş olabilir; ama bildirim veya ilan yapılmadıysa devredenin müteselsil sorumluluğunu bitirecek saat hiç çalışmaya başlamamıştır. Devreden açısından bu, süresiz bir maruziyet anlamına gelir.
Bildirim yükümlülüğünün devralana ait olması, devredeni de ilgilendirir: devreden, kendi sorumluluğunun sona ermesi için karşı tarafın bir edimine bağımlıdır. Devir sözleşmesine bildirim ve ilanın hangi sürede yapılacağına ilişkin bir hüküm konulması bu nedenle teknik bir ayrıntı değildir.
Kanun ayrıca borçların bu yoldan üstlenilmesinin sonuçlarının dış üstlenme sözleşmesinden doğan sonuçlarla özdeş olduğunu belirtir.
Arka plan: borcun üstlenilmesi nasıl çalışır
202 nci maddenin "dış üstlenme sözleşmesinden doğan sonuçlarla özdeş" ifadesi, kanunun bir önceki ayırımına gönderme yapar. O mekanizmayı bilmeden devir sözleşmesindeki borç hükümleri doğru kurgulanamaz.
İç üstlenme (m.195). Borçlu ile iç üstlenme sözleşmesi yapan kişi, borcu bizzat ifa ederek veya alacaklının rızasıyla borcu üstlenerek borçluyu borcundan kurtarma yükümlülüğü altına girer. Bu sözleşme yalnızca taraflar arasında hüküm doğurur; alacaklıyı bağlamaz. Borçlu, borcundan kurtarılmamışsa diğer taraftan güvence isteyebilir.
Dış üstlenme (m.196). Borçlunun yerine yenisinin geçmesi ve borcundan kurtarılması, borcu üstlenen ile alacaklı arasında yapılacak sözleşmeyle olur. Kanun bir de bağlantı kurar: iç üstlenme sözleşmesinin, üstlenen veya onun izniyle borçlu tarafından alacaklıya bildirilmesi, dış üstlenme sözleşmesinin yapılmasına ilişkin öneri anlamına gelir. Alacaklının kabulü açık veya örtülü olabilir: alacaklı, çekince ileri sürmeksizin üstlenenin ifasını kabul eder veya onun borçlu sıfatıyla yaptığı bir işleme rıza gösterirse, borcun üstlenilmesini kabul etmiş sayılır.
Teminatların akıbeti (m.198). Borçlu değişmiş olsa bile alacaklının, borçlunun kişiliğine özgü olanlar dışındaki bağlı hakları saklı kalır. Ancak kritik bir istisna vardır: borcun güvencesi olarak rehin veren üçüncü kişinin ve kefilin sorumlulukları, ancak onların borcun üstlenilmesine yazılı olarak rıza göstermeleri hâlinde devam eder.
Devir işleminde kefalet ve üçüncü kişi rehinleriyle güvence altına alınmış borçlar varsa, bu cümle doğrudan sonuç doğurur: yazılı rıza alınmazsa güvence düşer.
Savunmalar (m.199). Üstlenilen borca ilişkin savunmaları ileri sürme hakkı yeni borçluya geçer. Ancak yeni borçlu, dış üstlenme sözleşmesinden aksi anlaşılmadıkça önceki borçlunun kişisel savunmalarında bulunamaz ve iç üstlenme sözleşmesinden kaynaklanan savunmaları alacaklıya karşı ileri süremez.
Ticaret unvanı işletmeden ayrılamaz
Devir kapsamına ilişkin bir kural daha vardır ve sözleşme serbestisini sınırlar. Türk Ticaret Kanununun 49 uncu maddesine göre ticaret unvanı işletmeden ayrı olarak başkasına devredilemez.
İkinci fıkra ise varsayımı kurar: bir işletmenin devri, aksi açıkça kabul edilmiş olmadıkça, unvanın da devri sonucunu doğurur ve devir hâlinde devralan unvanı aynen kullanma hakkına sahiptir.
İki hüküm birlikte okunduğunda: unvanı işletmeden ayırıp tek başına satmak mümkün değildir; unvanı devir dışında bırakmak ise ancak açık bir kabulle olur. Usulen tescil ve ilan edilmiş ticaret unvanını kullanma hakkının sadece sahibine ait olduğu kuralı da (m.50) bu tabloyu tamamlar.
Birleşme ve şekil değiştirme: alacaklı tamamını yeni işletmeden alır
203 üncü madde farklı bir durumu düzenliyor: bir işletme, başka bir işletme ile aktif ve pasiflerin karşılıklı olarak devralınması ya da birinin diğerine katılması yoluyla birleştirilirse, her iki işletmenin alacaklıları, bir malvarlığının devralınmasından doğan haklara sahip olup bütün alacaklarını yeni işletmeden alabilirler.
