Türkiye'de umuma açık bir tesis işleten ya da yolcu taşımacılığı yapan bir şirket için erişilebilirlik, iyi niyete bırakılmış bir tercih değildir: kanuni bir yükümlülüktür, denetim komisyonuna bağlanmıştır ve bazı hâllerde doğrudan ruhsat verilmemesi sonucunu doğurur.
Çerçeveyi 1/7/2005 tarihli ve 5378 sayılı Engelliler Hakkında Kanun çizer. Metnin gövdesi 6/2/2014 tarihli ve 6518 sayılı Kanun'la yeniden yazılmış, ulaşım yükümlülükleri 18/11/2014 tarihli ve 6567 sayılı Kanun'la son hâlini almış, denetim komisyonlarına ilişkin bir cümle ise Anayasa Mahkemesi'nin 22/6/2023 tarihli kararıyla iptal edilmiştir.
Aşağıdaki değerlendirme Kanun'un mevzuat.gov.tr'deki güncel metnine dayanır ve 7 Eylül 2026 itibarıyla yürürlükteki hâli esas alır.
Önce tanımlar: kapsamı belirleyen dört kavram
5378'in uygulama alanı, m.3'teki tanımlarla çizilir ve bu tanımlar çoğu tartışmayı baştan çözer.
| Kavram | Tanım (m.3) |
|---|---|
| Erişilebilirlik | Binaların, açık alanların, ulaşım ve bilgilendirme hizmetleri ile bilgi ve iletişim teknolojisinin, engelliler tarafından güvenli ve bağımsız olarak ulaşılabilir ve kullanılabilir olması |
| Erişilebilirlik standartları | Türk Standardları Enstitüsünün erişilebilirlikle ilgili yayımladığı standartlar |
| Makul düzenleme | Engellilerin hak ve özgürlüklerini diğer bireylerle eşit şekilde kullanmasını sağlamak üzere belirli bir durumda ihtiyaç duyulan, ölçüsüz veya aşırı bir yük getirmeyen, gerekli ve uygun değişiklik ve tedbirler |
| Umuma açık hizmet veren yapı | Resmî binalar, ibadet yerleri, özel eğitim ve özel sağlık tesisleri; sinema, tiyatro, opera, müze, kütüphane, konferans salonu gibi kültürel binalar; gazino, düğün salonu gibi eğlence yapıları; otel, özel yurt, iş hanı, büro, pasaj, çarşı gibi ticari yapılar; spor tesisleri, genel otopark ve benzeri umuma ait binalar |
İki tanım özellikle önemlidir. Birincisi, erişilebilirlik yalnız fiziki mekânla sınırlı değildir: tanım "bilgilendirme hizmetleri ile bilgi ve iletişim teknolojisini" de kapsar. Dolayısıyla yükümlülük dijital hizmet sunan işletmeler bakımından da gündeme gelebilir.
İkincisi, makul düzenleme kavramının içinde bir ölçülülük sınırı vardır: "ölçüsüz veya aşırı bir yük getirmeyen" ibaresi, yükümlülüğün sınırsız olmadığını gösterir. Bu ibare, işverenin talebi reddederken dayanabileceği tek kanuni ölçüttür ve somut olayda gerekçelendirilmesi gerekir.
Kanun ayrımcılığı da ikiye ayırır: doğrudan ayrımcılık, engellinin hak ve özgürlüklerden karşılaştırılabilir durumdakilere kıyasla eşit şekilde yararlanmasını engelleyen, kısıtlayan veya zorlaştıran her türlü farklı muameledir. Dolaylı ayrımcılık ise "görünüşte ayrımcı olmayan" eylem, işlem ve uygulamalar sonucunda engellinin nesnel olarak haklılaştırılamayan dezavantajlı bir konuma sokulmasıdır. İkinci tanım, ayrımcılık iddiasının niyetten bağımsız olarak sonuç üzerinden kurulabileceğini gösterir; bir işe alım kriteri ya da bina düzeni, ayrımcı kastla konulmamış olsa da bu kapsama girebilir.