Aynı hüküm, bir tek kişiye ait olup da kollektif veya komandit ortaklık hâline dönüştürülen bir işletmenin borçları hakkında da uygulanır. Şahıs işletmesini şirkete dönüştüren yapılarda bu cümle doğrudan sonuç doğurur.
Üçüncü katman: iş sözleşmeleri kendiliğinden geçer
428 inci madde, işyeri devrinde iş ilişkilerinin akıbetini düzenliyor ve burada bir devir iradesi aranmıyor.
Geçiş kendiliğindendir. İşyerinin tamamı veya bir bölümü hukuki bir işlemle başkasına devredildiğinde, devir tarihinde işyerinde veya bir bölümünde mevcut olan hizmet sözleşmeleri, bütün hak ve borçları ile birlikte devralana geçer.
Kıdem korunur. İşçinin hizmet süresine bağlı hakları bakımından, onun devreden işveren yanında işe başladığı tarih esas alınır. Devir, kıdem saatini sıfırlamaz.
Geçmiş borçlarda müteselsil sorumluluk ve yine iki yıl. Devirden önce doğmuş olan ve devir tarihinde ödenmesi gereken borçlardan devreden ve devralan işveren müteselsilen sorumludur; ancak devreden işverenin bu yükümlülüklerden doğan sorumluluğu, devir tarihinden itibaren iki yıl ile sınırlıdır.
Buradaki iki yıl, 202 nci maddedeki iki yıldan farklı işler: başlangıcı devir tarihidir ve bir bildirime bağlanmamıştır.
Tek bir işçinin başka işverene devri ayrıdır. 429 uncu maddeye göre hizmet sözleşmesi, ancak işçinin yazılı rızası alınmak suretiyle sürekli olarak başka bir işverene devredilebilir. Devir işlemiyle devralan, bütün hak ve borçlarıyla hizmet sözleşmesinin işveren tarafı olur ve burada da kıdem, devreden işveren yanında işe başlama tarihinden hesaplanır.
Yani işyeri devrinde toplu geçiş kendiliğinden olurken, tek bir işçinin başka bir işverene devri yazılı rıza şartına bağlıdır.
Sözleşmelerin devri ve sözleşmeye katılma
İşletme devrinde sıkça karşılaşılan bir soru, mevcut ticari sözleşmelerin nasıl geçeceğidir. 205 inci madde bunu ayrı bir kurum olarak düzenliyor.
Sözleşmenin devri, sözleşmeyi devralan ile devreden ve sözleşmede kalan taraf arasında yapılan ve devredenin taraf olma sıfatı ile birlikte bütün hak ve borçlarını devralana geçiren bir anlaşmadır. Devralan ile devreden arasında yapılan ve sözleşmede kalan diğer tarafça önceden verilen izne dayanan veya sonradan onaylanan anlaşma da aynı hükümlere tabidir.
Kanun bir de şekil kuralı koyar: sözleşmenin devrinin geçerliliği, devredilen sözleşmenin şekline bağlıdır. Resmî şekle tabi bir sözleşmenin devri de aynı şekle tabidir.
Sözleşmeye katılma (m.206) ise farklıdır: mevcut bir sözleşmeye taraflardan birinin yanında yer almak üzere yapılan ve katılanın, yanında yer aldığı tarafla birlikte onun hak ve borçlarına sahip olması sonucunu doğuran bir anlaşmadır. Aksi kararlaştırılmamışsa katılan ile yanında yer aldığı taraf, diğer tarafa karşı müteselsilen alacaklı ve borçlu olurlar. Geçerliliği yine katılma konusu sözleşmenin şekline bağlıdır.
Kamu borçları ayrı bir rejimde
Yukarıdaki hükümler özel hukuk borçlarını kapsar. Vergi ve benzeri kamu alacakları bakımından ayrı bir rejim işler: ödeme emri ve amme alacaklarının takibine ilişkin yazımızda ele aldığımız üzere, 6183 sayılı Kanunun 35 inci maddesi limited şirket ortaklarını, mükerrer 35 inci maddesi ise kanunî temsilcileri ayrıca sorumlu tutmakta ve pay devrinde devreden ile devralanı müteselsilen sorumlu kılmaktadır.
Bir devir işleminde bu nedenle iki ayrı inceleme yapılır: özel hukuk borçları için TBK m.202 çerçevesi, kamu borçları için 6183 çerçevesi. Birleşme ve devralma danışmanlığı tarafında bu iki inceleme ayrı kalemler olarak yürütülür.