İşveren tarafı: ayrımcılık yasağı ve "makul düzenleme"
m.14, istihdam ilişkisinin her aşamasını kapsayan bir ayrımcılık yasağı kurar:
"İşe başvuru, alım, önerilen çalışma süreleri ve şartları ile istihdamın sürekliliği, kariyer gelişimi, sağlıklı ve güvenli çalışma koşulları dâhil olmak üzere istihdama ilişkin hiçbir hususta engelliliğe dayalı ayrımcı uygulamalarda bulunulamaz."
Yasak yalnız işe alımla sınırlı değildir; kariyer gelişimi ve çalışma koşulları da metinde açıkça sayılmıştır. Devamındaki fıkra bunu pekiştirir: çalışan engellilerin aleyhine sonuç doğuracak şekilde, engelinden dolayı diğer kişilerden farklı muamelede bulunulamaz.
İşveren açısından asıl yeni yükümlülük ise bir sonraki fıkradadır:
"Çalışan veya iş başvurusunda bulunan engellilerin karşılaşabileceği engel ve güçlükleri ortadan kaldırmaya yönelik istihdam süreçlerindeki önlemlerin alınması ve engellilerin çalıştığı iş yerlerinde makul düzenlemelerin, bu konuda görev, yetki ve sorumluluğu bulunan kurum ve kuruluşlar ile işverenler tarafından yapılması zorunludur."
"Makul düzenleme" kavramı burada bir tavsiye değil, zorunluluk olarak konumlandırılmıştır ve muhatabı doğrudan işverendir. Kanun kavramın içeriğini saymaz; ölçüt "engel ve güçlükleri ortadan kaldırmaya yönelik" olmasıdır. Uygulamada bu, fiziki erişimden çalışma düzenine, ekipmandan iletişim biçimine kadar uzanabilir.
Ayrıca iş gücü piyasasına kazandırılmaları güç olan engellilerin istihdam edildiği korumalı işyerlerinin statüsü ile usul ve esasları, ilgili bakanlıklarca müştereken çıkarılan yönetmelikle düzenlenir. Kanun korumalı işyerini m.3'te ayrıca tanımlar: iş gücü piyasasına kazandırılmaları güç olan zihinsel veya ruhsal engellilere mesleki rehabilitasyon sağlamak ve istihdam oluşturmak amacıyla Devlet tarafından teknik ve mali yönden desteklenen ve çalışma ortamı özel olarak düzenlenen işyeri. Tanımın iki unsuru sınırlayıcıdır: hedef grup zihinsel veya ruhsal engellilerdir ve statü devlet desteğine bağlanmıştır.
Eğitim tarafında da bir kategorik yasak vardır: "Hiçbir gerekçeyle engellilerin eğitim alması engellenemez." Engelliler, özel durumları ve farklılıkları dikkate alınarak, yaşadıkları çevrede bütünleştirilmiş ortamlarda, eşitlik temelinde ve ayrımcılık yapılmaksızın hayat boyu eğitim imkânından yararlandırılır (m.15). Özel eğitim ve özel sağlık tesisleri m.3'teki "umuma açık hizmet veren yapı" tanımında da sayıldığından, bu alandaki işletmeler hem hizmet hem yapı ekseninde yükümlülük taşır.
Yapı tarafı: "umuma açık hizmet veren her türlü yapılar"
Geçici m.2, erişilebilirlik yükümlülüğünü kamu yapılarıyla sınırlamaz. Metin şu üç grubu birlikte sayar:
- Kamu kurum ve kuruluşlarına ait mevcut resmî yapılar,
- Mevcut tüm yol, kaldırım, yaya geçidi, açık ve yeşil alanlar, spor alanları ve benzeri sosyal ve kültürel altyapı alanları,
- "Gerçek ve tüzel kişiler tarafından yapılmış ve umuma açık hizmet veren her türlü yapılar."
Üçüncü grup, özel sektöre ait otel, alışveriş merkezi, restoran, klinik, ofis gibi umuma açık her yapıyı kapsar. Kanun bu yapıların, yürürlüğe girdiği tarihten itibaren sekiz yıl içinde engellilerin erişebilirliğine uygun duruma getirilmesini öngörmüştür; süre başlangıçta yedi yıl iken 4/7/2012 tarihli ve 6353 sayılı Kanun'la sekiz yıla çıkarılmıştır. Bu süre uzun süre önce dolmuştur; dolayısıyla bugün yükümlülük geçiş süresi tartışması olmaksızın işlemektedir.
Ulaşım tarafı: üç ayrı yükümlülük
Geçici m.3 taşımacılık için ayrı bir rejim kurar ve burada yükümlülükler birbirinden farklıdır:
| Kim | Yükümlülük |
|---|---|
| Büyükşehir belediyeleri ve belediyeler | Şehir içinde kendilerince sunulan ya da denetimlerinde olan, sürücü koltuğu hariç dokuz veya daha fazla koltuklu araçlarla sağlanan toplu taşıma hizmetlerinin erişilebilir olması için gereken tedbirleri almak |
| Mevcut özel ve kamu toplu taşıma araçları | Kanun'un yürürlüğünden itibaren sekiz yıl içinde erişilebilir duruma getirilmek |
| Dokuz ilâ on altı oturma yerli araçlarla verilen toplu taşıma, turizm taşımacılığı yapılan araçlar, özel ve kamu şehirler arası toplu taşıma hizmetleri ile yolcu gemileri | 7/7/2018 tarihine kadar erişilebilir duruma getirilmek |
| Karayolu ile turizm taşımacılığı yapan veya şehirler arası toplu taşıma hizmeti veren gerçek ve tüzel kişiler | Engelli bireyin erişilebilir toplu taşıma hizmeti talebini azami yetmiş iki saat içinde karşılamak |
| Servis taşımacılığı yapan gerçek ve tüzel kişiler | Engelli personel veya öğrenciye talep hâlinde erişilebilir taşıma hizmetini sağlamak |
Dördüncü satır operasyonel planlamayı doğrudan etkiler: talebin yetmiş iki saat içinde karşılanması gerekir; bu, araç filosunun tamamının değil ama makul sürede tahsis edilebilecek bir kapasitenin bulundurulmasını gerektirir.
Ruhsat engeli: erişilebilir olmayan araca yetki belgesi yok
Geçici m.3'ün en sert hükmü, 6567 sayılı Kanun'la yeniden düzenlenen fıkradır:
"Bu fıkranın yürürlüğe girdiği tarihten sonra üretilen şehirler arası ve uluslararası yolcu taşımacılığı ile servis ve turizm taşımacılığı yapan araçlar dışında şehir içi yolcu taşıma hizmeti yapan araçlardan erişilebilir olmayanlara yolcu taşıma hizmeti için yetki belgesi, izin ve çalışma ruhsatı verilmez."
Hüküm bir geçiş süresine bağlı değildir; kalıcıdır. Kapsamı da dikkatle okunmalıdır: şehirler arası, uluslararası, servis ve turizm taşımacılığı araçları bu fıkranın dışında tutulmuş, kural şehir içi yolcu taşıma araçlarına özgülenmiştir. Yani şehir içi hatta girecek yeni bir aracın erişilebilir olmaması, doğrudan yetki belgesi alamaması anlamına gelir.
Taşımacılıkta yetki belgesi rejiminin genel çerçevesi ayrı bir kanundan doğar; bunu karayolu taşımada yetki belgesi ve yabancı plaka yasağı yazımızda ele almıştık. Turizm taşımacılığı tarafında ise seyahat acentesi ve turizm işletmesi belgesi rejimi devreye girer; turizm işletmesi belgesi ve seyahat acentesi rejimi yazımız bu ekseni işler.
Şehirler arası yolcu taşıma hizmeti ile şehir içi servis ve turizm taşımacılığı hizmetinin erişilebilir hâle getirilmesine ilişkin usul ve esaslar ise, ilgili bakanlıkların görüşü alınarak çıkarılan yönetmelikle düzenlenir (6567/1 ile eklenen fıkra).