Tek tabloda
| Konu | Kural | Dayanak |
|---|---|---|
| Malvarlığının geçişi | Ayrı tasarruf işlemi gerekmeden bütün hâlinde | TTK m.11/3 |
| Devir sözleşmesinin varsayılan kapsamı | Duran malvarlığı · işletme değeri · kiracılık hakkı · unvan ve fikrî haklar | TTK m.11/3 |
| Şekil | Yazılı, ticaret siciline tescil ve ilan | TTK m.11/3 |
| Ticaret unvanı | İşletmeden ayrı devredilemez; aksi açıkça kabul edilmedikçe devre dâhil | TTK m.49 |
| Kefalet ve üçüncü kişi rehni | Ancak yazılı rıza ile devam eder | TBK m.198/2 |
| Devralanın sorumluluğu | Bildirim veya ilan tarihinden itibaren | TBK m.202/1 |
| İlan mecrası | Ticari işletmede Ticaret Sicili Gazetesi | TBK m.202/1 |
| Devredenin sorumluluğu | İki yıl müteselsil | TBK m.202/2 |
| Sürenin başlangıcı | Muaccel borçta bildirim/duyuru; sonrakilerde muacceliyet tarihi | TBK m.202/2 |
| Bildirim yapılmazsa | İki yıllık süre hiç işlemeye başlamaz | TBK m.202/4 |
| Birleşme ve şekil değiştirme | Alacaklılar tamamını yeni işletmeden alabilir | TBK m.203 |
| İş sözleşmeleri | Devir tarihinde mevcut olanlar kendiliğinden geçer | TBK m.428/1 |
| Kıdem | Devreden yanında işe başlama tarihi esas | TBK m.428/2 · m.429 |
| Devir öncesi işçilik borçları | Müteselsil; devredende devirden itibaren iki yıl | TBK m.428/3 |
| Tek işçinin devri | İşçinin yazılı rızası şart | TBK m.429 |
| Sözleşmenin devri | Devralan + devreden + kalan taraf; şekil sözleşmeye bağlı | TBK m.205 |
| Sözleşmeye katılma | Müteselsil alacaklı ve borçlu | TBK m.206 |
| Kamu alacakları | Ayrı rejim; pay devrinde müteselsil sorumluluk | 6183 m.35 · mük. m.35 |
Ne yapılmalı
Bildirim ve ilanı devir sözleşmesine bir yükümlülük olarak yazın. İki yıllık süre, bildirim veya ilan yapılmadıkça işlemeye başlamaz ve bu edim devralana aittir.
İlanı doğru mecrada yaptırın. Ticari işletmelerde kanun Ticaret Sicili Gazetesini işaret eder; diğerlerinde Türkiye genelinde dağıtımı yapılan bir gazete.
Devir kapsamını açıkça yazın. Aksi öngörülmedikçe kanun; duran malvarlığını, işletme değerini, kiracılık hakkını ve ticaret unvanı ile fikrî mülkiyet haklarını kapsama dâhil sayar.
Muacceliyet takvimi çıkarın. İki yıllık süre muaccel borçlarda bildirimden, sonradan muaccel olacaklarda muacceliyet tarihinden işler; bu, tek bir bitiş tarihi olmadığı anlamına gelir.
İşçilik alacaklarını ayrı bir kalem olarak inceleyin. İş sözleşmeleri kendiliğinden geçer, kıdem korunur ve devir öncesi borçlarda devredenin sorumluluğu devir tarihinden itibaren iki yıldır.
Tek bir çalışanın devrinde yazılı rıza alın. İşyeri devrindeki toplu geçiş kuralı bu hâli kapsamaz.
Kefil ve üçüncü kişi rehinlerinden yazılı rıza alın. Borcun üstlenilmesine yazılı rıza gösterilmezse bu güvencelerin sorumluluğu devam etmez.
Ticaret unvanının akıbetini sözleşmede yazın. Unvan işletmeden ayrı devredilemez ve aksi açıkça kabul edilmedikçe devre dâhil sayılır.
Kamu borçları için ayrı inceleme yapın. Vergi ve benzeri alacaklarda sorumluluk 6183 sayılı Kanunun kendi hükümlerine tabidir.
Bir devir işleminde bu üç katmanın takvimleri birbirinden bağımsız işler. Şirketler hukuku ve kurumsal danışmanlık alanındaki çalışmalarımız bu takvimlerin tek bir tabloda kurulmasını kapsar.