Denetim komisyonu ve 2023 iptali
Yükümlülüklerin izlenmesi ve denetimi 2012'de kurumsallaştırıldı. 6353 sayılı Kanun'la eklenen fıkraya göre, geçici m.2 ile bu maddede belirtilen erişilebilirlik standartlarının ve yükümlülüklerinin uygulanmasının izlenmesi ve denetimi her ilde, ilgili bakanlıkların ve engellilerle ilgili konfederasyonların temsilcilerinden oluşan bir komisyon tarafından yapılır. İhtiyaç hâlinde birden fazla komisyon kurulabilir.
Aynı fıkranın üçüncü cümlesi, Anayasa Mahkemesi'nin 22/6/2023 tarihli ve E.2022/110, K.2023/115 sayılı kararıyla iptal edilmiştir; metinde bugün karşılığı yoktur. Komisyonun kuruluşuna ve çalışmasına ilişkin anlatımların 2023 sonrası metne göre kontrol edilmesi gerekir.
Ceza rejimi: her tespit ayrı, ama yıllık tavan var
Yaptırım iki farklı muhatap grubu için ayrı ayrı kurulmuştur ve mimarisi alışılmadıktır: ceza her bir tespit için uygulanır, ancak yıllık bir tavan vardır.
| Muhatap | Her bir tespit için | Bir yıl içindeki tavan |
|---|---|---|
| Umuma açık hizmet veren yapılar ve açık alanlar ile toplu taşıma araçlarının sahibi gerçek ve özel hukuk tüzel kişileri (ve yönetmelikle öngörülen yükümlülüklerini yerine getirmeyen gerçek ve özel hukuk tüzel kişileri) | 1.000 – 5.000 TL | 50.000 TL |
| Büyükşehir belediyeleri, belediyeler ve diğer kamu kurum ve kuruluşları | 5.000 – 25.000 TL | 500.000 TL |
Cezaları Bakanlık uygular ve tebliğinden itibaren bir ay içerisinde ödenir. Tahsil edilen tutarlar genel bütçeye gelir kaydedilir; ancak Kanun, bu tutarlar dikkate alınarak erişilebilirlik konusundaki projelerde kullanılmak üzere Bakanlık bütçesinde ödenek öngörülmesini düzenler — yani ceza geliri konuyla ilişkili biçimde bağlanmıştır.
Bu tutarlar kanun metnindeki hâlleridir; idari para cezaları 5326 sayılı Kabahatler Kanunu uyarınca her yıl yeniden değerleme oranıyla güncellendiğinden güncel miktar için ilgili yılın oranı kontrol edilmelidir.
Yıllık tavan iki yönlü okunmalıdır: bir yandan tekrar eden tespitlerin maliyetini sınırlar, öte yandan cezanın tek başına caydırıcı olmadığı anlamına gelir — asıl risk, yukarıda değinilen ruhsat ve yetki belgesi engelidir.
Kanunun diğer kanunlara dokunduğu yerler
5378, kendi hükümlerinin yanında başka kanunlarda da değişiklik yapan bir metindir. m.17 ve sonrasındaki maddeler; özel öğretim kurumları, kat mülkiyeti, devlet memurları, emlak vergisi, noterlik, karayolları trafik ve katma değer vergisi mevzuatına ilişkin düzenlemeler içerir. Bu nedenle bir uyuşmazlıkta 5378'e dayanılırken, ilgili değişikliğin işlendiği asıl kanunun güncel metnine bakmak gerekir; 5378'in kendi madde numarası çoğu zaman yalnızca değişikliğin kaynağını gösterir.
İşyeri açma ve çalışma ruhsatı süreçlerinde erişilebilirlik gerekliliklerinin nasıl konumlandığını da ayrıca kontrol etmek gerekir; ruhsatın beyan ve kontrol mekaniğini işyeri açma ve çalışma ruhsatında beyan ve bir aylık kontrol yazımızda incelemiştik.
Bu yazıdaki süre ve tutarlar kanun metnindeki hâlleriyle aktarılmıştır; belirli bir yapı veya araç için aranan teknik standartlar ilgili yönetmeliklerde belirlendiğinden, somut bir uyum çalışmasında güncel yönetmelik esas alınmalıdır.




